1. toplam entry 2377
  2. takipçi 8
  3. takip edilen 0
  4. puan 7862
  5. statü
  6. rütbe yazar
  7. kayıt tarihi 4 yıl önce

evrim safsatası

çok uykum var, takatim yok kısa keseceğim. önce tanımı yapayım. darwin'den yüz yıllar öncesi de saptanan, darwin'in kuramlarıyla gelişen ve günümüz labratuvar sonuçlarıyla ispatlanan bir bilime safsata denemez.

şimdi mesela, yaradılışçılar canlı ve cansızların mutlaka bir tasarımcısı olması gerektiği kanısındalar. peki her canlının bir tasarımcısı olacaksa tasarımcıyı kim tasarladı? açın ihlas suresini okuyun. baştan belirteyim cevap değil soru bulursunuz orada kendinize bu hususla ilgili.

şimdi ben yaradılışı savunan arkadaşların bu tezini bu kadar basit şekilde çürüttüm diye yaradılışa safsata diyebilir miyim? tabii ki diyemem.
fakat aynı saygıyı bilime de beklerim.

türk hukuk sistemi

eskiden olsa insan hayatından önce mülkiyeti esas alan hukuk sistemidir diyebilirdik. fakat bugünkü hukuk sistemi özel mülkiyeti bile gereğince korusa öpüp başıma koyacağım. bugünkü hukuk sistemi zatı şahaneler partisinin çıkarlarını korumak üzerine uygulanan hukuk sistemidir. inşaa edilen demiyorum uygulanan diyorum. zira ortada hiç bir yeni hukuk inşaası da yoktur.

hukuk bazen hukuku dilediğince çiğneyenleri de korumak üzerine kurulu bir sistemdir. mesela bir merkez bankası başkanını hukuksuz şekilde görevden almamanız için tüm tedibirler geliştirilmiştir. ama yine de alırsanız uzun vadede siyasi sonuçlarıyla da yüzleşirsiniz.

günümüzde çektiğimiz her sıkıntının başı hsyk'nın başında adalet bakanı olmasından kaynaklıdır. sanırım ülkece ekonomiden dış politikadaki sorunlarımızın kökenine kadar hukuk sistemi olduğu konusunda hem fikirizdir. hsyk'nın yahut yeni adıyla hsk'nın başında siyasi bir gücün olması sistemini akp hükümeti getirmedi. dünyanın en pak hükümeti bile halktan yahut muhalefetten bir baskı gelmedikçe bu gücünü geri vermez. bu sorunsalı tartışmadığımız her sorunsalımız kökünden eksik tartışılan olaylar bütünüdür.

berat albayrak'ın ekonomi yönetimi

bu damat efendi ekonominin e'sinden anlıyorsa ben de nikole kidman'ım. oysa devlet hazinesinden küçük bir miktarı her gün benim söyleyeceğim 3 maça bassa daha tutarlı ve yolunda giden bir ekonomimiz olacak. bizde öyle bir para olmadığından 9-10 maça 3 lira atıyoruz görüyoruz bugün türkiye ekonomisinin gördüğünü.

gerçi damat berat'a çok da haksızlık yapmamak gerek. şaka mahiyetinde söylemiyorum adam bakan olduğunda gerçekten bir enkaz devir aldı. bakan oldu olalı geçirilen 3 seçimde battığımız içte ve dışta belli olmasın diye ne gerekirse yaptı. ama işte en nihayetinde battık olay gizlenemeyecek derecededir.
ve bu durumdan sadece berat bey ve akp hükümeti sorumlu değildir. ekonomi batarken meclis lokantalarında semiren ve sömüren bütün muhalefet milletvekilleri de suç ortağıdır. 17 yıl boyunca avanta peşindeki milletimiz de bu batışa göz yumarak her bişeyin mafh oluşuna ortaktır.

eşini hemcinsiyle aldatan insan

başta belirteyim ki insanın bir sevda içinde aldatma düşkünlüğüne girmesi salt ilişki yaşadığı insanı değil tüm dünya sevda kurumsallığını ve kendi öz saygısını aldatma eylemselliğidir. hani ayette de der ya ''bir insanı öldüren kişi tüm insanlığı öldürmüş gibidir, bir insanı yaşatan kişi tüm insanlığı yaşatmış gibidir.'' bir sevdada aldatan insan tüm sevdalıları aldatmış gibidir. bir sevdayı adamakıllı değil insan akıllı yaşayan kişi tüm aşkların onurunu kurtarmış gibidir zannımca.

bizim de uzak geçmişte sevdalı olduğumuz insanlarla ağzımızı yayarcasına bu aldatma bahsini konuştuğumuz datlı günlerimiz oldu. işte duygusal aldatma, cinsel aldatma farkı falan filan saçma tasnifleri üzerine kafa diyemeyiz de ağız yorduk diyebiliriz.
yani laf ilaa gelir dayanır bu başlığın bahsine. sevdiğim kadınlara da söylemişimdir, beni bir kadınla aldatsalar hiç zoruma gitmez. her gün daha da muhafazakarlaşan bu sözlükte beni istediğiniz kadar recm edin ama ne yapayım ki samimi düşüncem böyle. hatta ayy ben buna gülerim diyesim geliyor.

herkesi mutlu edemezsin çünkü pizza değilsin

pizza olsan da herkesi mutlu edemeyeceğine dair bir anı paylaşmak isterim. geçen günlerde işe giderken insanlık hali cüzdanımı evde unutmuşum. üzerimde allah kuruş para da yok kart falan da yok. ve çıkan öğlen yemeğinde kabak vardı 20 öğlen aç kalsam da yiyeceğim bir yemek türü değildir kabak. pizza olmasak da insanız akşam eve gidene kadar acımdan ölmem diyerek öğlen arası hastanenin değişik yerlerini gezerek oyalanmaya başladım.
bilgi işlemci arkadaşların masasına oturmuş onlarla lak lak ederken hemen yan taraftaki ameliyathaneden personel arkadaşlar pizza söylemişler motorcu arkadaş geldi. gelmesiyle iki poşet pizzayı masada burnumun dibine koyması bir oldu. o esnada bilgi işlemci arkadaşlar, pizza söyleyenleri aradı gelmeleri için. fakat o aç oğlu aç halimle pizzalar anamı ağlatıp durdu.
hayır yani pizza söyleyeceğim diye kimseden 20 lira borç falan da isteyemem dilim terbiyem varmaz.
sayın subaşı'nın teoremini bu anıyla çürüttüğüm için üzgünüm.

karşı cinsle tokalaşmayan insan

insan diyebilir miyiz bilmiyorum fakat primat olduğu konusunda uzlaşabiliriz. ömrü hayatımda bir kaç defa başıma gelmişliği vardır. insan onuru taşıyan herkes gibi kendimi yerin dibinde hisettim. düşünsenize insanlığın binlerce yıldır birbirlerinin dostu olduklarına dair geliştirilen masum bir ritüel karşısında uzattığınız elin karşılığını bulamıyoruz. yani biz düşman mıyız? şayet bu masum ritüelden o kişinin bana erotik duygular besleyeceğine dair bir endişesi varsa doktora gitsin. benim ona karşı bir el sıkışmasından günah şeyler düşüneceğim hissi varsa yine doktora gitsin.

bu davranışın iyi bir dindar davranışı olduğu kanaatinde de değilim. islam her şeyden önce sosyal bir dindir. son yıllardaki her şeyi abartıp, biçimsel hale getiren, özden alabildiğine koparan maymun davranışıdır.

seks yaparken balkondan düşüp ölmek

t 24 internet sitesinde okuduğum olaydır. hadise rusya'da meydana gelmiş. kadıncağız vefat etmiş adam nedense kaçmış bulunamıyor.
fakat t24'ün haberciliğini eşekler kovalasın acayip iç gıcıklayıcı görsellerle vermiş bir insanın hayatını kayıpettiği dramı.
resmen balkonda sevişirken ölmeyi canım çekti ya. zira aşk için ölmeli aşk o zaman aşk. ne güzel cenazemde insanlar ağlamak yerine kıkırdayarak gülerler. havalı gitti herif derler. şehit bile ilan edilebilirim. gaza gelip kürt arkadaşlar ''şehid na mirin'' diye slogan atar. (şehitler ölmez)
sonra da bana pamuku tıkar eve gider içer sevişirsiniz. fakat rica ederim siz ölmeyin.

faizleri indir dedik gerekeni yapmadı

tayyip erdoğan'ın, merkez bankası başkanının hukuksuzca görevden alınması hususunda yaptığı açıklamadır.
gerçi çetinkaya'nın o göreve getirilmesi de hukuksuzcaydı. murat bey ekonomi mezunu bile değil, siyasal bilimler mezunu. 2016 yılında sırf bu yüzden yasa değiştirilmişti. gel de şimdi bu iktidardan hukuk dilen, ekonomiyi iyi yönetmesini bekle.

sayın cumhurbaşkanımıza sonsuz teşekkür ettiğim bir açıklama ve politikadır. eskiden kapitalizmi hep biz komünistler yıkacağız sanırdım. sağolsun uzun boylu sevgi insanımız kapitalizmin bütün kurallarını berheva ederek bunu bizim yerimize yapıyor.
en büyük hayallerimden biri de devletlerin olmadığı bir dünyadır. biz günümüz müptezel komünist ve anarşistlerinin devleti falan yıkabileceği yok o kesin. fakat sağolsun yine akp hükümeti devleti yerle yeksan etme politikasını en tutarlı anarşistlerden bile daha hızlı yapıyor.

fakat yine de bu kadar ölçüsüz yapmayın bunu. bu kadar yasalardan bağımsız mafhetmeyin her şeyi. bari anayasayı değiştirin bu çok zor değil. yeni anayasının ilk ve tek maddesi türkiye cumhuriyeti tek adamın keyfine göre yönetilen bir devlettir yazın gitsin.

akp hükümetinin 17 yıllık bütün iyi gibi görünen makyaj politikaları patlıyor. ülkece bir yardan aşağı yuvarlanmaktayız. bu bir başarısızlık olsa da toplumun büyük kesimini bu mafholuşa yabancılaştırmak başarıdır.
toplum korkunç şekilde toplumsal felaketine yabancılaşmış. bireysel gerçekliği konusunda ise fikri bile yok.

2019 inşaat sektörü krizi

2019'dan bakılarak yeterince sağlıklı anlaşalılamayacak krizdir. geçmiş 17 yılda ulusça nasıl kirli bir rant histerisi içinde hormonlu ve sanal zenginleştiğimizin mutlaka uzun bir bilançosu hatta özeleştirisi yapılmalıdır. kendimize ve doğaya ettiğimiz geri döndürülmesi zor tahribatların hesabı verilmelidir.

17 yıllık akp iktidarında bir çok iyi niyetli insan ''abii bunlar nasıl yüzde 50 alıyor, kesin bilgisayarlarda şurda burada bir hile yapıyorlar'' türü cümleler etmiştir. her seçim akşamı ve bir kaç gün sonrası kendisini böyle avutan masum köylülerden biri de bendim. oysa sakin kafayla biliyoruz ki 17 yılda refarandum oylaması hariç bütün seçimlerde sandıklara hangi oy girmişse o çıkmıştır. o refarandum gecesi halkın karşısına korkakça çıkamayan kılıştar'ın yatacak yeri yoktur. fakat bu ayrı bir tartışma konusudur.
iddia ediyorum ki akp'ye günde 5 vakit beddua eden bazı vatandaşlar da sandıkta akp'ye oy veriyordu. zira akp öncesi 20 bin lira etmeyen tarlası akp iktidarında trilyonluk arsaya dönüşmüştü.
tamamen ucuz kredili sıcak paraya dayalı akp ekonomisi gerçekten istihdam alanlarını genişletmişti. gerçi bu alanlar üretime yönelik değildi. yandaş mütahitleri semirtmek amaçlı kamuya milyonlarca asgari ücretli köle alınmıştı. akp ile birlikte kadın istihdamı da arttı. artık insanlar karı koca kendisini kapitalizme daha çok sömürtmekteydi. bu garibanlar da bir güç tarafından dişinden tırnağından arttırdığını toki ucubelerine 30 yıllık borçlanma tuzaklarına sevkettirildi.

devlet bulduğu bütün parayı un çuvalı serper gibi mütahitlerin üzerine serpti. kendi olanaklarıyla 2 liraya yapacağı işi mütahitlere ihale katakullileriyle 7 liraya yaptırdı. bir süre sonra ihalesiz 10'a 15'e bile verdi. barış manço da bir şarkısında diyor ya ''bu kadar cacığa para mı dayanı?'' bu kadar yolsuzluğa para mı dayanır? dayanmadı.

inşaat ekonomisi maliyet esasına dayanan bir ticaret türü değildir. 100 tl'ye mal ettiğin bir evi 30 lira kar koyup satmazsın. 100 liraya mal ettiğin bir evi o çevrenin dönemsel ruhuna göre tutturabildiğine tutturabildiğin fiyata satarsın.
akp döneminde yeni küçük burjuvamız deli gibi krediyle ev aldı. sayıları misalen söylüyorum. karı koca eline 10 000 tl civarı geçen aileler, bankaya yüzde 20 borçlanarak bir veya birden çok ev aldı. işin garabeti kimse siz ne yapıyorsunuz demedi. bilakis buna teşvik edildiler.
o evin bir kaç yıl içinde bir buçuk trilyon olmasını beklerlerken 600 700 bine düştüğünü acı acı deneyimleyecekler. bankaya borç hala comolokko. yakın zamanda bu türden intiharlardan endişe etmekteyim.

forrest gump

tamam ilk gençliğimizde bizde izledik gazlandık. üst üste tekrar izledik falan filan. ama bugünden bakınca diyorum ki tom hanks'in eşsiz ve muhteşem oyunculuğunu çıkart ortada öyle baya değerlendirilecek bir film kalmaz.

ali ekber çiçek

yaşamımın sonlarında bana birisi bana en çok gurur duyduğun şeyler nedir diye sorsa sanırım listenin başına ali ekber çiçek'le çağdaş olma durumunu söylerim.

kanaatimce büyük ozanımız avrupa'da doğsaydı dahi besteciler arasında yer alırdı. ingiltere'de doğsaydı sadece haydar haydar bestesi için bile sir ünvanı kazanırdı. fransa'da yaşasa her sene devlet nişanları verilirdi.

türkiye'de doğduğu için doğduğuna pişman edilmiştir. yaşamına ve ruhuna saygıyla.

">git

ela gözlüm ben bu elden gidersem

muhteşem bir karacaoğlan türküsüdür. böyle güzel ve derin insanlar doğurmuş anadolu'nun her karışı öpülmeye ve çok sevilmeye değerdir.
15 saatlik bir mesainin sonundan eve attım kendimi. hastanede yemekler berbattı hiç bir şey yemedim. molalarda açıp dinlemedim youtubeden duygulanırım korkusuyla. ben kimsenin karşısında duygulanmayı sevmem. buralarda bağıra çağıra duygulanabildiğim için kurulduğu güne dualar ediyorum sözlüklerin.
aşırı biçimlerde açıp. yemek yapıp yemem lazım. fakat kurşun oldum kaldım pc'nin başında, çıkartamıyorum kurşun gibi içimde kalan bu türküyü dinlemeyi.

15 saate en az 45 defa aklımda, içimde söylenen türküdür. heyytt be karacaoğlan, her karışı gezip öpülmeye değer bu topraklarda ne güzel gezip ne yüce aşklar yaşamışsın şeklinde şizofrence diyaloglar kurduğum da doğrdur.
bunları kendi zindanımda geçiriyordum aklımdan. sonra aklımda ve içimde mamak zindanında kemal burkay'ın yazdığı dizeler geçti, döndü durdu;

güneş altında tutsaklar
geçen sonbahara bakıyorlar
şirin mi şirin gecekondu evleri
samsun asfaltında otomobiller
ne güzeldir yollarda olmak şimdi...

dünya sözlük yazarlarının ruh hali

teknoloji hususundan hiç anlamam fakat bazı akıllı cep telefonu markalarının 5 sene içinde işlevsizleştiğini duymuştum. artık bir akıllı telefonun yapması gerek programlar güncellenmiyor, indirilemiyormuş. telefon aynı çok uzak ataları gibi ''alo-alo'' amacıyla kullanılabiliyormuş.

ben de kendimi bir süredir bu duruma yakın hissetmekteyim. çok uzun zaman önce kadrini bilmediğim güzel bir hayatım vardı. bilançosunu, muhasebesini yapacak değilim. kendime yeterince özeleştirisini verdiğim kanısındayım. sonrasında ayağa kalkıp yürüme adına hayatımın çayına kahvesine çok şekerler katmaya çalıştım. fakat bu şeker dediklerim hiç de somut şeyler değildi. neden bu durumu şeker sözcüğüyle ifade ediyorum bilmiyorum. benim ruh halim benim kararım. açılacak yepyeni evrenlerin hayalini düşünü yarattım. tırnaklarıma kadar yeni bir yaşam yaratmak için uğraştım olmadı.
aynı sisifos gibi hissediyorum kendimi. hani büyük bir kayayı sürekli bir uçurumdan yukarı taşımakla cezalandırılmış fakat her başarılı olduğunda kendini tekrar uçurumun aşağısında kayayla bulan yarı tanrı sisifos.

albert camus bence çok yanlış şekillerde sisifos'u över. bence yaptığı yanlıştır. sisifos'un bu kısır döngüden kaçma yollarını araması gerekir. sorgulaması gerekir. bugün artık ben sisifos'dan geri hissediyorum kendimi. onu çok eleştirsem de hala bir amaç için uğraşmakta. bense artık işlevi yitmiş bir akıllı telefon gibi yaşıyorum. alo-alo.

bıktım.
1 /