@muberka

Okur, Yazar, Çizer, Müzisyen

  1. toplam entry 933
  2. takipçi 6
  3. takip edilen 6
  4. puan 6365
  5. statü
  6. rütbe yazar
  7. kayıt tarihi 2 yıl önce

sözlük yazarlarının karalama defteri

İçimde hâlâ acı ve kederli bir ağlama hissi var. Gözlerim kırmızıya çalar gibi. Dedemin belki son zamanları. Huyu aksi de olsa, bize hayata ve inanca dair çok şeyler öğretti. Ve bu tükeniş, her ne kadar sıhhatli olduğu dönemler şahsına mesafeli de olsam, beni derin bir gama sürüklüyor. Bugün evleri kalabalıktı. Sabahtan gittim. Küçük teyzem vardı. Yatırdık, kaldırdık. Tekerlekli sandalyeye oturtup evin içinde dolaştırdık. Kuzenim ve kız kardeşim de geldiler sonradan. Biz durgunduk, onlara da sirayet etti. Farklı bir hâl kapladı her birimizi. Ağlamaklıydim aslında ama tutuyordum kendimi , görüp üzülmesinler diye. Bir alışkanlık da vardı zaten medfun büyüklerden. O yüzden akıbeti içselleştirip daha da sakin ve metanetli durmaya çalışıyordum.

Kız kardeşim gelince , bir süre sonra tüm bu kalkanlar duvarlar setler yıkılıverdi. Beni de bir sel gibi içine çekti bu ağlayış. Derken hepimizi savurdu ordan oraya. Dedem ağlamamızdan habersiz ,anneanneme hadi hazırlan gidiyoruz diyordu. Akşama kadar kaldık öylece. Sonra vedalar. Dualar. Eve döndük aklımız gönlümüz kala kala.

sözlük yazarlarının karalama defteri

farkında olalım yada olmayalım insanoğluna Yaradan tarafından ikram edilen mikrodan makroya tüm hareket yetisi ve bunu sağlayacak tüm fizyolojik unsurlar , her biri büyük nimet. Bu aralar bununla yeniden ve tekrar tekrar yüzleşiyorum.

Hayatımın bir kesitinde iki uç hadiseyle hemhal oldum ki biri hâlâ göz hapsimde. İstisnasız iki üç günde bir, gördüğüm şahit olmakta olduğum bir durum.

Bunlardan ilki, baba tarafından dedem. Rahmetli hayatında neredeyse sınırlı sayıda ameliyat oldu. Bunlar ya katarakt ya da daha sıradan , riski oldukça az olan ameliyatlardan biriydi. Kilosuna hep dikkat eder, birkaç gram aldığında bunu hisseder ve yemeğini azaltırdı. Yahut daha çok iş yapardı fazla kaloriyi harcamak için. Ömrünün son zamanları bir deri bir kemik, kuş gibi hafif ve çok mahcup bir hâli vardı. Yataktan kalkamadığı için bezlenir, temizlik vakti ise sessiz sessiz ağlar idi. Bilhassa aynı ortamda ben varsam. Bir keresinde halama ve babaanneme kızacak olmuş. Ondan sonra da her vaziyette halam beni çağırırdı, sen varken kızamıyor diye. Kimseyi kimseden üstün görmezdi. Herkesin kelâmına dikkatle kulak verir. İbret nazarıyla bakardı. Öylelikle göçtü gitti bu dünyadan.

Şimdilerde ise diğer dedem, annemin babası, epeydir sıkıntılı. İki üç günde bir annem ve ben şehre iniyoruz yardımcı olmak için. Neredeyse bir - bir buçuk aydır yürüyemiyor. Ayakta dahi durmaya mecali yok. Evvelde araba kullanır , ahbablarıni ziyaret ederdi. Sabahtan akşama kadar. Bir zamanlar bastonundan destek alırdı. Pandemiyle birlikte yürüteç kullanır oldu. Şu an tekerlikli sandalyeye bağlı. Vaktiyle aldığı kilolar. Şeker ve yüksek tansiyon. İnsülin iğneleri. Sırtındaki, beli ve dizlerindeki miadi dolmuş platinler. Üç kişi anca yatağa yatırır, tekerlekli sandalyeye oturtur olduk. Üstelik dedem oldukça zor bir adamdır. Herkes etrafında dört dönsün ister. Zor beğenir. Kendi dediği olsun ister. Kendi istediği gibi olmayınca herkesi azarlar. Bağırır, çağırır. Tahkir eder kimi zaman. Maamafih zor bir süreç. Hulâsa insanoğlunun imtihanı türlü türlü.

radyo

Çocukken neredeyse dibinden kalkmadığım iletişim aracı. Bir de TV. Şarkı türkü piyes dinlemeyi çok severdim. Arkası yarınlar.. hâlâ da severim. gizemli gelirdi toyluk zamanları.
2 /