osiris

mısır'ın cenaze tören­lerinin baş tanrısıdır.

özellikle vı. hane­danlıktan itibaren mısırın tanrı panteonlarından biri haline gelmiştir. başlangıçta karanlıklar tanrısıdır. daha sonra birçok sitedeki mahalli tanrıların yerine geçmiş ve onların fonksiyonlarını üstlenmiştir. meselâ, busiris'de kral-tanrı, andjty'nin, abydos'ta cenaze tanrısı khentamentiou'nun ve memphisk'te sokaris'in sıfatları ile vasıflandırılmıştır. bütün bu asimilasyonlar, osiris'in şahsiyetini meydana getirmiştir. böylece osiris, hem tanrı-kral olmuş, hem de cenaze işleri ile ilgili bir fonksiyon üstlenmiştir. bu du­rum ilk teoloji denemelerinde formüle edilmiştir. heliopalis'de osiris, re'nin gü­cü ile karşılaşmıştır. geb ve nout'un oğ­ludur. seth'in kardeşi, isisin ise hem kardeşi hem de kocasidır. yunanlı tarihçi plutarque, kardeşi seth'in nasıl intikam aldığını anlatır. bunun için seth kardeşini bir sepete koyarak nil'e bı­raktığını rivayet eder. daha sonra kocası­nı arayan isis, onun kalıntılarını bularak, yeniden tanrı osirisi yaratmaya çalışır. neticede osiris€'in parçalarını yeniden canlandıran isis, tanrı osiris'i yeniden hayata kavuşturur. bundan sonra osiris, yeryüzünde değil yeraltı dünyası olan ölüler dünyasında yaşamayı tercih etmiştir. böylece ölüler dünyasının kralı olmuştur. oğlu horus, babasının intikamını almak için atılmıştır. seth'in erkeklik organını koparmıştır. horus'un ise gözü çıkmış, tanrı toth her ikisine de şifa vermiştir. eski mısır dini tarihi bu tip efsanelerle do­ludur.
devamını gör...
mısır mitolojisi'nde en önemli tanrılardan biridir. tanrıçaisis'in evinin direği, oğlunun babası. kardeşi settarafından öldürülüp parçalanır ve parçaları nilnehrine atılır, durumu öğrenen isis osiris'in parçalarıı bulur bir araya getirir ve hayat verir. böylece osiris yeniden doğuşun, sonsuz hayatın, dirilişin simgesi olur. kural koyucu, koruyucu ve ölülerin yargıcı olarak kabul görür.
devamını gör...
''mısır, tarihinin ilk dönemlerinde farklı kabilelerden, daha sonra da farklı nomoslardan oluştuğu için, mısır panteonu çok sayıda tanrı ile doludur.

aşağı ve yukarı mısır’ın birleşmesinden önce yerel bir çok kült vardı ve her kabile farklı bir tanrıya tapardı. bu kültler en sonunda, aşağı mısır ve yukarı mısır krallıklarının dinini oluşturmuştur. bu sistem her kabilenin inançlarından izler taşıyordu. ayrıca, bir savaş sonrasında, yenen kabile, yenilen kabilenin tanrısını da kendi panteonuna dahil ediyordu.

birleşme olduğu zaman ise hanedan soyunun en büyük tanrısı horus, en büyük tanrı olarak kabul edilmiştir. horus hakkında çok fazla bilgimiz yoktur. fakat horus’un bir gök-tanrı olduğu sanılmaktadır. ayrıca firavunun da yaşayan horus olarak görülmesi de bu kült ile ilintilidir.''

horus kültünün yanında seth kültü de halk kitleleri arasında varlığını korumuştur. yukarı mısır’da yaygınlığını koruyan seth kültü hanedanlar zamanında da devam etmiş, özellikle de ikinci hanedan zamanında seth bir süre horus’un yerine en büyük tanrı olarak tanınmıştır.

horus ile seth arasındaki bu çekişme sonraki dönem mitolojisine de yansımıştır. seth kültü mısır’da uzun süre varlığını sürdürmüş ve daha sonra göreceğimiz gibi, seth kötü güçlerin temsilcisi olmuştur.

mısır’ın arkaik dönemine baktığımızda farklı yerlerde farklı tanrıların önem kazanmış oldukları görülmektedir. heliopolis’de ra , memfis’de ptah , busiris’de osiris önemli tanrılar arasındadır.

heliopolis yaradılış efsanelerine göre , atum/ra tek bir erkek tanrı olduğu için , ancak masturbasyon yolu ile başka varlıkları meydana getirmiştir. piramit metinlerine göre , atum/ra “ erkeklik organını elleri arasına alıp , fışkırtarak ikizleri meydana getirdi : şu ve tefnut .”

adını “kaldırmak” anlamına gelen bir sözcükten alan şu, yunan mitolojisindeki atlas gibi gökyüzünü taşır. aslında şu havayı sembolize etmektedir.

tefnet ise şu’nun ikiz kardeşi olduğu gibi aynı zamanda karısıdır. kökeni daha eskiye hatta güneş kültüne dayandığı zannedilen tefnet daha çok havadaki nemi ve yağmuru sembolize eder. bazı metinlerde kardeşi şu ile beraber , güneş’in doğuşundan itibaren gökyüzünü taşır.

şu tefrut çiftinden iki önemli tanrısal varlık doğar. bunlar geb ve nut’tur. erkek olan geb mısır toprağını, daha genel olarak da yeryüzünü temsil eder. dişi olan nut ise gökyüzüdür. burada mısır mitolojisinin hint-avrupa mitolojilerinden farkını görürüz. hint-avrupa mitolojilerinde genelde yeryüzü dişidir. efsaneye göre geb ve nut önceden birbirlerine yapışık iken daha sonra şu tarafından birbirlerinden ayrılmışlardır.

geb ve nut’tan ise dört tanrı doğar : osiris, ısis, seth ve nephthys .

Bu konuda Plutarkhos’un “De Iside et Osiride “ adlı eserinde ilginç bir mitos vardır. Plutarkhos asıl söylenceye sadık kalmasa da , efsane doğa olaylarını açıklaması açısından da önemlidir. Efsaneye göre Ra’nın karısı Nut, Geb’i kendisine aşık eder. Bunun üzerine Ra Nut’a bir ceza verir ve ona yılın hiç bir ayında ya da gününde çocuk sahibi olamayacağını söyler. Ra’nın emirleri hiç bir zaman reddedilemeyeceği için Nu çareyi Thot’tan yardım istemekte bulur. Thot uzun uzun düşündükten sonra aklına iyi bir fikir gelir. Ay tanrıçası Selene’ye gider ve onu tavla oynamaya davet eder. Tanrıça bu oyunu kaybederse aydınlık bölümlerinden yedide birini Thot’a verecektir. Oyunu Thoth kazanır. Selene aynen söz verdiği gibi ışığının yedide birini Thot’a verir. Thoth tanrıçadan aldığı ışıktan beş gün yaratır ve bu günleri yıla ekler. Böylece Nut,hiç bir yıla ve aya ait olmayan bu beş günde doğum yapabilecektir. Nut’un Osiris, Horus, Set, İsis ve Nephtys adlarında beş çocuğu olur. Osiris birinci günde , Horus ikinci günde, Seth üçüncü günde , İsis dördüncü günde ve Nephtys beşinci günde doğarlar.''

(bkz: erhan altunay)
devamını gör...
--- alıntı ---
Diodoros'a göre yeniden doğuşunu kurt kılığında gerçekleştiren Osiris, Eski Mısır'da kurtla ilişkilendirilen Sirius-B yıldızıyla bağlantılıdır. İşin ilginci, Eski Türk tradisyonlarında da, Gök-Kurt, tanrının yerdeki şekillenmiş sembolü olarak kabul edilirdi. Hatta daha da ilginci, Çin tradisyonlarına göre "Göksel saray"ın (Büyük Ayı) bekçisi "Göksel-Kurt" Sirius yıldızıdır... Konuyu Osiris'ten Sirius'a çekerek dağıtmak istemiyorum ama son bir şey daha eklemeden yapamayacağım: Sirius sisteminin üç yıldızdan oluşması nedeniyle kullanılan "trident" veya "trisula" olarak adlandırılan bir üç dişli asa vardır. Peru'daki Nazca Vadisi'ndeki dev çizimlerden biri olan bu sembol eski Yunan tradisyonunda Poseidon'un, Hinduzim!de Şiva'nın, Hitit tradisyonunda Teşub'un ve Urartu tradisyonunda Teişeba'nın elinde görülür. Ankara'ya yolu düşenler, Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde elinde tridentiyle resmedilmiş Teşub'u görebilirler...

--- alıntı ---
devamını gör...
iflah olmaz bir progressive rock sever olarak yeni öğrendiğim grup. ilk izlenim olarak özellikle melodik yapıları bakımından camel etkisi bir hayli fazla gibi, camel şarkısı diye dinletseler inanacağım düzeyde dersem abartmış olmam. bu kötü bir şey mi değil tabii.
devamını gör...
haklarinda bilgiye ulasmak cok zor olan, taninmisliklari pek olmayan grup. camel'dan etkilendiklerini gururla belirttikleri bir roportajlarinin oldugunu okumustum.
devamını gör...
mısır tasavvufunda, bir kişi gayb bilgilerini elde etmek istediğinde teb veya menfis'teki ibadethaneye başvurarak ihtiyaçlarını arz ederlerdi. ibadethanede osiris rahibi öğrenciyi sorguya çeker, kim olduğunu, nerden geldiğini, nerede eğitim-öğretim gördüğünü sorardı. eğer öğrenci ledünnî bilgiye kabiliyetli görülürse alıkonurdu. bu yetenek görülmediğinde ise öğrenciyi kapı dışarı ederlerdi. hakikat aşkının görüldüğü düşünülen öğrenciyi büyük rahip onu arkasından çağırıp büyük kapılardan, iç avlulardan, kaya içine açılmış üstü açık bir geçitten geçirirlerdi. bu geçidin sonunda küçük ibadethaneler vardı. izisin heykelinin bulunduğu yerde şu yazılı idi "hiçbir fani benim nikabımı (peçemi) kaldıramamıştır."

ve rahip sırlardan bir sır verir öğrenciye;

"burası gizli ve en kutsal yerdir. şu iki sütuna bak kırmızı olanı ruhun, osiris'in nuruna yükselişini canlandırır. siyah olanı da ruhun madde içinde hapisliğine işaret eder..."
devamını gör...
arap yarimadasindan cikan ilk progressive rock grubu. arap ezgileri ile muziklerini harmanlayarak kendilerine has bir tarz olusturmuslar. cok bilinmeyen bir grup ama dinleyeni cok sever. 2011 tarihli konserlerinden bir kesit *:
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar