pozitivizm

hayatın her şŸeyine olumlu bakabilme felsefesidir... bu felsefeyi tamamen benimsemişŸ ve hayatına bu felseyefe göre yön vermişŸ kişŸilere;

bunlara kısaca ''bulutlar üstün de ucan enayi sürüleri'' diyebiliriz...*
devamını gör...
zaman zaman hayatın her şeyine olumlu bakabilme felsefesi sanılan ama alakası olmayan bir şeydir. müslümanların içine işlemiş hastalıklardan biridir. öyle ki, ehl-i tasavvuf olduğu iddiasındaki kişiler bile, hatta ve hatta bazı tarikat ve cemaatlerin kurumsal yapıları bile bu hastalıkla malüldür.

--- alıntı ---
genel olarak, modern bilimi temele alan, ona uygun düşen ve batıl inançları, metafizik ve dini, insanlığın ilerlemesini engelleyen bilim öncesi düşünce tarzları ya da formları olarak gören dünya görüşü.

bilim felsefesinde, doğrudan doğruya empirik gelenek içinde yer alan, ve gözlem ve deneye dayanan pozitif bilgi lehine metafiziği, metafiziksel spekülasyonu reddeden anlayış, öğreti.

saint-simon ve özellikle de comte tarafından kurulan bir öğreti olarak pozitivizm, İngiliz empirizminin dış dünyaya sadece deneyim yoluyla bilebileceğimiz, her tür bilginin son çözümlemede duyu deneyine dayanmak durumunda olduğu tezini kabul eder. bununla birlikte, dış dünyanın bilgisinin deneyime dayanmak durumunda olduğu tezini, bilginin tecrübede verilmemiş olan bir şeye ilişkin olabileceği görüşünü de kapsayacak şekilde genişleten pozitivizm, insanın duyusal alanın üstünde ve ötesindeki bir dünyayla ilgili tüm bilgi iddialarının karşısında yer alır. o farklı bilgi türleri olamayacağını, gerçek araştırmanın empirik olguların tasvirinden ve açıklanmasından meydana geldiğini öne sürerken, bilimin yöntemlerinin bize fenomenlerin düzenli ardışıklığının ya da birlikte varoluşunun yasalarını verdiğini, ama pozitif yöntemlerin şeylerin içsel özlerine ya da doğalarına hiçbir zaman nüfuz edemediğini ifade eder.

doğa bilimlerinin yöntemlerini, yani pozitif ya da deneysel yöntemleri kullanarak ve bu bilimlerin ulaştığı sonuçlardan yararlanarak, fiziki ve insani fenomenleri içine alan, bütün bir fenomenler dünyasının birlikli bir resmine ulaşmaya çalışan, geleneksel felsefenin metafiziksel soyutlamalarına ve İlkçağ ile ortaçağ metodolojisinin empirik gerçekliğin dışına çıkarak, fenomenal görünüşlerin gerisinde gizli özler, şeylerin arkasında fail ya da ereksel nedenler arama ve idelere, türlere, kavramlara gerçeklik yükleme eğilimine karşı çıkan bir akım olarak pozitivizm, dolayımsız algının olgu ve nesnelerine yönelip, olgular arasında varolan ilişkileri, deneyim dünyasındaki düzenlilikleri, tecrübenin dışına çıkmadan keşfetmenin önemini vurgular.

bu anlayışa göre, insanın toplumsal dünyasına uygulandığında, pozitif yöntem ya da yöntemler bilginin her dalının ve bu arada toplumların kendilerinden geçmek durumunda oldukları ardışık evrelerin bir yasasını verir: bu evreler ise, sırasıyla teolojik, metafizik ve pozitif ya da bilimsel evredir. metafizik genellikle duyusal olanın üstünde ve ötesindeki bir dünyayı konu alan disiplin, gerçeklik ya da varlığın bir bütün olarak tutarlı ve geniş kapsamlı bir resmini sunmaya çalışan felsefe dalı olarak anlaşıldığı için, pozitivizm eleştirilerini öncelikle bu şekilde anlaşılan metafiziğe yöneltmiştir. pozitivizme göre, gerçeklikle ilgili olarak bilebileceğimiz herşey, bilim, yani doğa bilimleri tarafından tüketilir. dünya hakkında, doğa bilimleri tarafından sağlanan bilgi dışında, hiçbir bilgimiz olamaz. İnsan bilgisi bilimin, yani fenomenlere ilişkin sistematik araştırmanın sınırlarını hiçbir şekilde aşamaz.

felsefeye düşen bu bilimlerin üstüne çıkmak ve gerçekliğe ilişkin olarak, doğa bilimlerinin sağladığı bilgilerden daha derin ve mutlak bir bilgi aramak değil, bilimin ulaştığı sonuçların sentezini yapmak ve bu sonuçları sistemleştirmektir. felsefe, bundan başka bilimsel keşiflerin gerisinde yatan genel ilkelere işaret etmek ve bilimin insan yaşamına olan katkılarını göstermek suretiyle, bilimin kapsamını ve yöntemlerini açıklayarak yararlı bir işlev yerine getirebilir. bununla birlikte, felsefe bilim için söz konusu olmayan bir bilgiye ulaşma iddiasından vazgeçmelidir. pozitif yöntemler tarafından yanıtlanamayan sorular yanıtsız bırakılmalıdır.

İşte bu çerçeve içinde, günümüzde pozitivizm, bilim konusunda empirist bir görüşe bağlılığı, toplumsal yaşama empirist bilgi modeli üzerinde bilimsel bir yaklaşımı tanımlar. sosyal bilimler bağlamında ise, bu, insan ve toplum bilimlerinin yöntemlerinin doğa bilimlerinin yöntemlerine göre şekillenmesi veya oluşturulması; olgularla değerlerin birbirlerinden kesin olarak ayrılmaları gerektiği ve bu yapıldığında, sosyal bilimlerin de, doğa bilimlerinde keşfedilen yasalara veya yasa benzeri düzenliliklere koşut toplum yasalarına erişebileceği anlamına gelir.

pozitivizm, hukuk alanında veya hukuk felsefesinde de, bir devletin hukuğunun hükümran iktidarın iradesine dayandığını öne süren görüşe tekabül eder. İngiltere'de bentham ve austin, fransa'da leon duguit, almanya'da savigny tarafından benimsenen bu hukuk anlayışı, bir yandan toplum sözleşmesi, doğal hukuk teorileriyle örf ve adet hukukuna ait gelenekleri bir kenara bırakmanın, hukuğu tüm spekülatif veya metafizik unsurlardan arındırmanın gerekliliğini vurgularken, diğer yandan da, hukuğu hükümran iradenin belirttiği emir ya da buyrukların tümü, idari, yargısal ve askeri nitelikli emirlerin toplamı olarak tanımlar.

pozitivizm, ahlak alanında da, tanrı'nın nedensiz buyruklarının belirli eylemleri ahlaken doğru, diğer bazılarını yanlış eylemler yaptığını dile getiren ve aynı zamanda teolojik iradecilik veya veya tanrısal takdir ya da buyruk öğretisi olarak bilinen görüşü tanımlar. varolan ahlak standardının bir toplumda fiilen yürürlükte olan standardı tanımlaması koşuluyla, varolan ahlaki standart dışında hiçbir normun olmadığı görüşüne ise sosyolojik ahlaki pozitivizm adı verilmektedir.

--- alıntı ---

devamını gör...
bu doktrinin bilimi ve bilimsel gözlemi temel aldığı aşikar. şu halde insan ile evren arasındaki ilişkide bir betimleme problemi var gibi görünüyor. pozitivizmin kendini bilim ile sınırlaması, bilimsel betimlemeler dışında evrene bir betim atfetmemek gereği üzerine kurulu. burada şöyle bir problem yok mu: bilim, evreni veya varlığı kuşatıcı bir biçimde betimleyebilme gücüne sahip midir?
devamını gör...
--- alıntı ---

bağnazlık yalnızca dinî, içtimaî ve siyasî konulara değil, ilmî ko nulara da musallat olabilmektedir. ancak, ilmî bağnazlıklar ilmî realiteler ve ilmî verilerden ziyâde, bunların ardındaki "epifenomen"lerin bilgi teorisi ve epistemoloji açısından yorumları söz ko nusu olduğunda ortaya çıkmaktadır.

i̇lim târihinde, modern çağlarda, en yaygın bağnazlık auguste comte ve tâkipçilerinin oluşturduklan, daha sonraları "pozitivizm" ya da "bilimcilik" diye isimlendirilmiş olan ve bizdeki ilmî disiplin fukarâsı ve epistemoloji câhili yarıaydınların hâlâ baş tâcı ettikleri epistemik doktrin çevresinde kümelenen hizbin ortaya koyduğu bağnazlıktır.

a. comte'un kendisi de bir bağnazın bütün psikopatolojik âra zını en had düzeyde hayatı boyunca sergilemiş bir şahıstır. vaz et tiği doktrinden kaynaklanan şizoid, paranoid, manyak pekçok eğilim sergileyen a. comte, sonunda, hallüsinasyonlarının pençe sinde tam bir çılgın hayatı yaşamış, bütün dostlarını hor ve hakîr görerek dışarlamış ve yepyeni bir din ve ahlâk sistemi kurduğunu dahî vehm ve ilân etmiştir

--- alıntı ---

http://www.ozemre.com/index...
devamını gör...
hukuk için çizilen, meşhur gözü bağlı elinde teraz iolan kadın tipinden ilham alarak,pozitivizm'in ürettiği bilim adamını çizmeye kalksak, üstünde beyaz önlük elinde deney tüpü, gözü bağlı, kulakları tıkalı kalbi sökülmüş bir adam çizmek gerekir.

kısacası bilim adamlarını androitleştiren bir akımdır. bilime insanlık tarihi boyunca yapılan en büyük kötülüğü yapmıştır. hikmeti bilimden ayırmıştır. aklı köreltmiş, bilgiyi ilkelleştirmiştir.
devamını gör...
15.
olguculuk iki felsefi düşünceye verilen addır. her iki düşüncenin de teoloji ve metafizik içermeyen, sadece fiziksel veya maddi dünyanın gerçeklerine dayanan bilim anlayışı vardır.

daha eski olan pozitivism auguste comte'un 19. yy. da ortaya attığı düşüncedir.
daha yeni olan mantıksal pozitivizm 1920'de viyana çevresi tarafından kurulmuştur.
yapısal antrolopolojist edmund leach 1966 henry myers derslerinde pozitivizmi şu şekilde tanımlamıştır.

pozitivizm ciddi bilimsel sorgunun, bir dış kaynaktan gelen nihai sebepleri aramayan ama direkt gözleme açık olan gerçekler arasındaki ilişkilerle sınırlı olmasını söyleyen görüştür.
devamını gör...
17.
pozitivizm 19. yüzyılın sonlarına doğru ortaya çıkan ve özellikle august comte tarafından geliştirilmiş düşünce akımıdır. 19. yüzyılın böteki düşünce eğilimlerinde de pozitivist bir yön bulunması mümkün olmakla birlikte esas olarak bir akım haline comte ile gelmiştir.

pozitivizm kesin bir bilimsellik iddiası ile her tür teolojiden ve metafizikten kendisini arındırmayı ve salt maddi gerçekliğin bilgisine ulaşmayı hedefler. burada önemli yöntem sorunu olarak belirir ve pozitivizme göre önemli olan olguların araştırılmasıdır, yani yapılması gereken yöntemsel tutum, olgular arasındaki ilişkileri ve yasaları bulgulamak, bunları kesin ilkeler olarak ortaya koymaktır. comte bu yönelimle sosyoloji disiplinini temellendirmiştir. pozitivizm sadece gözlemlenbebilir olguların üzerine kurulu bilginin gerçek olduğunu, gözlemlerin ise her tür subjektif etkiden yalıtık bir şekilde yapılması gerektini belirtir. pozitif bilgiye bu şekilde ulaşılacaktır ve bu bilmsel bilgidir.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar