@bazen sevinç paso keder

Vâdî-i ye’se düşüp hîç ü hebâ olmayasın

  1. toplam entry 9419
  2. takipçi 25
  3. takip edilen 9
  4. puan 53884
  5. statü
  6. rütbe yazar
  7. kayıt tarihi 7 yıl önce

sözlük yazarlarının bugün öğrendikleri

bugün değil de tam üç gün önce öğrendim ama bu başlığı seviyorum. şimdi gidip yazarların üç gün önce öğrendikleri diye başlık açmam pek doğru olmaz. ne öğrendim peki?

otobüse binmek için durağa doğru hareket ediyordum. durağa da epey uzak bir mesafedeydim. benim bineceğim otobüsü tee uzaktan gördüm. durakta yolcularını bekliyordu. otobüsü görmemle birlikte büyük bir ikilemde kaldım. ya koşup yetişmeye çalışacaktım ya da zaten yetişme ümidim olmadığı için yürüyüşümü hiç hızlandırmadan aynen devam edecektim. ben ikincisini tercih ettim ve yürüyüşümü hızlandırmadım.

aheste aheste yürüyorum ama otobüs de bir türlü duraktan hareket etmiyor. acaba yürüyüşümü hızlandırsam mı diye düşünüyorum, yok lan şimdi hareket eder diyorum ve vazgeçiyorum ama otobüs yine hareket etmiyor. ben durağa yaklaştığım anda ise kalkıp uzak diyarlara gidiyor.

halbuki en başta hızlı adımlarla yürüseydim ya da biraz koşsaydım her türlü bu otobüse yetişirdim ama ben ne yaptım? daha en baştan yetişemem diye pes ettim. demek ki neymiş? bir şey imkansız gibi görünse de sonuna kadar zorlayacakmışsın. normalde o otobüs, durakta en fazla bir dakika beklerdi ama o gün sırf bana gıcıklığına bir dakikalık süreyi epey uzattı. gıcık şoför!.. bas git işte, niye bana vicdan azabı çektiriyorsun?!

açılacak başlığının yerinde ve zamanında açılmasının önemi

üşümeyi sevmek başlığını 2 gün evvel tanım girerek canlandırdıktan sonra bir kez daha doğruluğunu teyit ettiğim önemdir. hani güzel yazmada belagat için "fikir ve duygunun “yerinde, yeterince ve zamanında” ifade edilmesi" derler ya, başlık açarken de bu böyle.

üşümeyi sevmek başlığı, zamanında mu kıtası sakini yazarımız tarafından sıcak bir haziran gününde açılmış ve başlık hiç dikkat çekmemiş, kimsecikler başlığa yazmamış. sadece 4 artı almış o kadar. ben ise tanımı soğuk bir şubat ayında girdim ve üşümeyi çok sevdiğimi söyledim söyledim ama sözlüğün de maşallahı varmış başlığa herkes hücum etmiş ve toplamda 23 tanım girilmiş. neden? çünkü bu soğuk günlerde herkesin soğukluk ile ilgili bir imtihanı, bir anısı var da ondan.

bu taktiği kullanarak bir ramazan bayramı sabahı girdiğim baklava entry'sinin 24 artı alması sürpriz değil bakınız: #6292403 *

sözlük yazarlığı tecrübelerimi ileriki yıllarda kitap yazarak paylaşmak istediğim için daha fazla detaya girmek istemiyorum.*

mesnevi okumaları[dünya sözlük radyo programı]

flaş gelişme: müşki hoten'in hazırlayıp sunduğu "mesnevi okumaları" dünya sözlük radyo programı yayından kaldırıldı mı?

dünya sözlük'ün sevilen programının 3 haftadır yayınlanmaması takipçilerini merak ettirdi. kaynaklarımızdan gelen haberlere göre, yayının reyting azlığından ötürü bizzat sözlük yönetimi tarafından kaldırıldığı bilgisi bizlere verildi. bunun yanında müşki hoten'in özel işlerinin yoğun olması sebebiyle programın yapılamadığı yönünde söylentiler de var ancak tüm bu söylentilere rağmen her iki taraf da sessizliğini koruyor ve herhangi bir açıklama yapmıyor. kamuoyu bu belirsizliğin giderilmesini talep ediyor.

bazen sevinç paso keder, dünya sözlük radyosu binası önünden bildirdi. *

bspk haber ajansı

sade

#7001240

Hangi yazara bu kadar gıcık kaptığını merak ettiğim yazar. İnşallah ben değilimdir. *

O değil de siz daha 3 aylık yazarsınız. Kime, ne zaman, hangi ara bu kadar gıcık oldunuz acaba? Ben bu sözlükte 7 senelik yazarım sadece iki yazara gıcığım, iki.. Yazıyla iki rakamla 2...*

zemahşeri

zamanında gönlünü bir türk kızına kaptırmış ve aşağıdaki şiiri yazmış alimdir. şiir türkçeye çevrildiği için şiirselliğini kaybetmiş ama önemli olan anlamdır. şiire nihal atsız'n bir makalesinde denk geldim. nihal atsız, şiiri türk tipini tasvir eden bir şiir olduğu için makalesinde paylaşmış.

“O ne kutlu bir gündü ki Yâfes kızlarından
güzel ve cilveli bir kıza malik olmuştum.
O güzel gözleri her ne kadar dar ise de
sihir kârlık bakımından geniştir.
Baktığı vakit gözlerinin karası görünürse de
güldüğü zaman bu siyahlığın hepsi kaybolur.”

* * *
“Türk”‘ neslinden bir güzel kız
beni kendi isteğimle ölüme doğru götürmektedir.
O kızın kendi fettan, gözleri de öldürücüdür.
Zaten Türk’ün öldürücülüğü meşhur değil midir?
Bu kızın kardeşinin kılıcı ne kadar kesici ve öldürücü ise de
Bu hususta onun gözü erkek kardeşinin kılıcından daha kesicidir.
Kardeşi, aldığı esirleri azad ederse de
bunun esirleri azad kabul etmez.
Kardeşi bazı insanların kanını dökerse de
bu herkesin kanını dökmektedir.
Kardeşinin elinde kâfirler feryad etmektedir.
Bu ise Müslümanları inletmektedir.
Ben onun hicranı ile ağladıkça
o benim karşımda güler ve güldüğü vakit
büsbütün darlaşan gözleri kalbimi yaralar.”

sosyal medya linci

linçlerken güzel de linç yerken hiç güzel hissettirmeyen linçtir. geçenlerde (3 ay önce) bol takipçili ak partili bir hesap, meral akşener'in fetö'nün düzenlediği Türkçe olimpiyatlarında yaptığı bir konuşmayı paylaştı. İşte, o konuşmada bol bol fetö övgüsü diziyor falan. ben de paylaşımın altına "söz konusu türkçe olimpiyatlarıysa reis de çok masum değil" diye yazıp gönderdim. sonra telefonu bırakıp kendi işlerime baktım.

yarım saat sonra telefonuma baktığımda telefonumun bildirim manyağı olduğunu gördüm. o ak partili hesap, onun diğer takipçileri vs benim tweetin altına gelip bir sürü şeyler yazmışlar, yetmemiş tweetimi alıntılayarak cevaplar vermişler. sonra birkaç kişi de benim tweeti savunmuş, onlara da cevaplarlar vermişler derken tweetimin altı adeta Malazgirt meydan muharebesine dönmüş. tabii ben onlara göre bu savaşta bizans askeri oluyorum. o yüzden ne vatan hainliğim kalmış ne fetöcülüğüm hahaha.

Tabi bu kadar linç yemeye alışkın değilim, o yüzden anında sildim tweeti. bir daha da bol takipçili bir siyasi hesaba yorum yapmamaya tıpkı milli piyango oynamaya tövbe eden yoğurtçu yaşar dayı gibi (pu pu aman aman aman pu) tövbe ettim. hahaha..

uzaktaki kardeşime

mağcan cumabay'a ait şiir. cumabay, bu şiiri kurtuluş savaşı için yazmıştır.

Uzakta ağır azap çeken kardeşim
Solmuş laleler gibi kuruyan kardeşim
Etrafını sarmış düşman ortasında
Göl gibi gözyaşı döken kardeşim

Önünü ağır kaygı örtmüş kardeşim
Ömrünce yaddan cefa görmüş kardeşim
Hor bakan, yüreği taş, kötü düşman
Diri diri derini soymuş kardeşim

Ey Pirim! Değil miydi Altın Altay
Anamız bizim? Bizlerse birer tay
Bağrında yürümedik mi serazat
Yüzümüz değil miydi ışık saçan ay?

Alaca altın aşık atışmadık mı?
Tepişip bir döşekte yatışmadık mı?
Anamız olan Altayın ak sütünden
Beraber emip, beraber tadışmadık mı?

Akmadı mı bizim için dupduru bulak
Şarıldayıp, gürül-gürül dağdan inerek
Hazırdı uçan kuş, kopan yel gibi
Dilesek bir bir atlar, tıpkı Burak

Altay’ın altın günü nazlanarak
Gelende sen pars gibi bir er olarak
Akdeniz, Karadeniz ötelerine
Kardeşim, gittin beni bırakarak

Ben kaldım yavru balaban, kanat açamam
Uçsam diye davransam bir türlü uçamam
Yön bulduran, yol gösteren can kalmadı
Yavuz düşman koyar mı şimdi beni vurmadan

Kurşunlar genç yüreğime saplandı
Günahsız temiz kanım su gibi aktı
Kansız kalıp kuruyup bayıldım
Karanlık hapse sıkıca kapattı

Görmüyorum gece gezdiğimiz ovayı
Gündüz güneşi, gece gümüş nurlu ayı
Nazlı nazlı ipek kundaklara sarmalayıp
Bizi büyüten altın anam Altay’ı

Ey Pirim! Ayrıldık mı ulu bütünden?
Dağılıp yılmayan yağan oklardan
Türk’ün pars gibi yüreği varken
Korka kul mu olduk düşmandan sinen

Kudrete hamle eden Türk’ün canı
Gerçekten hasta mı, bitti mi hali?
Ateşi söndü mü yürekteki, kurudu mu
kaynayan damarındaki atalar kanı

Kardeşim sen o yanda, ben bu yanda
Kaygıdan kan yutuyoruz, bizim adımıza
Layık mı kul olup durmak? Gel gidelim
Altay’a, ata mirası altın tahta

mağcan cumabay

ünlü kazak şairi. 1893 ila 1938 yılları arasında yaşamıştır. şiirlerinde türk tarihine ve türklüğe sıklıkla değinmiştir. türkiye'de Alıstagı Bavrıma (uzaktaki kardeşime) şiiri ile tanınmıştır. 1938 yılında (stalin dönemi) pantürkist faaliyetleri neticesinde idam edilmiştir.

üşümeyi sevmek

vay be.. başlık daha önce açılmış. hiç ummuyordum, demek ki benim gibi başka bir manyak daha varmış. *

mesela içime birden üşüme girmesi çok hoşuma gider. hemen sıcacık battaniyenin altına girer kendimi ısıtmaya çalışırım. o buz gibi soğukluğun ardından gelen sıcacık his... anlatamıyorum. hahaha... ya da kışın soğuk suyla abdest aldıktan sonra gelen o üşüme hissi, değişik bir zevk alıyorum bu durumdan. tabi üşümeyi seviyoruz diye gidip sibirya'da yaşayamayız, o kadar da değil.

ali emiri efendi

rahmetli tam bir osmanlı hayranıymış. padişahların tamamını masum görür. kim osmanlı'ya saldırırsa ona karşı sert eleştiriler yöneltmekten geri durmaz, hatta bu kişi en yakın arkadaşlarından biri olsa bile gözünün yaşına bakmazmış. mesela mehmed fuad köprülü'nün osmanlı dönemini eleştirmesini hazmedemez ve ona karşı atağa geçerek eleştiriler yazarmış. fuad köprülü'ye "sen köprülüzade değil 'kıbleizadeler'densin" diyerek soyunu bile yanlış bildiğini söyler. ayrıca fuad köprülü'nün darul-fünün eğitimini tamamlamadan müderris olduğunu iddia eder.

padişahları masum görür demiştik. padişahları masum görmesinin sebebi ise bozulan toplum, memurların hak yiyici olması, ahlaksızlığın artmasıdır. bu nedenle padişah kimi memur tayin etse o memur halka zulmeden bir ahlaksız oluyor. onun yerine başka birini tayin etse o da hak yeme noktasında bir öncekinden geri kalmıyor. toplumun ahlaki anlamda çöktüğünden, alimlerin inandıkları gibi yaşamadıklarından şikayet ediyor.

bu ahlaksal çöküntü, 100 yıl önce bile böyleyse biz bugün iyi ayakta duruyoruz sanırım.
1 /