peygamberin namazda önünden geçen çocuğa beddua etmesi

ebu davud başta olmak üzere başka kaynaklarda da geçen bir olay, "hadis".


said bin gazvan hac dönüşü tebük'e gelmişti. bir de ne görsün. yere oturtulmuş sakat bir adam duruyor. yanına yaklaştı, niçin bu hâle düştüğünü sordu. sakat adam şöyle dedi: "sana bir hadis haber vereceğim, fakat ben sağ oldukça benden duyduğunu kimseye söylemeyeceksin. hâdise şöyle: resulullah tebük'e geldiğinde bir hurma ağacının önüne inmişti. “şu ağaç bizim kıblemizdir” buyurdu. ve hurma ağacına dönerek namaza durdu. ben daha o zaman çocuktum. koşarak geldim. sütre olarak duran hurma ağacı ile onun arasından geçtim. bunun üzerine resulullah: “o bizim namazımızı kesti, Allah da onun ayağını kessin” dedi. o günden bugüne kadar ayağa kalkamaz oldum.” (ebû dâvud, salât: 110)

zamanın görülmemiş alimi said nursi de bunu mucize diye mektubatında yer vermiştir.

"resul-i ekrem aleyhissalâtü vesselam namaz kılarken hırçın bir çocuk namazını kat'edip geçtiğinden resul-i ekrem aleyhissalâtü vesselam, “allah'ım onun izini {ayağını} kes” demiş. ondan sonra çocuk daha yürüyememiş, öyle kalmış, hırçınlığının cezasını bulmuş."
mektubat, on dokuzuncu mektup, s. 130

e-risale linki buradan


bir yandan da şu rivayetler var;


ebû katâde’den; demiştir ki: biz öğle yahut da ikindi namazı için resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemi beklemekteydik. bilâl de peygamberimizi namaza davet etmiş iken bir de baktık ki, kızının (zeynep) kızı ümâme binti ebi’l-âs omzunda olarak mescide girip namaz kılacağı yere durdu. (ona, uyarak) biz de arkasına durduk. ümâme ise, bulunduğu yerde (yani resûlullah’ın omzunda) duruyordu. (resûlullah) tekbir aldı. biz de tekbir aldık. resûlullah rükû’a varmak isteyince onu tuttu (omzundan aşağı) indirdi. sonra rükû ve secdeye vardı. secdeyi bitirip de ayağa kalkmak isteyince ümâme’yi yine (eski) yerine yani omzuna koydu. resûlullah namazı bitirinceye kadar her rekâtta bunu yapmaya devam etti.”
(ebu dâvûd, salât, 164-165; nesâî, imamet, 37.)

enes bin mâlik anlatıyor: "bir defasında peygamber efendimiz secdede iken hasan ve hüseyin geldiler, sırtına çıktılar. ininceye kadar peygamberimiz secdeyi uzattı. "oradakiler sordu: "yâ resulallah, secdeyi uzatmış olmadınız mı?" "peygamber efendimiz buyurdular ki: "oğlum sırtıma çıkınca acele etmekten çekindim." bu hususta bir başka sahabî de şöyle anlatıyor: "hz. hasan ve hüseyin sırtında olduğu halde peygamber efendimiz camiye geldi. öne geçti, çocuğu sağ yanına bıraktı. namaza durdu. peygamberimiz secdeye vardı. secdeyi o kadar uzattı ki, cemaat arasından başımı kaldırdım, baktım. bir de ne göreyim? peygamberimiz secdede, çocuk sırtına çıkmış duruyor. tekrar döndüm, başımı secdeye koydum. namaz bitince halk sordu: "yâ resulallah, bu namazda öyle uzun bir secde yaptınız ki, şimdiye kadar sizden böyle bir şey görmedik. bu şekilde hareket etmeniz mi emredildi, yoksa bir vahiy mi aldınız?" "hayır, bunların hiçbiri olmadı. ancak oğlum sırtıma çıkmıştı, kendiliğinden ininceye kadar acele ettirmeyi uygun görmedim."


hangi peygambere inanalım?
önünden geçen çocuğa beddua edip ömür boyu kötürüm kalmasına neden olan bir peygambere mi yoksa sırtına çıkan çocuk inene kadar secdede kalan peygambere mi?

peygamber merhametsiz mi ki sadece namazda önünden geçti diye birine beddua etsin, sakat bıraksın?

bir de bunu vay efendim o çocuk müşrik olacakmış da büyünce felanda filanda diyerek rivayeti kurtarmaya çalışanlar var.


bilmeliyiz ki kur'an ile ahlaklanmış olan Allah'ın resulu bunu yapmaz bu tarz rivayetler ona iftiradır.

he bunu da mucize diye kitabına alanın da o yüce ilmini de görmüş olduk.
devamını gör...
rivayetin sakatlığını düşünmek yerine peygamberimize mucizeler atfetmeye varacak şekilde tevil edenleri gösteren hadisedir.

oysa kur'an'da çoğu yerde müşriklerin peygamberimizden mucize istemesine rağmen bu talebin geri çevrildiği bellidir.

tabi bu uyarı müslümanlar için de geçerlidir de ibret alıp kendine yoran yoktur ayeti.

kaldı ki peygamberimiz birilerine beddua edecek olsaydı namaz kılarken sırtına işkembe koyana, yoluna diken dökenlere, taif'te ağzını burnunu kanatana kadar kendini hırpalayanlara, uhud savaşında dişini kıranlara ederdi de onlar yerin dibine girip ortalık müslümanlara kalırdı. duydunuz mu böyle bir olay?

ayrıca, yine hadisle sabittir ki her doğan çocuk islam fıtratı üzerine doğar, çocukken ölen cennete gider. babası müşrik bile olsa çocuk çocuk olduğu sürece meleklerle birlikte müslümandır.

aklınızı kullanın.
devamını gör...
hazreti peygamberin gaybı bildiğini belirten hadis.

lakin bunun tam tersi hadisler de mevcuttur. örnek;


"resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: gayb`ın anahtarları beş (dâne) dir ki, onları allâhu teâlâ`dan başkası bilemez. yarın ne olacağını (allah`dan başka) hiçbir kimse bilemez. (ana) rahimleri(n)de ne(ler) bulunduğunu (allah`dan başka) hiçbir kimse bilemez. hiçbir nefs yarın (hayr ü şer) ne kazanacağnı bilemez. (kezâ) hiçbir nefs hangi tarzda öleceğini bilemez. (allah`tan başka) hiç bir kimse de yağmurun ne zaman geleceğini bilemez." buhari.


hadi çık işin içinden.
devamını gör...
kul elbette geleceği bilemez lakin Allah bildirir ise bilir. peygambere bildirmesi ise gayet doğaldır.

belkide çocuk zaten kötürüm olacaktı peygamber efendimiz zaten sakat kalsın dememiş ayağını kes demiş. ayağını kes demek sakat kalsın anlamına gelmez. zira biz de ayağını meyhaneden kes dediğimizde meyhaneye gitme anlamına gelir.

bunun üstüne çocuk sakat kalınca bunu peygamber efendimizin sözüne bağlamış olabilir. yani bu sahabenin kendi zannı olabilir.

sonuçta size buradan ekmek çıkmaz.

peygamber efendimiz diyelim beddua etti ve sakat kaldı. bu da mutlaka bir hikmet üzeredir.

belki o kişi bu mucizeye tanık olmasa kâfir olarak ölecekti.
devamını gör...
uydurma hadis yoktur diyenlere güzel bir cevap. oysa ki biz peygamberi merhameti ve nezaketi ile tanıdık. insanın inanası gelmiyor bu tür hadislere işte. zira ben daha küçükken bile annemin önünden namaz kılarken geçtiğimde annem eliyle yavaşça beni kenara bırakmıştı ve namazına devam etmişti. sorduğumda hz. muhammed'in de aynı şekilde yaptığını ifade etti. belki ilk öğrendiğim uygulamalardandı bu.
devamını gör...
ayette hızır a.s. bir çocuğu öldürdüğü sonra da hikmetini hz musaya anlattığı geçiyor. şimdi ne yani bir çocuk öldürünce hz hızırı cani mi bileceğiz? he kur'an yeterciler? al sana kur'an'dan örnek verdim. buyur canım.

ekleme: namaz kılanın önünden geçmek çok tehlikelidir canlarım. hadisi şerifte namaz kılan kişi önünden geçene kılıçla vursa yeridir buyuruyor efendimiz.
devamını gör...
peygambere iftira atanların musa'nın ilim verilmiş bir kulla olan kissasini anlatan ayetleri rivayete uydurarak rivayeti kurtaracaklarını sananları göstermiştir.

bu ve bu tarz kissalara bakarak uydurulmuş şeyleri dine eklemek kolay olur o zaman.

sizin için bir örnek vardır denilen, alemlere rahmet olarak gönderilmiş bir peygamber yukarıda arkadaşın belirttiği gibi taifte kendisini taslayan çocuklara bile beddua etmemiştir.
devamını gör...
bu metni kitabına alan ebu davud şöyle not düşmüştür : “her iki hadiste de meçhul raviler vardır. birinci hadiste bir meçhul ravi varken, ikincisinde iki ravi meçhuldur. bu yüzden her iki hadis de zayıftır”.

(hadisin senedindeki meçhul raviler :” mevla li yezid bin nimran” -“said bin ğazban”)

devamını gör...
hadisin zayıf olduğunu anlamak için senede bile gerek yok metinden anlaşılır.

bu zamanın benzersizi olan alimin bunu peygamber mucizesi diye alması da komedi..

ayrica istanbul'un fethi ile ilgili hadisin, levlake hadisinin de senetleri sıkıntılıdır. aynı zamanda metinleri de. ama millet sahih hadis gibi inanır.
devamını gör...
hadis inkarı büyük bir günah olarak görülürken,peygambere iftira neden görülmüyor anlamıyorum. yani şu rivayeti okuyup da "bence hiçbir sorun yok" diyen adam bulmak zor. bunun dogrulugunu araştırmadan sırf sahih sayilan kitapta geçiyor diye savunma yapmak, sırf aklına uymuyor diye hadis inkar etmekten daha aşağı kalır bir hareket değil.
devamını gör...
kur'an'da hızır'ın da bir çocuğu öldürdüğünden bahsediliyor. aa hiç yakışıyor mu tüh tüh demiyoruz. hani ayet olmasa onu da inkar edeceğiz de yemiyor işte, mecbur inanacağız değil mi? tamam hadistir, böyle bir rivayetin olduğuna inanmıyorum diyebilirsin. ama iftiradır filan demek haddi aşar. o çocuğun yürüyememesi beddua mı olmuştur, dua mı bilemeyiz. aslında biliriz. bak, hadisi bizzat o çocuk rivayet etmiş. ben ölene kadar bunu anlatma ama bir halt ettim, peygamberin namazı sırasında hırçınlık ettim cezamı buldum diyor. hiç 'yahu çocuk yaştaydım ne bileyim, bana haksızlık yapıldı' filan demiyor. kabahatinin farkında. bu, senin benim namazım değil ki, namaz kılan da alelade bir insan değil.
asıl önemli olan sen bu hadisi işittiğinde ne anlıyorsun, kendine ne ders çıkartıyorsun? fıkhi tarafını bir kenara koy. bir kere önünden çocuk geçti diye namazın bile bozulmaz. hem, alttaki rivayette paylaştığın gibi sırtına çıkan, oyun isteyen çocuğa muamelesi bu değil resulullahın. demek ki bir hinlik var, bir kasıt var, çocuktur ne yapsa yeridir durumu söz konusu değil demek ki. ama asıl bu hadisten benim çıkarttığım ders şu: kendi din telakkini, peygamber anlayışını, kendi fikrini resulullahın önüne geçirmek seni kötürüm kılabilir... din, senin kendi anlayışınla standardize ettiğin, şablona oturttuğun basitlikte bir şey olmayabilir. peygamberlerin her işi hikmetlidir, ama sen o hikmete muttali değilsin. bilip bilmeden, sanki 14 asır önce olayı görmüş gibi yorum yaparsan yanlış yaparsın. sen namazda önünden geçen çocuğa beddua etme ama çocuğuna da bu hassasiyeti aşıla. küçük yaşta namazın önemli bir şey olduğunu, ciddi bir iş olduğunu görsün, öğrensin çocuk. namazını da yalapşap kılıp, önünden değil çocuk geçirmek, transit yol yapsalar umurunda olmayacak ciddiyetsizlikte kılma namazını. yani en azından konsantrasyonunu bozdu diye önünden geçen birine bozulman bile iyi bir gelişmedir. en azından bozulacak bir konsantrasyonun bulunsun...
devamını gör...
hadis alimi değilim, sıhhat kontrol mekanizmalarını da bilmem.

ben böyle bir rivayet gördüğümde kalbime ve vicdanıma sorarım, efendimize yakıştıramadığım bir şeyi kabul edemem, sıhhati kesin bir şekilde ispatlanabiliyor ise hikmeti vardır derim.

ayrıca efendimizin vahiy yoluyla ikaz ve ihtar (hatta belki tedip dahi diyebiliriz), edildiğini de aklımda tutarım. (bkz: abese suresi)
devamını gör...
hadiste efendimizin bir çocuğa beddua etmesini kabullenmeyip ayetteki yüzünü ekşitti ifadesini efendimize söylenmiş bir söz gibi düşünmek de ayrı bir garabet. müfessirler, yüzünü ekşitti ve çevirdi sözünü 'seni büyük bir ahlak üzere yarattık' buyrulan efendimize değil, yanındaki müşrik için kullanıldığını söylüyor. çünkü müşrikler, efendimizin etrafındaki sahabe-i kiramdan hoşlanmazlardı, niye bu ayak takımını çevrende tutuyorsun diye söylenirlerdi. efendimiz, ama bir sahabeye yüzünü ekşitmez. bizim inandığımız Allah da, bir kulunun, hele peygamberinin ayıbını cümle aleme ilan etmez. diyorum ya peygamber tasavvurumuzu gözden geçirmemiz lazım.
şimdi diyeceksin ki, çelişiyorsun, efendimize yüzünü ekşitmeyi yakıştırmıyorsun ama bir çocuğa beddua etmesini yakıştırıyorsun. hayır, öyle yapmıyorum. sizin gibi 'beşerdir, hata yapar' düşüncesiyle 'yaparsa hikmetle yapar, bize ters geliyorsa vukufiyetimizin ve anlayışımızın kıtlığındandır' anlayışı arasında sıradağlar var...
devamını gör...
bunu tevil etmeye çalışanlar bu başlık ekşi sözlükte açılsa ve burada yazdıkları şeyler alıntı yapılarak oraya alınsa nasıl söverler adamlara diye düşündürmüştür.

ama burada kendileri yapınca peygamber sevici oluyorlar.
devamını gör...
neden dininizi ekşici ateistlerin beğenilerine göre şekillendiriyorsunuz. bunun adı aşağılık kompleksidir. biz propoganda yapmayız. kur'an, sahih hadisler başımızın tacıdır. amenna ve saddakna der eğip bükülmeden düstur ediniriz. elin kafiri münafığı cenabetinin ne söylediği de, ne yaptığı da beni ilgilendirmiyor. cehennemin dibine kadar yolu var hepsinin.
işine gelmeyen ayeti eğip bükersin, işine gelmeyen hadisi inkar edersin. ekşici piçler de senin kıvranmanı, taklacı güvercinler gibi havada parende atmanı izler kahkaha atar.
ne ezik tipler olduk ya.
(bkz: müslümanlardaki aşağılık kompleksi)
devamını gör...
insanların her şeyi kendi kısıtlı beynine göre yorumlayıp, aklı almayınca da ''hayır olamaz'' demeleri ile alakalıdır. ulan çok bilmişler kuranda musa peygamberin gözü önünde öldürülen çocuk var işte. hızır aleyhisselam ile ilgili olan kıssalarda, musa peygamber anlam verememiş, bizim zavallılarda '' ben niye anlamadım'' diyerek hayıflanıyorlar. ve bunu bambaşka anlamlar çıkarmak için kullanıyorlar. tamam siz anlamadıysanız yoktur öyle bir şey.
devamını gör...
zincirinde de sıkıntılar olan bu rivayeti sahih kabul etmek ciddi cesaret ister. bir yanda torunları namaz esnasında yanına geldiklerinde onlara merhamet göstererek devam eden peygamber. öbür yanda bu sıkıntılı rivayet... durum hızır kissasindaki gibi de değildir. hızır kissasinda "çocuk büyüdüğünde anne ve babasini yoldan çıkarabilecegi için" diye açıklama vardir. burda ise sanki hz. peygamber namazda önünden geçen çocuğa kızmış ve beddua etmiş gibi bir anlam var. nitekim said nursi de "hırçınlığının cezasını bulmuş" şeklinde yorumlamıştır.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar