1. toplam entry 14778
  2. takipçi 27
  3. takip edilen 9
  4. puan 83340
  5. statü
  6. rütbe yazar
  7. kayıt tarihi 8 yıl önce

iktidarın bir cuma müjdesi olarak toplu taşıma camı fosil yakıt rezervi

önlenemez düşüşün başladığı son dönemlerde ha bire müjde veren, insanımızı müjde bağımlısı yapan, olmayınca harman olan toplumun günahına giren hökümetin son hamlesidir. bahsi geçen camlar, özenle laboratuvarlara götürülüp üzerilerindeki insan kalıntıları dikkatlice alınacak ve rafine işlemlerinden sonra halkımızın istifadesine sunulacaktır. böylece ülkenin dışa bağımlılkjhjhlfşdşs... daha fazla devam edemeyeceğim.

alternatif protein kaynakları

fakirliğin kol gezdiği ülkemizde insanların protein ihtiyaçlarını karşılayacak alternatif kaynaklardır. mesela ev tozlarından bulunan ölü deriler, toplu taşıma araçlarının camlarında oluşan jeolojik tabakalar. bu sonuncusunu ciddiye almalı insanlar. zira bu tabakaların en alt katmanında, rafine edildiği takdirde ev ısıtmasında kullanılması mümkün olan fosil yakıtlar da bulunabilir.

(bkz: iktidarın bir cuma müjdesi olarak toplu taşıma camı fosil yakıt rezervi)

klasikten moderne tecdit fikrinin değişimi

özgür kavak'ın, bir seri halinde yaptığı konuşma. bisav'da gerçekleşen konuşmada, peygamberin "Allah her yüzyılın başında bu ümmete dinlerinde yenileme yapacak birini gönderir” hadisi çevresinde dönen fıkhi, siyasi, tarihi ve tasavvufi yorumların ve tartışmaların sonuçları olarak dini, politik ve toplumsal meselelere değinilmektedir.

kayıtları youtube'a da yüklenmiş.

gramer faşisti

yazılım kurallarına dikkat etmeyen insanlara yüklenen bir demet insan. o kadar çok yüklendiler ki insanları doğruya sevketmek yerine, onların daha çok hata yapmasına neden oldular. bu toprakların insanı garanticidir. ayrıca kolaycıdır. öğrenmek, gelişmek yerine kolaya kaçar, bu da en garanti yoldur. neticede bu faşistler yüzünden, en basit gramer kurallarını öğrenmek yerine kolaycılığı tercih edip en garanti yoldan giderek ya her de'yi ve ki'yi ayrı yazdılar ya da bitişik. bunun sonucunda garanti olsun diye bütün de ve ki'leri ayrı yazan insanlar türedi.

yap işlet devret modeli garantili yol yapmak

mevcut siyasilerin ve taraftarlarının, asrın projeleri olarak lanse ettikleri, kökleri 1940'lara uzanan bir ihanettir aslında. 1940'larda amerika birleşik devletleri, türkiye'nin, sultan abdülaziz merhumdan bu yana en önemli atılım hamlelerinden birisi olan demiryolu faaliyetlerini baltalamak adına siyasilere karayolu yapılması yönünde baskı kurmuştur. raylı sistemler, şimdi olduğu üzere o dönemde de gelişim adına çok önemli idi. üstelik bu ülkenin coğrafi özellikleri nedeniyle doğu-batı/batı-doğu ekseninde demiryolu inşası, karayolu inşasından daha ekonomik ve kârlı idi. dahası, zaman içerisinde güvenlik ve hız faktörü de bu avantajlar arasında yerini aldı. bu süreçte göz ardı edilen bir diğer alan ise deniz taşımacılığı olmuştur. siz hiç izmir'den istanbul'a gemiyle yolculuk yaptınız mı? yahut samsun'dan veya trabzon'dan istanbul'a?

elbette abd'nin bahsedilen baskıları, 1940'larda, inönü zamanında başlamış, meyvelerini menderes zamanında vermiştir. bilenler bilir, bu dönemde menderes'in, karayolu inşaat projeleri meşhurdur. öyle ki fotoğraflarla menderes döneminde gerçekleşen istimlakler başlığında da gösterdiğim üzere, güya mukadessatçı zannedilen bu herif yüzünden, bu faailiyetler neticesinde birçok tarihi eser de yok edilmiştir. yine koç holding'in, yurt dışı kaynaklı otomobillerin yerel temsilciliklerini alması da bu dönemdedir. işte bu zihniyetin devamı olan mevcut iktidar ve günümüz ekonomik aygıtları (patronları) da ağır sanayi hamleleri, yatırımların ülke sathına yayılması gibi faydalı birçok faaliyet yerine harici ekonomilerin işine gelen karayolu ve inşaat sektörü gibi işe yaramaz alanlara ağırlık vermiştir.

aziz sancar'ın gençlere yurt dışına çıkmaya dair tavsiyeler vermesi

Nobel ödüllü bilim insanı Aziz Sancar, "Yurt dışı fırsatınız olursa çıkın ama Türkiye'nin size ihtiyacı var mutlaka geri dönün" diye beyanat vermiş. Ayrıca "Zorluklarla karşılaştığınızda, işler iyi gitmediğinde inatçı olmalısınız. Yurt sevgisi çok önemli. Yurt dışına gidin ama gittikten sonra geri dönün. Benim yaptığımı yapmayın. Yurt dışında farklı dünya görüşü olan insanları görmek önemli. Onlardan öğrenecek şeyler var fakat bizim bu memlekete borcumuz var. O bakımdan yurt dışı fırsatınız olursa çıkın ama Türkiye'nin size ihtiyacı var mutlaka geri dönün" demiş.

Benim bu memlekete borcum morcum yok birader. bu ülke bana borçlu. üç üniversitede, 2 lisans, bir yl, bir dr yapmış, yetmemiş iki lisansa daha kayıt yaptıran, bilmem kaç dil bilen, dahası bu ülkenin tarihini, kültür mirasını koruma ve gün yüzüne çıkartmaya yönelik bir meslekte çalışan birisi olarak ne manevi ne maddi yönden en temel ihtiyaçlarım ve beklentilerim dahi karşılanmazken burada borçlu olan ben değil, kendisi için çalışıp çabaladığım bu ülkedir. her ay mayışımdan yapılan vergi kesintileri, yediğimiz peynirden, okuduğumuz kitaba kadar kesilen kdv'ler ve daha nice vergiler altında ezildiğim yetmiyormuş gibi bir de bu vergileri benim için harcamak yerine ona buna peşkeş çeken bir siyasi kafa, bu kafaya layık bir toplum elbette onlara nazaran daha çok üreten bir birey olmamdan ötürü bana borçludur! ihaleciler, kaypak siyasiler, iki yüzlü ve ahlaksız esnaf, şark kurnazı bu toplum bana borç-lu-dur!


kaynak:
1 /