@gözlüklü limonata

yaşamaya gayretim yok, bilakis ölüme yaklaştığım için mutluyum.

  1. toplam entry 1966
  2. takipçi 12
  3. takip edilen 18
  4. puan 12447
  5. statü
  6. rütbe yazar
  7. kayıt tarihi 7 yıl önce

taaruf

Yorucu bir iran geleneği. yakın zamana kadar üst katta oturan komşumuzun bazı tavırlarını bu geleneği öğrenince anlamlandırabildim. bir süredir düşünüyorum. ne yapayım, abi sizden aldığım fidelerin parasını mı getirdim diyeyim yoksa taaruf değildir gönlünden geçerek vermiştir belki de deyip vicdan mı rahatlatayım? yargılamak istemiyorum ama kardeşim de yani... bu nasıl gelenek?

cairokee

adamların yazdığı politik veya eleştiri temalı şarkılara mezdeke görevi biçildiğini görüyorum. * garipsemiyorum aslında birkaç yıla kadar seçim şarkısıyla bile göbek attık milletçe.

Umarım grubun şu şarkısıyla gözyaşı efektiyle kendinden geçen insanların videoları önümüze düşmez. zira kendisi bir nevi ağıt özelliği taşımakta olup, rabia meydanına gönderme yapmaktadır.

">git

koridorda asılı barfiks demiri yalnızlığı

anlamsız ev aletleri yalnızlığı çeşitlerinden yalnızca biri.
En başta büyük hevesle alınan demir, duvara monte edilip önünden geçtikçe bir iki esneme germe hareketi yaptıktan, 2 bilemedin 3 barfiksle birlikte chin upsla vicdan rahatlatıldıktan sonra boş vermişlikle çubukcağıza kaçamak bakışlar atılır. günlerce belki haftalarca altından geçilen o demir parçası, sahibinin tekrar gaza gelip evdekilerle sayılar üzerinden iddiaya girip, üzerinden inilmediği eski günlerin tekrar gelmesini bekler... kötü günde ortaya çıkan elemandır. sırt yağlarının düşmanı, kol kaslarının, sixpacklerin dostudur o! elbet kendine sıra gelecektir. bekler; kutupta yaz gibi, tıpkı tıpkı çöllerde su gibi...

soramazsın

son bölümlerde yayınlanan insan kaçakçısı, kadın pazarlama vs. işleriyle uğraşan insanları da konuk ederek adamların rahatlığıyla şaşkınlığa uğratan programdır. konuklar yaptıkları işleri saygın ve sempatik olarak gösterip insanı saçma bir muhabbetin içine sürükleyerek nereye varmak istemekte anlamış değilim. mültecileri avrupa hayaliyle taşıyan kaçakçı cezasını çektiği için oldukça rahat ve gönül rahatlığıyla yaptığı işleri anlatıp en son alnının akıyla bu işi yaptığını belirtiyor. bazı mültecileri de bedavaya götürdüğünü söylüyor. sanırım burada içini rahatlatmaya çalışmakta, eee sevaptır hocam... koca bir sektörün ağı haline geldiğini göz ardı ederek masumane bir savunmayla kendi işini dört dörtlük yaparak parasını hak ettiğinden, kimsenin ölümüne sebep olmadığından da bahsediyor. zamanında müge anlı'nın canlı yayınına katılarak alkış alan kaçakçılar gibi... kimseyi öldürme niyetiyle yola çıkmasalar da kamyonetin arkasında taşıdıkları insanların havasızlıktan ölümlerine sebep olan kaçakçılar gibi...

kadın pazarlama işini sıradan bir büro işi gibi oldukça sıradan, kendi çerçevesinde sempatik şekilde aktaran p... kişisine girmek dahi istemiyorum. kalpleri mühürlenmiş insanlara ne desen boş.

ermeni esnafla ticaret yapmanın lehçeye etkisi

başlık hakan günday'ın malafa kitabındaki kuyumcu argosunun büyük çoğunluğunu oluşturan ermenice kelimeleri akla getirir. kelimelerin renkliliği kitabı coşturduğu gibi insana bu sektör içerisinde olan bir esnafla vakit geçirmişlik hissi verir. kelimeler öyle uzak ki; kitabın ilk 70 sayfasında sık sık nişanyan sözlükten yardım alma gereksinimi duyarak hazmetmeye çalışıp not alarak okuduğum bölümler olmuştu. kendi içerisinde oldukça renkli, eğlenceli ve birden fazla dilin ortak kültürel haznesine bağlanınca derya deniz durumunda.

oğuz atay

Hakan günday az adlı romanının 2. yarısında kendisine oldukça geniş bir yer ayırmıştır. derda adında bir gencin gözünden yaşarken verilmeyen değerin ölümünden sonra verildiğine dair serzenişle birlikte, atay'ın hem iç dünyasına hem de eserlerine atıflarda bulunmuştur. yalnız bölümde son zamanlarda ayyuka çıkan oğuz atay romantizmini perçinlemiş olabilir, diğer bir vesileyse; poyraz karayel.

az

Hakan günday kabul etmese de bu kitaba yer altı romanı deniyor, bilemiyorum... İlk yarısı ikinci yarısına göre çok daha vurucu ve anlatılanların ağırlığından dolayı oldukça yorucu bir kitap. içiniz oyula oyula okuyabilirsiniz. sahipsizlik çok kötü, hele ki sahipsiz kalan çocuksa çok daha kötü. duvar deliğini böcek sanıp kendini ranzadan atan küçük kızın ölümünü kabullenemeyen öğretmenin intiharıyla ilk ölümleri okuyucuya yaşatıyor kitap. sonra o ölümler o kadar masumane kalıyor ki kitabın başındaki 2 canı unutup onlarca tesadüf eseri olayın çirkinlik seviyesinin artışını şaşkınlıkla gözlemliyor, hayatı sorguluyorsunuz. inşaAllah kitaptaki küçük bir sahne bile yaşanmamıştır...

malafa

Bir hakan günday kitabı. Kuyum dükkanı gibi görünen ama icindeki insanların işlevi ve yasadiklari hayata goz atinca kuyumla birlikte birçok şeyin pazarlandiği bir ortamda gecen olaylar silsilesi. aslinda kisa bir zaman aralığını anlatmakta. yer yer karakterlerin geçmişine deginmekle birlikte Her şeyi kısacık bir süre icinde olup bitiriyor. Kendine has jargonuyla da alıp götürüyor olay örgüsünü... bu adamın kitaplarını konusuna bakmadan, neyle karşılaşacağını bilmeden, alakasız şeyleri bir arada bularak okumak çok eğlenceli. hadi bakalım sıradaki gelsin.

rita hayworth

değişik ve zorlu bir hayat hikayesi olan güzel oyuncu zamanında kaçar hanedanlığı soyundan geldikleri için prens prenseslik unvanıyla nitelenen khan ailesinin oğullarından ali salman khan'la evlenmiştir.

salman khan aynı zamanda hz. Hüseyin'in soyundan geldiği için seyyid olarak nitelendirilmekte, oğlu 4. ağa khan da şiilik mezhebinin ismailiyye kolunun son temsilcisi kabul edilmektedir. Ayrıca rita hayworth la evliliğinden prenses yasmin dünyaya gelmiştir. kızlarını yetistirirken yasadiklari fikir ayrılıkları ilişkilerini sonlandırmalarını hızlandırmıştır.

--şokopop sundu--.

kovacs

kendi havasında
tatlı bir havası olan ablamız daha muzik eğitimi alırken keşfedilmiş ve müzik kariyerine giriş yapmıştır.

Çocukluğunu babasını tanımadan yalnızca annesiyle geçirmek zorunda kalmış ve her ikisine karşı sitemini ve isyanını tokat gibi dile getirdiği bir şarkı yapmıştır.

">git

cursed

Yıllarin anglosakson kralını -arthur'u- bile
siyahi yapan netflix dizisi. bu nasıl bi kafaydı yav bir turlu duyar kasma gunah cikarma islemi bitmedi adamlarin. * biz colin Morgan ve bradley james'li merlin'in fanı olmaya devam edelim en iyisi...

--! spoiler !--

ilk bölümde yer alan kurt sahnesinin yapmacıklığına karşı şaşkınlığa düştüm. Twilight serisindeki kurtlar bunun yanında usta işi kalır.
dizideki en çok sempatiyi toplayan karakter percival adındaki küçük braveheart çocuktu.
arthur'dan çok daha cesur bir duruş sergiledi.

--! spoiler !--

kakule fırın

Kakule kahve'nin kavaklıdere'de açtığı şirin fırın-butik pastane. dükkan aşırı derecede küçük ama aynı zamanda muntazam bir şekilde döşendiği için her santimetre kullanıma dahil edilip, beyaz renk ve ayna kullanımına gold tonları eklenerek alanı ferah bir ortam haline getirmişler. hergün menüde aynı ürünler bulunmamakta sanırım. mesela instagram sayfalarında yer alan tatlıların bir çoğu yoktu.(paris brest vs.) yani menü günlük değişime uğramakta. onun dışında cinnamon roll ve çikolatalı cheesecake leri denemeye değerdi. zaten kaliteleri ve emekleri görsellerden belli. tek sıkıntı dükkan küçük. Yine de başarılar dilerim kendilerine.

git

kan ve gül bir kara dejavu

güzel başlayıp sona doğru yavanlaşan alper canıgüz kitabı. ne alper kamu, ne gizli ajans ne de tatlı rüyalar'dan aldığım tadı aldım bu kitapta. bir tık ileri gitmesini bekledim hep. belki de çıtayı alper kamu'da yükselttiğim için böyle oldu. yine de güzel vakit geçirdiğimi düşünerek sonraki kitabı heyecanla beklemedeyim.

aziz'in dilinden nergis'e kulak verelim: ''nergis... onun her adımıyla kainat, kıyametten varoluşa doğru istikamet değiştiriyor, ben hazin bir hatıranın yeniden aşka dönüşüne tanıklık ediyordum.''
1 /