1. toplam entry 2263
  2. takipçi 1
  3. takip edilen 0
  4. puan 2492
  5. statü
  6. rütbe yazar
  7. kayıt tarihi 13 yıl önce

mahşeri tasvir etmek

insan gördüğü şeylere benzetme yaparak ya da gördüğü şeylerden ilham alarak tasvirde bulunabilir ancak. çünkü "sınırlı"dır aklımız. mesela ben kıyametle beraber düşündüğümde kayan zeminde hızla ilerleyen dağlar oluşur zihnimde. dümdüz bir arazi vardır ve orda iğne atsan yere düşmeyecek ve arazide boş yer kalmaksızın bir kalabalık vardır. burdaki insanlar güya tarif edildiği üzre çıplaktır. yüzlerdeki ifadeyi tarif etmeye gerek duymuyorum, hepimizin zirvede bir endişe duyacağını düşündüğümden.
tabii bilirim ki, hepsi de benim zihnime gelenlerin dışında, bambaşka bir şeydir. zorluyorum, zorluyorum imam gazali'nin şu sözüyle ileriye gitmiyorum: "Aklımı gerdim, gerdim, kopacak kadar gerdim ve gördüm ki, akıl sınırlıdır ve ötesine yol verici değildir"

anne

her ne kadar telaffuz ederken hissettirdiği muhtemel duyguların havasına giremesem de, "teyze/hala" gibi genel bir hitap olmadığından kayınvalideme kullanırken zorlanıyorum ama alışırım.
ne acıdır ki, bazı insanlar rolü annelikken, "anne" hitabını hak edemiyorlar. *

abdullah birisi

aslında bu tanım daha önce olmalıydı. "hep sonradan gelir aklım başıma"

insanın tüm kaygılarının sona ermesi ve kaygı edecek bir şeyin olmaması ne güzel şey. ve "ne güzel şeysin sen"
bir insanı kabullenmek kaç yıl boyunca, geleceğin de planlarıyla, bir insanı kabullenmeyi geçmiş, şimdi ve gelecekle sabit kılmak, bir insanı kabullendirmek en yakınlarına... ne güzel şey...
uzun zaman boyunca içten içe bunun sıkıntısını, telaşını, huzursuzluğunu yaşayıp sonra sanki bir anda bir kuş tüyünü avcundan gökyüzüne üflemek mesela bunları...

bir insan/insanlar görmeden, tanımadan seviliyorsa allah kalplerin arasına girip "güzel"e evirip çevirmiştir. sevdiğimiz insanları birbiriyle tanıştırma zevkini bize veren allah, sevdiği kullarını da böyle buluşturmuştur bize ilginç gelen vesilelerle. öyle de tamamlamış, uyumlu kılmıştır ki her şeyi, şaşkınlıkla izler mahcubiyet dolu olursunuz bu muhteşem manevi nimetlere karşılık. "allah razı olsun" duasının ifade ettiği anlam burada ortaya çıkar bence hatta bizce. karşılaştığımız iyiliğe karşın öyle mahcup oluruz ki, içten bir "allah razı olsun" çıkar ağzımızdan. allah'a karşı da öyle mahcup olur, verdikleriyle eziliriz de "allah razı olsun" diyeyazarız.
her şey için çok teşekkürler allah'ım! bunun liyakat değil lütuf olduğunun bilincindeyiz ve yeniden yeniden, defalarca bizlere lütufta bulunacağını ümit ediyoruz.

ayakli qooqle

20 ekim ne mübarek bir tarih... memuriyetin başlangıcı ve hemen ertesi yılında hayatımın en gerçek, -nasıl geçti bilemesem de- en yaşanmış günü.
ve bu karşılaşma öyle ulvi ki, yanına benzetme yakışmıyor. heyecan ötesi, coşku ötesi bir ruh halindeyim ve mutluluktan öte nasıl huzurluyum.

sms'le, tanımla, mesajla, telefonla dua ederek yanımızda olduklarını hissettiren herkese gönülden teşekkür ediyorum.
sömestrda yeni bir coşkuyla devam etmek dileğiyle...

mercimek çorbası

malzemeleri ve yapımı en basit haliyle şöyle:

-1 su bardağı kırmızı mercimek
-1 orta boy soğan
-1 patates
-1 havuç varsa
-(mümkünse) tereyağı göz kararınca
-tuz, kimyon, kuru nane ve limon veya limon tuzu
-1 yemek kaşığı salça
-yine göz kararınca su

mercimek, soyulup 4-5 dilime ayrılmış soğan ve aynı şeye tabi olmuş patates göz kararı olan suyla beraber haşlamaya alınır. kıvamı koyulaşıp patates dilimleri tahta kaşıkla rahatça bölünebilir hale gelinceye kadar haşlama işlemi sürer. altı kapatılıp soğanlar ayrılıp atılır ve patatesler ezilir. bu ayrı bir kapta yapılacağı gibi tencere içinde de mümkün.
bir yandan da tereyağı ve salça eritilir, baharatlar eklenir, çorbamızla karıştırılıp tuz ve ekşisi de ilave edilerek biraz kaynayınca ocaktan indirilip soğumaya bırakılır ve ardından servis yapılır. klasik olarak da afiyet olsun denir.

akordeon

otobüsten indim, yolun karşısına geçiyorum. kulağım öyle güzel tınılar duyuyor ki... aman allah'ım, büyüleniyorum!
konak ykm karşısında bir kadın... elinde akerdeon, önünde bir kutu... belki ilk kez canlı dinliyorum, piyanoya vurulduğum gibi vuruluyorum. kadın tek bir parça çalabiliyor; "hatırla ey peri" olsun, ne güzel bir tsm eseri, hem akordeonla cıvıl cıvıl bir hale bürünüyor. çalana da neş'e veriyor sanki.

seckin ile buluşacağım. gecikiyor ama olsun. akordeonla büyülü dakikalar geçiriyorum ben. kuru kuruya dilenciliğin olmayacağını farkediyorum. ve o akordeon çalan kadına banknot bile verebilirim verdiği eşsiz huzura karşılık. biraz daha çalaydı iyiydi ya. hasılatı yeterli oldu galiba ki, kalkıp gitti on-on beş dakika sonra. az daha çalaydı iyiydi be.

burdakinden daha amatördü ama çok güzeldi: ">git

yalnızlık

klibini geçelim, sözleri ve müziği mükemmel, yalnızlıktan ölüyorken:

Vurmuyor yüzüne eskisi gibi sanki
Güneşin ısıtmıyor içini
Gelmiyor içinde uzatmak ellerini
Ellerin tutamıyor bir kalbi
Bir kağıt bir kalem
Bir yanmış bir sönmüş bir bitmiş sigara
Hayatın bu
Sökülmüş, atılmış, kırılmış, dökülmüş
Hep paramparça
Yolun sonu bu

Yalnızlık
Saklandığın o küçük delikte buluyor seni
Yalnızlık
Seviştiğin o kalpsiz bedende uyuşturuyor seni
Yalnızlık
Sıkıştığın o küçük evinde vuruyor seni
Yalnızlık
Öldürüyor seni, öldürüyor beni

Yalnızlıktan kalbi kırık çocukların
Yalnızlık o simsiyah ellerinde
Yalandan ninnileriyle büyütüyor sizi

Bir kağıt bir kalem
Bir yanmış bir sönmüş bir bitmiş sigara
Hayatın bu
Sökülmüş atılmış, kırılmış, dökülmüş
Hep paramparça
Yolun sonu bu



yine hakkında ne çok şey yazılır

hıçkıra hıçkıra içinden çıkaramadığın bir varlık gibi... bazen bir tercihtir ya, tercih etmeyerek yaşadığın zaman öldürüyor adeta.

ne yediğin belli ne içtiğin. kullandığın çatalı tezgahın üzerinden alıp bir kez daha kullanıyorsun. koca ev tek bir odadan ibaret. evde olmasını zaman zaman istemediğin ev arkadaşının varlığını özlemek berbat bir yalnızlık!

huzursuzlukla yan yana gelmeseler keşke... sonra düşündürtmüyor, yazdırmıyorlar da.

ödemiş

Bir yerleşim yeri kendi içinde ne kadar gelişmiş, nüfusu fazla olsa da ulaşımı sakatsa kapalı havzadır. burası iki kelimeyle aynen böyle. hiç izmir ilçesi gibi de durmuyor.
kısa süreli ziyaretlerimde en ilginç gelen durum şuydu: birçok üç-dört katlı apartmanın ön cephesi muntazam şekilde boyanmış fakat geri kalan üç cephe sıvalı bile değil.

sevilmeyecek gibi değil yine de.
1 /