1. toplam entry 666
  2. takipçi 0
  3. takip edilen 0
  4. puan 676
  5. statü
  6. rütbe yazar
  7. kayıt tarihi 12 yıl önce

alpnur

tanımam etmem, sözlükte -hatırladığım kadarıyla- mesajlaştığımız dahi vaki değildir. kişiliğini işin dışında tutarak bana göre son derece gereksiz konularla iştigal edip eşşeğin* aklına karpuz kabuğu düşüren bir yazardan ötesi değildi. bu çizgisinden de (!) yıllardır ödün vermemesi benim için oldukça fazla istikrarlı bir karakter profili çiziyordu.

sadede gelirsek, kutlama bilmemnesine gitmeme rağmen -dürüstlüğüne güvenerek- yazdıklarında hak veriyorum ancak eşiyle, nişanlısıyla vs. gelenlere laf sokacak kadar ileri gitmiş olması hak verilecek bir şey değil. sebepse, tamamen yazarlık kariyeri..

edit: algıda seçicilikten kaynaklanan bir yanlış anlaşılma olmuş sanırım. "tamamen yazarlık kariyeri" kısmından kasıt uçurulmak falan değil, yazdığı eleştirinin bana yazarlık kariyeri ile çelişkili görünmesidir.

yaran rüyalar

rüyamda adam öldürüyorum. kötü bi adama benziyordu ama bize -yanımda tanımadığım biri daha vardı- karşı bi yamuk yapmamıştı. arkadaşım önce adamın bileklerini hızlı hareketlerle kesti, sonra ben elimdeki bıçağı üç sefer sallayarak şu adamın bileğine şu işareti yaptım:

http://tinyurl.com/6qpw3lb

sonra adam öldü. izbandut gibi bi adam bu arada. adam öldükten sonra adamı niye öldürdüğümüzü düşündüm. bulamadım. zevk için öldürdüysem diye tırstım biraz ama olan olmuştu. cesedi saklamamız gerekiyordu. zaten vızır vızır devriyeler dolanıyordu. yakayı ele vermek istemedim. yakınlarda mahzen gibi bi yer vardı. adamı sürükleyerek oraya götürdük. sonra adam kokmaya, şişmeye başladı. gerisini hatırlamıyorum.

rüya tabirlerine baktım. cinayet işleme hakkında hiç olumlu şeyler yazmıyordu. sonra dedim adam kötüye benziyordu ordan yırtarız belki. kötü adam öldürmekle ilgili bir tabir bulamadım. pek yaran bi rüya değil, evet. başka başlık bulamadığımdan buraya yazdım. *

fethullah gülen den sonra cemaat

kasıtlı saldırgan yorumları işin dışında tutarak, senelerdir dile getirilenin dile getirilmesi olmuş. doğanın tabiatı bu. düzen, yaratılış böyle. her sistem bir gün çökecek. bunun önünü almak imkansız. bazen abdülhamid gibi birisi çıkar ve o çöküşü yavaşlatmak için büyük hizmetler ortaya koyar. ama nafile.

insanın zaaflarından kaynaklanan bu durum yine insanın kendisine büyük bir acı veriyor. işlem bitip z raporu alındığında ise acı tablo ortaya çıkıyor. bir topluluğu ezerseniz bir gün çok güçlenip tepenize çekiç gibi iner. sonra gücün verdiği rehavetle onlar da başkalarını ezip kendi sonlarını getirirler. rapora bir göz atalım: hani nerede samimiyet, ihlas? bu olan biten doğal bir sürecin parçası idiyse hali hazırda gerçekleşmiş bir devrimden söz edebilir miyiz?

"bu tavla bitmez ve bir gün bizimde elimize verirler" diye uyarmıştım ak parti gençlik teşkilatından bir elemanı. "amacınızdan şaşmayın".

velhasıl kelam, duygusallığa da gerek yok aslında. kimse melek değil. insanın karakterini iradesi şekillendirir. iradesini karakteri değil. insana şah damarından daha yakın olan birisi var olduğuna göre kişinin kendini bilmez olmadığını iddia etmesi ahmaklık bence. akan bir nehir gibi sürekli düşüncelerimiz değişecekse, devrim bir hayalse bırakalım bu işleri panpalar.

demek ki o zaman ya birer insan olaraktan travmalardan travma beğeneceğiz ya da erdal bakkal gibi "yahu insanım ben insan! allah allah!!" diye haykıracağız.

ha bu arada, hayatta zaman gazetesinin 3 milyon satmasından daha önemli şeyler olduğunu görmeyen bir cemaat paranoyaklaşıp akıl tutulmasına uğramış demektir. çok uzakta değil zaman gazetesi binasının içerisinde ne tıynette insanlar barındığını bilmeyecek kadar dışarıya konsantre olmuş demektir.

not: bu yazı fethullah gülen'e yönelik değil, hatta sadece müslümanlara yönelik değil, laik, dinsiz, metalci, el kaideci tüm insanlara yönelik yazılmıştır.

yay burcu erkeği

aralarında müsabakalar düzenlenip en akıllı, en zeki, en iyi kalpli, en sevecen, en esprilisi belirlenmeli; geriye kalanlar yükselenlerine göre diğer burçlara dağıtılmalıdır. herkes bundan sonra ona göre davranmalı, akıllı olmalıdır.* kabul edenler? kabul edilmiştir.

one more cup of coffee

dinlenmesi gereken on binlerce şarkı varken tutan bir şarkının çokça coverlanması ve dinlenmesi çabuk tüketilmesine sebep oluyor. şahsen bu şarkı bana artık mide bulantısından başka bir şey ifade etmiyor, her şeyin anlamsızlaştığı o yerden uzaklaşılması gerektiğini salık veriyor.

edit: bıdıbıdıbıdıbıdı

mehmet akif ersoy



--- alıntı ---

âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak...
alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak.
dünyâda inanmam, hani görsem de gözümle.
imânı olan kimse gebermez bu ölümle:
ey dipdiri meyyit, "iki el bir baş içindir."
davransana... eller de senin, baş da senindir!
his yok, hareket yok, acı yok... leş mi kesildin?
hayret veriyorsun bana... sen böyle değildin.
kurtulmaya azmin neye bilmem ki süreksiz?
kendin mi senin, yoksa ümîdin mi yüreksiz?
âtiyi karanlık görüvermekle apıştın?
esbâbı elinden atarak ye'se yapıştın!
karşında ziyâ yoksa, sağından, ya solundan
tek bir ışık olsun buluver... kalma yolundan.
âlemde ziyâ kalmasa, halk etmelisin, halk!
ey elleri böğründe yatan, şaşkın adam, kalk!
herkes gibi dünyâda henüz hakk-i hayâtın
varken, hani herkes gibi azminde sebâtın?
ye's öyle bataktır ki; düşersen boğulursun.
ümîde sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!
azmiyle, ümidiyle yaşar hep yaşayanlar;
me'yûs olanın rûhunu, vicdânını bağlar
lânetleme bir ukde-i hâtır ki: çözülmez...
en korkulu câni gibi ye'sin yüzü gülmez!
mâdâm ki alçaklığı bir, ye's ile sirkin;
mâdâm ki ondan daha mel'un daha çirkin
bir seyyie yoktur sana; ey unsur- îman,
nevmid olarak rahmet-i mev'ûd-u hudâ'dan,
hüsrâna rıza verme... çalış... azmi bırakma;
kendin yanacaksan bile, evlâdını yakma!

evler tünek olmuş, ötüyor bir sürü baykuş...
sesler de: "vatan tehlikedeymiş... batıyormuş!"
lâkin, hani, milyonları örten şu yığından,
tek kol da yapışsam demiyor bir tarafından!
sâhipsiz olan memleketin batması haktır;
sen sâhip olursan bu vatan batmayacaktır.
feryâdı bırak, kendine gel, çünkü zaman dar...
uğraş ki: telâfi edecek bunca zarar var.
feryâd ile kurtulması me'mûl ise haykır!
yok, yok! hele azmindeki zincirleri bir kır!
'iş bitti... sebâtın sonu yoktur!' deme, yılma.
ey millet-i merhûme, sakın ye'se kapılma.

14.03.1913

--- alıntı ---


büyük adammış vesselam..
1 /