pişmanlık

gözde konusudur hayat,mutluluk şu bu meselelerinin. halil gibran okumayı sevenler,kişisel gelişim kitabı tutkunları,aşıklar,patronlar,öğretmenler, yaşlılar, hamileler, krallar, soytarılar... hayatında herhangibi şekilde karar vermek zorunda kalan herkesin büyük vakti pişmanlık duymakla geçer birşeyler için.ve bildiğim herkes sırtlanıyor bu karar verme yükünü.ha yok mu şöyle orjinal bir adam hayatta karar vermekten bıkıp,oyunu kuralına göre oynamayı başaramayıp, kendine yeni bir oyun kuran.var o da var tabi.en son hakan günday'ın kayra ve kinyas'ında rastlamıştım.alp diye bir karakter, sayfa 250 falandı heralde,beş altı sayfalık bir tirad atıyor bu seçimi ile ilgili,akıllara zarar..
neyse.pişmanlığa dönecek olursak! henri bergson'un felsefesi karmaşıktır,içinde elen vitale,yaşamın akışkanlığı gibi kavramlar geçer,filozoflardan ve bar köşelerinde felsefe konuşup ertesinde sevişenler dışında kimsenin işine yaramayacak şeyler yani.ama işe yarayan kısmı şu; bergson'un inancına göre insan kendisi için her zaman en doğru kararı verir.yani bu spermin yumurtaya yönelmesi,kurdun et yemesi gibi,içgüdüsel birşey.farkında olmadan her zaman içinde bulunduğumuz koşullarda kendimiz için en iyi olanı seçeriz.yani beş dakika önce yaptığımız birşey için pişman olmamız saçmadır,çünkü beş dakika önceki şartlar şimdikinden daha farklı idi ve şimdi baktığımız zaman aynı kararı almamamız gerektiğini düşünmemiz,o an aldığımız kararın o an için bizim adımıza en iyi karar olmadığı manasına gelmiyordur.
yani beş dakika önce çok sevdiği bir kıza çıkma teklif etme şansı olan çocuk bunu kaçırdığında,ya da en yakın arkadaşımızı pişman olacağımız şekilde yüz üstü bıraktığımız için dün acı çekiyorsak bugün,bunlar bergson okumadığımızdan ve pişmanlık hakkında fikir sahibi olmadığımızdandır.tabi bergson'a inanıyorsak.yanılıyorda olabilir.işte kısaca adamın değindiği şu; evet şimdi baktığında 5 dakika önce fırsat yakaldığında halde aşkını açıklamadığın için sevdiğine,bir arkadaşın seni eleştirebilir çünkü o aynı koşullar altında olmanın ne demek olduğunu bilmiyordur ve sen kendini eleştirebilirsin beş dakika sonra çünkü beş dakika önceki koşulların ne olduğunu göz önönüde bulundurarak olayı mantıklı şekilde yorumlayamıyorsundur..çünkü şu an bambaşka bir anı yaşamaktasındır ve aynı derede yakınılmıyordur iki kez.
annemiz falan fazla nasihat verip,eleştirmeye başladığında bu uzun açıklamayı kendisine aktarıp kafasının karışmasını sağlıyoruz,böylece bi üç beş gün daha kafamıza göre takılabiliyoruz.bu açıklamanın etkisi bittiğinde tekrar nasihat vermeye başlarsa bana ulaşın,bu sefer platon'dan arakladığım bir iki şeyle karıştıracaz kafalarını..
devamını gör...
vicdanla ilgilidir.yapmamamız gereken bir suc işlemişsek,vicdanen rahatsız huzursuz olur pişmanlık duyarız.insanın kendisini bilme farkında olma hali de denilebilir.ayarını iyi bilmek gerekir,mesela aşırı pişmanlık hasta eder,pskolojik sorunlar getirir.
devamını gör...
çok zor kaybolan bir histir.
hele ki pişman olunan şey geri dönülmez bir hata ise.
acı vericidri pişmanlık duygusu yaşamak,hayatının her yerindedir,her taşın altından çıkar.
devamını gör...
öğrenmektir, farkına varmaktır ve büyümektir pişmanlık.
yaşanmasa dediğiniz histir fakat bir o kadar da iyi yanı vardır. büyütür adamı.
tek çaresi Allaha sığınmaktır, keşkeler anlamsızdır.
devamını gör...
azabı konusuna göre değişmemektedir. zira bu durum kesinlikle ruh haliyle doğru orantılı. yani bazen aman salla gitsin diyebileceğiniz şeye bir müddet sonra acayip kafa yorabiliyorsunuz.
devamını gör...
insanın kendine acı çektirmek için uydurduğu sanal gark etme hali. evet sanal! zira insan aynı olayı bin kerede yaşasa sonuçlarını bilmemek kaydıyla aynı kararı verir ve biz buna kısacası kader deriz, o halde nedir lan bu dövünme hali. mazoşist misin birader yani hiç değiştiremeyeceğin bir durum için "ben çok pişmanım" iniltileri boşa bir kendini avutma halidir. kısacası pişmanlık diye bir şey yoktur pişmanlığa inanmak vardır sadıç. ha şunu da eklemek isterim bu pişmanlık sanısı toplumun insana dayattığı bir duygu halidir de ayrıca.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar