önsöz

yılmaz erdoğan ın yeni bir sayfada sana bakmak isimli şiirinde geçer. söyle ki;

"ben sana gülüm derim gül sana benzediği için ölümsüz,
yazdığım tüm şiirler sana başlayan bir kitap için önsöz..."

devamını gör...
okumak için elinize aldığınız kitapta okunmazsa olmazıdır;

"hiç önsöz okumadım sıkılıyorum önsöz okurken" sıkça karşılaştığım okur sitemdir, ola ki aramızda da vardır da bu çağrıya kulak verir belki, biraz rahatsız edeyim istedim, nedenlerini de anlatayım istedim, 'önsöz' bölümünü okumadan atlayan biri belki merak eder de kitabın garip bırakılmış önsöz sayfasını okusun istedim.

'önsöz okumayan insan' sitem ettiğim insandır; kitap okuyan ve okuma alışkanlığı olan insanlardır öncelikle bunlar evet, toplumun diğer kesiminden sıyrılmış, belli bir kültür potansiyeline ulaşmış, kafası çalışan, farklı farklı alanlarda ilgisi ve bilgisi olan insanlar. bunların arasında yapılan söyleşilerde sohbetlerde önüme 'temcit pilavı' gibi sunalan bahaneyi bir kurcuklama işlemi. 'önsöz okumadan kitap okunmaz', zira bir çok şey kitabın esasında önsözünde gizlidir ve nerdeyse kitabın kavrayış noktasıdır. bazı önsözlerde öyle özel bilgiler gizlidir ki, öyle hazineler vardır ki kitabın tamamını okusanız dahi o bilgiye ulaşamazsınız, cünkü bu 'içindekiler' bölümü gibi değildir, başkadır, bambaşka neyse;

artık vazgeçtim zaten anlatmaktan da son bir kez de yazayım dedim; düşünün artık kitap okuyan kaç kişi varsa bellidir oranı 5 kişiden 3 tanesi önsözü es geçiyor yazıktır, günahtır, emektir artı kitabı yazana saygısızlıktır, vesselam.

yani kıssadan hisse; "önsöz okumayan kitap okudum, bitirdim demesin"..
devamını gör...
sözün özü olabilir lakin okunacak kitabın bir özeti değildir. bu önsöz denilen yazılarda genellikle yazar dışında biri, kitap hakkında kendi öz be öz düşüncelerini aktarır. kitap hakkında bilgi almak isteyenlerin arka kapağa bakmaları daha isabetli olur.
devamını gör...
bir gülşen şarkısı.

#s/1d78mk" target="_blank">http://fizy.com/~~~capture0...


farkım da yoktu diğerlerinden ama
bi' sakat belalı hummalı mı geldim
uygun adım gidemem dedim ilk günden
bu yüzden mi bi' farklı geldim

ayırması bu kadar zor mu
görünenle gerçeği karıştırdın
vasat aşklardan geçenleri
sarsabilir şiddeti aşkımın

severse soldan silerse sağdan inersin
hoppa dönerse gözüm
daha bunlar ne ki göreceklerinin yanında
kalır ancak önsözüm
devamını gör...
önsöz

siz evet siz
hiç kavrayabilir misiniz
niçin
bunca alay ve küfür sağanağı altında dingin
bir tabağa koyup da ruhumu
gelecek yüzyılların şölenine sunduğumu?

büyük meydanların sakalı uzamış çehresinden
hiç bir işe yaramaz bir gözyaşı halinde akıp giden
ben
belki de
son şairim.

ve bilmenizi isterim
nasıl
salınır da salınır çakıllı yollarda
ve teli üzerinde dalların
yüzü sıkıntıyla boydan boya yarılmış
ve hep kaçan ırmakların bol köpüklü enselerinde nasıl
demirden ellerini kemirtir köprülere
ve gökyüzü nasıl
gürüldeyen gürültülerle
döker o sonsuz gözyaşlarını
ve küçük buluttaki kocaman ağzın kıvrımında nasıl
ufacık bir alaycı gülümseyiş belirir:
cici bir bebek beklerken
tanrı’nın
karnından biçimsiz sakat bir oğlanı
çıkarıp fırlattığı bir kadın gibidir.

kızıl saçlar arasında tıknaz bodur parmaklar
arılara özgü bir süreklilikle okşadı sizi hep güneş.
ruhunuz var mı sizin?
ruhunuzda öpücük yağmuru altında bir esir
bakın işte başını almış gitmektedir.
işte ben
sıyrılıp her türlü dehşetten
gün ışığının nefretini çağdan çağa taşıyan ben
demirden kirişler halinde gerilmiş ruhumla ben:
imparatoru lâmbaların!
gelin
hepiniz için yerim var!
sessizliği paramparça eden kim
benim
ve benim güneşim boğucu kementlerine başkaldırıp haykıran

şimdi de sözcüklerle
hani o basit
hani o öküz böğürmelerini andıran
sözcüklerle ben
yeni ruhlarımızın yaylarını titreten ruhlarımızı
parmaklarımla şöyle bir dokunacağım başlarınıza
o kadar
ve dudaklar bitecek dokunduğum her yerden
en büyük öpüşlere uygun dudaklar
ve bir dil fışkıracak
tüm halklara geçerli bir dil
yürekten
aksak ruhumla ağır ağır
tahtıma ilerleyeceğim
eldendüşme göklerden yontulmuş yıldız deliklerle süslü tahtıma
kurulup yerleşeceğim
pırıl pırıl
üzerimde tek ziynet tembellik olacak
ve sahici gübreden en yumuşak minderler kıçımın altında
kurulup yerleşeceğim
ve rayların dizlerini okşamaktan usanmış lokomotif tekerleri
gelip sevgiyle boynumu okşayacak.

(bkz: vladimir mayakovski)
devamını gör...
marmara sbe'nin tezlerde bir sayfayı gecmemesini sart koştuğu, ufak bir giriş ve teşekkurden oluşur.
o girişi yazmak zor amma teşekkür kısmını yazmak cok zevkli.
devamını gör...
[kütp.] [yazb.] genellikle yazarca kaleme alınan, kitabın yazılış amacını, konusunu, konunun işleniş biçimini, özgün yönünü açıklayan ya da hazırlanmasında emeği geçen kişileri belirten yazı.

(alm. vorwort, n, vorbemerkung, f, einleitung, f; fr. préface, f, avant-propos; ing. preface, foreword; esk. dibace, mukaddime)

*
devamını gör...
çok uzun olması kitaptan soğutan bölüm.. otuz-kırk sayfayı bulan önsözler var..

"kitabın yazarının önsözü, asıl dilinden ingilizce'ye çevirenin önsözü, ingilizce'den türkçe'ye çevirenin önsözü, yazarın hayatı, çevirmenlerin hayatı, ikinci baskı üzerine, üçüncü baskı üzerine......."
devamını gör...
farsça’da dibace anlamına gelir. dibace demişken bir şiir bırakalım bu tanıma:

“yaşamak çarpısı derlerdi buna, yaşamak çarpıntısı.
ne acelemiz vardı? kime kavuşacaktık?
yokuşu göze almak mı? niçin?
bir geçit
nereye açılmak için gerekli bize?
susmak bilmiyordu tepemizde ses, saklı ve açık:
tamamla çabuk! çabuk bitir! hadisene!
sese bühtan etmedi aramızdan hiçbiri
değil mi ki hepimiz
işaretli ve yarım
dünyaya sarkık. “
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar