1. toplam entry 4692
  2. takipçi 33
  3. takip edilen 33
  4. puan 35856
  5. statü
  6. rütbe yazar
  7. kayıt tarihi 3 yıl önce

şerefsiz denilince akla gelenler

Birkaç ayet ve hadis geliyor aklıma valla.

Allah şan ve şerefli yarattığını söylediği insanın bazı tiplerini bi güzel tasvir ediyor ve sonra diyor ki "İşte bunlar şeref yoksunudur" diyor. "Şereflerine sırt çevirdi" diye buyurması. Maazallah. Ne dehşet ifade.

Allah c.c ve peygamber s.a.v ile derdi olanlar için allah'ın uygun gördüğü sıfat; şerefsiz.

ingiltere

ECAA;
(bkz: ankara antlaşması)

Türkiye'deki iş yapan, kuran, yönetenlerin ingiltere'de şirket kurup kendi işini yapmasına olanak sağlayarak oturma izni almasının antlaşması. Yaşlı nüfusunun fazlalığı, işgücünün azlığı sebebiyle tav oluyorlar zaten. İyi bi iş fikrin ve işin varsa hoop.. Üretim yapacak adam arıyorlar sanırım. İşini kuracaklara seçenek elbet fekat bu sene kaçbin kişiyi yüzde85 kadar geri çevirmiş. Millet kesin çiğköfteci açmak istemiştir he.

Üvey anne veya baba ile büyümek

Anne, babaların çok iyi düşünüp tartması lazım. Millet evladını düşünmeden kendi şehevi duygularını doyurma maksatlı evlenip çocuğu önemsemiyor. Olan çocuğa oluyor. Çocuklarla ilgili gönüllü bir hizmette bulunuyorum. Bir yaz okulu projemiz oldu ve hee yaş grubundan çocul vardı. Biraz konuşunca zaten kendilerini ele veriyorlar. Gerçi hemen ifadelerinden bile anlıyorsun. Liseli bir genç kız ve taciz olayı ile karşılaştık. Hemen profe. Destek verilmeye başlandı, anne çağrıldı edildi. Anne, yok geçim derdi yok bilmem ne. Beyinsiz hatun bunun izahı olur mu sence? Telafisi, bahanesi olur mu? O çocuk daha çocukken taciz edildi mi? Ve bunu biliyorsun. Allah kahretsin sizi. Evlenmeyin yahu, üvey ana-baba getirmeyin. Kimse açlıktan ölmüyor. Yokluktan gelip onca başarıya imza atmışları örnek alın. Allah var diyin, bişi diyin. Bu devirde çok riskli.

Geçim sıkıntısı çekilen dönemde lüks harcama yapan eş kusurludur kararı

Yalnız o evlilik içinde adamın işlevi neymiş? Kadın onca yüzünü değiştirip başka bir kadın olurken adam nerdeymiş acaba? Bi kuru ekmeğe mi talim ediyormuş. Ne çirkin ilişkiler be. Daha adam olamamış bireyler evlilik adı altında bir araya geliyorlar. Şu nesil bi yenilense artık. Kan değişimi olsa. Bi 10-20yıllık mevzu ama geliyor gelmekte olan. Gençlerden umudum had safhada.

lobster

(bkz: motoryat)
12-22 m arası klasik tekne tipi. Amerika çıkışlı. Klasiktir yani. 30'lu-40'lı yıllara dayanır. Türkiye denizcilik sektöründe bu klasik tekneleri yapan pek az firma vardır. Ahşap bu arada. Istakoz/balık avcılığı ihtiyacına binaen türemiş balıkçı teknesidir, daha doğrusu günümüzde keyif, gezi teknesidir. Geniş ve açık kıç havuzu vardır. Hızları fazla değildir. Tekne en-boy oranı önemlidir. Formu da tabii. Hız aldığındaki formu. Bunun bir benzeri trawler tekne ama formu daha farklı bi tekne, daha ağır, kocaman, katlı. Klasik bi lobster teknenin 40knottan daha hızlı bir tekneye dönüşümü, tasarımı ile alakalı bir projede bulunmuştum. Kıç havuzu komple açık ve geniş. Önce tente sistemi olması gerektiği, o tentenin basit bir tenteden çıkıp şahane bir Sunroof tasarımına dönüşmesi, sonra o genişlik içine tasarımsal başka ihtiyaçlar oluşturma ve oturma birimleri ile desteklenmesi ve hız aldığında baş kısmı su hattından yukarıda kalıp, kıç kısmı dibe doğru gideceğinden form ile biraz oynayıp enfes ötesi artistik, rengi siyah ve kompozit bir tekne çıkmıştı. Aynı kalıp kullanılmıştı sonuçta, babası ise lobster.
(bkz: tender)

aşık olmak vs aşık olmaya aşık olmak

Özünde aşık olmaya aşıktır insanlar. Fıtraten vardır bu.
dur buselik makamından gelsin; Leyla'dan geçme faslındayım, Mevla'yı bulma yollarında.
bu arada aşık olmak insanın kendinde eksik olana aşık olmasıdır. Cemal ve celal karşılaşması gibi. Bunlarla hemhal olunca zaten iş başka kulvarlara çıkar. Sırlı bir konu bence. Bunu bir tasavvuf profesöründen dinlemiştim de ben aşka gelmiştim. Aşkı tatmayan asla aşığı anlayamaz, empati dahi kuracak benzer bir duygu bulamaz. Bildiği her haslet baştan yazılmıştır çünkü. Bir başka aşık bile anlayamaz. Ayrıcalıklıdır ve kişiye özeldir, nasiptir, nimettir. Sevgi allah'tan ise aşk için ooo mammamia, olalala.. Eskiden aşk kavramını tatmadan, hele acısını tatmadan zikir bile çektirmezler, dergahın kapısından geçirmezlermiş,
-hiç aşıl oldun mu?
-hayır efendim
-git, sen burada bişi bulamazsın.

Aşık olmaya aşığız aslında. Önce aşık olmak, sonra aşkı tadıp aşka aşık olmak. Tarifsiz, eşi benzeri olmayan nice duygu ve hazları yaşamaya aşık olur tabii insan. Düşünsene, bende bi aşık olup geleyim desen, bulamazsın. Senin yaşadığın o muazzam duygulara kimse isteyerek, para vere bile sahip olamaz, elde edemez. Aşk ve hüzün kavramı iyi incelenmeli bence. Kişiyi arşı ala'ya uzatan br şeyler var.

Şekilden şekile girmek

Utanınca olanı var, kızarma bonuslu şekilden şekile girme. Yer yarılsa da o yere girsem misali.
he bi de omurgasız hayvanların olabildiği esnekliğe sahip her ortam ve şartta şekilden şekile girmek var. Deniz hıyarı gibi. Dediğim gibi omurgasızlık denir. Omurga olmadan bir şeyi kurmak, inşaa etmek imkansızdır ve olsa bile çamurdan ev yapmak gibi devrilir, yıkılır, dik duramaz. Duruşu yoktur yani şahsiyet inşaası. Şekilden şekile giren insan kendini kolay ele verir. İnsanı biraz konuşturmak bazen ne oldugunu anlamada kafi. Yanar dönerli, janjanlı insan modeli denilebilir. Şahsiyetsiz de denir. Bukelamun tip. Uuh, iyi ürettim. Bunlardan da bikaç başlık çıkar bence.

Gruplaşmasa ölecek hastalığı

Henüz bireyselleşememiş, doğmuş, büyümüş, evlenmiş barklanmış ama hep ana mefhumu vardı, ondan bi nebze ayrılınca başkası, o olmasa başkası. Hayatın her alanında, her mecrada bulunan bi tekil olma korkusu. İşte bu tiplerin bu özgüven eksikliğinin ileri boyutuna pısırıklık diyoruz ama gruptan dolayı aldığı özgüven hissi ile kabak çiçeği gibi açılması ise takdire şayan. Ofislerde de çok vardır, gruplaşacak birileri arar ve bulur ve sesi çıkmaya başlar. Hani ilkokulda sınıfın bi şımarık grubu olur ve hocalar ilk önce o grubu ayırır, yanyana oturtmaz falan ve sınıfa bi sessizlik gelir. Gruplaşma ile En sessiz çocuk bile basbas bagırandır. İşte aslında sessizliği bastırılmış olmasındandır. Ulen sevgisiz, ilgisiz, hiç söz sahibi etmeden büyütüyorlar milleti sonra topluma salınca böyle komün kurma gerekliliği ile içindeki varı yoğu dışarı çıkaracak ortam arayışına giriyor.

En nefret ettiğim insan tipi, hayatta var olamamıştırlar, olamayacaklardır da. Kendine yetemezler çnkü. Kocasıyla kavga etse hemen çevresindeki gruba anlatır, o akılla yürür, boşanır gider ha. Kalır öyle tek başına. Patronu bişi dese hemen "grup toplaşın" ve dedikodu ve talimatlar vw motivasyon ve o akılla hayata devam. Devamlı bi onaylanma, desteklenme, kişisel gelişim kitabı gibi pööf diyince sönecek telkinleşme ihtiyacı. Çarlinin melekleri gibi aynı he. İmani açıdan bile baksam islam cemaat dini olmasına rağmen bu tipleri ayıklar, ciddili bi su akıntısında akıntıya kapılmış kütükler gibi diye tasvir edilmesi ise komik ama aynı bu gruplaşmaya örnek değil mi? Daha çok kadınlar arasında çıkar ama erkekler arasında böyle oluyorsa ööf adamlık bile değil o, çirkinlik. Erkek-kadın arasında oluyorsa zaten o daha çirkin ve traji komik. Tek başınıza, kendi karar ve yargılarınızla güzelsiniz be kardeşim. Size hiç öğretilmediğini biliyorum ama korkmayın, o garantici tip olmadan az çıkın ve tek başınıza yol almayı deneyin. Sorumluluğu pay edin, huzura erin. Kısaca gruplaşmasa ölecek hastalığı kesinlikle var ve evet bir hastalık bu. Şahsiyet eğitimi ilkokul seviyesinde var artık, çok şükür.

we born we play we die

#7078588 aslında başkalarının kutsalı dediğiniz hakkında ileri geri konuşmak düşünce özgürlüğü değil. Bunu sizde ben gibi gayet iyi biliyorsunuz da siz başka yere dokunmak istediniz heral ama ben anladığım hakkında yazıyım.

başkasının kutsalı inek ise, " inek hakkında ileri geri konuşmayak mı?" demişsiniz ya? Aslında evet, konuşamazsınız. Yalnızken, orda burdayken konuşun tabii. Ama ineğe kutsallık vermiş adam bu konuşmalarınızı görüyor, duyuyor ise hayır yapamazsınız. Özgürlük, ileri geri konuşmak değil. İnek işte inek hakketen. Adamın tanrısı. Adam ineğe inanıyor. Ben gidip şimdi "ulen geviş getiren bi ton yağ torbasına mı inanıyorsun?bunun beyni de yağ be, beyni olmayan hayvanoğlu hayvanı mı inanıyorsun" gibi cümle sarf edebilir miyim? Hayııııooour. Bunu deme mecburiyeti hissediyorsam bile, onun gösterdiği saygıyı gösterircesine bir saygı ve edeple dile getiririm ki, eleştirim de yerini bulsun. ZTen her poku söyleme gereği duyuyoruz. Banane ineğe inanmışsa diyemiyoruz, zihnimizi ineğe inandıklardan daha çok meşgul edip dert ediyoruz bi de vazife gibi niye ineğe tapılır bilmeden ileri geri konuşuyoruz ve düşünce özgürlüğü...

Aman neyse, uzatmışım lafı. Kıssaca, birinin kutsalına laf etmekte mecbur hissediliyorsa o birine ve kutsalına laf ederken onun gördüğü değer ölçüsünde kelimeler seçilir ve laf edilir. Mesela kutsalınız annrniz, dayınız, kardeşiniz de olabilir. Nasıl edeple konuşuyoruz ve karşımızdaki insanda "ne diyor lan bu" dedirtmiyorsak gibi gibi.. Öyle olunca zaten İnsanlarda saygı duyar ve her laf dozunda şekilde söylenmiş olur zaten. İnsan bir şeyi on farklı şekilde de söyler değil mi.
Teşekkür ederim efenim.

düşünce özgürlüğü

"İleri geri konuşmak" heralde yani o özgürlük sınırına girmek olur, bunu yapınca da alınan cevaptan hoşnut olmamak da ne bilim? Bir lafı çeşit çeşit üslupta kırk şekilde dile getirebilirsin. Yeri gelir eleştirdiğin laf "övdü mü, dövdü mü anlamadım" olur. Üsluptur önemli olan. O lafı söylerken sen baltalamayı seçiyorsan dıııııııt yandınız. O alanlara girme niyetin varsa muhatabına göre konuşmak şart ondan sonrada ölçe tarta konuşmaya mecbursun, ileri geri konuşmak özgürlük değil cehalettir. O edeceğin lafı kırk şekilde söylemenin en doğrusunu seçmekte olgunlukla alakalı biraz. "Ben istediğimi söylerim, düşünce özgürlüğü vooor hoo ho hooğ"..?? Bu değil. Yok canım öyle dünya.

Padişah bigün rüya tabir ettirir. Tabirci "şer bu rüya, çevrenizdeki herkes ölecek, bi tek siz kalacaksınız" bıdı bıdı anlatır durur. Padişah bu kara görüntü ve üslubundan dolayı adamı öldürttürür. Başkasını çağırır ve aynı şekilde tabir eder ama nasıl "hayırdır bu rüys, çevrenizdeki herkesten daha uzun yaşayacaksınız"... Bıdı bıdııı. Yani bi lafı her şekilde söylemenin icabı.

Hz ali'nin dediği gibi "kişi dili altında saklıdır. Konuşturunuz, neler kaybettiğini görürsünüz."

Düşünce özgürlüğü adı altında saygısızlığı elden bırakmamak ve bunu savunmak ve bunu savunana laf etmekte kişinin o özgürlüğüne giriş oluyor ve senin o alanına girilmesine kapı açıyor. Kısaca hassas bir nokta. Bunu başarabilen insanlar nadirdir, her ne fikir, inanış olursa olsun bunu başaranları yanında tutmak lazım. Diğerlerinden piiiuuv kaçmak lazım. Gerçi şimdi böyle yapanlara da neyi izah edecen, yine anladığı kadar var. Aman neyse. İleri geri konuşalım özgür olalım, he bacım.

tehanu kalesin

172939292010 süre sözlüğe ara vermiş, yazar sonunds tefriş etmiş ama hakkında yazılan bunca güzel şeyi niye eksiliyorsunuz? Ne bu öfke bu celal. İletişim insanlar içün kardeşler. Sorunu olanlar içün diyore; iletişim kurmayı bilen için gayet iyi biri. Tartışırken bile edebi koruyor, hakaret boyutuna geçmiypr falan. Seviyoruz biz. Yazarsa kaliteli de yazar ama genel kültür kapsamı dışına çıkarsa... Ama bence yazmaya gönlü yok, kim kırdı leyn.

şeriat istemeyen müslüman

şeriat bir devlet yönetim biçimiçimiçimiçimii değildir arkidişler.
pergelin sabit ayağı şeriattır, bunu yaşayabilmekte, yaşama derecesi de kullluk sınavıdır. bunun ucu berisi, oluru olmazı da yoktur çünkü islamda ucu açık hiçbir şey yoktur. bilmemek ise ve bilmeden konuşmak ise maazallah. şeriatın doğruluğu vahiyle sabittir. şeriat islam dininin zahiri kaideleridir yani kolonu, taşıyıcısı, ana gövdesidir. kur'an ve sünnet yoludur. her yol bu kapıdan geçmelidir. geçmiyorsa orada ???? bu vardır. her şeyi buna göre ölçer tartarız. yoksa şüphe eder, uzak dururuz. taşıyıcı olmadan bir yapı ayakta duramaz. İmam Rabbani hazretlerine göre "ilim" öğrenmek, öğrendiği ile "amel" etmek ve bunu "ihlas" ile yapmak diye aşamaları olan şeriat bozuksa sapıtık kafalar meydana çıkar ve işte böyle her kafadan ses çıkar. adam daha günlük hayattaki uygulayacağı kaideleri bile bilmiyor ama ahkam kesebiliyor. şeriat diyincede bi yönetim biçimi olarak algılayıp bıdı bıdı yapanları anlamıyorum. şeriat her kişiye farz olan, yaşadıkça yaşanan, yaşadığınız gibi de yönetildiğiniz bir şeydir zaten. yatağında yatarkende, tuvalete girerken de, suyu içerken de, ayıp denilen şeyleri yaparken de şeraita uyar insan ve bundan kişinin kendi mesuldür. enee ülke şeriatla yönetilmiyordu ki denileceğiniz sanıyorsunuz nedir? şeriat istenmez, yaşanır. bunu yaşamak istemeyen de en basit tabirle deizm gibi izm'lere kapı açmış olan dil ile ikrar'da kalmış kalp ile tasdikte sınıfta kalmış olan şey'dir. hele bundan dolayı korkusu, çekincesi yoksa tehlikelidir. Allah ile peygamber ile derdi olan adama zor gelen kaidelerdir. geri kalan şeriat bööö, öcüü demez. diyemez.
şeriat istenmez, yaşanır.
1 /