1. toplam entry 4456
  2. takipçi 1
  3. takip edilen 0
  4. puan 10582
  5. statü
  6. rütbe yazar
  7. kayıt tarihi 13 yıl önce

halkların demokratik partisi

haklı davalarını, piç pkk ile çözümsüzlüğe sürüklememesi gerektiğini düşündüğüm insanlardır. haklı davaları nedir diye soranlar olabilir. kürtçenin resmi dil olmasını istemeleri bence makul bir istektir. çoğunluk oldukları şehirlerde şehrin yönetiminin kendilerinde olmasını istemeleri bence makul bir istektir. hatta daha ileri gidiyorum, kürt bayrağı altında bağımsız bir ülkeleri olsun istemeleri bile makul bir istektir. tabi bu son istekleri için öncelikle ilk iki isteklerinin oluşması ve piç pkk ile aralarında hiçbir bağlarının kalmaması lazımdır. tabi türk milliyetçileri de bu düşüncelerime karşı çıkacaklardır elbet ama demokrasi, cumhuriyet, fikir özgürlüğü bu tip konuşmalar yapılsın diyedir canım. bir ırkın bir başka ırka tahakküm etmeden, ortak değerler ışığında birlikte yaşayabilmek içindir cumhuriyet, demokrasi. tabi biz bunu 98 yıldır başaramıyoruz orası başka mevzu. son yıllarda ülkemizin demokrasisinde ilerleme olduğu muhakkak ama yetmiyor hala piç pkk'dan kurtulmak için. adam gibi demokrasi, cumhuriyet olan bir ülkede piç pkk'dan söz edilemez. tabi pkk ismini geçtim, masum insanların şerefsizce öldürmelerinin adı bağımsızlık savaşı değildir sevgili kürt kardeşlerim. hele hele amerikanın, israil'in, rusya'nın vb. ülkelerin köpekliğini yaparak türkiye'ye, suriye'ye, ırak'a, iran'a havlamak hiç hoş değildir. bırakın bu kafayı ve bölgenizde ki yıllanmış ülke insanlarıyla oturup konuşun. gelin birlik olalım ve rusya, abd, fransa, ingiltere gibi ülkeleri def edelim coğrafyamızdan. ilk iş buradan başlayabiliriz bence. yoksa bu topraklarda bizler ölmeye devam ederken, abd, rusya, fransa gibi devletler kazanmaya devam ederler.

adil öksüz

gündem sedat peker olduğu için adı hiç anılmayan fetöcü. lan bu adam değil miydi 15 temmuz'un en önemli liderlerinden birisi. yakalayıp geri bırakılmıştı hani. ne oldu o mevzu? neredesiniz muhalif kardeşler? böyle muhalefet olunca iktidar istediği gibi at koşturur derken asıl meselelerin üzerleri örtülüyor diye düşündüğüm için, basiretsiz diyorum sizlere. elinizde o kadar çok koz varken, sedat peker aşağı, demirtaş yukar kavala sağa gibi sığ sularda uğraşmayın yahu?

ey abd, fetöyü ver diyin.
ey hdp, pkk ile arandaki bağı kes diyin.
ey tayyip, madem faize savaş açtın, devlet bankalarında ki faizi sıfırla diyin. en azından ihtiyaç sahibi memurlara, işçilere sıfır faizle ev, araba imkanı tanınsın diyin. diyin yani böyle etkili şeyler.

martılar

2021 yılının şarkısı.

(bkz: edis)

bizim evde daha 5 yaşında bile olmayan oğlandan dolayı yılın şarkısı yıllardan beridir ben fero-demet akalın olmasına rağmen, martılar şarkısı ilk defa radyoda kulağıma çalınınca aha dedim güzel şarkı. bence ödülü haketmiştir bu şarkı.

z kuşağı

sanırsam ben ve benim gibiler y kuşağı oluyor. şimdi bizler y kuşağı olarak ülkeyi biraz ileriye taşıyabildik. nasıl taşıdınız la diye soranlarınız olacaktır. hemen bir örnek ile açıklıyorum. öncelikle bu abiniz teknik öğretmenlik mezunu atanamamış bir öğretmen. devlet bizi atamiyir diye ağlamak yerine ekmeğini helal yollarla çıkarmanın derdiyle dertlendi ve yoksulluk sınırı altında da olsa, türkiye şartlarında iyi bir yaşam yaşamaya başladı. çobanlık yaptım, hamallık yaptım, bakkal dükkanı çalıştırdım, kahve çalıştırdım, fırında çalıştım. tabi tüm bunları yaparken üniversiteyi de bitirdik. 42 yaşındayım ve hala mühendislik öğrencisi olarak okumaya devam ediyorum. yeter la bu kadar reklam dediğinizi duyar gibi oluyorum. yahu sizin kuşak reklamlara alışık olmalı diye böyle bir reklam yapma ihtiyacı duydum.

neyse 2005 yılında memurluğa atandım ben. toplamda 45 kişi atandık. atananların yüzde doksandan fazlası üniversiteyle bağı olan insanlar. ya üniversiteyi yeni kazanmışlar, ya üniversite okuyorlar ya da üniversite mezunu olmuş insanlar. öyle lise mezunu, orta okul mezunu kimse yoktu aramızda. zaten ülkemizde de artık üniversite mezunu olmayan kalmadı herhalde. neyse rektör geldi ve toplantı başladı. önce kendimizi tanıttık tek tek. çoğunluğun üniversite mezunu olduğunu öğrenen rektör biraz tuhaflaştı tabi. hepsi okumuş çocuklar borumu. birde kpss ile atanmışlar(ilk kpss sınavı dms olarak 97 yılında oldu yanlış değilsem), kimsenin torpiliyle gelmemişler üniversiteye. kimseye eyvallahları olmaz bunların. velhasıl kelam tanışma fasılları bitti, herkes birimlerine dağıtıldı ve görevler başladı. tabi arkadaşlarla irtibat halindeyiz. yeni atanmış memurlar olduğumuz için asaletimiz daha tasdik edilmedi. bundan dolayı amirler kafalarına göre hareket edeceklerini sanıyorlar. tabi alışmışlar eskilerdeki gibi memurlara her işi yaptırmaya. eskiden kurumlar kendileri sınav yaptığı için çoğunlukla bir tanıdık vasıtasıyla girilmiş kuruma ve zamanla memur olunmuş. bir tanıdık vasıtasıyla girildiği için hep gebe kalınmış amirlere. amir ne derse yapılagelmiş. ama bizler atanınca durumlar değişti tabi. eski kafa amirlere, yeni nesil memurlar biraz zor geldi ve dilekçeler, soruşturmalar havada uçuşuyor. devlet memurluğu gibi önemli bir makamı dolduran insanları kafalarına göre kullanmışlar yıllarca amirler. yeni nesil üniversite mezunu, okumuş çocuklar memur olunca, didişmeler, yazışmalar, mahkemelik olmalar felan başladı. tabi ilk nesillerden sayılacağımız için biraz zorluklar çektik ama zamanla amirler, memurlar herkes yerini yurdunu bilmeye başladı. şoför şoförlük, teknisyen teknisyenlik, hizmetli hizmetlilik, temizlikçi temizlikçilik yapmaya başladı. biraz kurumsallaşmaya başladı yani kurumlarımız. tabi daha bir sürü eksiklikler var elbet. işte bu eksiklikleri de siz z kuşağı çocukları olarak düzelteceksiniz ve sonraki kuşaklara devredeceksiniz.

özetin özeti olarak, hangi görüşten, dinden olursanız olun, öncelikle ülkenizi ve milletinizi sevin. şartlar zor evet ama bu zor şartlar büyütür, eğitir insanları. dahiler bu zor şartlarda yetişmişlerdir. petrol babası araplar neden hiç gelişemez, çünkü ihtiyaçları yok, parayı basıp hizmeti alıyorlar. niye araba üretsin, teknoloji üretsin, silah üretsin ki. parası var. ama bizim cennet vatanımız öyle paranın bol olduğu bir yer değil ve tarihten gelen bir potansiyel liderlik özelliği var. tarih bize ve ülkemize büyük yükler yüklemiş bu ortadoğu coğrafyasında. bunu fırsata çevireceksiniz işte. bu ülke ne biçim, kahrolsun akp, kahrolsun chp, ülkeden sektör olup gidecem ben gibi düşünceler ile kendinize eziyet etmeyin ve öncelikle kendimi, sonra ülkemi nasıl geliştiririm diye çalışın. kolaydan para kazanmak yok bu topraklarda.

sürçü lisan ettimse affola.

incir

ceviz ile birlikte muhteşem bir ikili oluşturan cennet meyvesi. zeytinyağına bandırıpta yenilmesinin çok şifalı olduğu söylenen meyve. aydın gibi bir şehirde yaşayıpta, bu meyveye bir şekilde aşina olmamak olmuyor tabi. adana'dan da incire aşinayız ama aydın'da ki gibi kuru incir değil adana'da ki. çünkü adana'da ki hava aydın'A göre daha nemli olduğu için incir kurumuyor ağaçta. eğer zamanında toplanmazsa çürüyüp gidiyor.

bu arada adana'da incire maya denir.

türkiye de muhalif olmanın dayanılmaz hafifliği

meral akşener, ahmet davutoğlu, ali babacan, muharrem ince, öztürk yılmaz vb. parti liderlerine baktığımızda, büyük oranda doğru olan hafifliktir. chp'nin muhalifliği ise hafiflikten değil konforuna zeval gelmemesi üzerinedir. akp istediği gibi at koştursun yeter ki atatürk'ün mirasına karışmasın konforudur. yoksa chp gibi bir parti, yıllardır 1 kere bile tek başına iktidar olamaz mı yahu?

akışkanlar mekaniği

geçen sene geçemediğim tek ders. seneye adam akıllı çalışır vizeden de 80 neyim alır not ortalamamı da yükseltirim diye hayaller kurmuştum. geçen sene geldi ve 24 kasım'da vizesine girdim adana'da. sonuç yine bana hasret, yine bana hüsran, yine bana esmer günler düştü eyvah şarkı sözleriyle aynı paralelikte. 40 gelirse (alsam değil gelirse yani hoca 15-20 puan verirse) öpüp başıma koyacam. tipik ortadoğulu insanı profiliyim işte. ne eksik ne fazla. bu dersten kaldım diye çok üzüldüm ama geçmek için pek çalışmadım. ah amin malouf ah.

kopya

türk milletini oluşturan insanların büyük çoğunluğunun en önemli özelliklerinden birisi. kopya çekerek kazandığımız üniversite diplomalarıyla, ilkokul mezunu insanların iş yerlerinde çalışmak durumunda kalıyoruz sonra. diplomalı işsizler olarak ağlaklık yapıyoruz sonra. kopya çekmeden diploma alanlar zaten kolaylıkla iş bulabiliyorlar. öğrencileri geçtim, akademisyenlerimiz bile kopyaya tenezzül ederek yükselmeye çalışıyorlar. sonra 98 yıllık cumhuriyet olan ülkemiz, gelişmemiş ülkeler içerisinde yer almaya devam ediyor. kopya çekmek ne kadar sakıncalı ise, kopya çekenleri bildiği halde onlara gerekli cezaları vermemekte o kadar sakıncalı. hali hazırda bir öğrenci olarak geçen sene uzaktan eğitimde yapılanlara şahit olduğum için bu kadar rahat yazabiliyorum. adamlar para karşılığı soruları yaptırıp göndererek ortalama yaptılar ve mühendislik diploması aldılar. ben ise hala cebelleşiyorum okulu bitirecem diye. çünkü kopya çekmedim. çekemedim değil çekmedim. kopya çeken ne kadar suçluysa, para karşılığı bu kopyaya alet olan kişilerde suçlu azizim.

özetle kopya ülkemizin en büyük baş belalarından biridir. piç pkk'dan daha büyük beladır bana göre. dersin hocaları mallık derecesinde duygusal olmak derdinden muzdarip olduğu için öğrencilere kopya muamelesi uygulamıyor/uygulayamıyor. öğrenciler kopya çekmekten kendilerini alı koyamıyorlar. akademisyenlerimiz kariyerleri için intihal yapmaktan geri kalmıyorlar. haksız kazanılan diplomalar, unvanlar sonrasında gelinen makamlarda ortaya çıkan yolsuzluklar, uygunsuzluklar normallaşiyor maalesef. ve gelinen son noktada, yönetim şeklin cumhuriyet rejimi de olsa, demokratik seçimlerde yapılsa, ülkenin geri kalmışlığı devam ediyor maalesef. çünkü tuz kokuk. umarım bu kangrene en kısa sürede bir çare bulunur.

çağlar ertuğrul

teşkilat isimli trt1 dizisinin başrol oyuncusu. geçen haftasonu düzenlenen bir ödül töreninde yılın en iyi erkek dizi oyuncusu olarak seçildi. buraya kadar her şey normal. ödül aldıktan sonra yaptığı konuşma ve tamer karadağlı'ya yaptığı göndermeyi neden yaptı merak ediyorum gerçekten. acaba yapmak zorunda olduğu için mi yaptı bu göndermeyi? birilerine selam mı çaktı acaba? neymiş efendim ötekileştirilmediğimiz bir ülke istiyormuş. ulan devletin televizyonunda, dünya kadar para kazanıyorsun zaten. neyin ötekileştirilmesi. 80 yıl bu halk ne çekti biliyor musun acaba? ülkenin hepsi mağdur olum. ben mağdur değilim diyebilecek bir tane kişi bulamazsın bu ülkede. ali koç bile mağdur bu ülkede. çocuklarımın geleceğinden endişeleniyorum diyebilecek kadar mağdur ali koç? hepimiz mağdur isek, kim lan bizi mağdur edenler? nedir la sizin boş boş popülist söylemleriniz!

umut

insanlarının büyük çoğunluğu, mallık derecesinde duygusal olmak derdinden muzdarip türk milletinin en büyük özelliği olan olgu. belki de hala türkiye ayakta durabiliyorsa, bu umut olgusunun bunda bir payı olmuşta olabilir. ama ben amin malouf'un ''ortadoğu insanı her şeye üzülen ama hiçbir şeyle ilgilenmeyen insanlar'' sözüne inanıyorum. hala ahı gitmiş vahı kalmış chp'den medet umuyorlar. gittikçe yozlaşan akp'ye toz kondurmuyorlar. daha önce iç işleri bakanlığı facia olan meral akşener'den umutlanıyorlar. ömrünün büyük çoğunluğu chp içinde geçmiş olmasına rağmen chp'yi yerin dibine sokacak demeçler vermeden çekinmeyen muharrem ince'den umutlanıyorlar. akp'de en üst düzeylerde görev yapmış olan ahmet davutoğlu, ali babacan gibi isimlerden umutlanıyorlar. piç pkk'nın kurma kolu hdp'den umutlanıyorlar. herkes birbirini eleştirmekten geri kalmıyor ama iş sorumluluk almaya geldiğinde 'banane ya ne uğraşacam'' diyerek en ön sıradan kaçıyorlar. kaçmayıp sorumluluk alanlarda, ulan bu insanlar için ne kendimi pareleyecem, ben kendi ekmeğime bakarım diyerek malı hamuduyla götürüyor. hal böyle olunca, ihtimal ki bazı kelleler kesilecek denilerek yapılan devrimler bile bir halta yaramıyor. aynı devrimleri şeriat adı altında tayyip erdoğan yapsa, bu halk ile yine bu ülke bir yere varamaz. çünkü halkın büyük kesimi ülkenin haliyle dertlenmiyor hiç. küçük bir azınlık var siyasetle uğraşan, onlarda malı götürüyorlar zaten. diğer halkta umut etmeye devam ediyor. sen-ben gibi insanları tepemize çıkardığımız müddetçe, daha çok can çekişeceğiz bu ülkede. umut olur ki düzeliriz.

salih uçan

beşiktaş orta sahası can çekişirken bile ortalarda gözükmeyen uçan salih. yahu geçen sene alanyaspor ile harikalar yaratıyordun, ne oldu o salih'e? beşiktaş'ta ortam senin en iyi şekilde oynamana müsaitken, seni ilk onbire bile giremeyecek kadar kötü yapan nedir salih kardeş? roma görmüş adamsın. boş beleş bir adam değilsin. artık uçuşa geçme zamanı gelmedi mi hala?

oğuzhan özyakup

orta saha bu kadar dökülüyorken bile ilk onbire girmemesine anlam veremediğim 29 yaşında ki orta saha oyuncumuz. halbuki pianic isimli soft orta sahadan tek eksiği 1 yaş küçük olması şu anda. ama nasıl bir kafa yapısı varsa, pianic'in yokluğunda bile ilk onbire giremiyor. halbuki yıllar önce atiba ile mükemmel bir ikili olarak bize şampiyonluklar yaşatmıştı hırbo. demek ki futbolu sadece meslek olarak görüyor. para vurgununu yaptı, yatışa geçti.

serdar saatçı

beşiktaş altyapısından yetişmiş olan, 2003 doğumlu, 1,9 m boyunda olan genç stoperimiz. umarım bu gece oynanacak dortmund maçında vida'nın yanında görevalır. umarım lig maçlarında da düzenli olarak görevalır. lan kaybediyorsakta bu genç yeteneklerle kaybadelim ama geleceğe yatırım yaparak kaybedelim azizim.

türk milleti

tayyip erdoğan, kemal kılıçdaroğlu, meral akşener, devlet bahçeli, muharrem ince, ahmet davutoğlu, ali babacan, apo, sılho ekseninde dönen siyasetten medet uman millet. yani daha iyisini hak etmeyen millet. yatsın kalksın haline dua etsin.
1 /