post truth

nesnel gerçekliklerin kişisel çıkar yada duygulardan dolayı gözardı edilmesi durumu. ülkemiz bu konuda tam bir cennet.

öneğin:
berkin elvan'ın ekmek almaya gitiği için vurulmadığını bunu iddia edenler de biliyor fakat siyasi çıkar bunu bilmiyormuş gibi davranmayı gerektiriyor.
akp mitingindeki kadının "erdoğanın g*tünün kılıyık" demediğini kulağı sağlam olan herkes anlayabilir ama böyle demiş gibi lanse edip akp seçmenini genellemek gerçeklerden daha önemlidir.
akp seçmeninin makarna yada kömürle oy vermediğini de akp karşıtı kitleler biliyor ama bu da gerçekliği hasır altı edilmiş bir durum.

hoşunuza gitmeyeceklerden de örnek vereyim:
ayakkabı kutularının ve rüşvet kayıtlarının doğruluğunu hemen herkes biliyor. akp seçmeni biz çalmalarına rağmen memnunuz diyemediği için "montaj" yalanında yaşamayı tercih ediyor.

herkes biliyor ama çıkarlar için bilmiyormuş, yokmuş gibi davranıyor. kitlesel yalancılık ama anlaşarak değil.
devamını gör...
2016 yılında, bilhassa abd referandumu ve brexit referandumu tartışmaları esnasında kullanımı %2000 artmış kelimedir. bu sebeple ingilizce oxford sözlüğü, post truth'u 2016'da yılın kelimesi seçmiştir. kelimenin anlamı, sözlüğü referans gösterecek olursak, tam olarak şöyledir:

"nesnel olguların kamuoyunu şekillendirmede, duygulara ve kişisel inanca hitap etmekten daha etkisiz kaldığı durum".

burada nesnel olguların reddi ve sansürlenmesi söz konusu değildir. aslolan nesnel olguların "etkisiz" kalmasıdır. peki neye göre? kişisel duygu ve görüşlere göre...

(bkz: bullshit)
devamını gör...
nesnel gerçekliğin, spesifik bir konu üzerinde kamuoyunu belirlemede duygulardan ve kişisel kanaatlerden daha az etkili olmasıdır... günümüz politik aracı haline gelmiş, medya diline pelesenk etmiştir.
devamını gör...
oxford sözlüğüne göre "bahis edilen herhangi bir konuda kamuoyu oluşturmak için nesnel hakikatlerin, duygulardan ve kişisel kanaatlerden daha az etkili olma durumudur."

gerçeğin çarpıtılması, manipüle edilmesiyle yaratılan sahte gerçeklik "post- truth" kavramı ilk kez 1992 yılında, sırp asıllı amerikalı oyun yazarı steve tesich tarafından kullanıldı. kelimenin yaygın şekilde dolaşıma girmesi ise, ralph keyes'in 2004'te amerika'da yayımlanan kitabı the post-truth era: dishonesty and deception in contemporary life ile ve daha sonları da ingiltere'de avrupa birliği'nden ayrılıp ayrılmama kararının verileceği referandum esnasında (brexit), daha sonra ise gitgide artarak abd'de trump'ın başkan seçilmesi ve sonrasında oluyor.
devamını gör...
oxford dictionaries'in ingilizce'de 2016 yılının kelimesi olarak seçtiği kelimedir.
"post truth, sıfat olarak nesnel hakikatlerin bir konu üzerinde kamuoyu belirlemede duygulardan ve kişisel kanaatlerden daha az etkili olması" şeklinde tanımlanıyor. yani gerçek hakikatler artık önemsizleşmiş durumda, önemli olanın hakikat değil durumun, olguların veya olayların bizde ne hissettirdiği. burada kullanılan post ön eki sonralık anlamında kullanılmıyor bu ek önüne geldiği kavramı artık önemsiz ya da gereksiz kabul edildiği bir zamana aitlik anlamı katıyor. bir bakıma post truth derken hakikatlerin önenini yitirdiği zamandan bahsetmiş oluyoruz.

asıl etkisini hissettirdirdiği durum ise; 2016 abd başkanlık seçimleri süreci olmuş. bu yüzden daha yoğun olarak post-olgusal siyaset anlamında kullanılıyor. çünkü nitekim etkisini en çok siyatte gösteriyor.

ifadeye daha yakından baktığımızda gerçekten de içinde yaşadığımız dönemi tek bir kelimeyle anlatan önemli bir kavram olduğunu görüyoruz. toplumun çoğunluğunu oluşturan kesim, hakikate ihtiyaç duymuyor önemli olan, ona hakikatin ne hissettirdiği, olgular, durumlar bizi rahatsız ediyorsa o zaman onu kendi hakikat dairemize almıyoruz. tabi bu durumu körükleyen en önemli şeylerin başında kitle iletişim araçları ve medya geliyor. nitekim herkesin sosyal medya platformunda oluşturduğu post truthları yok mu? bu bağlamda medya okur yazarlığı önemini gösteriyor. medyanın bu denli yoğun kullanıldığı, yanlış bilginin bu kadar yaygın olduğu bir dönemde gerçeklik bilincinin kazandırılması, atılan her tweetin sırf çok retweetlendi diye hakikat sayılamayacağı duyarlılığına sahip olmak gerekiyor. yalanı yaymanın ve çoğunluğun inandığının ardında olmanın hakikat olmadığını kuran en güzel şekilde bildiriyor:

en'am suresi, 116. ayet:" yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyacak olursan, seni Allah'ın yolundan şaşırtıp-saptırırlar. onlar ancak zanna uyarlar ve onlar ancak 'zan ve tahminle yalan söylerler."

o halde bu bağlamda kendi post truthlarımızla değil, gerçekliği araştırıp bize düşen kısmıyla gerçek bilgiyi yayma konusunda sorumluluk bilincine sahip olmalıyız.
devamını gör...
en yoğun kullanımı post truth politics şeklindedir. gerçeğe eklenen parçalar yüzünden gerçekliğin dönüşmesi/değişmesi aslında olay. bizde ne yalan söylerim ne doğru söylerimin karşılığı diyebilirim.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar