ölümle burun buruna gelmek

bir cuma günü yaşamışlığım. bundanbir kaç sene evveldi.

öğretmenlik yaptığım derstte bir karaktersiz kişiye sinirlendim. birikmişti her şey. zaten bahsettiğim bir rahatsızlığım vardı daha önceden. (bkz: tourette sendromu)

ama bu sefer öyle olmadı. gerginlik üzüntü. birden bayılıverdim. duyuyordum insanları ama tepki veremiyordum.sonrasında hiç olmayan bir şey yaşadım. nefes alamamaya başladım. hızlı hızlı nefes almaya çalışıyordum. gözlerim yumuktu. nefesim daralıyordu. nefes almaya çalışmam iyice hızladındı. iyice daraldım...gözlerim yumuktu kimseyi görmüyordum, nefes alamıyorum diyordum bir yandan...öleceğim sandım...öldüğüme inandım...aklıma şehadet getirmek geldi... herkesin içinde nefes alamazken...eşhedü...dedim...nefesim tekrar daraldı...bir öğrencimin sesini hatırlıyorum...ben eşhedi deyince...yapmayın hocammmmmm dedi yapmayın....ne olur....duyuyordum ama konuşamıyordum...etrafımın kalabalık olduğunu hissediyordum. ama bu önceki rahatsızlığım gibi olmamıştı. diğerinde kasılır düşerdim devam ederdim. ama bu sefer nefessiz kalmıştım...

ambulans çağırın dediler...koluma giren...ama kimseyi hatırlayamıyordum... en son ambulansın geldiğini duydum...sedyeye koydular...acile kaldırdılar...oksijen...serum...ilaç....uyuttular...gözlerimden yaşlar da akıyordu...gergindim...uyudum epey...öğrencilerim de gelmişti ziyarete...kalkın hocam ders işleyeceğiz diye... o halimde espri yapmaya çalıştım...tahtayı getirin...

sonra kendime geldim. iki gündür dinlenmeye çalışıyorum...
yarın okul...ve ben yine kendini bilmeyen, nerede ne konuşacağını bilmeyen insanlarla muhatab olacağım... ve insanlar hep benden fedakarlık ve anlayış bekleyecekler...
devamını gör...
ölüme bir karış, ölümün nanik yaptığı anlar.

küçükkende olmuştur muhakkak da insan hatırlamıyor, üstelik benimle fazla ilgilenen, kollayan da olmadığından herhalde, hakkımda efsane hikayeler dinlemedim açıkçası.
ileri yaşlarda yaşadığım özellikle iki hadise, bu konuda açığımı kapadı diyebilirim. ilkinde yalnızdım, tabi yapayalnız değilde, tam da ölümün kapıyı çaldığı an tek başımaydım. etraf çığlık ve kaçışan insanlar. yine bir şubat günüydü, evet 16 şubat 1969. abd 6. filosu demir atmış marmaraya. o günler türkiye işçi partisi eminönü ilçe gençlik kolu başkanıyım. bizim partinin ve bir çok gençlik örgütü ve derneğin öncülüğünde taksime doğru yürüyoruz. itü yü geçmiş, taksime yaklaşıyoruz, bir anda polis arabaları korteji kesti, yarımız taksime doğru ilerlerken esas kalabalık geride kalmıştık. itiş kakış başlamıştı. kalabalık nizamını yitirmişti. ne kadar zaman geçtiğini hatırlamıyorum, birden polislerin çekildiğini fark ettim, taksime doğru koşmaya başladık bir grup, o anda taksim tarafından insanların feryat figan indiğini, koşarak indiğini gördüm, peşlerinde polis değil ellerinde döner bıçağı benzeri envay kesici alet olan garip kıyafetli insanlar. kimisi acayip sakallı, cübbeli insanlardı. kalakalmıştım yolun ortasında. kulaklarımda haykırışlar ve yüreğimin telaşlı çarpıntısı. bir anda kenara attım kendimi, kalabalık silahlı ve geliyorlardı, dedim oğul buraya kadarmış, sonra benim bu donmuş halimi gören biri çekti elimden, tanımıyordum, birlikte bir binanın zeminine sığınmıştık. çok sonra fark ettim. kalabalık haykırarak gümüş suyundan aşağı akıyordu. bekledik bir zaman, ortalık sessizliğe bürünmüştü. dışarı çıktım. teknik üniversiteye geldim. facianın büyüğü orada yaşanıyordu. tanıdık tanımadık bir sürü yaralı, kan revan. ölümlerden bahsediyorlardı. hemen ilçeye gittim, ilçemiz üyesi ermeni bogosun komada olduğun öğrendim. hastaneye koştuk ameliyata almışlardı, kesin olan iki ölü, yüzlerce yaralı vardı geride. tarihe kanlı pazar diye yazıldı bu hadise.

öteki hadise, uzun yazmama gerek yok, kanlı 1 mayıstı. eşimle kürsüye yakındık, kemal türklerin konuşması sürüyordu, coşkuyu uzaktan bir silah sesi kesti, daha ne oluyor demeden otelden, sular idaresi tarafından yoğun ateş başlamıştı. yığın namaza durur gibi secde etmişti yere. bir an ayakta kalmış, bu inanılmaz görüntüye şahit olmuştum. ardından panzerler ve ses bombaları, kalabalık kürsüye doğru panik içinde geliyordu. bir an düşündüm, eşimin elini sıktım, sürükler gibi kürsünün hemen arkasına geçtik, sıtkı coşkun megafon elinde bağırıyordu. konuşmacıları, türkleri, apaydını arabaya bindirdiler, eşimi paniğin içinden çıkarabilmiştim. bir anlık gecikmede ezilmek kaderdi adeta. sene 1977 1 mayıs.
devamını gör...
az önce başıma gelendir. bardağın dibinde su kalmış içiyim lavaboya dökmiyim derken nefes boruma gitti 20-30 saniye nefes alamadım. hayatımda ilk defa bu kadar gereksiz bi şekilde ölümle burun buruna geldim ölsem acayip zoruma giderdi.
devamını gör...
askerdeyken başıma gelen şey. 2005 senesi olsa gerek. şemdinlide aponun yakalanış yıl dönümü sebebiyle gösteri yapılacağına dair istihbarat geldi. biz de iki tim şemdinli vadisinin girişi olan şapatan geçidine gönderildik. yol emniyeti için. gece boyu yorucu bir intikalin ardından yolu gören bir tepede mevzilendik. akşama kadar bekledik. herhangi bir vukuat olmadı. akşam güneş batınca tekrar şemdinliye doğru intikale başladık. gece yarısı daha yolun yarısındayken bilmediğimiz bir sebepten ötürü yakındaki bir tepeye gitmemiz söylendi. tepeye varıp mevzilendik. bir müddet sonra nereden geldiğini bilmediğimiz bir yerden tam bulunduğunuz tepenin yanındaki tepeye atış yapmaya başladılar. havanlar, ağır makinalılar, gümbür gümbür. havai fişekler gibi dağdan taştan seken izli mermiler tepemizde uçuştu. ne yapacağımızı şaşırdık. hemen şapatan karakoluna anons yaptılar ateş altındayız diye. sonra onlar da diğer karakollara anons yapmışlar. meğer bizim intikal halinde olduğumuzu bildirmedikleri bir karakol 50 kişilik terörist grubu görüntüsü aldık diye atışa başlamışlar. Allahtan doğrudan üzerimize atış yapmamışlar. yoksa 50 kişiyi telef edeceklerdi. hep anlatırlardı bu tür hadiseleri. canlı tanığı olmak bambaşka.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar