otostop çekmek

- ekonomik
- güvensiz
- heyecan ve adrenaline açık
- yeni deneyimler elde edilmesine olanak verir.

yukarıdaki özellikleri taşıyan bir yolcuk türü oluşmasına olanak sağlayan eylemdir.
devamını gör...
sağ elin 4 parmağı kapalı baş parmak açık.refah partisinden hatırlatayalım.
ve elin üstü yere paralel olacak şekilde tutularak el ileri geri hareket ettirilir.
devamını gör...
bir yerlere yoldan geçen bir arabaları durdurarak binmek ve ücret ödemeden gitmektir.
böbreğim çalınacağı korkusuyla yapamadığımdır. evlenince yapılacaklar listesindedir.
devamını gör...
ananız var ya sizi kadir gecesi doğurmuş. valla şanslısınız. bak ne anlatıcam size. lan valla şanslısınız. ama bazı detaylar +16lık şimdiden uyarayım.

öğrencilik dönemimde otostop çekmek benim için doğal ihtiyaç olmuştu. maslow beni görse tokluktan sonra piramite otostopu eklerdi.

otostop çekmediğim günler adeta bir kabusa dönüyordu. öğrenci evindeki yatağıma beni bağlayan arkadaşlarım "otostooop, otostop istiyorum. sıkanyaaaa !" haykırışlarımı çaresiz ağlayarak izlerlerdi.

yine bir gün istanbul'a eve dönmek için arkadaşla otostopa çıktık. beş dakika geçmedi bir kamyon durdu. "istanbul" dedik, "adabazarı'na bırakırım genşler" dedi. atladık. zira tecrübelerimiz güzergah üzerinde duran araba geri çevrilmez, nasiptir diyordu.

kamyonla adabazarı gişelerinde indik. yirmi yirmi beş dakika geçti duran araç olmadı. saat de gecikiyor. o zamanlar istanbul'un her yanında metro yok, metrobüs yok, topkapı'dan eve fayton kiralayıp gidebiliyoruz. sağlam hızlı araç durdurmamız lazım ki vakitli gidelim eve.

arkadaşla bunu konuştuk, lafı bitirdik ileriden 72 model kırmızı ford kamyonet sallana sallana yaklaşmaya başladı. arkadaş elini kaldırdı "ne yapıyorsun lan ?" dememe kalmadan kamyonet önümüzde durdu. dayı açık camdan "nereye gençler ? " diye seslendi. arkadaş istanbul deyince dayının gözler yıllar önce yitirdiği evlatlarına kavuşur gibi güldü. küfrede küfrede bindim. arkadan arkadaş da bindi arabaya.

dayının yanındaki koltuk bir buçuk kişilik. ben mecburen bacağımı dayının vitesle arasındaki boşluğa attım. vites bacaklarımın arasında sallanıyor. arkadaş yanda kıs kıs gülüyor dayı vitesi attıkça.

aslında dayı vitesi de atıyor denemez. otobanda otuzla gidiyoruz. inip hafif tempolu koşsak gecicez kamyoneti.

biz bi beş on kilometre böyle gittik. ben kabaca hesap yapıyorum altı saat sonra istanbul'dayız en erken. hadi altı saat bekleriz ama dayı birden demesin mi bana "yeğenim sesin güzelse bir türkü patlat" diye. ulan zaten elin iki bacağımın arasında viteste. hepten keyfe geldi herif. arkadaş türkü isteğini duyunca zaten hepten patladı. yandaki camı kemiriyor gülmemek için.

"dayı ben türkü bilmem ama senin başından geçen güzel bir macera varsa böyle yollarda, anlat da dinleyelim. sende hikaye çoktur." dedim. dayı gazı almıştı.
gözler parladı. dayının sağ göz bebeğinde hülya avşar'ı sekreter filminde duvardaki delikten izleyen adamı, sol göz bebeğinde müjde ar, gelinlikle geceleyin kahvede istanbul'u sorunca en öndeki masada "karı" diyen sakallı dayıyı gördüm.

elini bacağıma vurarak "anlatim be ciğerim, hem de en güzelini" dedi. bu ciğerim vurgusu, bacaktaki el, dayının gözlerindeki şehvet. arkadaşın kahkahaları...

dayım hikayeyi anlatmaya başladı. "yeğenlerim hava çok sıcak. yaz mevsimi. böyle yoldayım... antalya'ya gidiyorum... biraz irelide yol kenarında bir oğlanla kızı el ederken gördüm. durdum... turistlermiş. aldım arabaya. kız böyle yanıma oturdu... altında etek. donu görünecek neredeyse...bacağını aha attı senin gibi bu tarafa...oğlana baktım göz ucuyla umrunda değil. sırıtarak beri yana bakıyor..."

dayı kendinden geçmiş sakin sakin anlatırken ben hikayenin sonunu hayal ediyorum kafamda türlü filmlerle. dayı ile hatun kasaya geçiyor. oģlan kamyoneti sürmeye başlıyor off saçma salak varyasyonlar.

dayı anı yaşadığı ses tonuyla devam ediyor: "altından donu görünecek öyle kısa etek...vites atarken elim çarpıyor bacağına hiç bir şey demiyor..."
sonra sustu dayı.

öyle bir sustu ki otobandaki akış dondu. sadece en sağ şeritte hayata 28 km hızla devam eden biz, duran araçların yanından yavaşça ilerliyorduk artık.

dayımın dinelmiş gözlerine baktım. "eee dayı ?" umarsızca gözlerime baktı "bu kadar" dedi. biz arkadaşla birbirimize baktık. "bu kadar ?" dedik birbirimize bakarak. paralelimizde uçuşan bıldırcın sürüsü "bu kadar" diye cıvıldadı.

hardcore son beklerken afallayan bize bakan dayım yine aynı şeyi yapıp bacağıma dokundu. "işte böyle çarpıyordu elim". arkadaş tekrar patladı. ben tamam dayı tamam anladık deyip tersledim. izmit'e girmeden izmit'te oturan arkadaş cepten aramış ve bizi evine çağırıyormuş numarası yapıp otobanda indik. arkadaş hala gülüyor.

sonra bir araç daha durdurup on beş dakika sonra dayımızın yanından geçerek istanbul'un yolunu tuttuk.

adam aynı böyleydi diye diye turistte kalan ukdeyi bizle dolduracaktı. Allah'tan anacığım alıştırmış yaz günü bile altta içlikle gezerim. kasa muhafazalıydı şükür. neyse daha çok var otostop hikayesi. saat geç oldu. dayı da varmıştır herhalde istanbul'a şimdiye kadar.
devamını gör...
universite doneminde çokça kullandigim ulaşım yöntemidir. kampüs ici kampüs disi derken artık baska turlu disari çıkmaz olmustum. otostop çekerken gereksiz trafik yaratmamak icin gideceğiniz yerin ismini bir kağıda yazıp elde tutmak mantıklı oluyor. otostopta tanistigim cok insan oldu, belki yalnizca okuldan çıkan araçlara bindiğim icindir ama cok cok az sapikla karsilastim. tabi şimdilerde okul gruplarına baktigimda epey kotu hikayeler goruyorum, dikkatli olmak lazım.
devamını gör...
her insanın hayatının bir döneminde mutlaka yapması gereken şey. ne hurda/döküntü arabaların içerisinde ne insanların olduğunu, ne lüx jiplerin içerisinde ne boş insanların olduğuna şahit olacaksınız. elbette bu zıtlıktan yapış yapış romantizm çıkartmak değil amacım. ancak bu tecrübeyi bir de ilk elden tatmanızı şiddetle tavsiye ederim.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar