1. toplam entry 16232
  2. takipçi 21
  3. takip edilen 0
  4. puan 117612
  5. statü
  6. rütbe yazar
  7. kayıt tarihi 5 yıl önce

ekonomik özgürlüğü olan kadınların boşanmaya meyilli olması

tamamen yanlış bir varsayımdır.

evlilikte yolunda gitmeyen şeyler olursa, birliktelik kopma noktasına gelirse kadınların boşanmayı düşünmesi doğaldır. ekonomik özgürlüğü olmayan kadın "boşansam bu dul halimle naparım? nasıl bakarım çocuklara? " deyip kendisini baskılamak zorunda kalırken, ekonomik özgürlüğü olan kadın bunu düşünmediği için daha rahat boşanma kararı alır. verilen boşanma kararı zaten evlilik kopma noktasına geldiği içindir. yoksa sırf ekonomik özgürlüğü var diye boşanmaz kimse.

yaşça büyüklerle selamlaşma sorunu

Bilmem herkese oluyormu ama sürekli yaşadığım bir sorundur.

Özellikle oturduğum apartmanda 13 numarada ki Erhan hoca. Emekliliği yaklaşan koyu kemalist azıcık idealist laubali bir sınıf öğretmenidir kendisi. Beni her gördüğünde "naber" der. Ben de "teşekkür ederim hocam iyiyim siz nasılsınız"derim. "iyilik ne olsun" der ve konuşma orda biter. Bu saçma diyolag haftanın üç dört günü, apartmanda karşılaşmamız sonucu yaşanır.

Naber sorusuna verdiğim cevap tamamen uyumsuz ama "iyilik senden naber" de diyemem ya. Yoksa demem mi lazım?

otomatik stabilizatör

Ekonomilerin daralma ve Genişleme dönemlerinde kendiliğinden devreye girerek ekonomiyi nispeten dengeye yönelten araçlardır. Artan oranlı vergiler, işsizlik ödemeleri, hane halkı tasarrufları ve bütçe açık ve fazlaları başlıca istikrar sağlayıcı işlevi gören mekanizmalardır. Ekonominin Genişleme dönemine girdiğini düşünürsek, talep artacak bu da enflasyonu artıracaktır. Bu durumda artan oranlı vergiler hiçbir idari işlem ya da kanuna gerek kalmaksızın devreye girecek ve kişisel geliri azaltarak talebi baskılayacaktır. Sonuç olarak enflasyon düşme eğilimine girecektir.

türkiye ye atılan iftiralar

bak işte bu önemli bir husustur.

artık savaşlar eskisi gibi cephede yaşanmıyor. biz hali hazırda bir savaşın içerisindeyiz. nasıl bir savaş? yumuşak savaş. gavurlar buna soft war diyor. fiziksel olmayan her türlü taarruz, fitne, kültürel asimilasyon vs. iftara da buna dahildir. dünyanın dört bir yanında yayın yapan küresel çapta yayın organları onlara aittir. cnn international, telegraph vs. adamlar ellerindeki bu silahla bizi rezilde edebilir vezirde. "türkler cerablus'u işgal etti", "türkler, musul ve kerkük petrollerine göz dikti" vs şeklinde haberler yapılırsa biz ne yapabiliriz? aksini dünyaya nasıl anlatabiliriz? sesimizi kime nasıl duyurabilir? hadi onu geçtim adamların bölgede yediği nanelerin hemen hiçbirinden halklarının haberi yok. niye? çünkü medya onlarda. peki bizim bu iftiralar karşısında ihtiyacımız olan ne? küresel bir medya.

ölümden sonra hayat

Pek çok insan ölümden korkar, peki aslında ölümün olmadığı ortaya çıksa ne olurdu? Ya da başka bir deyişle aslında var olan tek mutlak gerçek ölümsüzlük olsaydı?

Huffington Post'un duyurduğunda göre ABD'li bilim adamı Robert Lanza
"biocentrism"adlı teoriksel yeni eserinde ölüm diye bir şey olmadığını iddia ediyor. Kuantum fiziğinin "hiç bir şey kesin değildir, her zaman başka bir ihtimal vardır" düşünce sistemine dayandırılarak üretilmiş teoride bir kaç yaşam ve boyut olduğu dolayısıyla bir multi-evrenin varlığından bahsediliyor.

Lanza teorisinde mutlak yokluğun olmadığını bu farklı boyut ver evrenlerde hayatın başka ihtimaller doğrultusunda devam ettiğini öne sürüyor. Beynin fonksiyonları için gerek duyduğu 20 wattlık enerjinin (vücutsal elektrik) ölüm anında yok olmadığı sadece başka bir boyuta kanalize olduğu fikri de teorisinin ana noktasını oluşturuyor. Çünkü bilime göre enerji yok olmaz veya yoktan var edilemez; özellikle de bizim "can" olarak tabir ettiğimiz yaşam enerjisi.

Aslında dinlerde ve felsefede var olan ölümden sonra hayatın farklı anlamda devam etmesi olgusuna benzeyen bu teori ölümü zaman, mekan gibi sınırlayıcı olgulardan sıyrılmak arınmak olarak tanımlıyor. Şu andaki bilincimizin sonsuzluğu anlayamayacağı için kendisini zaman, evren gibi olgularla yanılttığını söyleyen Lanza benliğimizin vücuttan değil, enerjiden oluştuğunu ve bilincimizin vücudun süresini doldurduktan sonra da varlığını sürdürdüğünü anlattığı teorisi aslında "ahiret" olgusunu düşününce çok da yabancısı olduğumuz bir fikir değil.

git

Robert Lanza isimli kuantum teorisyeni "biyomerkezciliğin ötesi" isimli kitabında ölümden sonra enerjinin kaybolmadığı ve yeni bir evrende varlığını devam ettireceğine dair araştırmalarını anlatmış. Ben kuantumdan, metafizikten, biyomerkezcilikten anlamam bu işi ilgilerine bırakalım ancak insan içinden geçirmiyo da değil... Allah bize kuran'da kendi yaratılışımızı, arıları, gökyüzünü örnek gösterip araştırın diye emrederken biz napıyoruz. Belki bizde bu konularda araştırmalar yapsak, Allah'ın ilk emri olan "oku" ayetinin salt kuranı okumayı değil, ilimi, felsefeyi, onu bunu da içine aldığını bir anlasak belki bir çok hususu aydınlığa kavuşturup ateistlerin, darwinistlerin önüne kapı gibi deliller koyacaz. Bu hususta iğneyi kendimize batırmalıyız. İlk ayeti(oku) hayata geçirmek hem bizim hem devletin hemde İslami kanaat önderlerinin boynunun borcudur.

uygulama erişim izinleri

Android ve ios işletim sistemli telefonlarımızda oyun ve uygulama indirirken karşılaştığımız durum.

Türkçesi şudur;
-hacı ben istediğim zaman kameradan seni izlesem olurmu?
-ayıp ediyon ama sormanı bile hakaret sayarım.
-şifrelerine falan da ulaşsam kızmazsın demi?
-ya senin canını yerim. Şifre mifre ne istiyosan al.

Azizim her şeyimiz ortada, hal bu iken aman devlet bizi dinliyor, yok mahremiyet kalmadı, vay efendim CIA hesaplarımıza bakıyodu demenin anlamı yok. Kendi ellerinle herşeyini sunuyosun.

Demek istiyorum ki erişim izni isteyen uygulamaları çok zorunlu değilse kullanmayalım. Bu sosyal mesaj burda dursun belki faydalı olur.

türkiye nin yeri asya dır

son derece doğru bir tespittir.

efendim bu batılılar sahip oldukları güç ve refahın etkisiyle sarhoş olmuş vaziyetteler. bilmeliyiz ki batılı devletler sahip oldukları güce git da baş gösteren merkatalist ekonomi, kaba tabiri ile söyleyecek olursak sömürge ile ulaşmışlardır ve bu halende de devam etmektedir. iyi analiz edecek olursak yatırım için asya ve afrika'daki ucuz iş gücüne, ticaret için ise yine asya ve afrika pazarına, gerekli hammadde için ise yine bu ülkelere yani bize muhtaçlar. ancak bunun tam tersi algı yaratarak sanki biz onlara muhtaçmışız gibi bir hipnozun içine sokuyorlar bizi. ne de olsa biz salağız, onların elimize tutuşturduğu oyuncaklarla oynayıp onların tezgahlarıyla birbirimizi yemekle meşgulüz.

sahip olduğumuz gücün farkına varmamız batının sonunu getirecektir. iş gücü bizde, pazar bizde, genç nüfus bizde, hammadde bizde, su bizde, enerji bizde, petrol bizde. kısacası onların sahip olduğu ne varsa bizde. 1974 petrol krizinde opec'in petrol fiyatlarını artırmasıyla avrupanın yaşadığı stagflasyon krizini unutmayalım.

bilmeliyiz ki islam devletlerinin ve asya devletlerinin batılılara karşı tam bir farkındalık ve kardeşlik duygusu içerisinde oluşturacağı yeni bir doğu bloğu, batılıları gittikçe yaşlanan nüfuslarınında etkisiyle, çıktıkları orta çağa geri sokacaktır.

artık onlara muhtaç olduğumuz düşüncesinden sıyrılmalıyız. biz avrupalı değiliz ve ab'ye de ihtiyacımız yoktur. artık vazgeçelim ab kapısında yatmaktan, abd ile müttefiklik kurma çabasından. belki bir shanghai beşlisi, bir türk birliği, asya birliği vs hiç farketmez. ihtiyacımız olan tek şey gücümüzün farkına varıp kim olduğumuzu bilmek. farkındalık efendim sadece bu...

karizmatik otorite

Max weber'e göre otoriteyi(iktidar) meşru yapan üç ideal tipden biridir.

Meşru otoriteyi; geleneksel, yasal-ussal ve karizmatik otorite olarak ayıran weber'e göre karizmatik otorite de lider, toplumun en zor zamanında çıkıp gelen, üstün özelliklere sahip olduğu düşünülen ve aldığı kararlar genellikle sorgulanmayan liderdir. Toplum, karizmatik liderin yasalara bağlı olup olmamasını pek önemsemez. Önemli olan onun toplum tarafından kabul edilmesidir. Lideri meşru yapan şey sadece onun sahip olduğu karizmadır.

ayna benlik

charles cooley tarafından oluşturulan toplumsallaşma kuramlarındandır.

kimi insanlar çocukluk evresinde benliklerini, başkalarının kendine karşı yansıyan benliklerine göre oluştururlar. cooley bu şekilde oluşan benliğe ayna benlik demiştir. bir çeşit "insanlar beni nasıl görüyorsa ben oyum" felsefesi.

kişiliğini ayna benliğe göre oluşturan bireyler için başkalarında uyandırdığı intiba çok önemlidir. örnek verecek olursak yaptığı espriye gülünmemesi, espriden anlamayan bir insan olduğu kanısına varmasına sebep olur. tek bir kızdan red cevabı alırsa çirkin olduğunu düşünür. eğer ki yaptığı bir eylem ya da söylem yanlış olsa dahi olumlu tepki alıyorsa bunu devam ettirme çabasına girer.