@aykırının ütopyası

Gelin biraz da twitterda kavga edek? @hanmefendihakli

  1. toplam entry 1768
  2. takipçi 11
  3. takip edilen 28
  4. puan 5422
  5. statü
  6. rütbe yazar
  7. kayıt tarihi 7 yıl önce

sağlık çalışanlarına uygulanan şiddet

Bizler şiddetin her türlüsüne karşıyız. Şiddet ile asla bir yere varılamaz. Yanılmıyorsam 2017 yılında Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesinin başhekimi kafasından vurularak öldürüldü. Kimse ne ses çıkardı ne tepki gösterdi. Sanki sağlık çalışanlarına şiddet uygulamak normalmiş gibi davranılıyor. Avm gibi gereksiz yerlerde güvenlik önlemi alınıyorken hastanelerde bu önlem yok. İnsanlar hasta direkt içeri girip doktora görünmek istiyor diye düşünebilirsiniz haklısınız fakat yetkililer kesinlikle buna bir çözüm bulmalı. Kimse elini kolunu sallayarak bıçak ile silah ile her türlü kesici ve delici aletle içeri giremez. Şunu unutmayın "doktorlar bir insanı yaşatamaz yaşatan Allah'tır. Onlar yeteneklerini kullanıp o hastaya yardımcı olabilirler. Ama ne yaşatma ne de öldürme onların elinde değildir.
Gel gelelim biraz da başka konulara. 20 yıldır sağlıkta yönetici olan bir babanın evladı olarak size şunları yazmak istiyorum; "Ben Allah korkusu olmayan doktordan korkuyorum." Bakın öyle doktorlar ile karşılaştım ki kibirleri kendilerini aşmıştı. Yahu bir kere bu doktorlar kendi içlerinde inanılmaz bir mobbing uyguluyor. Asistan ayrı sorun yaşıyor, hemşirelere ise aşağılayıcı muamele yapılıyor. İşin komik yanı sıkıntı yasaya sağlık çalışanları o kısımları aştıktan sonra geriden gelenlere bu defa da onlar psikolojik baskı uyguluyor. Bunlar bir de okumuş insanlar. Okumakla insan olunmuyor çok doğru. Haksızlığa hep karşı oldum. Nasıl ki hastanelerde güvenlik zafiyeti olduğunu söylüyorsam doktorların kendi içlerinde uyguladığı psikolojik şiddeti de söyleyebilirim. Bir de işini severek yaptığını gördüğüm bir veya iki doktor tanıdım. Günde şu kadar insan ile haşır neşir oluyoruz nasıl pozitif olalım? Nasıl hastaya iyi davranalım? Diyorlar ya hani üzgünüm bu mesleğin zor olduğunu 3 yaşındaki bebe bile biliyor...
Hasılı kelam şiddetle bir şey çözülmez. Devlet bir an önce bu şiddete dur demeli. Çünkü hastanelerde güvenlik konusunda yetersiziz. Vefat eden yani canice katledilen tüm sağlık çalışanlarına Allahtan rahmet dilerim.

evlilik

Kederli Dindar Kızlar ve Sitemkar Erkeklere birkaç naçizane kelam...
Sıfatları üzerine alan ve kendini öyle tanımlayan insanların öncelikle kendilerini tanımladıkları yerin, kodladıkları argümanın tarihsel tekabüliyetine ve dönüşümüne bakarak konuşmalarının faydalı olacağını düşünüyorum. ‘Dindarlık nedir?’ ‘Muhafazakarlık nedir?’ ‘Kederli olmak, hakikatin peşine düşmek, bir ömür boyu kendi arayışlarına eş/ortak olacak kişiyi aramak nedir?’ ‘Evlilik nedir, sözleşmeden ne farkı vardır?’ vs. bunları sorarak başlamak gerekir diye düşünüyorum. Ama bunları konuşmak ve yazmanın ötesinde herkesin kendi konformist eyyamcılığına kurulup retorikle konuştuğu bu çağda bırakın soru sormaya,bir içten merhabaya muhtaç haldeyiz.
Şöyle başlamalıyım:  1960'lara kadar örneğini görsek de dinin,gelenekle tevarüs eden muhafazakar düşünüş biçiminin zamanla içselleştirilmekten öte üstlenilmiş ve doğmatik bir algıyla etikete benzeyen bir kimliğe dönüştüğünü idrak ediyorum. Şarkıdan resime, şiirden tiyatroya, minyatürden iç mimariye kadar bütün alanlardan elini çeken bir muhafazakar aklın bugün geldiği noktayı anlamadan kederli ve sitemkar olmanın nedenlerini çözemez ve neden evlenmiyorlar sorusuna cevap bulamayız.
Bütün kimliklerini devletin, mahallenin, okulun vs. baskısıyla üstlenen bir sosyokültürel dinamiğin kim olduğuna ilişkin sorulan veya kendisine sorduğu sorulara tanımlarla değil, karşıtlıklar üzerinden cevap verdiği bir zeminin evlilik yapabileceğine inanmak ironik değil mi?
Baskı gören, küçümsenen, aşağılanan, sürekli defans yapan, yenilmişlik duygusuyla kalesindeki golü çıkarmaya çabalayan muhafazakar algının kendini tanımlamak için ihtiyaç duyduğu her şey kendisini eleştirenlere karşı kullandığı savunma argümanlarından başka bir şey değildi. Ama görece son 13 yılda kendini devletin paydaşı, sahibi, ortağı gören ve bunu son yıllarda hoyratça kullanan muhafazakar kesimin instagramlık hayatlarını konuşmadan da meseleyi anlayamayız. Oyalı yazma estetiğinden, Tanburi Cemil Bey tınılarından,  Tanpınar'ın Bursa hakikatinden bihaber büyüyen muhafazakar nesle aşina değiliz ve olmayacağız. Uzakdoğu turlarına çıkan sakallı abilerden, instagram güzeli sentetik şallı ablalardan muhafazakar da dindar da olmaz; kederse hakikatin derdiyle dertlenin otağında yanan bir mumdur. Kendi ateşiyle yanıp derdini hakikate tevil edemeyenin bir mum yakmaya  da mecali olmaz.
Evlilik meselesine gelirsek..
Hz. Yusuf kıssasının hikmetini soranlar, çokluk kuruntusuna kapılmayın, kibirlenmeyin, tevazu içinde yürüyün, tartıyı doğru tartın, her şeyi ölçüsünce ve hakkaniyetle yapın diyen Kuran'ın hakikatini unutmadan şunu sormalılar kendilerine: Aşk ne üzere kurulur? Yusuf'un hikmetini bilmek için Züleyha değil kuyu olmak olmak gerekir. Zira sizlerin kuyuya ses edecek hakiki bir lafınız; Hz Yakup gibi oğlu ardınca gözyaşı dökecek gönlünüz; gelip geçici olana sırt dönecek bir yusuf gömleğiniz var mıdır?
Donanımlı insan yetiştirmeyi beceremeyen eğitim sisteminin gönüllü köleleri olarak, dindar/muhafazakar vs. olmadan önce insan olmanın hakikatine erdiniz mi,sahi insan olmak nedir sorusunu kendinize sordunuz mu?
Hızın ve hazzın kölesi olan hedonist aklın, o kifayetsiz muhterisliğiyle utanmadan talep ettiği şeyin aşk olduğunu zannetmesi ve karşısındakini babası/annesi gibi olmayacağı saikiyle özgüvensiz/yetersiz/korkak görmesi baktığı aynanın kibir boy aynası olmasından mütevellittir. Ben annem gibi bir ev hanımıyım ve aynı zamanda okudum,işim var nazariyesiyle kendine toplumsal aidiyet ve kabul bahşeden aklın teorik güzellemesi, hayatının pratiği karşısında kitaplıkta tozlanan Kuran gibidir. Önce utancının tozunu silmelidir..
Sahip olmak arzusuyla her şeyi talep eden ve tarihsel geç kalmışlığını kapatmaya çabalayan muhafazakar çevrenin, şehrin kalbi olan cami ve caminin çevresine hilal biçimde konumlanan şehirlerin modernleşmek, marka kentler yaratmak adına toki inşaatçılığına esir edilişine ses çıkarmadığı bir ülkede, herkes ev sahibi olabilir ama evlilik mülk kaygısından da öte bir şey olduğundan kimse kolay kolay evlenemez..
Öyle ki…
Menderes asılırken susan dedeleriniz, imam hatiplere hapsolan imanın, geleneğe hapsedilen dinin bekçiliğini yapmasalardı; babalarınız 80 sonrasında yaşanan dönüşüm sonucunda sizlerin sadece sınavları kazanması gereken bir yarış atı olduğunuzu düşünmeselerdi bugün bunları konuşuyor olmazdık. Abartılı ve hakiki olmayan her duygu çökmeye, çürümeye mahkumdur. Hiçbir sıfatın sahtesi olmaz.  Binâenaleyh kederlenmek için daha hakiki dertler bulun, şehri yeniden inşa edin. Kalpleri, inandığınız her şeyi yeniden inşa edin. Allah’ı çağırın kalbinize. Biliyorum dilce susulup bendence konuşulan bir çağda kolay anlaşılmayacak belki bunlar ama sevmeye değecek biri yoksa madem, madem hala ‘ama’larla cevap vermek derdindesiniz bu yazılanlara sorun kendinize ‘ben sevilebilecek biri miyim?’ 
Ben değilim. Bu yüzden kendimi gerçekliğimi biliyor ve hakikate teslim oluyorum.

görücü usulü kişiyi stalklamak

Size çok güzel fikirler verebilecek, görücü usulü gelen kadının oğlunun nasıl biri olduğunu takip ettiklerinden bile anlatayileceğiniz harika bir olaydır.
Birileri aracılığıyla bir kadın geldi geçenlerde. Neyse kahvesini verdim sohbet muhabbet edildi. Kadın beni çok sevdi ama ben kadını sevemedim. Oğlumla konuşayım bir kahve için dedi ve gitti. Sonra Oğlunu instagramdan stalkladım gizli hesaplara bakan bir uygulamadan. Meğer oğlanın sevgilisi varmış anası kendi istediği kızla evlenmesini istediğinden oğlandan habersiz kız görmeye gelmiş. Neredeyse yuva yıkacaktık vay annesini hahaha. 3 yıl oldu tamamen memlekete döneli 3 yılda bir yığın kadın geldi hep nerede cins biri varsa beni buldu. Artık basiretimin bağlandığına inanıyorum. Bir atanabilsem zaten kapatacağım bu evlilik bahsini de hayırlısı bakalım.

içki satılan işyerinden alışveriş yapmak

Bir Müslümanın dikkat etmesi gereken çok önemli husus. Elhamdülillah evimizde kredi kartı kullanan yok. Mesela Kardeşimin ameliyatı için borç yaptık onu da kuyumcudan altın alıp yaptık. Ne faiz yedik ne faiz yiyenlerle oturduk. Allah anne ve babamdan razı olsun. Sizin çevrenizde nasıl insanlar var bilemem ama bizim çevremizde İslami hassasiyete sahip insanlar var.
Öyle bir genelleme yapıyorsunuz ki okurken ben estağfurullah çekiyorum. Neden bu hale geldik? Üç, beş, on, yüz, bin çürük Müslüman yüzünden neden İslami hassasiyetleri olan insanlar yargılanıyor? Yapmayın, etmeyin günahtır. Vallahi şeytan sizin nefsinize sağdan yaklaşıp sizi kandırıyor bu cümleler ile. Ben çok kalabalık çevrede büyüdüm annemin mesleği sebebiyle ve bir kez olsun faiz yiyen bir tanıdığım olmadı. Ha şimdi yok mu? Var mesela Babamın amcasının oğlu adam parayla oynuyor bayramda geldiğinde bana para verdiğinde asla almadım. Para dediğin öyle az buz harçlık değil. Çünkü biliyorum bu adam müteahhitliği faiz yiyerek yapıyor. Son olarak;
Hassas noktalara dikkat ediyor olmam benim EN Müslüman olduğumu göstermiyor asla öyle bir şey algılanmasın günahım, sevabımdan çoktur.

Kaos var dediler geldik

Kaostan beslenenlerin meselesi.
Bende kaosu seven biriyim iyi oluyor böyle olaylar falan kavgalar, tartışmalar. Kan geliyor insanın yüzüne. Bir başlıkta "rumeysa kalın" başlığında başörtüsüne "çaput" denildiğini okudum. Aniden kan beynime sıçradı malum yapım gereği sinirli biriyim hiç gelemem böyle ucuz laflara. Akpyi eleştirebilirsiniz. Parti içindeki herkese, partinin başındaki kişiye sövebilirsiniz bu beni bağlamaz. Ne sanıyorsunuz yahu biz kör müyüz? Akpde gerçekleşleşen tüm torpilleri biliyorum. Yenilen hakları biliyorum. Aynı zamanda diğer partilerin, hatta cemaatlerin
içindeki çürüklerin yaptığı torpilleri, para cukkalamayı biliyorum. Bende şahit oldum benimde hakkım yenildi. Ama hepsini Allah'a havale ettim. Hakkımı helal etmiyorum kim bir kişinin bile hakkını yediyse helal etmiyorum bu Erdoğan ise yine etmiyorum. Müslümanım ben benim babam beni "eğriye eğri doğruya doğru" düsturu ile büyüttü. Üniversitede tugva sorumlusuyken sırf sürekli para yemelerinden, yiyip içip gezmelerinden dolayı aralarına girdiğimin 14.günü içlerinden çıktım. Hemde kavga ederek! milletin parasını mı yiyorsunuz dedim diye fetocu ilan edildim. Evet biz de haksızlıkları, onu bunu şunu görüyoruz. Koyun değiliz. Her zamanda söylerim böyle burada değil ha twitterda defalarca yazdım diye vatan haini bile ilan edildim ama ben kendimi biliyorum elhamdülillah! Garip olan ise Adam kalkmış rabbimin emrettiği başörtüsüne çaput diyor tipik kemalist kafası. Siz kimsiniz pardon? 3 milyona yakın insan sarıklarıyla fatih sokaklarında namaz kıldığında hepiniz korkudan tir tir tirediniz okuduk hepsini twitterda. Siz, Erdoğan'a mı nefret besliyorsunuz yoksa müslümanlara mı? Kardeş, elhamdülillah Müslümanım demekle Müslüman olunmaz. Allah'ın ayetine saygısızlık etmeyeceksin. Sizin o çaput dediğiniz başörtüsü için hayatını feda edenler var. Sizleri gördükçe kemalistlere, ataputçulara olan kinim artıyor işte ben tüm bu ekonomik krize ve olanlara rağmen işte bu yüzden oyumu Erdoğan'a vereceğim. İnat biriyim hatta insanları ikna edeceğim damarlarından gireceğim yine de kemal bu ülkenin başına geçmesin diye mücadele edeceğim. Rumeysa torpille TRT muhabiri olmuş. Bana ne? Ya daha geçen gün chpli bir tanıdığım milli eğitimde tanıdığı var diye torpille istediği okula aldırdı kendisini ama bana ne? Allah görüyor ulan bana ne? Kim kimin hakkına giriyorsa sürüm sürüm sürünecek bana ne? Siz neyin kafasını yaşıyorsunuz? Çaput demiş yahu biri de çıkıp tek kelam etmemiş. 8 beğeni almış. Vay annesini! Bir zamanların ihl sözlüğünün isim değişe değişe geldiği hale bak. Benim sırf örtümü açmamak uğruna çok yüksek puan alıp imam hatibe gitmemi asla anlamayacaksınız. 28 şubat mağduriyeti yapmayın ulan ! Diyenler zihniyetini değiştirmiş olsaydı ülke şimdi böyle fikir ayrılıkları yaşamazdı. Abi sövün, nefret edin, kin güdün ama dinime, farz olunana, peygamberime laf etmeyin. İsterseniz ateist olun buna yine hakkınız yok. Yoruldum ya insanlara laf anlatmaktan yoruldum. Ben, en Müslüman benim demiyorum. Ben, çaput dediğiniz farz olan o ayeti kerimeyi en temiz şekilde yaşamaya çalışıyorum. Eksiklerim, kusurlarım var olsa bile çaput demem. Sizin çaput dediğiniz iç Anadolu, ege gibi bölgelerde kurşun dökmeye inanan, yatırlardan medet umup ağaçlarına bir şeyler bağlayanların bağladığı o şeydir.
Siz önce edep öğreneceksiniz haydi eyvallah!

sözlük yazarlarının karalama defteri

Insanların genelde yalnızken veya hayatında özel birileri yokken hissettiği “ Bir yanı eksik olma ” duygusu bende hiç olmadı. Ben hep tamdım. Öyle ki kendime bile fazlaydım. Içeride o kadar yoğun ve kalabalıktık ki çoğu kez bunalıp da kendimden darlandım. Bir kişilik bile boş yerimiz yoktu. Gelseydiler, patlardık, hasarlanırdık. Herkesin bir tamamlayanı ,eksik olanının bir parçası vardıysa bile ben hep yedek parçaydım. Dedim herhalde fazla mükemmelim bu dünyaya, dediler sen defolu malsın. Velhasıl-ı kelam , kendimi boşa koydum dolmadım, doluya koydum almadım. Yuvarlanıp gidiyorum en nihayetinde.
1 /