procrastination

kelime anlamı erteleme, geciktirme, oyalanma, ağırdan alma olan kelime.

hemen hemen her sektörde görülebilecek bir modern insan hastalığı olmakla birlikte, özellikle öğrencilerde tavan yapan durumdur.

2 sayfa bir şey okumanız ya da 3 satır şey yazmanız gerekmektedir. ama siz başka şeylerle oyalanırsınız da oyalanırsınız.
şu an benim yaptığım gibi. hangi ara sözlüğe girdim de tanım yazmaya başladım hiçbir fikrim yok mesela.
devamını gör...
erteleme hastalığı.

erteleme bir alışkanlık fakat bazen abartılıp kontrolden çıkıp ciddi bir tabloya dönüşebiliyor.

procrastinatorler mükemmeli aradıkları için yapması gerekenleri erteler ve kendi ideallerini gerçekleştiremedikleri gibi kendi hayatlarını zorlaştırırlar.tembel değildirler daha iyiyi yapmak için hep uygun zaman ve şartları oluşturmaya çalışırlar. haz odaklı davranmaları da bu tabloyu besler.
son yıllarda erteleme hastalığından kurtulmak için bazı yöntemler geliştirilmiştir.

pomodoro tekniği
getting things done
devamını gör...
bir şeyin adı yeterki iş olsun beynim hemen erteleme moduna giriyor.kesinlikle tembel değilim hobilerimden biliyorum hobi için gece üçe kadar çalıştığımı biliyorum ama ödev yada iş oldumu gelecekte bir güne sallıyorum.bu erteleme hastalığımıdır.
devamını gör...
son yıllarda akademik hastalık olarak da kayıtlara geçmiştir. tezlerin tehiri ve bilahare yaparım mantığı ile askıya alınması akademik camiada yapılan anketler ve ölçeklerle desteklenmiştir.
devamını gör...
öbür gün, evet, yalnızca öbür gün...
yarın öbür günü düşünmeye başlayacağım,
belki her şey olup bitecek; ama bugün değil...
hayır, bugün değil; bugün yapamam.
öznel nesnelliğimin şaşırtıcı inadı,
gerçek yaşamımın uykusu, araya girmesi,
sezinlemesi, bitimsiz bezginlik-
bütün dünyam bir tramvaya yetişme çabası-
öyle bir ruh o...
yalnızca öbür gün...
bugün hazırlanmak istiyorum...
hazırlanmak istiyorum kendi yarınım için, öbür günü düşünmek için...
sonucu belirleyecek olan bu.
halihazırda planlarım var, ama hayır, bugün planlama yok...
yarın plan yapma günüdür.
yarın dünyayı fethetmeye masama oturacağım;
ama ancak öbür gün fethedeceğim dünyayı...
ağladığımı hissediyorum,
apansız ağladığımı hissediyorum, derinden içime doğru...
bugün ne olup bittiğini bilmeyin, bu bir giz, söyleyemem,
yalnızca öbür gün...
çocukken her hafta pazar günü sirki beni eğlendirirdi.
bugün bütün eğlencem çocukluğumdaki tüm hafta süren pazar günü sirki...
öbür gün, bambaşka biri olacağım,
yaşamım zaferle taçlanacak,
zekamın bütün gerçek nitelikleri, iyi öğrenimim, uğraşım-
hepsi toplanacak bir araya herkese duyurmalı...
ama herkese sunulan boşa gidecek yarın...
bugün uyumak istiyorum, gerçek nüshayı yarın yapacağım...
bugün için, hangi gösteri yineleyecek çocukluğumu bana?
yarın bir bilet satın alabilirsem,
gerçek gösteri öbür gün çünkü...
daha önce değil...
öbür gün göstereceğim, halkın karşısında yarınki kendimi
öbür gün, bugün ben olmadığım görülecek sonunda.
yalnızca öbür gün...
sokak köpeği gibi uykuluyum.
gerçekten uykum var.
yarın size her şeyi söyleyeceğim, ya da öbür gün...
evet, belki de yalnızca öbür gün...
adım adım...
evet, adım adım...

**
devamını gör...
oyalanma, ağırdan alma, sürüncemede bırakma, savsaklama.
prokrastineyşın * olarak türkçe'ye çevrilmiş bir kitabı da var. bu davranışla ilgili olarak kanada'da timothy a. pychyl isimli profesör araştıma yapmış savsaklama davranışı araştırma grubu bünyesinde. görüyorsunuz savsaklamamak adına ne çareler aranıyor.
(bkz: prokrastineyşın)
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.