@derviche moderne

iyi ki varsın sözlük, iyi ki varsınız dünyalılar...

  1. toplam entry 18755
  2. takipçi 66
  3. takip edilen 19
  4. puan 130816
  5. statü
  6. rütbe Kurucu
  7. kayıt tarihi 11 yıl önce

dünya sözlük

yazarlarımızın talepleri ve moderasyonun istişaresi sonucunda; bazı noktalarında düzeltme, bazı noktalarında makyajlama, bazı noktalarında niteliklendirme gerçekleşmiştir. sizlerin değişikliğe giderek daha da ısındığını fark ediyoruz ancak alışkanlıklarınız doğrultusunda verdiğiniz önerilere de gerekli değeri veriyoruz. elbette bu noktada, diğerkam yazılımcımıza çoook teşekkür ediyoruz.

*tema renkleri ayarlandı.
*link sistemi geliştirildi.
*gündem özelliği onarıldı.
*başlık optimizasyonu sağlandı.
*içerdekiler listesi düzenlendi.


(bkz: to be continued)

çifte şah

satranç müsabakasında, bir taşın gerçekleştirdiği hamleyle hem hareketlenen taşın hem de aynı taşın yolunu açması nedeniyle başka bir taşın şah çeker duruma gelmesidir. rakibin savunma stratejisi sadece perdeleme üzerine kuruluysa, evlere şenlik bir oyun sonu yaklaşıyordur.

ajurne

uzayan satranç müsabakasının, daha sonra devam edilmek üzere ertelenmesidir. 1994 yılında satrancı daha hızlandırmak amacıyla bu uygulamaya son verilmiştir. fransız dilinde ''ertelemek'' anlamına gelen ajourner fiilinden türeyen bir tabirdir.

Olası İstanbul depreminin ülkeye maliyeti

depremin merkez üssü yani kırılan ana fay hattının şehre uzaklığı yirmi-otuz kilometreden fazla olmazsa eğer; civardaki illerle birlikte nereden baksak 500 bin-1 milyon arası ölüm, iki katı kadar bedenen yaralı ve bir bu kadar da zihnen yaralı. işgücü kaybını, bina hasarlarını, aksayan sektörleri filan salt maddiyata dayalı kayıp olarak hesaplamak ise pek matematiğin yeteceği bir şey gibi durmuyor. böyle bir depremin gerçekleşmesi halinde türkiye, ülkeler klasmanında direkt ligden düşer. kurtuluş savaşı'ndakinden çok daha fazla anadolu'nun ellerine bakarız açlıktan açıklıktan ölmeyelim diye. böyle bir durumda da ellerini ovuşturan bir küresel dengeciler grubu illa olacaktır, düşene bir tekme de bizden hesabı.

15 temmuz'da sokağa ilk çıkanlardan biriydim

son dönemde duyulma sıklığı azalan cümle kalıplarından biri, dahası bunu söyleyen bazı kimselerin imayla da olsa aksi yönde beyanlarda bulunması. ihtimaldir ki ilgili cümlenin olumsuz versiyonunu dillendirmenin menfaat ortamlarında geçer akçe addedileceği zamanların yaklaştığını hisseden sıçanlar gemiyi terk ediyor. siyasetin toplumu getirdiği nokta bu işte; fareler ve insanlar, hakkaten.

teşvikiye

sırf paşalar konak yapsın diye, bâd-ı hevâ nispetinde düşük maliyetlerle dönüm dönüm arazilerin vaktiyle mirimal olduğu halde dağıtılmasıyla oluşturulan semtlerden biridir. bugün kendini elit addeden güruhun en kaymak tabakası buralarda ikamet eder ve sosyalleşir; velhasıl düşünün ki sövdükleri osmanlı'ya borçludurlar mevcut refahlarını da konumlarını da. ''paşa dedemden miras'' kalıbını laf arası diye geçiştirmemek lazım, talih denen bumerand kimine asırlar öncesinden fırlatılmış adeta. bize ise ancak yorgun mermiler denk gelmiş gibi görünüyor hem de ense kökümüzden, serkeşliğimizin asıl nedeni de tam olarak bu.

kendini ıskalamak

ateşli silahla intihar etmeyi başaramamak olabilir. ağzına namlu sokup yanağını parçalayan sakarlar var bu dünyada, acil servis koridorlarında millete mizah malzemesi oluyorlar. muhtemelen silah ağırlığını ve tetik tepmesini hesap etmeden işe kalkıştıkları için. intihar da öyle kırk kere deneyince karizmasını kaybeden bir aksiyon zaten, gerçi bu sefer de quasimodo gibi takılacaklar etrafta maalesef.

iman ne güzel şey ya; ruhun yalanlarla yıpranıp dağılsa da zihnin kapitalizmle iğdiş edilse de kendi hayatına son veremiyorsun. illa bu çile çekilecek, illa bu ömür yaşanacak. ilahi bir lütuf ancak azıcık kara mizah içeriyor...

50 metrekare [dizi]

mahalle dizisi ile mafya dizisi mantığını biraz daha reel hayata yaklaştırarak harmanlayan, arada istisnaları olsa da zihin yormayan ve basite kaçmayan repliklerle en azından çerez niyetine izlenebilirlik yakalamış dizidir. sanırım mini dizi ama öyle garip bir noktada bitti ki devam sezonu geleceğe benzer.

senarist-yönetmen-yapımcı triosu oldukça iyi, cast olarak da zengin. ne kadarı sonuca olumlu yansıdı derseniz, soru işaretleri var. zira bazı kısımlar amatör tiyatro seviyesinde tahmin edilebilirlik barındırırken bazı kısımlar ise siz deyin scorsese, ben diyeyim ritchie filmlerine taş çıkarıyor.

başroldeki yakışıklı herifi normalde itici bulurdum, buradaki yarı-serseri ve duygusal ama bileği sağlam herife biraz ısındım. cengiz bozkurt'un ise erdal bakkal'dan bu yana üzerine en iyi oturan daha makul bir karakterle yer alması sevindirdi.
1 /