1. toplam entry 6125
  2. takipçi 34
  3. takip edilen 46
  4. puan 34981
  5. statü
  6. rütbe yazar
  7. kayıt tarihi 11 yıl önce

mehmet cengiz ilahiyat fakültesi

olmayan fakülte. zira bizim fakültemizin ismi marmara üniversitesi ilahiyat fakültesi. mehmet cengiz binalarımızdan yalnızca birinin ismi. ona da 15 trilyonluk masraf yapan ve onu yaptıran kişi mehmet cengiz. aslen, binaya eskisi gibi yunus emre ismi verilmişti, fakat mehmet cengiz kendi isminin koyulması gerektiğini söyledi ve koyulmadığı için de alındı. dekan ve proje sorumlusu kişiler şu an 20 trilyona mal olan ve yine mehmet cengiz tarafından yapılan kültür merkezi projesini ve diğer eski binaların kaplanma projesini de tehlikeye atmamak için mehmet cengiz'i kırmayıp yunus emre ismini başka bir binaya verdiler. o çok bilip de konuşan herkes yaptırsın okulu da istediğimiz ismi koyalım, ama ancak laf işte.

içki muhabbeti yapan tesettürlü kızımız

ah o kızımız, cehennemin dibini boylayasıca! konuşmayayım diyorum da... başörtü taktık ya, hepimiz meleğiz... zaten tesettür demek iman demek, din demek, allah demek, peygamber demek... aman ha! tesettürlü kız abdest bile bozmasın, yemek filan yemesin, yaşamasın hiç, direkt çekilsin inzivaya..


hayır yani ne alakası var? açık birine namaz kılma demek gibi bir şey bu. sigara içen muhafazakar erkek de aynısını yapmış oluyor teknik olarak. hatta bu kız sadece muhabbetini yapıyor.. şurdaki birkaç tanımla günahları filan da hep gitti zaten.

beni dellendirmeyin, gözünüze şampanya patlatırım, mantarını nişan alıp..

sözlük yazarlarının karalama defteri

buraya kaçıncı yazışım bilmiyorum, uzundur da uğramıyorum, mazur gör. sen kimsin bilmiyorum, sözlüksün işte, yazmasam deli olacaktımlı zamanlarımın tek ilacı. sözlük, çok sıkıldım, yazamıyorum, ağlayamıyorum, gülmem gerektiği için gülüyorum, bazı durumlar karşısında nasıl tepki verilecekse öyle tepki veriyorum. işin kötüsü bu yapmacıklık zaman zaman gerçekmiş gibi geliyor, karıştırıyorum, gerçekten ne hissettiğimi kendim bile bilemiyorum. uykusuz kalırdık dertli olduğumuzda, artık hemencecik uyuyayım da düşünmeyeyim diye sürekli kendimi meşgul ediyorum. bu meşguliyetler de bir yere kadar oyalıyor, bir yerden sonra onlarla da vakit geçmiyor, bu defa onları yapmayı sevdiren yeni meşguliyetler arıyorum, sürekli bir arayış, üstelik hiçbir şeye değmeyeceğini bile bile. etrafımdaki bazı insanlar çok mutlu, bazılarıysa değiller. bilmiyorum, hayatın tamamını bitirmiş gibi hissedenler var mı? çok hızlı yaşamadım, daha tatmadığım milyonlarca şey var, kimilerine göre daha çok gencim, ama ne bileyim bu kaybetmişlik hissi heveslerimi kursağıma tıkıyor. neye heves ediyorsun diye sorsan birçoğu uçmak kadar imkansız olan şeyler, olmayacak duaya da amin denmez diyeceksin, duasını bile etmeye mecalimi bulamıyorum. insanlar mı müsebbibi, kendim miyim bilmiyorum, ben çok mutsuzum işte, geçmiyor vakitler böyle, sanki sürekli birileri ölüyormuş gibi. sürekli birileri ölüyor mu bilmiyorum, ama sürekli bir şeyler yok oluyor. yok olan şeylerin ne olduklarını bile algılayamıyorum, yok oluyorlar. bazen yemek yemek bile anlamsız bir eylemmiş gibi. kafam çok karışık, hayat da öyle. sormak istediğim bi şey var, sence de bunlar fazlaca zor değil mi?

sufizm ve psikoloji



--- alıntı ---
amerikan psikolojisinde "ruhun" ve "zihnin" kökenlerinin ihmali çatışma yaratmaktadır. psikoloji pek çok yolla yalnızca zihnini değil görüş açısını kaybetmiş, daha doğrusu çok dar bir görüş açısına sahip bulunmaktadır. nesnel, bilimsel olma çabası içindeki psikoloji insanları, bireyleri daha kişisel ve öznel bir yolla, daha uygulamalı ve varoluşsal biçimde anlamak yerine onları niceleştirdi. insanlar, "ruh"u kuşatacak biçimde hakkında bilgi edinilecek kişiler olmaktan çıkıp nesneler haline geldiler.

bu kitapta açıklanan psikoloji çoğu batılıya yabancı gelecektir ve doğumdan itibaren kültürün şartlandırmasıyla lineer, akılcı, nesnel düşünmenin bilgiye giden doğru yol olduğuna inanmış kimseler tarafından doğal olarak göz ucuyla bakılacaktır. lynn wilcox bilgeliği kendi içinde keşfetmiş ve "tam" bir psikoloji metninin içinde onu dile getirmiştir. dr. wilcox, psikoloji kelimesinin özgün tanımıyla işe başlar, ruhu inceler ve geleneksel psikolojinin yapmadığı bir şey olan ruhun kaynağına, tanrı'ya genişçe yer verir.

--- alıntı ---

siyah perde

sözlük yazarlarımızdan mihri'nin kaleme aldığı bir kitap. cinayet romanı. kendisi bir gece celallenmiş ve "ben neden kitap yazmıyorum? ben kitap yazmalıyım" diyerek başlamış yazmaya. 6 ayda tamamladığı nüsha henüz editör eline geçmeden benim elime geçti. normalde bir kitapta beşten fazla yazım yanlışı varsa okumam, ama kendisi arkadaşım olduğu için katlandım.*

kendisi bana sen bir ömür gedik filmden ne kadar anlıyorsa, kitaptan o kadar anlarsın ne olur oku eleştir diye yalvardı, ben de okudum. eleştiriyorum. bence içinde çok cinayet var, bir cinayet romanında bu kad... neyse neyse tamam. *

karakterleri oturtmuş ama bazı şeyler çok basit olmuş. yani burdaki gençlerin birdenbire birilerini öldürmeye karar verişi filan. psikolojik tahlillere değinmiş yazar, ama yetersiz.

kitapta bir işkence metodları var ki, kazıklı voyvoda bile görse ağlardı diyorum, başka bi şey demiyorum.

son olarak kitap bitti, ama bazı sorular cevapsız kaldı, yeni to be continued. bekliyoruz efendim.*
1 /