1. toplam entry 8319
  2. takipçi 19
  3. takip edilen 18
  4. puan 36140
  5. statü
  6. rütbe yazar
  7. kayıt tarihi 11 yıl önce

bülent ersoy'un 55 tilki kürkü kullanılarak yapılan paltosu

kafasında 40 tilki dolaşır, 40ının da kuyruğu birbirine değmez deyimini görmüş, arttırmış yeni bir anlam kazandırılmış hali.

üzerine 55 tilki giyer, 55ininde kuyruğu birbirine değmez.

hem dostoyevski halt etmiş. neymiş; hepimiz gogol'un paltosundan çıkmışız. bre heyyy dosto heyyy sen bir de bülent hanımın paltosunu görecektin.

sözlükteki sayısalcı azlığı

ibo'nun "mutlu ol yeter" şarkısında "benim için önce tanrı, sonra sensin" bölümünde gözlerimi kısıp ufka dalarak bu şarkının "matematik" için yazılmış olabilecceğini düşünecek kadar sayısalcıyım. sanırım sözlüğün en istikrarlı yazarlarından da biriyim, o yüzden o genelleyen arkadaş derhal ağzını çalkalayıp tövbe etsin, yoksa kalbini kırana kadar belirsiz integral anlatırım. yaparım!

natuk baytan ekolü kemal sunal filmleri

natuk baytan ekolü kemal sunal filmleri ile ilgili kemal sunal'ın da anlattığı ilginç bir anekdot vardır. kemal sunal'ın etkin oyunculuk yıllarında saftirik tiplemeli "şaban" karakteri üzerine yapışmıştır. o kadar yapışmıştır ki, halk onu öyle kabullenmiştir. bu filmlerden "atla gel şaban" filminde kemal sunal niyazi adında bir karakteri oynar. ancak film tüm türkiyede atla geş şaban adıyla dağıtılmış ve izlenmiştir. öyle ki ne eleştirmen, ne film ekibi, ne dağıtımcı, ne sinemacı, ne de izleyici bir allah'ın kulu da çıkıp bu filmde "şaban" diye bir karakter yok dememiş, kimse farkına varmamıştır.

aslında pek kimse bilmez ama bu saftirik şaban tiplemesi kemal sunal'ın üzerine henüz ünlü bile olmadan, sinema kariyerinden bile çok daha önce yapışmıştır. kemal sunal'ın ilk fillmi 1972 yılında oynadığı tatlı dillim filmidir.

bu da 1971 saklambaç gazetesinden bir haber; bariz imla hataları ile dolu bir haber. şadan değil, şabandır o, ayrıca kemal sıral değil, kemal sunaldır.
git

karzı hasen vakfı

işte bunlar ringlerde görmek istediğimiz hareketler. zibilyon tane evlilik sitesi vardır piyasada, o kadar evlilik programı vardır ben daha hiç birinde evliliğe dair bir hareket görmedim. bir tek mahmut tuncer'in kanal 7'deki programını istisna tutarım bak. orada da mahmut abey aynı vizyon, aynı misyonla yola çıkmıştı. diğerleri gibi evlilik için eş buldurmak üzerine değil, eşini bulup geleni evlendirmek üzerine bir formatı vardı. belki şimdi size dalga geçiyorum gibi gelecek ancak ciddiyim ben. eşbul. com , evlebeni. com trend ise, bu abilerin sitesi medeniiyet temsilidir. esra erol'un programı reyting canavarı ise, mahmut abey'in programı huzura doğrudur.

sayısal analiz

mat-lab icat olduğundan bu yana işlevselliğini yitirmiş derstir. en azından program üzerinden işlenmesi daha uygun olur. yani zannetmiyorum ki piyasada bugün bu dersin içeriğindeki metodları manuel olarak kullanıp sistem tasarımı yapan, modelleme yapan bir allah'ın kulu olsun. ama maalesef bazı üniversitelerin müfredatında hala manuel elle hesaplar üzerinden ilerlediğini duyuyorum ve kendimi pıçaklayasım geliyor.

cem uzan

inanılmaz agresif bir işadamıydı. agresif derken rakipleriyle mücadele alanında, çılgın bir adamdı. telsim de, star da, imar bankasında yaptıkları hala birer marketing efsanesi olarak anlatılır durur.

rivayet o ki, telsim'i kurarken, turkcell'in önemli ve kritik çalışanlarına el altından reddedemeyecekleri iş teklifleriyle gider, aslında o kadar para döktükten sonra aynı kalibrede yazılımcılar, hatta daha iyilerini bulması çok kolaydır ancak cem uzan'ın tek derdi yalnızca şirketindeki gelişimle iyi bir sıçrama ve yakalamak, piyasada yer edinmek değil, rakip şirkete de sarsarak onun piyasada kaybedeceği alanları ele geçirmekti. yeni çalışanlara o inanılmaz çalışma imkanlarının karşılığında tek bir alternatif sunuyordu. hepsi aynı gece mevcut işlerinden istifa edeceklerdi. ticari rekabette buna guerilla marketing deniyor sanırım.

aynı şekilde o dönem tıpkı turkcell'de rakip olduğu gibi, tv dünyasında da mehmet emin karamehmet ile rakiplerdi. karamehmet'in show tv'sine karşı, star vardı. show tv o yıllarda kemal sunal filmlerinin yayın haklarını elinde tutuyordu. her boşlukta bu kartı oynayarak iyi bir reyting yakalıyordu. henüz dizi sektörünün yerli yerine oturmadığı dönemde kemal sunal filmleri joker gibi bir şeydi. ne yaparsanız yapın, aynı zaman diliminde rakibiniz bir kemal sunal filmi ise hiçbir şey yapamıyordunuz. cem uzan bu yüzden çok mücadele etti. aydemir akbaş'ın temiz komedileri, hatta yayın hakkı alınmamış diğerleri kadar popüler olmayan bir kaç kemal sunal filmi bile bulabildi ama yine istediği olmuyordu. altından girdi, üstünden çıktı inanılmaz rakamlar öne sürdü ama kemal sunal filmlerinin yayın haklarını alamadı. ortada show tv ile yasal sözleşmeler vardı. tam da burada ancak cem uzan'ın yapabileceği çılgın bir hamle yaptı. yayın haklarını alamadığı filmlerin senaryo haklarını aldı. bu filmler başrolde sinan bengier'i oynatarak yeniden çektirdi ve ekrana koydu. tabi kemal sunal komedilerinin yerini tutmuyordu ama kısa vadede işe yaramıştı insanlar ezberledikleri filmlerin yenisinin çekildiğini duyunca meraktan da olsa bir şekilde bu filmleri izliyorlardı. kısa süren bu etki geçti, insanlar tekrar kemal sunal filmlerine döndüler. cem uzan çılgınlığını bir adım öteye taşıdı. o yıllarda televizyonda filmler prime time denen genelde ana haber bültenlerinden sonraki zamanda yayınlanırdı. insanlar işten gelir, yemeklerini yer, sonra ailece tv başında olurlardı çünkü. ve o akşam show tv ekranında bir kemal sunal komedisi olurdu. peki cem uzan ne yaptı? sinan bengier'li bu filmleri gündüz kuşağında oynattı. evet sinan bengier'li sakar şakir çok izlenmiyordu, ama artık kemal sunal'lı sakar şakir de o kadar ilgi çekmiyordu. çünkü daha o sabah televizyonda aynısı(!) oynamıştı.

çeaş ve kepez ile enerji üretim, dağıtım sektöründe, gıda da, imar bankası ile bankacılık da, gazetede... hangi işte olursa olsun, ne kadar sermaye ile girerse girsin kesinlikle sektörünüzde rakip olmasını istemeyeceğiniz çılgın bir adamdı.
1 /