@cüdâ

daktilo ile not alan öğrenci

  1. toplam entry 2274
  2. takipçi 7
  3. takip edilen 6
  4. puan 16322
  5. statü
  6. rütbe yazar
  7. kayıt tarihi 2 yıl önce

Ben neden sevilmiyorum

en çok aratılan soru olması gerçekten vahim. demek ki insanlar sevgiyi görmüyor, hissedemiyor. zannediyorum bu soruyu en çok 20 yaş altı gençler sormuştur.
acaba ailelerinden mi sevgi görmüyorlar? öğretmenleri mi kötü davranıyor.? üzerlerinde akran baskısı mı var?

ne olur çevrenizdeki insanları sevdiğinizi belli edin.

bu soruların hepsi selametle sonuçlanmaya bilir. özellikle bugünün dünyasında perspektifler tek tek yok olurken tek tipleşen insan bu soruların cevabını doğru kanalize edemediği zaman bu dünya zalimlerin olur.

hadi diyelim ailesi sevmiyor, psikopat bir aileye sahip. peki bu soruyu soran kişi sana diyorum: sen kimi seviyorsun? sevdiğine sevdiğini gösterebiliyor musun?

biliyor musun insani ilişkilerde sevgi emek ister.

sevilmek insanın su gibi ekmek gibi bir ihtiyacı. insan bazen arkadaşına iyi ki varsın kardeşim seni seviyorum demeli demek ki.
ayrıca şuna değinmek de istiyorum: çevrenizdeki insanların sevgi dilleri farklı olabiliyormuş, sevgi dillerini çözün kendi sevgi dilinizi de bulun deniyor. ben de henüz bu dili bulamadım ama biliyorum ki dünyada tek kalsam bile beni seven var.

sizi seven bir var.
ola ki internette bu tanımı okudun, bir şekilde buraya yolun düştü. ve karşına bu tanım çıktı. dünyada tek kalsan bile seninle hep birlikte olan seni hiç terk etmeyen var. O'na sığın.

ay ne bileyim dertlendim sözlükcüğüm. yazık bize, diğer sorular bu kadar üzmedi.

Allah kimseyi sevgisizlikle sınamasın.


ilim

dün dinlediğim bir derste, dersi anlatan hoca şöyle dedi:

" ilim bilmiyoruz, hiç birimiz ilimi tam manasıyla almıyoruz kendimize, bu dinlediklerimiz okuduklarımız sadece malumat, malumat ancak üzerinde tefekkür edildiği zaman ilim olur. bu okumalar ve dinlemeleri çoğaltmak sadece yükünüzü artırır."

aslında bende şöyle bir düşünce oluşturdu bu sözler. aslında iyi insanları az dinliyorum, okumalarımı az yapıyorum. hem felsefe hem de islama dair okumalarım ne kadar az diyordum. okuduklarımın pek çoğunu ilim haline dönüştürmeyip malumatlarımın bile hafızamdaki tozlu raflardan intihar etmesi geliyor aklıma.
farkediyorum ne kadar boşum.

velhasıl, üzerinde tefekkür edemediğin malumat ilim olmuyor.


emre fel

genç bir sanatçı, akustik çalışmaları dinletiyor...
hakkında okuduğum bir kaç yorumda barış manço ve cem karaca karışımı bir sese sahip olduğu yazılmıştı. pek benzetememiştim.
ama tazecik çıkan bir çalışmasında fazlasıyla benzettim.

dinleyelim - bilmem bu yol nereye çıkar

Dilim utanır, iki söz edemez
Konuşamaz kimselerle
Söz anlamaz da çare bulamaz
Bu nece yaşam, nece gün örme?

[youtube]">git [/youtube]
1 /