1. toplam entry 45
  2. takipçi 0
  3. takip edilen 2
  4. puan 146
  5. statü
  6. rütbe yazar
  7. kayıt tarihi 1 yıl önce

gramla et satışı

Sabah, yeni şafak, Anadolu ajansı gibi kuruluşların mevcut vazifesi halka yalan söylemektir. Bu gazetenin yazarları, editörleri, gyyleri Akp tarafından yalnızca bu işi yapmaları için istihdam edilirler.

"Bütün dünyada kriz var, Türkiye yine çok iyi durumda, son çeyrekte yüzde 500 büyüdük, ekonomimiz şahlanıyor, Almanya acından ölüyor" propagandası yaparak gerizekalı* insanların akp'den kopmamasını sağlamaya çalışırlar. İki üç günde bir girdikleri "emekliye zam müjdesi, denizlerimizde doğalgaz bulundu, İstanbul'da belediye otobüsü yolda kaldı" zırvalarıyla da cila atarlar.

Bu medya kuruluşları bu şekilde tetikçilik yapmasaydı akp yıllar önce siyaset sahnesinden silinip gitmiş, yolsuzlukların hesabını soran vatandaşların altında ezilmişti. Ama pelikan medyası sayesinde iki taraf da elbirliğiyle bütün pisliklerin üstünü örtüp her seçimde biraz daha büyümeyi başardı. Hele Pelikan dediğimiz odak o kadar büyüdü ki akp siyasetini belirler, Erdoğan'a akıl verir oldu.

Şimdi Tayyip Erdoğan "lütfen bir sonraki seçimde bana oy vermeyin, yalvarıyorum" dese bile medya bunu halka "Erdoğan'ın dahiyane planı!!! 'beni seçmeyin' diyerek dış güçlere tuzak kurdu" diye aksettirip vatandaşı yine AKP'ye oy verdirirler. Böyle bir gelir kaynağını kaybetmemek için her şeyi yaparlar.

islami hassasiyet adı altında yapılan ilginç şeyler

bir dine inandığı halde güçlünün güçsüzü ezmesine yardımcı olmak bana her daim tuhaf gelmiştir.

türkiye'de herkes patronların işçileri sömürdüğünü bilir ama işçiler haklarını aramaya kalksalar bir allahın kulu bile destek vermez. çünkü türk insanı hakkını arayan işçi topluluklarından amansız bir korku duyar, bunlara yüz verilirse ülkede dev bir anarşi doğacağını düşünür. bu sebeple inşaatlarda ölen işçilerle ilgilenmez, çalışanlarına asgari ücret denen komik tutardan fazlasını vermez, sigortayı eksik yatırır, sendikadan öcü gibi nefret eder ama bütün bunlara rağmen elhamdülillah müslümanım der.

hasan mezarcı denen deli bile bir şeylerin farkına varmış, "en büyük günah insanları asgari ücretle çalıştırarak sömürmektir" diyor. eğer inandığımız din daha adil bir dünya emrediyorsa parası olanın olmayanı ezmesini dert edinmek zorundayız. bunu elimizle çözebiliyorsak elimizle, elimizle çözemiyorsak dilimizle değiştireceğiz. eğer hz. muhammed (sav) sadece hikmetli hikayeler anlatıp, güncel sorunlara karşı "dua edelim allah hayırlısını göstersin" deyip etliye sütlüye karışmayan biri olsaydı peşine kimse takılmazdı.

o ne zaman ki toprağa gömülen kız çocuklarına bir dur dedi, köleleri azad etti, kabileler arası kan davalarını durdurdu, o zaman insanlar ona saygı duymaya başladılar. güçlünün güçsüzü ezmesine savaş açmayan bir din de dindarlık da olamaz.

kur'an'a tekme atan liseli

kuran'a tekme atan çocukları tayyip erdoğan'a bağlamadım. kuran ayetiyle dalga geçenleri ödüllendiren bir partiye oy vermeyi içinize sindiriyorsanız, bu çocuklara hangi yüzle kızıyorsunuz diye sordum. bu kadar basit. anlaşılmadıysa bir kez daha tekrar edebilirim.

siz başörtüsü serbestisi kalkmasın diye kuran ayetiyle dalga geçenleri ödüllendiren bir partiye oy vermeyi içinize sindirmişsiniz. ülke ne hale gelirse gelsin başörtüm başımda dursun, gerisi umrumda değil diyor olabilirsiniz. tercih sizin. dindar insanların başörtüsü serbest oldu diye gevşemesi erdoğan'ın suçu mu diye sormuşsunuz, zaten anlatmak istediğim şey de tam olarak o: (güya) dindar insanlarımızın devasa ikiyüzlülüğü. sürekli bir şeylere sinirlenen, birilerine kızan ama reis söz konusu oldu mu ne yaparsa yapsın hoş gören çelişkili tutumları. lüks tutkunluğunu, yalan söylemeyi, merhametsizliği, adam kayırmacılığı, kamu malından hırsızlığı, yolsuzluğu yasaklayan bir dinin mensubuyum deyip bunların tamamının dibine vuran bir partiye duydukları bitmeyen aşkları. sonra da onu bunu dinsiz ilan edip millete akıl öğretmeye kalkmaları.

türkiye'de islam dini sadece bir çıkar, maddi veya manevi menfaatlere giden bir araç olarak kullanılıyor. elbirliğiyle dini bu şekilde rezil ettikten sonra çoluk çocuğun hareketlerine "dinimize saygısızlık ediyorlar!!!!" diye köpürüyorsanız salaksınız diyorum sadece.

kur'an'a tekme atan liseli

bakara suresiyle dalga geçip elfaz-ı küfre giren egemen bağış'ı üst düzey dışişleri bürokratlığıyla taltif eden bir partiye oy verdiyseniz bu çocuğa kızmaya hakkınız yok, hiç kusura bakmayın.

para ve iktidar için din satan bir iktidarı siz istediniz, akp de size bunu verdi. siz bu alışverişte ne satıldığını görmeyecek kadar salak olabilirsiniz ama kafası çalışan herkes görüyor. eserinizle gurur duyun.

kemal kılıçdaroğlu

akp açılım zamanı teröristleri davul zurnayla karşılarken "terörü bitiriyor helal olsun reyis'e" deyip coşanlar, fetöcüleri devlet kurumlarına doldururken "helal olsun asım'ın nesli geliyor" çekenler, yıllar boyunca adım adım ekonominin ağzına ederken "yalanlara aldırış etmeyin bu sene yüzde bilmemkaç büyümüşüz, diriliyoruz şahlanıyoruz" diye dangalak dangalak laflar edenler elbette kendisini sevmez. bu tipler tersten turnusol kağıdıdır.

bunlar sevselerdi kılıçdaroğlu'nun beş para etmez biri olduğu ispatlanmış olurdu zaten. bunlarda beyin mi var allah aşkına?

ekleme: bak ne güzel de biliyorlar kendilerini, amasya bardağı gibi dizilmişler eksi butonuna :)

İktidara güvenin sıfırlanmış olmasına rağmen muhalefetin umut olamaması

muhalefet kürtlere oynasa "pkk ile işbirliği yapıyor", kürtleri dışlasa "kemalizm gömleğini çıkarın artık, bırakın bu 1930lar kafasını", dinle arasına mesafe koysa "bunlar din düşmanı zaten, allahsız kitapsızlar", dini söylemde bulunsa "heee şimdi de dindar mı oldunuz döne döne rüzgar gülüne döndünüz"... nasrettin hoca'nın hikayesi gibi, son olaylardan sonra küskünleşen akp seçmeni ne yaparsan yap bir kulp takacak zaten. bunların söylediği saçmalıkları dinlemeden işine bakacaksın çünkü hala erdoğan'a oy vermek istiyorlar, ortalık biraz düzelse koşa koşa akp'ye basacaklar mührü. bütün kaşıntıları bundan.

bunları ciddiye almayacaksın çünkü söyledikleri şeylerin bin beterini yaptığı halde yıllarca erdoğan'a hiçbir ciddi tepki vermediler, uzun adama öyle bir aşk duyuyorlardı ki her yaptığını sorgusuz sualsiz alkışladılar. şimdi imamoğlu erdoğan gibi siyasi anlamda pragmatik davranıyor "kıçı başı oynuyor" diye söylemediklerini bırakmıyorlar, saadet partisi barajı aşmak için chp ile ittifak yapıyor "allahsızlarla işbirliği yaptı" diye kızıyorlar, havuz medyası "mansur yavaş togo kuleleri için rüşvet aldı" haberi yapınca ellerinde tuzlukla koşup "bunların yapacağı iş bu kadar olur" diye coşuyorlar. akp 5000 tane rezillik yapıyor, muhalif kanadın bir tane rezilliği olsa anında "iki tarafın birbirinden hiçbir farkı yok yeaaa" klişesini patlatıyorlar. amaçları üzüm yemek değil bağcıyı dövmek çünkü.

lafı uzatmayayım, kimse muhalefete aşık olup nikahına almak zorunda değil. fakat 15 sene sonra havan mermisiyle parçalanmamak için ülkesinden kaçan suriyelilere dönüşmek istemiyorsan, seve seve muhalif isimlerden birini seçip ona destek vereceksin. elli tane adam var, bir tanesinde karar kılmak o kadar zor değil. türkiye cumhuriyetinde yaşayabilmek istiyorsan tek şansın bu.

Türkiye'deki muhalif mağduriyeti

türkiye'deki vatandaş mağduriyeti olarak süratle güncellenmektedir. "şu muhalifler de şöyle yapıyor sinir oluyorum, böyle konuşuyorlar hiç hoşlanmıyorum" diyen akpliler "yandım allah söndür beni" diye inlemeye başladılar. inanın bana bu sadece başlangıç.

"hayır ben yolumdan sapmadım sapmam, öyle bir söz etmeyeceğim" diye düşünüyor olabilirsiniz ama hiç meraklanmayın. akp'nin şefkatli kolları hepinizi tek tek saracak. bu kadar da olur mu artık dediğiniz her şey tek tek olacak. önümüzdeki bir yıl boyunca çok eğleneceğiz sizinle. oy verdiğiniz hükümet kafanızı her kaldırdığınızda sopayı indirip feleğinizi şaşırtacak. ananızdan emdiğiniz süt burnunuzdan gelecek ama gerizekalı olduğunuz için bu olayın gerçek müsebbibini sadece bir kısmınız görebilecek. diğerleri "istanbulda iett otobüsü arıza yapmış, bilmemnere itfaiyesi ağaca çıkan kediyi kurtarmış, almanya acından ölüyormuş" haberleri izleyip zaten az sayıda olan beyin hücrelerini öldürmeye devam edecek.

öpüyorum gözlerinizden akpliler. belanızı buldunuz.

ülkeye hala kamyon kamyon dorse dorse kaçak göçmen alınması

"Ama görmediniz mi İstanbul'da belediye otobüsü yolda kalmış, Kılıçdaroğlu'nun eşi de 1200 liralık mont giymiş. Elbette hataları var ama reis gitse yerine kim gelecek abi, ülkede muhalefet yok. Kriz var kriz var diyorlar ama avmler insanla dolup taşıyor, büyüklerimizin dediği gibi 7 yıl bolluk 7 yıl darlık olur, bugünler gelip geçer elbet"

Bence bu kadar gerizekalının olduğu ülkede bu işgal az bile. Sokaktan çetelerin silah sesleri gelmeye başladığı zaman kafanızdan tınn diye bir ses gelmesini çekirdek çitleyerek izleyip kahkahalarla gülmek isterdim ama maalesef aynı ülkede yaşıyoruz, sizin dangalaklığınız bizi ve çocuklarımızı da etkiliyor.

Yoksa valla umrumda değil, isterseniz kahvaltıda ailecek uranyum yiyin ağzımı açarsam en adi şerefsizim. Ama oy kullanıyorsunuz işte, her önüne gelen de sizi kolaylıkla kandırdığı için sürekli yanlış oy kullanıyorsunuz. Sorun burada.

siyasal islamcılık

halk arasındaki anlamı müslüman gözükerek abd/israil köpekliği yapmaktır. dolayısıyla bu kavramın hangi grubu kastettiği gayet açıktır, örneğin saadet partisi bu kavramın halk arasındaki tarifine uymaz. çünkü saadet partisi basbaya islamcıdır, bir gün öyle bir gün böyle demez, yılan gibi kıvrılmaz, tutarlıdır. siyasal islam'ın ise islamcılıkla alakası yoktur.

örneğin hepimizin yakından tanıdığı bazı partiler siyasal islamcıdır çünkü işlerine geldiği zaman islamcı, işlerine geldiği zaman avrupa birlikçi, işlerine geldiği zaman kürtçü, işlerine geldiği zaman ülkücü, işlerine geldiği zaman avrasyacı, işlerine geldiği zaman atatürkçü olurlar. hiçbir prensipleri veya ilkeleri yoktur, maddi çıkarları için her kılığa girerler. bir de hangi yola saparlarsa sapsınlar bu politikaları dini referanslara dayandırarak vatandaşa her yaptıklarının birtakım hikmetler içerdiğini söyleyen bir propaganda teşkilatları vardır. elbette teşkilatları korkunç paralar karşılığında çalışır, dinle hiçbir alakaları yoktur.

bu kıvrak figürleri yaparlarken zahiren müslüman gözüktükleri için bir yandan ceplerini doldurup öbür yandan islam'ın adını lekelerler ama bu durum onların en son umursadığı şeydir. cahil halktan oy alabilmek için dinibütün müslüman kılığındadırlar, kadınlarının başları örtülüdür, erkeklerinin bıyıkları vardır fakat bu partilerin teşkilatlarında dini hassasiyeti olan birinin barınabilmesi mümkün değildir. safiyane duygularla siyasal islamcı bir partiye üye olan bir dindar ilçe başkanlığından yukarı çıkamaz, çıkarmazlar çünkü yemeyi ve yedirmeyi bilmez. onların işine yarayan adamlar zahiren dindar gözüküp her türlü herzeyi yiyebilecek tıynette tiplerdir.

duruşu veya ilkesi olan biri hasbelkader bir makama gelse dahi siyasal islamın devasa rüşvet çarkları arasında paramparça edilir. canını kurtarmak için istifa edip derin bir sessizliğe gömülmek zorunda kalır. cahil vatandaş da "teşkilatlar yiyici doldu, bilmemkim reis'in bundan haberi yok mu" diye safça sızlanmalarda bulunur. vatandaşa sürekli bahaneler uydurulup vaatler verilir, "pandemi vurdu" denir, "küresel kriz var" denir, "savaş çıktı" denir, "fiyatları stokçular yükseltiyor" denir, "zincir marketlere operasyon başlattık" denir, "avrupa acından ölüyor biz yine iyiyiz" denir. denir de denir, vatandaş uyanmasın diye kırk türlü yalan hiçbir utanç duyulmadan rahatlıkla söylenir.

çünkü siyasal islamın alameti farikası anadolu insanını her durumda ve her dönemde kafalayabilmesi, psikolojik zaaflarını tam 12'den vurarak propagandasını çiğnemeden yutturabilmesidir. bunu başarabilmek için günlük menfaati için islam'ın adını ayaklar altına sermeyi göze alacak kadar cüretkar ve utanmaz olmak gerekir, siyasal islamcı partiler ve pennsylvania merkezli meşhur cemaat bunu başararak türkiye'de islam'a tamiri imkansız bir zarar vermiştir.

kurtlar vadisi

mafyanın sırtını sıvazlayan, başarısı için dua eden cami müezzini tiplemesiyle dindarlarla resmen dalga geçen bir diziydi. ama türkiye'de müslüman bir entelektüel camiası olmadığı için bu soytarılığa kimse sesini çıkarmadı, bilakis dindarlar diziyi övüp fanatiği oldular. yanlış anlaşılmasın, "dindarları rezil bir şekilde resmediyor ama yine de sürükleyici bir dizi olduğu için seviyoruz" diyebilirsiniz. fakat bu dizinin dini kendi kriminal evrenine yancılık yapması için dini kavramları ve şahısları suistimal etmesi müslümanım diyen birinin kanına dokunmalıdır.

belinde tabancayla gezen, tetikçilikten kazandığı parayla aldığı lüks arabalara binen, düzenli olarak fuhuş yapmaya veya pavyona giden karakterlerin yanına ek olarak mevlana'dan yunus'tan bahseden, ak sakallı bir neyzen koymak iyi tüccarlık cidden. mağazanın girişinde kuran, siyer satarken arkadadaki tezgahta viskileri dizmek gibi, türkiye'de işe yarayan bir çakallık örneği.

sözlükçülerin zamlarla başa çıkma yöntemleri

çok basit, akpli gazetecilerin programlarını izliyorum. türkiye'nin nasıl süper bir güç olduğunu, bütün avrupa'nın adeta kriz içinde kasıp kavrulduğunu, ülkemize giren mültecilerle dünyaya nasıl meydan okuduğumuzu, istanbul'da arıza yapan belediye otobüslerini falan gördükçe fakirlik makirlik aklımdan gidiyor. sanki az evvel yarım kilo kıyma almaya parası yetmeyen ben değilmişim gibi kubarıyorum, kendimi at sırtında mohaç'ı fetheden kanuni gibi hissediyorum. üstüne açıyorum teşkilat dizisini youtube'dan, tok sesli bir abinin "bizim olmadığımız masa yok" sözünü duyunca, sınırötesi operasyonlarda şov yapan ajanlarımızı gördükçe iyice coşuyorum, "dik dur eğilme bu millet seninle" diye bağırmaya başlıyorum.

sonra karnım gurulduyor, kan şekerim yükselsin diye iki tane küp şeker atıyorum. iyi geliyor. sonra bakıyorum kendimi at üstünde koşar gibi hayal ettiğim esnada sandalyenin zımbası donumu yırtmış, hemen iğne iplikle yamayıp tekrar giyiyorum. biliyorsunuz 7 yıl darlık 7 yıl bolluk olur derler, bize yakışan kaderde darlık çekmek de varmış deyip razı olmaktır. şımarıklığın lüzumu yok. eskiden don da yokmuş insanlar un çuvalını dikip giyerlermiş, yeter ki allah büyüklerimizi başımızdan eksik etmesin, devletimiz var olsun, ülkemiz dünyaya meydan okusun. bize düşen sabredip devletimizin yanında olmak. yüksek sesle eleştiri yapıp davaya zarar verenleri gördükçe bunlar nasıl dava adamı, nasıl müslüman diye sinirleniyorum. insanımızı asimile ettiler ama bizim mayamız sağlam elhamdülillah.

bu arada elinde fazladan boxer düğmesi olan varsa sevinirim. benimkiler hep koptuğu için donlarımın ön tarafı pencere gibi açılıyor, sünnet çocukları gibi öne doğru eğilerek koşmak zorunda kalıyorum ızdıraptan. allah razı olsun şimdiden.

2023 seçimleri

tam tarih vermem gerekirse 24 haziran 2018 günü akşamüstü saatlerinde memleketin selası okunduğu için 2023 seçimleri de cenaze kaldırmaktan öteye gitmeyecek. gasilhane kapısında "ölüyü kefenleyip de mi gömsek" diyenlerle, yoksa "gariban zaten paramparça olmuş, elleşmeyelim böyle gömelim" diyenler arasında yapılacak bir seçimden fazlası değil.

bu sebeple kimsenin siyasi tercihini nasıl değiştiririm diye dertlenip de canınızı sıkmayın. bir ara ben de çok uğraştım, otobüs göz göre göre uçurumdan aşağı giderken insanımızı aklıselime nasıl davet ederiz diye kafa yordum. paragraflar dolusu yazılar yazdım, iktidar propagandasını çiğnemeden yutan insanlara "yapmayın etmeyin" diye yalvardım yakardım ama fayda etmedi. akpliler bütün seslere ısrarla kulak tıkayıp memleketi tabuta koydular, musalla taşına yatırdılar. son zamanlarda mızrağın ucu kendilerine dokunmaya başlayınca ne yaptıklarını fark etmeye başladılar. aralarında uyanan var, hala uyuyan var, doğrusu fazla umrumda da değil.

şimdi bunlardan biri ağzını açtığı zaman "kes sesini esfeli safilin, aptal oğlu aptal" demekten başka yapılacak bir şey kalmadı. ben bu memlekette geçirdiğim zamanı bu şekilde değerlendirmeyi tercih ediyorum, isteyen kendine farklı bir eğlence bulabilir. zaten fazla bir zaman da kalmadı, herkes takılsın kafasına göre.

Sessiz istila

"bir devlet, hükümet bu kadar hassas olan bir konuda bu kadar çok hata neden yapar? anlam veremiyorum. oy uğruna yapıyor desem tam mutmain olamıyorum ancak elle tutulur bir gerekçe de yok"

Hayinlerin oyunlarına gelmeyelim kardeşim, ümmet kardeşliğinin önünde duramayacaklar inşallah. 80 yıllık esareti bitirip Osmanlı'yı tekrar dirilteceğiz. Zaten peygamberimiz kavmiyetçiliğin her türlüsünü de yasaklamış, kafatasçılık yapıp davamıza zarar vermeyelim*

Adam kendi ağzıyla "ben büyük ortadoğu projesinin eş başkanıyım, ABD çıkarları için hizmet ediyorum" diye defalarca söyledi. Rahmetli Erbakan bas bas bağırdı "bunlar suret-i haktan gözüken ABD maşalarıdır" diye. Bizim gerizekalılar ise hala reis'in yaptıklarında bir hikmet arayıp üç bilinmeyenli denklem çözer gibi kılıf bulmaya uğraşıyorlar.

Ondan sonra "bize hakaret ediyürsünüz bizi aşağılüyürsünüz"... E bu kadar salaklığa ne yapalım ki başka?

adalet ve kalkınma partisi

Allah izin verir de şöyle bir 5-10 sene daha iktidarda kalırsa ortada Türkiye diye bir memleket bırakmayacak olan parti. Fetöden ders almayıp devlet kurumlarında kadrolaştırdıkları cemaatleriyle, ucuz pahalı demeden bütün ürünlerin zam manyağı olmasına sebep olarak her sene daha da derinleşen ekonomik kriziyle, fakir zengin ayrımını arşa çıkarıp gelir adaletsizliğinin altın çağını yaşatmalarıyla, "rüşveti verirsen istediğin adamı/genç kızı öldürür istediğin uyuşturucuyu satarsın" prensipleriyle ve en önemlisi:

Ülkeye soktukları -bu ülkeye hiçbir bağlılık hissetmedikleri için bir otorite boşluğu doğduğu anda Her biri potansiyel birer suçlu olan- milyonlarca mülteciyle yolun yarısını almış vaziyetteler zaten. reis bu seçimi de alırsa geri kalan rötüşları da tamamlar, 5-10 sene içinde Saddam'ın ırak'ına dönüşüp sokaktan gelen silah seslerini dinlemeye başlarız.

Sonrası dans, renk...
1 /