platon

iö y. 428-348: platon size kendi adınıza düşünme, öğrenme yetinizi güçlendirmeyi esinleyecek temel soruları gündeme getirmiştir. öğrenmeyi öğrenme bilgisi, belki de sahip olabileceğimiz en önemli bilgidir ve platon un akıl almaz bilgeliği bu bilginin gelişimi için ideal bir başlangıç noktasıdır.

"ruhun bir gözü vardır, ki o göz on bin bedensel gözden daha kıymetlidir, çünkü o, tek başına doğruluğu gördürebilir" platon.

-sevginin gücü-
"(güzellik) öncesiz-sonrasız, üretilmemiş ve yok edilemezdir; ne artmaya ne de çürümeye tabidir... tüm diğer şeyler onun bir katılımı yoluyla güzeldirler. ilahi ve salt olan budur... güzelin kendisi." platon

platonik sevgi emily dickinson imzalı ifadesi şöyledir;

ölene dek sarsın güzellik beni
güzellik acısın bana isterim
ama bugün versem son nefesimi
gözünün önünde öleyim derim...
devamını gör...
(bkz: devlet)
platon, bu kitabında bahsettiği ütopyasından yaşlandığında vazgeçtiği söylenir. ve son söz olarakta en iyi devlet modeli tanrının sözünün geçtiği devlet modeli dediği söylenir.
devamını gör...
asıl adı aristokles olan filozoftur.

gençliğinde yenilmez bir güreşçi olan aristokles'e sert, kaya gibi duruşuyla simasında ne düşündüğü veya ne hissettiği belli olmadığı için arkadaşları tarafından platon lakabı verilmiştir.

biz ise bu kadar sert mizaçlı adama yumuşacık bir şekilde eflatun diyoruz.
devamını gör...
"sınıflar arası farklılık azaltılmadan halkların eşitliği sağlanamaz" sözüyle aklımda yer etmiş filozoftur.
kanımca, küresel kapitalist dünyadaki çıkmaza en iyi, en basit, en şık çözüm yolu budur.
devamını gör...
platon yaptığı mücahedelerle ve riyazetlerle nefsinde hasıl olan safayı görünce peygamberlere uymaya gereksinim yoktur sandı. " biz temizlenmiş insanlarız, temizleyecilere ihtiyacımız kalmamıştır" dedi. peygamberlere uymadan yalnız riyazet çekmekle hasıl olan safanın altın yaldızla örtülmüş bakır veya şekerle kaplanan zehir olduğunu anlıyamadı.

bakırla karışık altını saf halinden ayırmak için ve nefsi emmarelikten kurtulup itminana kavuşmak için peygamberlere uymak lazımdır. hakiki hakim ve tabip olan Allahü teala peygamberleri ve bunların dinini nefsi emmareyi yıkmak ve bunun sebep olduğu azgınlıklardan kurtarmak için gönderdi. onu yıkmak, ıslah etmek, kurtarmak için bu büyüklere uymaktan başka çare olmadığını bildirdi. bu büyüklere uymadıkça binlerce riyazet ve çaba sarfedilse nefsin azgınlığı tüy kadar azalmaz. tersine azgınlığı artar. onun azgınlığını giderecek yegane ilaç peygamberimizin dinidir. bundan başka hiçbir çaba nefsi felaketten kurtaramaz.
devamını gör...
antik çağın filozofu;hümanizm,klasizm,realizm vb akımların yeterince anlaşılabilmesi için üzerinde durulması gereken önemli şahış. bir digeri için bkz aristo
devamını gör...
soylu bir aileye mensup olan platon, m.ö. 428 yılında atina'da doğmuş ve iyi bir eğitim görmüştür. 20 yaşında sokrates'le karşılaşınca felsefeye yönelmiş ve hocasının ölümüne kadar (m.ö. 399) sekiz yıl boyunca öğrencisi olmuştur; hocası ölünce, diğer öğrencilerle birlikte megara'ya gitmiş ama burada uzun süre kalmayarak önce mısır'a, oradan da pythagorasçıların etkili oldukları sicilya ve güney italya'ya geçmiştir. bir ara korsanların eline düşmüş, fidye vererek kurtulduktan sonra, kırk yaşlarında atina'ya dönmüştür. atina'da akademi'yi kurarak dersler vermeye başlayan platon, m.ö. 347 yılında 81 yaşındayken ölmüştür.

platon, hocası sokrates gibi sokaklarda ve pazar yerlerinde öğretim yapmak istemiyordu; tam tersine ne yaptığını bilmeyen kuru kalabalıktan uzak bir yerde bir okul kurarak, seçkin öğrenciler yetiştirmeyi düşünüyordu. atina'nın batısında bulunan ve adını bir yunan kahramanı academios'tan alan bölge, bu amaç için çok uygundu. platon meşhur okulu akademi'yi burada kurdu. bu dönemde, akademi bölgesinde esin perileri müzler için bir tapınak, öğrenciler ve öğretmenler için odalar, toplantı odaları, konferans salonları ve yemekhaneler yapılmıştı. ancak öğretimin nasıl yürütüldüğüne ilişkin yeterli bilgiye sahip değiliz. büyük bir olasılıkla sokrates'in diyalektik yöntemi uygulanmış, yani öğretim esnasında konferans yöntemi yerine tartışma yöntemi benimsenmiştir. platon'un amacı, öğrencilerine bilgi aşkını aşılayarak, onları filozof bir yönetici olarak yetiştirmektir; bu yüzden ahlak ve siyasete ağırlık vermiş, ancak bunları mantık ve matematikle temellendirmeyi ihmal etmemiştir.

akademi bu haliyle daha çok özel bir öğretim kurumunu andırmaktadır. her yaştan öğrencisi vardır; fakat öğrenciler, sınavdan geçirilmez ve eğitimlerini tamamladıklarını gösterir özel bir diploma ile ödüllendirilmez; yalnızca doğruyu araştırmakla görevlidirler.

platon'un ölümünden sonra akademi'nin başına kız kardeşinin oğlu geçmiş ve platon'un düşüncelerinin yerleşmesi ve gelenekselleşmesi için uğraşmıştır. akademi uzun bir süre seçkin yöneticilerin yönetiminde ve denetiminde, seçkin öğrenciler yetiştirmiş ve 6. yüzyılın başlarında bir pagan okulu olduğu gerekçesiyle bizans imparatoru justinianus tarafından kapatılmıştır. hıristiyanların tehditlerinden kaçan öğretmenlerden ve öğrencilerden bazıları, sâsânã® kralı anuşirvan'ın (m.s. 531-579) cundişapur'da kurmuş olduğu tıp okuluna sığınmışlardır. bu, uygarlık tarihi açısından çok önemli bir gelişmedir; çünkü buraya yerleşen yunan filozofları ve hekimleri, birkaç yüzyıl sonra islâm dünyası'nda yeşerecek olan bilim ağacının tohumlarını atacak ve böylece bilim ve felsefe atina'dan bağdad'a taşınacaktır.

justinianus'un akademi'yi kapatmasının nedeni pagan etkisini ortadan kaldırmaktı; ancak bu yolla, istemeden de olsa, hıristiyanlığın en büyük rakibi olan doğu uygarlığının (ve bu arada islâm uygarlığının) güçlenmesine yardımcı olmuştur.

platon, barbarlarla dost olmasa da, onlara karşı aristoteles kadar katı bir tutum içerisinde de değildir. mısır'a yapmış olduğu gezi sırasında, mısırlıların bilimleri, dinleri ve yaşam biçimlerine ilişkin bilgi edinmiş ve mısır uygarlığının yunan uygarlığından daha önce geliştiğini ve onun biçimlenmesine yardımcı olduğunu anlamıştır. bu husus, timaios adlı diyalogunda açıkça görünmektedir. burada solon ile bir mısırlı rahip arasında geçen bir konuşma cidden çok ilginçtir. rahip sais,

"ah solon solon... siz yunanlılar daha dünkü çocuksunuz." deyince, solon bu söylediklerinin ne anlama geldiğini sorar ve bunun üzerine rahip şu karşılığı verir :

"ruh olarak sen ve siz çok gençsiniz; çünkü ne eski geleneklere ne de yüzyıllar öncesinden gelen bir bilime sahipsiniz ."

platon mezopotamyalılara ilişkin fazla bir bilgiye sahip olmasa da, asur hükümdarı ninos'un kanunlarına atıfta bulunması, bu uygarlığa tamamen yabancı olmadığını göstermektedir. eserlerinde görülen astroloji anlayışı büyük ölçüde babillilerden gelmiştir.

yunanlıların sürekli düşmanları olan persleri ise, platon çok iyi tanımaktaydı. olasılıkla herodotos ve diğer yunan tarihçilerinin yapıtlarını okuyarak achaemenidian imparatorluğu'na hayranlık duymuştur. perslerin otokrasisi, ona, yunanlıların demokrasisinden daha sempatik görünüyordu.

platon'a göre, insanlar bir mağaranın içinde yaşarlar ve yüzleri mağara girişinin karşısında bulunan duvara dönük olduğu için sadece ve sadece buraya düşen gölgeleri görebilirler; duyumlarımız yoluyla varlığından haberdar olduğumuz bu görünümler, gerçek değil, gerçeğin iyiden iyiye bozulmuş gölgeleridir; gerçeği görmek isteyen bir kimsenin, akıl yoluyla duyusal zincirlerden kurtularak başını mağaranın girişine çevirmesi ve orada geçit töreni yapmakta olan ideaları, yani görüntülerin oluşumunu sağlayan gerçek biçimleri seyretmesi gerekir. bu nedenle bu alemde duyumsadığımız varlıklar birer gölgedir ve asıl var olan şeyler, bu gölgeler ve bu yanılsamalar değil, onların ardındaki ölümsüz idealardır. mesela bir at ne kadar olağanüstü olursa olsun, zamanla bozulur ve kaybolur; oysa at ideası ezelã® ve ebedã®dir, değişmez.

öyleyse, değişim içinde bulunan görüntülerin bilgisini bir yana bırakarak, hiçbir zaman değişmeyen ideaların bilgisine ulaşmak gerekir; felsefenin amacı bu olmalıdır; gerçek bir filozof, bu aldatıcı görünümlerin ardına saklanmış olan mutlak bilgiyi, yani ideaların bilgisini yakalayabilen kişidir. platon böylece bilginlerin yolunu da çizmiş olmaktadır; çünkü ilkçağ ve ortaçağ'da bilim ve felsefe birbirlerinden ayrı birer etkinlik olarak görülmemiştir.

son diyaloglarındaki dualist eğilim, zerdüştçülükten kaynaklanıyordu ancak bu etki, büyük bir olasılıkla dolaylı bir yoldan gelmiş olmalıydı; çünkü platon'un diyaloglarında zerdüşt ismine sadece bir yerde rastlanmaktadır. ayrıca felsefesinde, hint felsefelerinin izleri de görülmektedir.

platon, phaidon adlı diyalogunda, bir filozofun ölmekten mutlu olacağını, çünkü ruh ideasının ölümsüz olduğunu söylemektedir. bu anlayış sonraları yaygınlaşacak ve insanı anlamlandırmaya çalışan düşüncelerin merkezine oturacaktır.

yapıtlarından anlaşıldığı kadarıyla, platon daha çok ahlak ve siyasetle ilgileniyordu. devlet, yönetici ve kanunlar adlı kitaplarında ideal bir devletin nasıl olması gerektiğini sorgulamış ve savunduğu görüşler, daha sonra fârâbã® ve ibn sinâ gibi islâm filozoflarının siyaset anlayışlarının biçimlenmesine büyük katkılarda bulunmuştur.

matematik, platon'un gözünde çok önemli bir bilimdi; çünkü onunla gerçek bilgiye, yani tanrı ideası'na ulaşmak olanaklıydı; zaten tanrı'nın kendisi de bir matematikçiydi.

platon'a göre, matematik, gölgeler alemi ile idealar alemi arasında bir ara alem veya iki alemi birbirine bağlayan bir geçittir. mesela, ister doğada bulunsun isterse bulunmasın, geometrik biçimler bu ara alemin varlıklarıdır ve bu nedenle mükemmel değillerdir; bunlarla ilgilenenlerin, teğetlerin bir daireye veya bir küreye birden fazla noktada değdiklerini kabul etmeleri gerekir; ancak ideal bir daire veya ideal bir küre söz konusu olduğunda yalnızca bir değme noktasının bulunacağı zihinsel bir soyutlama ile kavranabilir. işte bu nedenlerle, platon akademi'nin kapısına "geometri bilmeyen bu kapıdan girmesin." diye yazdırmıştır. platon uygulamalı matematiği sevmemiş ve bu nedenle cetvel ve pergelin dışında bir araç kullanmaya yanaşmamıştır.

platon da doğaya pythagorasçılar gibi bakar ve gerçeğin kilidini açacak anahtarın aritmetik ve geometri olduğuna inanır. matematikle ilgili orijinal denebilecek bir çalışması yoktur; katkıları daha çok felsefã®dir. tanımları düzeltmiş ve mantıksal bağlantıları güçlendirmiştir. ancak geometrik analiz, platon'a değil, kioslu hipokrates'e atfedilmektedir.

platon'un matematiğe ilişkin görüşleri ve çalışmaları sonucunda, matematik, diğer bilimler arasında seçkin bir konuma yerleşecek ve yüzyıllardan beri süregelmekte olan bilimsel eğitim ve öğretimin esas öğesini oluşturacaktır.

düzgün çok yüzlülerin platon tarafından keşfedildiği söylenmekteyse de, ondan çok daha önce bilinmekteydi. ancak platon beş düzgün çok yüzlüyle, beş öğeyi eşleştirmiş ve dörtyüzlünün ateşi, altıyüzlünün toprağı, sekizyüzlünün havayı, onikiyüzlünün suyu ve yirmiyüzlünün eteri simgelediğini bildirmiştir; ama platon atomcu değildir ve aristoteles'le birlikte atomcu görüşe karşıdır.
devamını gör...
şairi devletinden kovan kişidir. binlerce yıl sonra kendisine verilen sağlam ayarlardan birini geçtiğimiz aylarda alper gencer gerçekleştirmiştir.

devlette gözü olan şair, namerttir
ne kovulması ulan biz istifa ettik
devamını gör...
" parayı kendileri kazanmayanlar çoğu zaman ona düşkün olmayanlardır. kazananlara gelince, onlar parayı iki katı severler; çünkü şairler şiirlerini, babalar oğullarını nasıl severlerse, kendi emekleriyle servet edinmiş olan kimseler de paraya kendi eserleri imiş gibi düşkündürler."

diyen feylezof.
devamını gör...
abdülkerim el ceyli onun hakkında şunları demiştir:

--- alıntı ---
cehennem ehli tabakalarından olduğu halde, müminlerin dahi, dünya hayatında eremedikleri hakikati anlatmaya kalksaydık, nice ciltler dolardı.
nitekim ben eflatun@la buluştum; zahir ehli onu, kafir sayar.

onu, gayb alemini nurla aydınlıkla doldurmuş gördüm.

ve onu öyle bir makam tutmuş gördüm ki, evliyadan hiçbirinde öyle makam görmedim.

ona sordum:

sen kimsin?...

şöyle anlattı

ben zamanın kutbuyum, zamanların birinci geleniyim...
--- alıntı ---
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar