ömrüm

cem karaca'nın nadide şŸarkısıdır.

sendelesen bile bazı yürümek var ya
oh ne rahat deyi verip yayılmak varken
kim demişŸ köşŸe başŸında tezgah kurmuşŸlar
düşŸmüşŸ işŸportalara sevdan gibi sevdalar

doğŸuşŸtaki o dehşŸetli güzellik bile
nereden gözlersen gözle
dolu dolu gözyaşŸı ile kan ile terle
değŸil mi ömrüm

elalemdir neler derler yaşŸamak var ya
ã–küz altında buzağŸı aranırlarken
o ki bir an için tuz basılır yaralara
hasretlerden süzülünür sevda gibi sevdalar
devamını gör...
cem karaca'nın nadide şarkısıdır.

sendelesen bile bazı yürümek var ya
oh ne rahat deyi verip yayılmak varken
kim demiş köşe başında tezgah kurmuşlar
düşmüş işportalara sevdan gibi sevdalar

doğuştaki o dehşetli güzellik bile
nereden gözlersen gözle
dolu dolu gözyaşı ile kan ile terle
değil mi ömrüm

elalemdir neler derler yaşamak var ya
öküz altında buzağı aranırlarken
o ki bir an için tuz basılır yaralara
hasretlerden süzülünür sevda gibi sevdalar
devamını gör...
bir grup çığ türküsü:

durdurun giden zamanı
götürüyor her anımı
bahara benzer ömrümün
döndürüyor kışa beni
çeviriyor kışa beni

oy ömrüm oy ömrüm oy
oy ömrüm ömrüm
oy ömrüm oy ömrüm oy

ötme garip bülbül ötme
beni gam kedere atma
bir hayırsızı sevmişem
bir hayırsızı sevmişem
beni dertten derde koyma
beni gam kedere atma
oy ömrüm oy ömrüm oy
oy ömrüm ömrüm
devamını gör...
bir tek -o- nun ömrüne kattığım, her anında -o-nunla olduğum için şükrettiğim, -o- olmadan düşünemediğim hayatımdır.
devamını gör...
saatler zamandan kopmuş...
ömrüm! gitmeler kadar zamansız, bitecek misin?

#s/1x1bib" target="_blank">http://fizy.com/~~~capture0...
devamını gör...
tabii çığlıklarla başladı. çığlıklarıma sevinç gözyaşları karıştı. o vakit cennet kokuyordum. bebeklik mefhumum, metfun olduğu vakit: dilimden kelimeler döküldü. kırık dökük kelimeler. gözlerimle tanımlamaya başladım dünyayı. büyüklerimin huzurunda büyümeye başladım, gün gün. seneler, nehrin ortasına düşen minik bir taşın dalga dalga büyümesi ve kıyıda son bulması: hızında geçti. her dalga bedenimle birlikte, ruhumu ve aklımı büyüttü. çocukluğum, gün gibi batarken geçmişin koynunda: sarı, pembe ve kırmızı renkli irin dolu sivilcelerle nihayet buldu. cismim sertleşti, aklım sertleşti, gönlüm netleşti. ergenliğin ilk ayak izlerinde ''aşk'' ile karşılaştım. aşk mı? his mi? gaflet mi? koca bir hiç olduğunu söyleyebilirim, şimdi ki aklımla.

sonra bir deli tufan, bir koca fırtına, bir deli fişek, bir sabırsız atak, bir volkan... acar oğlu acar bir gençlik. nasihat işlemedi kulaklarıma ve kulaklarımdan girip sirayet etmedi hiçbir yerime. dilimi kelam bürüdü, boş bir plak. haylaz ve destursuz bir dünyaydı, yaşadığım. bu zikredilen dönemlerde: mektep ve kıraat ile hayatın sığ sularında kulaç atmaya başladım. araç ve illa ki araç oldu: ikra gerçeği. amaç ve illa ki amaç olgusundan bihaberdim.

*
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar