1. toplam entry 2015
  2. takipçi 0
  3. takip edilen 1
  4. puan 3197
  5. statü
  6. rütbe yazar
  7. kayıt tarihi 13 yıl önce

güvenmek

vay arkadaş, bunca sene açılmayan başlık.

tdk'ya göre: Korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu.

fakat bana göre, inanmakla güvenmek birbirinden farklı şeyler. birine güvenmek için sebep aranır. inanmak için sadece siz yeterlisinizdir. yani güvenmek, inanmanın çimentosudur diyebiliriz.

konuya dair bir de söz koyalım şuraya bob ross gibi:

"dalından şüphe ettiğin ağacın, gölgesinde soluklanmayacaksın!"- paulo coelho

özgürlük hapishanesi

orjinal adı das gefangnis der freiheit olan, michael ende'nin 9 öyküden oluşan kitabı. zihni zorlayan betimlemeler harikasıdır.

"yolun uzunluğu arzulanan hedefe ulaşma olasılığıyla ters orantılıydı. bunda onun görüşüne göre tüm insan çabalarının gülünçlüğü yatıyordu; tüm beklentinin asıl anlamı, onun temelli olarak doyurulmamış kalmasındaydı, çünkü her doyum önünde sonunda sadece bir düş kırıklığıyla sonuçlanmak zorundaydı."

zeyn

şair şurada ondan bahsetmiş:

"ya bir gün geri dönerse mecnun
yine altüst olursa ortalık bütün
daha mi iyi olur daha mi kötü bilmiyordu
bir umut vardı gönlünde eksilmiyordu
sonra kızıyordu kendine kınıyordu kendini
kapamak istiyordu içinde eskinin kepengini
eski oldu diyelim ama neydi yeni
ve nasıl eskitmeli eskimiyeni
nasıl öldürmeli ölmeyeni
nasıl diri sayarsın ölü olanı
eski bir zehirdi belki ama yeni
andırıyordu tatsız tuzsuz bir yemegi
beklemek neyi bekledigini bilmeden."

(bkz: leyla köşesi)

selahattin demirtaş

bugünkü konuşmasını penguen belgeselcisi kanal yarıda kesti. aradan cımbızla alınmış cümleleri face, twitter gibi yerlerde kullanıp tehdit savuranları görüyorum şimdi. ulan bunu neden yapıyorsun? sağduyuya en çok ihtiyaç duyulan zamanlardan birinde bunu yapmanın manası nedir? illa kan ve ölüm pornosu izlemek istiyorsun değil mi? hiçbir parti umurumda değil, beni temsil eden tek bir parti yok türkiye'de, dolayısıyla hdp'li falan değilim merak etme. artık bir şeyi doğru bulmadığımızda hemen bir tarafa entegre ediliyoruz diye bunun açıklamasını yapmak zorundayız çünkü. kendimize ait bir fikrimiz yok diye düşünülüyor. kutup kutup ayrıldık. ekmeğe sana yağı sürdüğümüz, salça sürdüğümüz yılları özledim lan.

selahattin demirtaş

bugünkü konuşması şöyledir:

"protesto haktir. bizi protesto edenleri dinleriz de ne diyorlar diye. ama devlet destekli linci orgutleyen akpdir.
lincleri orgutleyenleri isim isim biliyoruz. islediginiz suclarin 20 yillik zaman asimina tabi. eninde sonunda yargilanacaksiniz.

bu linclere katilanlar, arkamizda akp var diye dusunmeyin. akp yok, akp dusmustur. iktidar git kalacaksiniz.

akpnin tetikciligini yapan irkci, fasist cetelerin halini de, partilerine oy veren milliyetcilerin takdirine birakiyorum.

sokaktaki lince, her yeri yakan yikanlara bu ulkenin batisi ne diyor, bunu duymak istiyoruz. et tirnak edebiyati yapmak kolaydir.

komsunuzun dukkani yakilirken, turk kurt el ele verecekse bugun versin. yillar gectikten sonra pismanligin faydasi yok.

büyük bir zulüm altındayız. yanımızda olan insanları bugün görmek istiyoruz.

dün 90 odalı genel merkeze girip, arşiv odasını yakıp çıktılar. yaktıkları odada bizim seçim çalışmalarımız vardı. bütün bu saldırılar tertiplidir, amaçlıdır.

yaktıklarınız parti binası değil, ortak yaşama hayallerimizdir. yakmaya devam edersiniz, bir arada, kardeşçe yaşama ihtimalini yakmaya devam edeceksiniz. suriyeye bakın, ıraka bakın, utanın.

dün genel merkezimiz yanarken ankara valisini bizzat aradım. terbiyesizce konuşarak telefonu kapattı.
valiye de sesleniyorum. bunlar topladıkları paraları alıp kaçarlar, sizi bırakırlar. bunlar düşmüştür. bunların gemisine binmeyin.

bize oy versin vermesin, barışa inanan herkes bir arada durmalıdır. biz barış için, ülkenin huzuru için her şeyi göze aldık. bize güvenin. bu ölümleri durduracağız.

dün yürüyüş yapan kitleler operasyon değil katliam istiyoruz diye slogan atıyor. anadaolu ajansı muhabiri hamilelere dahil saldırın diyorlar. akpnin trolleri, köşe yazarları hedef gösterip yakın yıkın diyorlar. yakıp yıkanlar olunca da biz öyle demedik diyorlar.

cizre 6 gündür sokağa çıkma yasağı var. hastalar evde, insanlar öldü, ölüleri evde. su bitiyor insanların evinde. cenaze gömmeye beyaz bayrakla çıkıyorlar. kerbelaya dönmüş durumda. orada görev yapan gazeteciler biz kobanede de çalıştık biz böyle bir şey görmedik diyorlar. biz halkın katliamına göz yumamayız. bugün arkadaşlarımızla birlikte cizreye hareket ediyoruz. bir tek talebimiz var: sokağa çıkma yasağı kaldırılsın. o kaldırılsın, durumun normal hale gelmesi için görüşmeler yapalım.

cizre'de polis anonsla ‘madem hdp’ye oy verdiniz, çıkın bakalım, vururuz’ diyor. ekmek yok, su yok, bebekler çatlayacak. soruyorum ne umuyorlar? cizre pişman olup akp’ye mi oy verecek, hayır. akp kürdün kanı üzerinden milliyetçi oylara oynuyor.

umut ediyorum bu iyi niyetli adımımız iyi niyetle karşılanır. umarım sağduyulu yaklaşılır. ama öyle gözüküyor ki bu ülkenin batısında, orayı savaş uçağı bombalasa mutlu olacak insanlar var.

hdpnin cizreden başlayarak bir huzuru tesis etme çalışması umarım karşılık bulur. orada sivil, asker ölürken burada oturamayız.

gece gündür savaş diyen erdoğandır. akpye tek bir çağrı yapmayanlar, barışı hdpnin tek başına sağlayacağını nasıl düşünebiliyor? siyasi dünyaya bakın. bizden başka barış diyen var mı? buna rağmen savaşı biz çıkardık gibi bir muamele görüyoruz.

cizredeki bir anne 12 yaşındaki kızının ölüsünü iki gün buzdolabına koydu ya. sorarım, israil bunu yapsa ne yapardınız erdoğan, davutoğlu.

sorarım bu haldeki bir yerde nasıl seçim yapmayı düşünüyorlar? soruyorum. bir realiteden bahsediyorum. sokağa çıkma yasağıyla, sokağa çıkanın vurulmasıyla, seçim yapmaya mı yapmamaya mı çalışıyorsunuz?
bizim önceliğimiz seçim filan değil şu an. kimse merak etmesin, biz yaktıkları arşivimizi onarır, gerekirse sabaha kadar çadır kurar evraklarımızı yetiştiririz ama. insanlar ölüyor yahu. bunun durmasını istiyoruz."

ben seni arkadaş olarak görüyorum

tercümesi çok uzun bunun. olm ben muhittini çok sevdim. muhittin de bana madik attı tamam mı. sonra ben yaramdan sızan kanı durdurmak için kanayan yerlerime başka bedenler bastım. yani bedenler bastım derken yanlış anlama, dindar olduğum için bunu hayalen ve zaman zaman dini kendime uydurarak falan yaptım ki o kısmı anlatmak ömür sürer şimdi boşver. sonra işte anladım ki muhittin öyle unutulmuyormuş da benim egom nispeten tedavi oluyormuş. muhittinin bana yaptıklarını ben de başkalarına yapınca bi rahatlama geliyormuş bünyeye ama sonuçta aynı noktaya dönüyormuşum.

ya aslında ben seni en başından beri istemiyorum adamım. ama kal diye zaman zaman seninle flörtöz edalarda takıldım doğru. çünkü kal ve acı çek istedim. egomu okşa ve muhittinin aslında değerli bir şeyi kaybettiğini düşündür istedim bana. olayın özünde hep muhittin ve benim egom vardı. sen hiç yoktun. sen kimsin ki zaten?

aşkın dili çok karmaşık olm, tercümesi bile dünya kadar. daha uzar bu ama ben yoruldum.

dostluk

bir yemin edip dönememektir. benim için böyle tabii, siz benim söylediklerimi ciddiye alıp rehber edinirseniz burnunuz çamurdan kurtulmaz ki çamur kokusu yağmur sonrası hissedilen toprak kokusu ile aynı değildir. yeri gelmemişken söyleyim istiyorum; muhteviyat sözcüğünü çok severim.
1 /