1. toplam entry 695
  2. takipçi 6
  3. takip edilen 1
  4. puan 3653
  5. statü
  6. rütbe yazar
  7. kayıt tarihi 8 yıl önce

Sputnik V aşısı

“If everything in The Lancet paper is kosher, then Sputnik V looks to be a very effective vaccine"
şimdi sputnik aşısının lancet denilen dünyaca epey ünlü dergide şubat ayında etkinlik ve güvenlik çalışması ile ilgili bir yayın çıktı. bu yayında sputnik süper etkin ve çok az yan etkisi var olarak gösterilmekte. bu toz pembe tabloya biraz eleştiri mahiyetinde söylenmiş sözün tercümesi "hakikaten lansette yazılanlar doğruysa sputnik çoook etkili bir aşı olsa gerek".
tabi yaygın kullanıma girmiş olmasına rağmen bir real life çalışması yok.
phizer'in real life bir sürü çalışması var da sputnik veya sinovac'ın neden yok derseniz, şarklı olmak ile açıklayabiliriz sanırım.
kaldı ki hem vektör aşısı hem de polisorbat 80 barındırıyor yani astrazeneca benzeri yan etkileri aslında beklemeliyiz lakin yok diyorlar. bakalım belki bizden bir real life çıkar.

diş hekimi

diş hekimlerine hitabet sorunsalı başlığı da olabilir.
doktorlar muayenelerine bir hekim geldiğinde kendisine mutlaka doktor bey/hanım diye hitap ederler lakin muayeneye bir diş hekimi geldiğinde işler değişiyor. ismi ve ek olarak bey/hanım dersek sanki ayıp olacak gibi ama doktor bey/hanım dersek de doktor değiller. bazen içimden dentist bey/hanım demek geliyor. ecnebiler bu işi çözmüş vesselam.
aynı şey kendilerine muayeneye gidince de geçerli, adı ile hitap etsen sanki samimi gibi doktor desek doktor değil..

hayatta her şeyin vaktini bekliyor olması

düsturu ile yola çıkıp Godot'yu beklerkene dönüşmek de olabilir tabi.
tabi biz şark insanıyızdır ve şark da "durup beklemenin"* yeridir. ayrıca başlık ağır derece " şark fatalizmi"* barındırır.
o nedenle beklemek çok da dervişane bir tavır gibi özendirilen bir eylemsizlik hali olmamalıdır. hayatta her şeyin vaktini bekliyor olması senin sürekli bekleyiş içinde olmana evrilirse mesele vahimleşir. farkları görmek biraz da eylem insanı olmak lazım.

sözlük yazarlarının karalama defteri

bir kaç yaz önce, mayıs-ekim boyunca sandalet giyen F kişisi yine sezonu açmıştır. babacığımsa çorapsız ayakkabı olayına halen alışamamış her sabah beni uğurlarken "ayağını böcek ısırır, farketmezsin" diyerek başka ayakkabılara yönelmemi sağlamaya çalışmakta. yine günlerden bir gün bu minvalde bir vaaz dinlemişim ve haklısınız babacım diyerek yine de sandaletlerle sokağa çıkmışım. içimden de ne alaka böcek, kütüphaneye gidiyorum akrep mi sokacak diye geçiriyorum.
kütüphanede mola verdim bahçedeki çimlerde biraz yürüyüş yapayım dedim ve inanılmaz bir acı ve sonrasında ağrı baş parmağımda peyda oldu. ve evet arı sokmuştu. neyse ki arkadaşların hepsi de doktordu da anafilaksi olursam beni acile yetiştirirlerdi. bir şey olmadı, babam haklı çıktı, ben sandalet giymeye devam ettim.

bartolome de las casas

babası kristof kolomb'un yakın arkadaşlarından biri olan coğrafi keşiflerin aslında nasıl bir kıyım olduğunu gözler önüne seren ispanyol rahip. yıllarca kolomb'u kaşif olarak bildik lakin nasıl bir vahşi olduğunu pek çoğumuz halen daha bilmiyordur.
"kızılderililer" isimli kitabında masum bir halkın nasıl soykırıma maruz bırakıldıklarını ve bunu ölümün çeşitli, korkunç, acılı, ıstıraplı ve işkenceci yollarla yapıldığını anlatıyor. kitabı okurken ruhunuzun daraldığı ve kalbinizin dayanmadığı o kadar çok yer göreceksiniz ki.
fakat okunmalı çünkü batı denen şeyin her zaman özenilecek bir uygarlık olmadığı vahşetin türlü şekillerine bürüne bürüne ilerlediğini görmek lazım.
de las casas kızılderililer için diyor ki
"biriktirmek, sahip olmak, saklamak onlara çok yabancı terimlerdi"
tanıdık geldi mi?
gelmesi gerekiyor...

aileyle yaşamak

uyku saatini herkesle aynı zamana denk getirmek zorunda olmak aksi takdirde gürültüden uyuyamamak
etrafta 3 saniye görünmediğinde f'de nerede kaldı ben bir bakayım denilmesi
kanepede otururken yastığını düzeltmeye çalışan insanlar olması
gece biraz geç yatsan kapının çalınıp, geç oldu çok çalıştın denilmesi (ki mevzu bahis kişi zaten hayatı boyunca hep çok çalışmış olup artık hangi saatte çalışacağına karışılmaması gereken olgunluktadır)
işte eve yorgun argın gelince evdekilerin neşe içinde sohbet etmek istemesi ama sizin halinizin olmayışı ve sükut istemeniz, uyumak istemeniz ama mutfaktan sürekli sesler gelmesi
bunların yanında:
yemekler hazır, yemek sonrası çay servisi hatta bitti mi diye kontrol edilmek sureti ile çayın sürekli yenilenmesi
bulaşık derdi yok, sahur hazır
oda sürekli toplu, çamaşırlar yıkanıp katlanmış (insan yerine koymaya üşeniyor böyle olunca da:)

bavul hazırlamak

eşyaları toplayıp yola çıkmak manalarına da gelir ama hayır! bavul hazırlamak sadece eşyayı değil insanın kendini de hazırladığı bir süreçtir.
nereye gideceksin,
ne kadar kalacaksın,
niçin gideceksin,
isteyerek mi zorla mı gönderildin,
resmi bir ziyaret mi tatil mi,
sürgün mü, seçim mi,
bir topluluğun içine mi gidiyorsun, topluluğun içinden yalnızlığa mı?
kendini ait hissettiğin bir yer mi, yabancı mı, yabancılaştığın mı?,
sevdiklerine doğru bir gidiş mi, onlardan uzağa mı?
giderken mi hüzünleneceksin, dönerken mi?
.
bu sorularla başladığın iş sadece eşyaya ait bir şey olabilir mi?
kendimizi de beraberinde hazırladığımız yolculuğun habercisi.

lastik değiştirme

lastik değiştirme vol-2
eski lastikler ile muayeneyi geçti araç lakin benim lastiklerden haber yok. buralarda sözü geçen bir kişi ile tekrar haber gönderdim lakin yine bulamadıklarını iddia ettiler.
benim lastikler kime yar oldu bilmiyorum fakat bundan sonra lastiklerimi evin salonunda salıncak yapmak sureti ile saklama kararı aldım. youtubedan izlediğim videolarla da değiştiririm ne kadar zor olabilir yani. lastikler ile aynı boyda olmam dışında sorun yok.

dünyaitiraf.com

birkaç ay önce polikliniğimde sanatımı icra etmekteyken kapımın önünde bir yoğunluk oluştu baktım 9 aylık olmasa da en az 6-7 aylık bir gebe dışarıda bekliyor. (gebelerin muayene önceliği vardır bekletilmezler). gebe hanımı alayım diye seslendim, gelen giden yok. "gebe hanım vardı" diye tekrarladım yine gelen yok. kapıya gittim, "hanımefendi gebelerin önceliği var buyrun" dedim. kadın girdi içeri. "yalnız ben hamile değilim" dedi.
artık hangi yerin dibine geçsem bilemedim.
abdominal distansiyon ve hazımsızlığın kurbanı oldum.
1 /