@fahrettin fahrenheit

balığın karnında.

  1. toplam entry 11770
  2. takipçi 35
  3. takip edilen 37
  4. puan 66799
  5. statü regulus
  6. rütbe yazar
  7. kayıt tarihi 11 yıl önce

ayasofya imamı mehmet boynukalın'ın görevinden ayrılması

hoca bazı konularda sivri açıklamalar yaptı, imamlığın aslına uygundu bunlar. fakat tcmb başkanının görevden alınması ve ekonominin bundan kötü etkilenişiyle ilgili "sizi mallarınızla sınayacağız" ayeti paylaşması saçmalığın daniskasıydı. bunu da "ben din adamıyım din ne derse onu paylaşıyorum" diye savundu. o kitap'ta altını gümüşü yığanlarla, yetim hakkı gözetmeyenlerle ilgili ayetler de var hoca. sen bu ayeti paylaşıyorsan demek ki pozisyona göre sivreltiyorsun kalemini. esas cesaret gerektiren o gün halka "sabredin" mesajı veren bir hükmü paylaşmak değil, yöneticilerin sorumluluğuyla ilgili bir nassı hatırlatmak.

onun için çok cesur adamdı, sizi rahatsız etmeye geldim adamıydı filan... yok abi. en zorunu söylemedi hiç. en dokunulmazlara dokunamadı. öyle bir niyeti de yoktu bence.

mehmet uçum

"Ama bunlardan yola çıkarak yargının kurucu unsuru olan savunmanın yerine avukatlığı ikame etmek yargılamanın diyalektiğini ve asli unsurlar sistematiğini bozmak anlamına gelir.

Yargı; iddia-savunma-hüküm üçlüsünün bütünleşik halidir. Bu işlevlerin özneleri diğer deyişle kişi bakımından karşılıkları;

- İddia/savcı,

- Savunma/şüpheli-sanık

- Hüküm/hâkim
şeklindedir.

İddiayı savcılık ortaya koyar.

Savunma, savunma hakkına sahip kişi tarafından yapılır.

Hüküm ise hâkimin kararıyla oluşur."



şeklinde bir açıklama yapmış avukatlar gününde. özetle hakim, savcı ve sanık/şüpheli yargı için kurucu unsurdur ama avukat değildir diyor. mantık da şu: savcı iddia eder, sanık savunur, hakim hüküm verir. avukat sanığı temsil eder." bu süper akıl yürütme karşısında dumura uğramamak elde değil.

ama keşke hakimin türk milletini temsilen, onun adına hüküm verdiğini, savcının kamu adına iddiada bulunduğunu bilmeseydik. ne güzel yerdik bu "diyalektiği". ah be... ne güzel olurdu maarif şu mektepler de olmasa...

insan bi argüman ortaya atmadan önce hiç mi karşı-argüman düşünüp kendi kendine tartışmaz... avukatlığı tâli unsur göstereceğim diye cb başdanışmanının mantığa atlattığı taklaya bakın.

ekrem imamoğlu

mecidiyeköy mahmutbey metrosuna binmek için m.köy'e gelenler cevahir'e yürüyüp çağlayan'a servise binmeye çalışıyor şu an. bi metro dolusu insan servis bekliyor bi sonraki istasyona gidebilmek için. dahasım.köy'e gelenlerin çoğu zaten metrobüsle geliyor. madem arıza var bunu metrobüste duyursana çağlayan'da inelim.

ekrem bey kanalistanbul videosu editlesin hala. evde olacağım saatte şişli trafiğinden eski düzen otobüse bindim.

transit geçiş

transit geçiş başlıkta tanımlandığı gibi, özetle tarafsız bir sudan tarafsız bir suya geçilen boğazlarda geçişin önlenemeyeceği anlamına gelir. yani boğazın etrafındaki devlet veya devletler boğazın kendilerine ait olduğunu öne sürerek transit geçişi önleyemezler.

1982 tarihli sözleşme ile bu husus, rejimi özel bir şekilde düzenlenmemiş tüm boğazlar için geçerli kabul edilmiştir. yani bir bakış açısına göre, istanbul ve çanakkale boğazlarının tamamen serbest bir şekilde geçilmesini önleyen unsur montrö sözleşmesidir.

Montrö'nün fesih süreci başlayacaktır

montrö sözleşmesi şu anda türkiye'nin egemenliğini sınırlayan bir zincir gibi görülse de imzalandığı tarihte öyle bakılmıyordu. zira montrö'den önce boğazlar'daki rejimi lozan antlaşması düzenliyordu ve lozan'a göre boğazlar'ın idaresi uluslararası bir komisyona verilmiş, çevresi silahsızlandırılmıştı. ikinci dünya savaşı kazanının kaynamaya başlamasıyla beraber türkiye konjonktürden yararlanarak boğazlar için yeni bir sözleşme yapılmasını istedi. neticede montrö, böyle bir iklimde imzalandı.

idarenin uluslararası komisyondan alınıp türkiye'ye verilmesi, türkiye'Nin kendisini pek yakın savaş tehdidinde sayması durumunda boğazları geçişe kapatabilmesi, donanma unsurlarına özel geçiş rejimleri (denizaltıların ancak satıhta geçebilmesi gibi, aynı anda belli sayıda geminin geçebilmesi gibi, toplamda en fazla şu sayıda geminin geçeceği gibi), boğazlardaki silahsızlandırmanın türkiye lehine sona ermesi montrö'nün "iyilik"lerinden.

ticaret gemilerinin savaş durumu dışında serbestçe ve ücretsiz olarak geçiş yapabilmesi, savaş gemilerinin sözleşme kurallarına uyduktan sonra türkiye'nin inisiyatifi ile geçişinin engellenememesi ise türkiye'nin sınırsız egemenliği ihtimaline göre "negatif " yanları.

ticaret gemilerinin serbest ve ücretsiz geçişi türkiye için tamamen negatif bir unsurken, savaş gemilerinin sözleşme kurallarına göre geçiş yapması bazı pozitif yanlar da barındırıyor. nasıl yani ? şöyle...

boğazlar, esasen rusya'nın akdenizle bağlantısı olduğu için bu kadar önemli. yani istanbul boğazı bir manada abd-rusya sınırı. bu sınırda da bir nato ülkesi olan türkiye var. fakat bu deniz hududu, uluslararası bir rejimle düzenlenmiş. yani, bu sözleşme dolayısıyla amerika da dahil hiçbir nato ülkesi türkiye'den "kendini riske atarak karadeniz'e nato gemilerini doldur" gibi bir talepte bulunamaz. böyle bir baskı durumunda türkiye montrö'yü göstererek "bu konuda yapabileceğim bir şey yok" diyebilir. nitekim gürcistan-rusya savaşı tam da böyle bir tehlikenin doğduğu bir hadiseydi. abd her ne kadar kaçak yolla gürcistan'a insani yardım götürebilmişse de karadeniz'e rus donanması ile güreşebilecek bir filo sokması montrö dolayısıyla mümkün olmadığından, karadeniz'de sular ısınamadı.

nato-türkiye ilişkisinin ne kadar kaygan bir zeminde olduğu malum. türkiye nato'nun üvey üyesi. boğazlar'daki rejimin değişmesi durumunda nato da pekala karadeniz konusunda harekete geçebilir. türkiye'nin direnemeyeceği durumlarda kendi politikasına uymayan biçimde rusya'yla karşı karşıya gelebilir.

eğer canımızı sıkan konu ticaretten gelir elde edememekse (ki öyle) türkiye şu anki nüfuzuyla bu hükmün değişmesi için bir toplantı talep edebilir. sözleşmede değişiklik için toplantıya çağırmayla alakalı hüküm de var. montrö'nün tümden feshi ise bence tayyip erdoğan'ın bile düşündüğü bir seçenek değil.

mustafa armağan kimdi ya ?

4 nisan 2021 emekli amirallerin montrö sözleşmesi bildirisi

bu bir eleştiri değildir bu bir muhtıradır. arkasında çok daha büyük ve zekice bir hamle var mıdır, ters köşe midir bilemem ama gördüğümüz kadarıyla bu bir askeri muhtıradır. öyle simitçiler konfederasyonunun açıklamasıyla karşılaştırılabilecek bir şey değildir. emekli komutanlar nasıl darbe yapar merak edenler için ---- (bkz: talat aydemir).

asker konuşmaz. bu bizim ordumuzun teamüllerine de aykırı bir şeydir. asker konuşuyorsa orada ya bir muhtıra ya da bir darbe hazırlığı vardır mevzu bu kadar basit.

the sinner

ikinci sezonunda birinci sezonundan tamamen farklı bir hikayeyle devam eden netflix dizisi. osho benzeri fakat daha küçük bir tarikat üzerinden gidiyor. ana-baba problemleri ve psikolojik çözümlemeler had safhada. bill pulman'ın çocukluğundaki günahla yaşayan komiseri it gibi oynadığını söylemem lazım. o tedirgin hal, yapmacık insan sevgisi tam olarak karakterde adam. adalete farklı bir bakış açısı getirmesi açısından da güzel hikaye.

3 nisan 2021 hatayspor galatasaray maçı

3-0 giden maç şu dakikadan sonra gol atsa galatasaray, hatay'ın plakasını yazmaktan başka işe yaramayacak. neyse ki belhanda'yı gönderdiler de süper takım olduk. beşiktaş kasımpaşa'yı yenerse maç eksikli 6 puan fark. en azından artık zırlamadan bir şampiyonluk alabilirler takip eden kalmayacak.

ama onlarda da var bi cenabetlik seyrantepe'ye 3 puan farkla gelirlerse şaşırmam. hoş, saha da patates tarlasına döndü deplasmanlık bi durum yok. ben yazana kadar maç 3-0 bitti.*

Deist olduğunu açıklayan ilahiyatçı

kendisinin adını bu olaydan önce duymuş değildim fakat açıklamasından dürüst biri olduğu anlaşılıyor. hidayet kimsenin tekelinde değilken "yaaaaa öyle 3. sınıf akılla kelam anlatırsaaan batının şeyiyle... batı butu" çeken, adını mecburen çokça duyduğum ihsan şenocak'ın pür egosunu da bir kez daha deneyimlememize sebep oldu. keşke takipçileri de bu kesif kokuyu alabilselerdi ama çoğu bu açıdan covid pozitif. allah hepimize hidayet versin.
1 /