1. toplam entry 577
  2. takipçi 0
  3. takip edilen 5
  4. puan 2077
  5. statü
  6. rütbe yazar
  7. kayıt tarihi 1 yıl önce

azar azar

adam, sehpaya koyduğu bilgisayarında, hikâye yazarken, sırtında; belinden başlayıp, omuzlarına doğru hafifleyen bir ağrı hisseti. ağrıyı unutmak için biraz oyun oynayayım diyerek, bubble shooter oyununu açtı. bu oyunu severdi. kafa yormadan, kafayı yoran düşüncelerden sıyrılıverirdi, her defasında.
ağrı devam edince, bu kez devamlı briç oynadığı siteyi açtı. orada hem briç oynar, hem arkadaşlarıyla sohpet eder ferahlardı. umduğu olmadı. ağrı kendini unutturmadı, ağrıdı. adam böbrek yada böbrek üstü bezlerinin ağrıdığını düşündü, endişelendi.
gece olunca yattı. sabaha karşı, şiddetli ağrıyla uyandı, sırtında. kalktı. bir bardak su içti, biraz yürüdü, koridorda. ağrı geçer gibi olunca, rahatladı. tekrar yattı.
bir gün, ağrının günün her anında yanında olduğunu farkedince, ayaklandı. doktorun yolunu tuttu.
doktordan çıktı. dolmuşa bindi. ücretini verdikten sonra, dolmuşun en arka sağ koltuğunun boş olduğunu gördü, gitti oturdu. dolmuşun camına başını yasladığında, dilinden; azar azar kelimeleri döküldü. içi, salıncakta sallanan insanın, doruktan aşağıya düşerken, hissettiği gibiydi. kalbi yerinden fırladı, fırlayacaktı.
nasıl, sağlık için, her şeyden azar azar yermekteyse, yine sağlık için, bedenin yapabildiği her hareketi, zorlanmadan; azar azar yapacaktı. bunlar; sırtındaki ağrının, koltukta oturup, bilgisayar üzerine eğilip, uzun süre hareketsiz kalarak çalışmaktan, kaynaklandığını söyleyen doktorun, anlattıklarından çıkardığıydı. ağrının düşündüklerinden kaynaklanmadığına, sevindi sevindi.
bundan böyle, yarım saatten uzun hareketsiz kalmayacaktı. iki saatten fazla oturmayacaktı. saatlerce ayakta kalmayacaktı. dışarıda olmasa bile ev içinde; yürüyecek, atlayacak, zıplayacak, yuvarlkanacaktı.
sağlık için; azar azar her hareket...

banka şubesi müdürünün kapıya kadar uğurladığı müşteri

İşe dalmışken, beraber çalıştığım arkadaşın, gülümsediğini hissetim. Kafasınıda, hafiften sağa sola çevirerek. Belli ki bir şeyler geçmekteydi, zihninden. Onlar pozitif hisler olmalıydı ki; yüzünden neşe akmaktaydı.
Gittim çayocağından iki çay aldım, oturdum yanına. Demin dedim, ne geldide aklına keyiflendin.
Dışardan bellimi oldu diyerekten, Dur anlatayım dedi; babam tayin oldu bir zamanlar. Bende yeni işe girmişim. Onunla gidecek halim yok, mecburen ayrıldık.
İzinde yanına gittim ailemin. Oturduk, ayrıyken başımızdan geçenleri aktardık birbirimize. Babamda bir tuhaflık sezdim. Sanki benimle dışarı çıkmak istemekteydi. Oysa benim babamla birlikte sokakta yürüdüğüm, vaki değildi.
Neyse; babam, sana yeni kentimizi gezdireyim diyerek beni evden çıkardı. Yolda öyle bir gitmekteyiz ki; babamın zihninde nihayet, belli. Bir müddet sessiz yürüdükten sonra, şimdi seni tanıştıracağım kişiye, bu benim oğlum diyeceğim, o sana bir şeyler anlatacak, iyi dinle dedi.
Lafı uzatmıyayım, ben adamdan zeytin aldım toptan. Onun benim olduğum yerdeki satıcılarına teslim ettim kolilerle. Öyle para döndü ki, üstümde, ne cepte taşınır, ne çantada. Çuval olsa, kifayetsiz. Mecburen, Ticari hesap açtım bankada.İşler güzel, mal hazır, müşteri hazır. Sokaklarda yürürken herkes selam verir. Kimi müşteri, kimi çok kazandığımı bilir.
Bankaya gittiğimde kapıda karşılaşılanırım. İşlerimi müdür halleder. Kapıya kadar yolcu eder.
İşten ayrıldım. Zeytinin perakende işi için yer açtım...
Zaman içinde, işler bozuldu. Borçlar birikti. Alacaklılar kapıya dayandı. O işten zor sıyrıldık. Babamın varını yoğunu sataraktan.
Sonra, bu işi buluverdi, bir yerli esnafta, işsizlikten, parasızlıktan kurtulduk, bu günlere geldik.
Ben ama neşeliydin, kafan bir sağa, bir sola dönmekteydi, tebessümle dediğimde; iş yeri açtımya, onun açılış kokteylindeydim o zaman dedi...

sabahın köründe uyanacağını bildiği halde geç vakitlere kadar uyumamak

Üzüldüğüm vakitlerde yaptığım eylemdir. Taaaa ki; birgün, uykusuzluktan düşüp, olduğum yerde, uyuyacağım güne dek.
Onun için kimseyi üzmemeye çalışırım ki; olur a oda beni üzmeye kalkmasın.
Başarabildinmi bunu, diye sorarsanız, sık sık üzüntüye düşürülmeme bakarsam, hayatta bir çok şeyi başaramamış biri olarak, bundada başarısızım.
Bereket ki; benim zararım kendi payıma. Ben yaşarım üzüntümü tek başıma.

güney kore

Kendilerine has, birçok özellikleri vardır. Bana göre en önemlisi; bizleri sevmeleri. Hiçbir sevgi karşılıksız kalmaz. Şahsım için bende; korelileri severim. Sempatik insanlardır, vesselam.
Birde, doğuştan göz kapaklarında, bizdeki iki katlılık olmadığından, göz kapağı estetiğine çok para harcarlarmış.
Geleneksel Kore Mutfağı’nda Pirinç; Öğle ve akşam yemeklerinde, önünüze bir kâse yağsız ve tuzsuz pirinç, mutlaka gelirmiş. Bizde ekmek ne ise onlardada pirinç, oymuş.
Pirinç suyunu, kore ve asya kadınları yüz ve ciltlerine bakım için kullanırlarmış. Pirinç suyunun güneşten koruyucu özelliğide varmış. Kore kadınlarının cilt beyazlığının sebebi, pirinç suyuymuş. Bunu tene renk vererek ve güneşten koruyarak yaparmış.

rene auberjonois

doğum: 1940
Ölüm tarihi: 8 Aralık 2019
Ölüm yeri: Los Angeles, Kaliforniya, ABD
Amerikalı, tiaytro, sinema ve dizi oyuncusu, seslendirme sanatçısıdır. 
televizyon dizileri Boston Legal, Benson ve Star Trek: Deep Space ile 1970'de vizyona giren M*A*S*H* filmindeki rolleriyle tanındı.

reklam

çizgi film gibi birşeydir, izlersiniz. bir lastık; yolda, belde, dağda almış başını gider. siz dalmışken lastiğin sekişine, bir davudi ses gelir kulağınıza; kontrolsüz güç, güç değildir. yakalarsınız lastiği. takarsınız arabanıza. motive olmuşsunuzdur, artık. nasılsa güç sizin emrinizde. basarsınız gaza. arabanıza, bir haller olmuştur. akar gider gideceğiniz yere.
evinizin boyası dökülmüştür, yada bahçe çitiniz yağmurdan-güneşten, harap olmuştur. onu alır sürersiniz, olmaz. bunu alır sürersiniz, olmaz. birgün; yorgun yürürken, reklam panosunda; bir parmak, size bir yön gösterir. takılınca göz parmağa, panodan bir ses yükselir. bir bilene sor. artık istikamet, parmak nereyi göstermekteyse.
iki ayrı ev. bir evde bir centilmen delikanlı. giyinir-kuşanır. kokusunu püskürtür, neyse; yola düzülür. öbür evdede, hanım kız, aynını yapar. kitapları kolunda, okul yolunda. ikiside uçuyordur, keyiflerinden. yolda centilmen delikanlı, hanım kızla çarpışır. hanım kızın kolundaki kitaplar, yola saçılır. toplamak için kitapları, çömelirler. fondan bir ses gelir kulaklarına. gerisi size kalmış.
kitabın etkileyici paragrafı yada etkileyici betimlemesi, şiirin vurucu mısrası, şarkının akılda kalan ezgisi. hepsi denirde, reklam; biraz göz ardımı edilir. tamda amaçlandığı gibi. biz, size hiç bir şey demedik. siz özgür iradenizle bizi seçtiniz.
hadi hayırlısı! buda reklam sloganıydı sanki. yukarıda geçen; bir haller olmuştur gibi.

rusya

amerika birleşik devletleri orta doğuya gelince, rusya suriyede üs kurunca, ikisi komşu oldu zannettik. oysaki onlar, çok eskiden komşuymuş. Rusya-ABD sınırının en yakın olduğu yer olan Diomede Adaları'nın arasındaki mesafe yalnızca 4 kilometre. Küçük Diomede Adası ABD sınırlarının içinde bulunurken Büyük Diomede Adası ise Rusya'ya bağlı. yani, eski komşular.
soğuk savaş döneminde, rusya' da haritalarda gösterilmeyen, girişin-çıkışın, rus vatandaşlarına bile özel belgeyle müsade edildiği, yabancıların sevilmediği, kırkdört şehir varmış. yasaklığa gerekçe nükleer çalışmalarmış.
ABD Alaska'yı Rusya'dan 1867 yılında 7.2 milyon dolara satın almış.
Rusya ve Japonya 2. Dünya Savaşı'nın ardından halen bir barış antlaşması imzalamamış. Nedeni ise iki ülke arasındaki Kuril Adaları krizi imiş...

sufle

Dilimize, fransızcadan girmiş bir kelime.
Fransızca soufflé
Birinci anlamı; tiyatro Sahnedeki oyunculara, izleyicilere duyurmadan unutulmuş bir sözü veya cümleyi hatırlatma.
İkinci anlamı; Un, şeker, yumurta vb. maddelerin muhallebi kıvamına gelinceye kadar çırpılıp pişirilmesiyle yapılan bir tatlı türü.

duvara bantlanmış muzu 120 bin dolara satmak

Sergi salonu; Paris merkezli çağdaş sanat galerisi, Art Basel Miami
Çalışmanın adı; Comedian, üç edisyonlu.
Komedyen, Miami’deki bir manavdan alınmış muzların koli bandıyla duvara tutturulmasından ibaret bir çalışma.
1. Birinci edisyon, duvara bantlanmış muz çalışması.
120 bin dolardan satışa sunuldu. Eser; Fransız bir koleksiyoner tarafından satın alındı.
2. İkinci edisyon, duvara bantlanmış muz çalışması.
120 bin dolara alıcı buldu.
3. Üçüncü edisyon, duvara bantlamamış muz çalışması.
Üçüncü ve son kopyası için de 150 bin dolar istenmekte.
Orijinallik belgesi olarak hazırlanan sertifikada, çürüme halinde muzun değişebileceği belirtilmekte. Alıcılar, muz bozulunca ne yapacaklarını anlatan bir rehbere de sahip olacaklar, bu paraya.
Maurizio Cattelan’ın sıradan nesneleri haz ve eleştiri araçlarına dönüştürmek konusunda oldukça başarılı bulunmakta.
Maurizio Cattelan, son 15 yıl içinde ilk kez bu çalışmasıyla bir sanat fuarına katkı yapmış oldu
Popüler kültüre meydan okuyan çalışmalarıyla bilinen sanatçı son olarak, Amerika adlı altın klozet çalışmasının İngiltere'de Blenheim Sarayı'ndaki sergi sırasında çalınmasıyla gündeme gelmişti.
1 /