osmanlı ruhunun yeniden canlanması hususunda *comün

osmanlı ruhu nedir?
osmanlı; adalettir, medeniyettir, adanmışlıktır, inançtır, ilericiliktir. “osmanlı imparatorluğu, bir sınır beyliğinden islam dünyasının en güçlü devleti haline gelmiş zamanın emperyal devletleri gibi fethettiği diyarları istila etmemiş,talan etmemiş, zorla dinine döndürmemiş zorla dilini konuşturrmamıştır.aksine fethettiği yerleri imar etmiş, insanların inanışlarına saygı göstermiş hatta inanışlarını, dillerini rahatça yaşamaları için kolaylaştırıcı bir takım girişimlerde bulunmuştur.nitekim 19 y.y. da istanbul'da gayr-i müslime ait ibadethane sayısı camii ve mescitleri geçmiştir.osmanlı ruhu geçmişine sahip çıkmaktır. öksüz,yetim bırakılan toplumların tekrar yüzünü güldürebilme isteğidir.osmanlı ruhu; komşun açken tok yatmak değildir. osmanlı ruhu ; zenginin fakiri hor görmediği, fakirin ise zengine buğuz etmediği sıcak bir ailenin çatısıdır. osmanlı ruhu; bir yanağına tokat yiyip diğer yanağını uzatan değil, haksızlığa ,zulme karşı dik durabilmektir.osmanlı ruhu filistin olmaktır,arakan olmaktır,doğu türkistan olmaktır,bosna olmaktır,kahire,şam,bağdat olmaktır.


cumhuriyet türkiye'sinde osmanlı ruhu...
ulusalcı kesim olarak da varlıklarını sürdüren cumhuriyet türkiyesi üyelerinin nazarında; gerici, yobaz,batıya karşı dolayısıyla yeniliğe,moderniteye karşı, şeriatçı kafa kesen puştlar olarak toplumumuza kabul ettirmeye çalışan bu beyaz türkler ya da jön türklerin torunları olan bu şahsiyetler hiç bir zaman osmanlı'yı sevmediler,sevene de müsaade etmediler.onların hüküm sürdüğü yıllarda osmanlıyı seven birisi açıkça bunu söyleyemezdi. söylese bile toplumsal hayatta ağır ambargolara maruz kalıyorlardı. osmanlının sadece saraylarına, yalılarına ve özellikle mimari sanatlarını kabul eden bu zihniyet devlet-i aliyye'nin siyasi,ekonomik,askeri,eğitim,dini ve sosyal yaşantı alanındaki mirasına orman katilleri gibi sinsice bazen de alenî bir şekilde yok etme girişimlerinde bulunmuş ve maalesef bunda kısmende olsa başarılı olmuştur.kısacası cumhuriyet türkiyesi'nde osmanlı ruhu, tavan arasında unutulmuş bir bacağı kırık sandalye gibidir.sonsuza kadar hiç bir şeye yaramayacak muamelesiyle kendilerince tarihin arka odalarına kilitlediler ya da kilitlediklerini sandılar.

osmanlı ruhunun varolmasına etki eden unsurlar...
batılı gezginlerin gözlemleriyle bu unsurları ele alacak olursak;
yardımseverlik,vakar olmak,ilim ehli olmak,empati yapabilmek,dürüst olmak,namuslu olmak v.s.
bir gezgin şöyle diyor:
-istanbul'un fakir bir semtinde sadaka taşları dedikleri bir mermer sütuna zengin osmanlı mensubu, bir ihtiyaç sahibinin ihtiyacını karşılaması için taştaki oyuğa bir miktar para koydu.aradan bir hafta geçmesine rağmen kimse elini sürmedi.
bu çok küçük bir örnek.yine istanbul'a gelen bir gezgin kafilesi mütevazı bir at arabasıyla eşyalarını, kalacakları semte getirip orta yere yığarak anlamsızca etrafı süzerken yanlarına yaklaşan bir osmanlı beyfendisi:
-hoş geldiniz.kalacak yeriniz yok ise size yardımcı olayım.
gezginler biraz endişe içerisinde kabul ettiler.bunun üzerine osmanlı beyfendisi:
-o halde benimle gelin, kalacağınız yeri göstereyim sonrasında gelip eşyalarınızı alırsınız.
aralarından biri:
-burada açıkta mı kalacak eşyalarımız? alıp götürürler, bu dediğiniz pek mümkün görünmüyor bayım!
osmanlı beyfendisi:
-merak etmeyin.eşyalarınıza hiçbir şeyin olmayacağını size temin edebilirim.şayet öyle bir şey olursa ben tanzim ederim.
buna ikna olurlar ve oradan ayrılırlar.
osmanlı ruhunun var olmasına savaşta yenemeyen garbın, bu manevi değerlerimizi bozarak bizi mağlup etmeye çalıştığı ana kaynaktır.



yeni türkiye'nin duruşu nedir?
2000'li yılların sonuna doğru türkiye ekonomik kazanımların yanında sosyo-kültürel olarak da bir çok kazanım elde ettikten sonra gözünü ortak tarihi geçmişi olan coğrafyalara çevirdi.kosova'dan bağdat'a, mısır'dan azerbaycan'a kadar olan bir çok tarihdaşlarımızla bir araya geldi.gümrük antlaşmaları,karşılıklı vizelerin kaldırılması suretiyle sınırların ortadan kalkması bizi birbirimize daha çok yaklaştırdı.özellikle berberî ve arap toplumlarında bir uyanış bir kıpırdanış meydana geldi.kosova'da ahmet davutoğlu'nun kendisine sorulan:
-efendim sizin bu çabalarınız batı'da neo-osmanlıcılık olarak adlandırılıyor. buna cevabınız nedir?
a. davutoğlu buna karşılık şu tarihi cevabı veriyor:
- avrupa birliği,gümrük birliği gibi oluşumlarla avrupa bir araya gelip tek güç olduklarında kimse onlara neo-roma http://demedi.biz ortak mirası olan,ortak tarihi olan kardeşlerimizle bir araya geliyoruz.eğer bu neo-osmanlıcılıksa evet neo-osmanlıcıyız.
daha sonrasında yine a.davutoğlu'nun arakan ziyareti,r.tayyip erdoğan'ın lübnan'da miting düzenlemesi halkı arapça selamlaması,mısır'daki olağanüstü karşılanması,libya'da yine binlerce kişi tarafından havalimanında karşılanması yeni türkiye'nin osmanlı ruhuna bakış açısını ortaya koymaktadır. yine muhalefetten birilerinin bizim" ortadoğu çöplüğünde ne işimiz var? sorusuna " o çöpük dediğiniz şam'ı şerif bilmişiz,kudüs'ü kardeş bilmişiz,kahire'yi dost bilmişiz" çıkışıyla yine yeni türkiye'nin osmanlı ruhuna bakış açısını ortaya koymaktadır.
avrupayı neden korkutuyor?
cennet mekân abdülhamid döneminde hindistan'da ingilizlere karşı bir isyan başlar ve dönemin ingiliz kralı islamiyet'in halifesi abdülhamid'den bu isyanı durdurmasını ister.bunun üzerine sultan abdülhamit bir mektup gönderir ve isyan kesilir.bunu gören batı bir mektupla isyanı durduran birisi yine bir mektupla isyan çıkarttırır.sanırım bu örnek yeter.


osmanlı ruhunun yeniden canlanması *comün...
-iyi midir? -kötü müdür?
-faydası nedir? - zararı nedir?
-olumlu yanları ve olumsuz yanları nelerdir?
devamını gör...
öncelikle şunu belirtmek gerekir ki osmanlı ruhunu oluşturan osmanlı hanedanı değildi aksine osmanlı toplumlarıdır. bu toplumları da bir arada tutan devletin her topluma olan yaklaşımı ve içinde barındırmış olduğu halkların yaşama haklarına karşı olan saygısıydı. bunu temin edebildiği ve bu güven ortamını tesis edebildiği için devlet 624 yıl ayakta kalmayı başarabilmiştir. osmanlı toplumları ise devletlerinin yıkılmaması adına bir döneme kadar ellerinden gelen her şeyi yapmışlardır. sahip çıkmışlardır. bir çok isyan ve darbe atlatmasına rağmen devletin ayakta kalması için azami çaba göstermişlerdir.

günümüze gelecek olursak ben böyle bir ruhun tekrardan canlandırılması konusunda ümitvâr değilim. halk olarak bir çok konuda ihtilaflarımız var, bizi birleştirecek unsurlar yerine bizi ayrıştıran unsurlar üzerine sürekli konuşuyor ve birbirimizden daha da uzaklaşıyoruz. osmanlı devleti evet artık ben varım dediği zaman fatih sultan mehmet zamanına denk gelir. yani devletin kuruluşundan yaklaşık 150 yıl sonraya. türkiye cumhuriyeti kurulalı daha 100 yıl olmadı ve ciddi bir çok problemi varken böyle bir şeye soyunmasının hayal olacağı kanaatindeyim.

devamını gör...
objektif bir bakış açısıyla şunu belirtmeliyim, soyutsal bir tabire olağan ve geçmiş zaman eki bezeli tüm somutsal verileri yükleyip, değişen ve ilerleyen çağı hiçe sayamayız. değişen, iyiye, kötüye hatta daha kötüye giden durumları ve insanoğlunu yok saymamalıyız. devrin değiştiği hatta şu son beş yılda, alıp başını gittiği netçe görülüyor.

hoşgörü, temelinde her devletin kolayca halkına sağlayabileceği olanaklarla yeniden diriltilebilir. yardımlaşma halkın refahını kollar. ülkenin şuan ki bölücü ve tarumar edici politikası, bir zamanlar osmanlının yıkılmasına vesile olan dış güçlerin ezici hakimiyeti altında bu düşünce sadece ruhi kalacaktır. türkiye cumhuriyetinin temelini de sağlam görmüyorum, batının işimize gelen ki, hala bu durumu hayret ederim. osmanlı tarihinin destansı öyküleri, atalarımızın kahramanlıklarını, yiğitliklerini konu edinir. at sırtlarında üşenmeden oradan oraya kendini atan adamları anlatır., ne ara bu kadar miskinleşip işimize gelen kısmını alır olduk anlamış değilim. ama şuan ki durum bu, batının kendine göre biçip diktiği, tam üstüne oturan, sistemini eğreti bir şekilde üstüne giydi türkiye. iki çağ arasına şıkışıp kalmış bir ülkede geriye adımlamak ne kadar akıl karıdır bilinmez. şu vakitte bu ülkeye yeni bir soluk getirmek mandaya ve himaye boyun eğmemizle olabilir ancak. oda soluk getirmek değil, can almak olur.

devamını gör...
osmanlı ruhu devlet tarafında yavaşta olsa canlanıyor. diğer müslüman ülkelerde bir problem çıktığında kısmen "ailevi sorun" olarak görebiliyoruz. hatta sadece müslümanlar değil mazlumları gördüğünde yardıma koşan bir devlet olmak hepimizin sevindiği bir durumdur. ümmet olma bilincimiz de yavaş yavaş geliyor. elbette kolay değil bu kadar yozlaşmış bu kadar cahilleşmiş bir toplumun üzerinden tozunu toprağını atması. medreseler yavaş yavaş canlanıyor belki kanunla serbest hale gelecektir. bu ülke yeniden alimler yetiştirmeye başladı. bir yandan batı hayranı gençleri de görüyoruz ama ümitvar olmak lazım.

osmanlı ruhu deyince diğer sosyal medya sitelerinde insanların tepkileri gerçekten çok kötü. onlar da farkında birşeyler değişiyor.
devamını gör...
osmanlı ruhu bir temsildir. asıl olan asil anadolu halklarının yek vücut olup tekrar oturduğu yerden kalkıp, zincirlerini kırmasıdır. osmanlı ruhu, bunu yapabilmek için bir örnektir. ayrıca geçmişinden kendisini soyutlayan bir milletin istikbali karanlık olur. o çok sevdikleri tek dişi kalan canavarlar bile kendilerine bir tarih oluşturma çabası içerisindeyken bizler nasıl olurda ceddimizin sadece haremini alırız. adamlar oryantalist düşünceyle senin asıl tarihini sana farklı öğretiyor. sen de bunu yiyorsun. afiyet olsun.
devamını gör...
--- alıntı ---

"...Özal'ın en önemli hususiyetlerinden biri de, Cumhuriyet dönemine has korkuları ve "küçük devlet" olma kompleksini yenebilmiş olmasıydı. Cesurdu, ara sıra söylenmemesi gereken şeyleri söylerdi ama, hiç bir zaman hiç bir konuda aczini ilan etmedi. Kendisini Osmanlı'nın varisi olarak hisseden adamdı, onun için gözlerini Osmanlı mirasını bütün canlılığıyla yaşadığı geniş ve zengin coğrafyaya dikmişti. Bu, şüphesiz fütuhat hevesi değil, tarihteki misyonumuzun ve konjonktürün bizi getirip bıraktığı noktadaki sorumluluklarımızın şuurunda olmaktı.

Ve Turgut Özal, gerçekten Türkiye'de dört, hatta daha fazla eğilimi birleştirmiş hakiki bir liderdi. Cenaze törenini hatırlayalım: Yedisinden yetmişine, din adamından pop şarkıcısına, kara çarşaflısından blucinlisine, sağcısından solcusuna, Türk'ünden Kürd'üne kadar, her yaştan, her görüşten, her kesimden yüzbinlerce insanı bir araya getirebilmek, kolay kolay ulaşılabilecek bir büyüklük değildir. Özal'ın cenaze törenindeki manzara, Türk toplumunun son on yıl içinde aldığı büyük mesafeyi göstermesi bakımından ayrı bir önem taşıyordu. Karşımızda dini, fikri ve etnik farklılıkları zenginlik olarak kabul eden, olgun, hoşgörülü, belli noktalarda mutabakata varmış, en azından bu yolda önemli adımlar atmış bir toplum vardı ve bu toplumun hem devleti, hem de aydınları aştığı açıkça görülüyordu. Asıl birlik ve beraberliğin ve asıl manasında millet oluşun, farklı fikirlerin, farklı inançların, farklı kültürlerin bir arada, birbirine saygı duyarak, birbirine tahammül ederek yaşaması olduğunu anlamış, kimsenin kendi doğrularını zorla başkalarına kabul ettirmeye hakkı bulunmadığını öğrenmiş bir toplum..."

--- alıntı ---

devamı
http://www.aksiyon.com.tr/a...

devamını gör...
--- alıntı ---

Osmanlı armasına genel olarak bakıldığında, Türk ve İslamî motiflerin belirgin biçimde kullanıldığı ve eski ile yeninin biraradalığı dikkat çeker. Nitekim ok ve piyade tüfeği, geleneksel pala ve modern süvari kılıcı yan yanadır. Öte yandan şeriatı ve örfî hukuku temsilen Kur’an-ı Kerim ve kanunname üst üste durur. Adaleti temsilen terazi ve gelenekle kurulan bağa atfen Osman Gazi’nin serpuşu, hilafet ve Osmanlı sancaklarının çevresine konumlandırılmıştır. Ayrıca modern dönemin ürünü olarak nişan ve madalyonlar aşağı doğru sarkıtılmıştır. Bu otuz figür, Osmanlı İmparatorluğu’nun kendini nasıl ifade ettiğini gösteren ve resmi ikonografisini oluşturan bir semboller yumağıdır.

--- alıntı ---
osmanlıyı ayakta tutan ve bu gün bu topraklarda gözyaşı ve kanın durmasına vesile olacak ruhun anahtarı osmanlı devlet armasındadır.
devamını gör...
etrafının yedi düşmanla cevrili olduğu ve kimseyi kendisine sevdirememişler hala osmanlı diyorlarsa aç ve hasta tavuk kendini darı ambarında sanırmış.
devamını gör...
o etrafı dediğin coğrafya bir zamanlar senin vatanındı . sana gelip onlar senin düşmanın, onlara gidip türkler sizin düşmanınız dediler ve yapay düşman ürettiler. osmanlı devleti yeniden kurulsun başına padişah geçsin demiyoruz. biz diyoruz ki; 15 ve 16. yüzyıllardaki toplumsal feraseti, manevi yaşamı tekrar tesis edebilirsek yeniden, kendi ayakları üzerinde durabilen bir devlet konuma geliriz. bu ne demek biliyor musun? bu; anadolu ayağa kalkarsa islam sancağı ayağa kalkar. yetim ve öksüzün gözyaşı diner. ha bunlardan bir haber isen o senin ayıbın. köklerini bilmiyorsun ama maşallah düşmanlarını biliyorsun. sen bir birey olarak ne yaptın? en son ne zaman yaşlı bir teyzenin elindeki poşetleri taşıdın? en son ne zaman yoldan geçen kıza bakmadan başını önüne eğip geçtin? en son ne zaman bakkala bir dünya borcu olan komşunun , gücün yettiğince borcunu kapattın? en son ne zaman hiç tanımadığın birine yardım ettin? en son ne zaman sabahları okula,işe giderken tanımadığın insanlara selam verdin, tebessüm ettin? en son ne zaman bir yaşlıya yer verdin? en son ne zaman yere atılan kola kutusuna tekme atmak yerine, alıp onu çöpe attın? en son ne zaman sokak hayvanları, kuşlar için bir tas su doldurdun? v.s. eğer bunların hiçbirini yapmadıysan zaten sen bu toprakların evladı değilsindir? doğal olarak bu konuda konuşman sadece kendine eziyet ya da egonu tatmin etmektir.
devamını gör...
doğal olarak olması gerekendir. bizim kadar geçmişinden kopuk atalarına küfür eden başka bir millet daha var mıdır merak ediyorum.

ha kemalist kardeşler ata efsanesi çökecek diye korkuyor olabilirler lakin diğerlerini hiç anlamıyorum.

türkler asırlardır kabına sığmayan bir millettir öyle bir sınır çekip içinde yaşamasını bekleyemezsiniz.
devamını gör...
ottomanson güzel alıntılar yapmış. olgunun anlaşılması için kullanılabilecek en kısa özetlerden birinin altını çizeyim.

--- alıntı ---

-Efendim sizin bu çabalarınız Batı'da Neo-Osmanlıcılık olarak adlandırılıyor. Buna cevabınız nedir?
A. DAvutoğlu buna karşılık şu tarihi cevabı veriyor:
- Avrupa Birliği,Gümrük Birliği gibi oluşumlarla Avrupa bir araya gelip tek güç olduklarında kimse onlara Neo-Roma demedi.Biz ortak mirası olan,ortak tarihi olan kardeşlerimizle bir araya geliyoruz.Eğer bu Neo-Osmanlıcılıksa evet Neo-Osmanlıcıyız.

--- alıntı ---

türkiye'nin son dönemdeki dış siyaset yaklaşımını bu cümle etrafında değerlendirmek gerekir.
yoksa kimi aklıevvellerin anladığı ve anladığından ibaretle yorumlayıp küçümsediği fetih mevhumu değildir bu siyaset. türkiye yeni siyasetiyle mevcut boyuna posuna bakmayıp koca osmanlı gibi fetih - toprak kazanımı gayeleri güdüyor değildir misalen suriye ve ırak gündemindeki çalışmalarıyla, faaliyetleriyle. etrafında kendine dost ve türlü açılardan ittifak halinde, gittikçe genişleyen bir halka oluşturmak gayesindedir tarihsel ve kültürel geçmiş ortaklığı bulunan halklarla. bu ortaklıkta din birliği en önemli yapı taşlarından biridir adı çok geçirilmese dahi. türkiye'nin filistin konusundaki hassasiyetini insani yaklaşımın dışında bir de bu açıdan okumalıdır. (filistin islâm dünyasının öne düşmüş başıdır, çaresizliğidir.)

bu hamleler kimi zaman konjonktür gereği karşılık görmese, veyahut kısa dönem içinde istenmeyen sonuçlar doğurmuş gibi gözükse ya da etkisiz kalsa dahi plan uzun vadelidir; kısa dönemdeki sıkıntılar katlanılmak durumundadır. oluşturulmak istenen bölgesel ittifaka katılım arttıkça bölgenin dış unsurların etkisinden arınması (abd, ab, rusya hatta çin) beklenmekte.

ittifak şekillendikçe, bölgedeki halklar ve ülkeler kendi içinde dayanışma sergiledikçe dışarıdan müdahalelere daha kapalı hale gelecektir (afganistan ve ırak'ın talan edilip kaderine terk edilmesi, filistin'in dramı, mısır'da sisi'ye darbe yaptırılması neticesi mısır'ın batı politikalarına uyumlu halinin devamının sağlanması vs... vs...)

süreç başarılı olursa ab türevi olmasa dahi adı konmamış bir pakt bölgede sağlanabilir. bu yapı içerisinde de gerek gelişmişlik farkıyla gerek tarihsel altyapısıyla gerekse de süreci yönlendirmesi ve yapının ortaya çıkışındaki aktif ama soğukkanlı siyasetiyle (dik duracağız ama diklenmeyeceğiz nevi...) türkiye'nin öne çıkması kaçınılmazdır. abilik, hamilik vs. gibi hamasete girmeden kendi doğallığıyla gelişecek bir öne çıkış olacaktır bu.



devamını gör...
osmanlı ruhu hakiki manada toprak büyüklüğü veya "islam ülkelerine abilik manasına gelmez. bu kavranmışsa ve kastedilen " adalet" ise sorun yok.fakat bu ruhun illa ki "osmanlı ruhu" olması gereksiz.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar