@defter büyükantonyadis

Falan filan deme yani

  1. toplam entry 5642
  2. takipçi 8
  3. takip edilen 24
  4. puan 26063
  5. statü
  6. rütbe yazar
  7. kayıt tarihi 6 yıl önce

sözlükte bilimsel tartışmaya girişmek

venusaur #7130444 ve #7130408 ile let my attitude dry #7130434

ikisi de öyle haklı ki, nasreddin hoca gibi kalakaldım. ben de, "ne belli kütle çekimi olduğu, belki kütle itimi var" diyerek, bu bireysitormike katkı yapayım. zaten defter büyükantonyadis de #7130445 ile konuya ağırlığını koydu.

yahu biz alışık değiliz böyle. iki yazıya, protein stoğum yetmedi. gidip bim'den bilibili marka piliçburger alayım da, takviye babında yiyeyim.

Konuşmayan misafir

Yemin ediyorum çok daraldım. Dayımlar bayramda burada değildiler. Bursa'ya dönünce bayramlaşmak için yenge ve çocuklarla uğradılar. Dayım zaten konuşan bir insan değil. Saatlerce çıt çıkarmadan oturma potansiyeline sahip. Çocuklar da armut dibine düşer misali. Koltuk varken gitmiş kenardaki tabureye oturmuş üniversite mezunu koca kız. Gel böyle rahat otur, yok iyiyim böyle...

-ee dayı memleket nasıldı?
+iyi.
-iznini mi uzattın?
+hee.
-iyi iyi... İyi yapmışsın.

basketbol

kondisyon sıfırın altına indikten sonra, oynanmıyor. eskiden oynaması zevk verirken, bildiğin zulüme dönüyor. ramazan başladığından bu yana, her akşam iftardan sonra sahaya inme planım var. kesintisiz her akşam... geçen pazar akşamı, planımı realize ettim, gördüm ki, basketbol beni bırakmış. ısınana kadar, hiç bir topu çembere yetiştiremedim. ısındım, şutlar girmeye başladı, bu sefer de hemen yoruldum. bu akşam yine inme planım var, şansımı zorlamak gibi olacak, ama göreceğim bakalım, gerçekten bırakmış mı, bırakmamış mı?

okutulan siğilin iyileşmesi

ti'ye almaktan vazgeçmek zorunda kaldığım mevzulardan biri.

inançlı biri olarak, kuran'dan okunan ayetlerin şifa olacağına elbette ki hemfikirim ancak siğil gibi gözle görülür bir lezyonun tedavisinde, modern tıbbın kriyoterapi yahut lazer gibi yöntemleri dururken okuttuydum geçti anlayışı olmasına pek uyum sağlayamamıştım.

birkaç ay boyunca kendi ellerimle yaptığım kriyoterapi neticesinde kimsede zerre etki olmadığını gördüm. bir yakınım ben bunu okutacağım dedi bir gün. ilk halini gösterdi, iddialaştık tabi. kısa bir zaman sonra önce küçüldü, sonra epidermisle aynı hizaya geldi. sonra izi bile kalmadı.

modern tıp kendi işine baksın...*

neden evlenmedin sorusuna verilebilecek alternatif cevaplar

Evlenmek fikrini tamamen aklımdan çıkarmış olduğum ve gerçekten de hiç düşünmediğim, bu yönde hayal kırıntısına bile zihnimde yer vermediğim dönemlerde, yerli yersiz karşıma çıkardı şu soru. Eski okul arkadaşlarımla buluştuğumda, eve bir misafir geldiğinde, aileyi temsilen bir düğüne filan gittiğimde, mutlaka sorulurdu. Hatta yaz aylarında, işten dönüşünü uzun boğaz hattı vapuru seferi ile yaparken bir şekilde sohbet etmeye başladığımız, tanımadığım yabancı yolcu bile konuşma içinde sorardı. Aslında sorudan daha rahatsız edici olan, verilen cevaba rağmen ısrar edilip, uzatılması. Konudan ne kadar sıkıldığım ya da incindiğim, verdiğim cevabın kısa ve köşesizliğinden belli oysa. Ama yetmiyor, yetemiyordu insanlara. Deşildikçe ilginçliklerle karşılaşılacak bir özel hayat değildi ki benimki. Bu neyin merakıydı?

Bir tarihte, misafirliğe gelen bir akraba yine sordu bunu. Geçmişimi bildiği için, ben kısalttıkça, o uzattı. Bu teklifsizlik, bu yabani ısrar Sonunda dayanamadım, patladım. "Sen benim ne yaşadığımı, neyi yaşıyor olduğumu biliyor musun? Bir kez olsun sordun mu, nasılsın diye. Madem meraklısın, hadi beni evlendir." Dedim. Sessiz sakin dururken, hiddetlenince şaşırdı. Öyle bağıran çağıran, kavga çıkaran biri değilimdir. "Ne kadar altın yapacaksın. Evi nereden tutacaksın bana. Eşyaları nereden alacaksın" dedim. İyice haşladıktan sonra, "insanlara faydanın dokunmayacağı konularda konuşma" dedim. Evlenirken de unutmadım onu. Anneme kesinlikle çağırmayın düğüne dedim.

Ağzınızı da, gerekirse elinizi de korkak alıştırmayın, bu cevabı verirken.

yalnızlık

Abee ,biiz hep anlaşılmak istedik. Kaç kişiyi anlamak istedik?

Düşenin dostunun olmadığını söyleyip, düştüğümüzde bizi terkeden dostlarımızı hep kınadık. Kaç düşmüş dostumuza el attık?

Korkunç olan yalnızlık ,kalabalıklar içinde anlaşılmamaktır. Kalabalığın içinde seni senden alan şeyin konuşulmaması, önemsenmemesidir.

zombi filmlerinin seviliyor olmasının nedeni

Psikoloji bilimiyle ilgilenenlere göre zombiler insanlıkla yeniden bağlantı kurma özlemini temsil ediyor. İnsanlar korku şovları izlerken yaşadıkları korkunç duygulardan zevk alıyor çünkü gerçekten tehlikede olmadıklarını biliyorlar. Tuhaf gibi gelebilir ama zombi kıyametinin alternatif gerçekliği, günlük yaşamın sosyal baskısından, stresten kaçmaya imkan veriyor. Psikologlara göre zombi kıyameti sırasında sadece az sayıda insanın hayatta kalması, izleyiciye en zor zamanlarda bile işlerin yoluna girebileceğine dair umut veriyor. İlginç!

Korku paradoksunun var olmasının nedenlerinden biri de korkunun insanlara kendilerini iyi hissettirmesi! Korku filmi izlerken savaş ya da kaç tepkisi nedeniyle fizyolojik olarak uyarılıyoruz. Araştırmalar bu uyarılmanın film bittikten sonra da devam ettiğini, gerçek hayattaki deneyimlerin ‘daha canlı’ yaşandığını ortaya koyuyor. Korku paradoksu korkuyu deneyimlemenin sembolik bir arınma içermesi olarak da yorumlanıyor. Kendini ‘dehşete’ maruz bırakmak tehlikeyle baş etme yeteneklerini geliştirmeye yardımcı olabiliyor.

Evrimsel bir perspektiften bakınca insanlar korku gibi olumsuz şeyler hakkında marazi bir meraka sahip. Çünkü tehlike ve tehdit oluşturan durumları incelemenin ve anlamanın hayatta kalmaya yararı var... -gülay erdemli-

çıkar telefonunu göster

artık bu röportajları yapanlara kendisinden daha fazla sinirlendiğim soru kalıbı.

mikrofonu kamerayı alan ıq'su amipten 2 fazla varlıklar matah bir şey yapıyormuş gibi kendini sokağın ortasına atıyor. evet ekonomik kriz var, halk mağdur. tekrar tekrar insanlara "fiyatlar nasıl" diye sorup onların ağlamalarını birbirleriyle tartışmalarını bekleme gerizekalılığı niye yapılıyor? hadi yapıldı, bunlar hala niye izlenip sürekli yorumlanıyor? o da ayrı bir gerizekalılık. benim tahammül edip de izlediğim yok ama 2 günde bir böyle bir videonun gündem olmasından kusacağım artık. sosyal medyada izlenme kazanmanın en ilkel yolu olarak görüyorum bu aptal röportajları. "ekonomi sizce nasıl?" allah allah nerden aklına geldi bu zekice soruyu sormak yavvvv?? büyük gazetecilik bravo. rezil herifler.

correlation does not imply causation

Buna klasik bir örnek; şemsiye sayısı ve yağmur değişkenleri arasında bir korelasyon vardır. Daha fazla yağmur demek daha fazla insanın şemsiye kullanması anlamına gelir,yağmur yağmazsa insanlar şemsiye taşımaz. Bundan dolayı, şemsiye sayısı ve yağmurun bağımlı olduklarını ve tanım gereği ilintili olduklarını söyleyebiliriz. Fakat şemsiye sayısının mı yağmura, yoksa yağmurun mu şemsiye sayısına neden olduğuna söylemek için yeterli bilgiye sahip değiliz.
1 /