paradigma

örnek ve model alınan temel değerlerin oluşturduğu ve üstüne bir düşünce sisteminin inşaa edildiği temel dayanak.

bir sistemi ya da düşünceyi belirleyen temel değer,ölçü,kavram ve ilkeler bütünü.
devamını gör...
paradigma deyince aklıma hep stephen coveyve onun etkili insanların 7 alışkanlığı kitabı gelir. burada durumlar karşısında paradigmamızı değiştirmemizin gerekliği verdiği güzel örneklerle daha da pekişir.
devamını gör...
13.
dibinde, dinamit konulacak bir haznesi olan, * model anlamına gelebilen kelime.

thomas kuhn amcamıza -simgesel genellemeler, metafizik öğe, değerler ve örnekler şeklinde dört kurucu öğe üzerine oturtarak- felsefe terminolojisine kazandırdığı paradigma kavramı içün teşekkürü borç biliriz. *
devamını gör...
"paradigma..

önemli bir toplantıda cep telefonuyla bağıra bağıra konuşan bir kişi garibinize gidiyorsa, paradigmanızı değiştirmeden onu değerlendirdiğiniz için, siz yanılıyorsunuzdur.

örneğin; trende giderken, bir baba, 3 evladıyla oturup, sürekli ağlayan çocuklarına hiç, susun, demeden yolculuğa devam ettiğinde ; siz ona ne gamsız adam, diyebilirsiniz. ama sorsanız, belki de onlar hastaneden geliyorlardır ve bir saat önce çocukların anneleri ölmüştür ve eve dönüyorlardır.

prof.covey’in konuşmasını dinlemeye gelen annesi, arka sırada oturan 2 kişinin toplantı boyunca sürekli konuştuklarını görerek, çok öfkelenmiş ve oğlumu küçümsüyorlar diyerek te çok üzülmüş. yemek molasında oğluna, şunların kafasına çantamı indiresim geliyor, demiş. oğlu; “anne o adam finlandiyalı, burada simultane tercüme yok, mecburen tercümanı yanına oturttuk” demiş.

havaalanında aktarma yapmak isteyen yaşlı bir hanım, uçağının 2 saat gecikmeli olduğunu öğrenince, dergiler ve bir kutu kurabiye alarak bekleme salonuna geçmiş. yanındaki sehpaya da dergileri ve kurabiye kutusunu bırakarak, okumaya dalmış. bir ara bakmış ki, yanındaki koltuğu oturan bir adam, sehpadaki kurabiye paketini açıyor ve yemeye başlıyor. kurabiyelerin kendisine ait olduğunu hissettirmek isteyen kadın, adama dik dik bakmış. hatta canı o an istemediği halde, kutudan bir kurabiyeyi ağzına atmış. her halde kurabiyelerin sahibinin kim olduğunu artık anlamıştır diye düşünürken, adam bir tane daha ağzına atmaz mı? hemen kadın da bir tane daha atmış ve bir yarışma başlamış, adam bir tane, kadın bir tane. sonuçta kutuda tek kurabiye kalmış, adam onu hızlıca kaparak ortadan bölmüş ve gülerek kadına ikram etmiş. o sırada, kadının uçağının alana indiği anonsu duyulmuş ve işlemler için kadın bankoya gitmiş. pasaportunu çıkartmak için çantasını açtığında, ne görsün ; kendi kurabiye paketi, hiç açılmamış olarak çantasında durmuyor mu?
meğer, bunca zamandır adamın kurabiyesini yiyormuş. tabii çok utanmış ama, artık iş işten çoktan geçmiş.

başkalarının düşünce ve davranışları hakkında hüküm verirken, elimizdeki veriler çoğu zaman yeterli olmuyor. davranışların nedenini bilmeden çok yanlış yargılara varabiliyoruz.

covey bu örnekleri ; “aynı enformasyona farklı bakış, bizim davranışlarımızı belirler” diye özetliyor. buradan yola çıkarak çözemediğimiz sorunlar için, paradigma (zihin haritası) değiştirmenin gereğini vurguluyor ve einstein’in bir sözünü anımsatıyor:

karşılaştığınız sorunları, o sorunları yarattığınız düşünce düzleminde kalarak çözemezsiniz.
çoğumuzun zaman zaman yaptığı gibi, “sorunların içinde kaybolmak” yerine, paradigma değiştirmeyi başarıp, sorunlara farklı biçimde yaklaşabilenler, o sorunu asma şansını da yakalıyorlar. zaten sorunlarımızı dostlarımızla paylaşmamızın nedenlerinden biri de, farklı bir bakışın, bize farklı davranabilme kapısı aralama ihtimali değil midir?

çözümsüz gibi gördüğünüz sorunlar konusunda paradigma değiştirmenin önemi çok büyüktür. aslında hayatımızı, başarımızı, mutluluğumuzu belirleyen bizim kendi davranışlarımızdır. başımıza gelen her şeyle onlara verdiğimiz tepki ve yanıt arasında geniş bir hareket alanı vardır…"

stephan r. covey – etkili insanların 7 alışkanlığı
devamını gör...
paradigma, dusunur icin, hem zemin hem atmosfer gibi olan bir kavramdir. zemindir: onun ustunde durur, ona basarak ayakta durursunuz. atmosferdir: yeni fikirlerinize ilham ve imkan verecek temiz hava, cigerlerinize bu kaynaktan dolar. paradigma, hegel'in zeitgeist'inin ozellestirilmis bir halidir denilebilir. hegel'in istisnasiz her seyi kusatan zamanin ruhunun alt yasam alanlarina (bilim, felsefe, sanat, dolmus soforlugu, manavlik...) munhasiran tanimlanan haline paradigma denir. zamanin ruhu paradigmayi belirleyebilecegi gibi paradigma da zamanin ruhunu belirleyebilir. daha dogrusu bu ikisi surekli birbirini be-lir-ler!

bu kavrami meshur eden, onu bilim tarihi analizinde kullanan thomas kuhn'dur desek yanilmayiz. kuhn, bilimin ilerleyisini schumpeter'ci dinamiklerle aciklar ve bilimin ilerlemesi kucuk adimlarla degil, paradigma yikici ve yeni bir paradigma yaratici adimlarla olur der. bu islerle ilgilenenler kuhn'u mutlaka okumalidir. kitaplari turkce'de mevcut.

akif'in asagidaki misralarindaki zemin ifadesi kavramin anlaminin hakkini veren cinstendir:

yarının ilmi nedir, halbuki? gayet müthiş!
“maddenin kudret-i zerriyesi” uğraştığı iş,
o yaman kudrete hakim olabilsem diyerek,
sarf edip durmada bir çok kafa binlerce emek,
onu bir buldu mu, artık bu zemin: başka zemin

evet, bir buyuk bilimsel adim atildiginda artik bu zemin baska zemindir!
devamını gör...
yine iflas etti. bellli ki iflası gerekli.

bir düzen kurulur ve aradan bir zaman geçer sonra kurulu düzenin istinat ettiği paradigna yavaş yavaş değişir. değişmesi artık zaruri hale geliyorsa bu bir anlamda iflasın tescilidir.

sistem tıkanınca iflası zaruriyet kesbeder. bazı durumlarda muaccel hale gelir. sistemin tıkanıklığını birazda kurulum/kuruluş esnasında aramalıyız. sağlam ve sağlıklı atılmayan temel elbette zamanla sorun çıkarırır. burad tali sorunlardan bahsetmiyoruz. binanın temellerinde be ana gövdede var olan sorunlar paradigma değişikliğini icbar eder.

esasa ilişkin sorunları yazılı metin değişikliğiyle aşmamız çok kolay değil. yani diyelim ki anayasayı değiştirdiniz, eğer anayasa yine aynı temele dayanılarak yapılıyorsa bu da sorunun kökünden çözüme kavuşturamaz. sadece zaman kazandırır.

memleketimizde uygulamada olan sistem malsef budur. 1900 yılının başından beri tek yapa-bildiğimiz sadece zaman kazanmak. her fesih ve her ilan bize ancak zaman kazandırdı. sonuç? 1900-2000 arası kaç kere paradigma değişikliğine gittik. hepsi zarureten. yine aynı yönteme baş-vuruyoruz. işte bu çözüm süreci denilen mesele aslında bundan ibarettir. acı ama gerçek bu!
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar