1. toplam entry 140
  2. takipçi 0
  3. takip edilen 0
  4. puan 130
  5. statü
  6. rütbe yazar
  7. kayıt tarihi 14 yıl önce

cuma hutbelerinin içeriği sorunu

bugün gene nüksetmiştir.
anneler günü münasebetiyle olsa gerek anne babaya karşı güzel ve sabırlı davranış öğütleri verildi.
tabi gene ılımlı islam modunda yumuşak cümlelerle bezenmişti.

aslında anne-baba önemli bir konudur ama belirli gün ve haftalar tarzında olayların işlenmesi açıkçası pek hoş değil.
müneccimliği sevmem ama alın size bir tahmin: haftaya ya da bir sonraki hafta gençlik, kötü alışkanlıklarla ilgili bir hutbe bekliyorum.

teheccüd namazı

bu namazın kaynağı olarak kuran'da müzemmil 20. ayetten başka bir ayet var mı bilmiyorum.
bilen arkadaşlar uyarsın lütfen.
ayette gecenin bir kısmında kalkıp allah için ibadetten bahsediliyor.
ayetin devamında bunun güçlüğünden bahsedip "Artık, Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun(ikra)." diyerek bir kolaylaştırma sunuyor.
burada da aslolanın kur'an okuyarak tefekkür etmek olduğunu sanıyorum.

evvabin namazı

sahih olmayan hadisle desteklenmeye çalışılmıştır.
o kadar kıymetliymiş ki farz namazların önüne geçmiş.
bırak farz namazlarını bütün ibadetlerin önüne geçmiş.
hem de bir seferliğine değil 12 yıllık.
tek rakibi kadir gecesi.
sevabı oyunlardaki bonus puan gibi gören ödül yaklaşımlı arkadaşlar yapmayın lütfen sizi allah'ın verdiği aklı kullanmaya davet ediyorum.

peygamber gönderilmeyen kavimler

böyle kavimler var olabilirler doğru.
yalnız fatır / 24'te de geçtiği gibi bunların içerisinden de uyarıcılar çıkmıştır.
(ayette nezir kelimesi geçiyor nebi değil)

bu uyarıcılar tabi ki şu anki islam dininin aynısıyla etraftakileri uyarmamışlardır.
ama en azından bir tevhid yani tek tanrı inancına ve güzel ahlak konusuna vakıf olabilmiştir.
bu noktada bu kavimlerin sorumluluklarının da kendi ölçülerinde olduğunu kanısındayım.
tabi ki onların hakkındaki hükmü allah verecektir bize düşmez.
ancak burada bizi ilgilendiren 'kardeşim bunlara peygamber verilmemiş ne olacak bunların hali?'nden ziyade
burada bir mantıksızlık varmış gibi gösterilebilme durumunun olmasıdır.
itiraz ettiğim nokta da işte tam bu noktadır.

yoksa ben daha kendimi kurtaramamışım bana ne bizden bilmem kaç sene yaşamış kavimlerin akıbetinden?!!
kuran'ın deyimiyle onlar bir ümmetti geldi geçti.

bahçe sahipleri kıssası

kalem suresi'nde geçen kıssa.

bahçe sahipleri, sabah bahçelerini mutlaka devşŸireceklerini söylüyorlar.
inşŸallah da demiyorlar.
bahçelerini devşŸirmek üzere erkenden yola çıkıyorlar.
ve hiçbir yoksulun bahçeye yaklaşŸmasını da istemiyorlar.
ama vardıklarında bahçelerini tanınamayacak halde kapkara buluyorlar.
rablerini unuttuklarını hemen anlıyorlar, kendilerine kızıyorlar.
dua ediyorlar "rabbimiz bize yine verir" diye.

"işŸte böyledir azap. Elbette ahiret azabı daha büyüktür, fakat bilselerdi!" kalem/33


ukdecinin* notu: bahçe sahipleriyle ilgili kur an da geçen kıssa.

din ilahiyatçıların işidir

özellikle dinimiz ile ilgili konular üzerine düşŸünüp kur'an ışŸığŸında beyin jimnastiğŸi yaparken, biraz aykırı bir yoruma kaçtığŸınızda gelenekçi arkadaşŸlarınızdan duyacağŸınız* önerme.
yani aslında demek istenilen şŸu:
"kardeşŸim sen ne kadar üzerinde çalışŸtın ki yorum yapabiliyorsun? arapça bilgin var mı? buna yıllarını verenler var. ilahiyat fakültesinde yıllarca okuyanlar var."

tabi bundan sonra aklımdan şŸunlar geçiyor:

ya, niye okuyoruz ki 'kur'anı anlamak için' zaten.
birileri okumuşŸ, hatta üzerinde akademik çalışŸmalar yapıyorlar.
onlara soralım, daha iyi bilirler.
beynimi kapatıyorum.
1 /