1. toplam entry 1658
  2. takipçi 2
  3. takip edilen 3
  4. puan 5555
  5. statü
  6. rütbe yazar
  7. kayıt tarihi 10 yıl önce

dünya sözlük uyandırma servisi

bu millete 3,90'dan dolar aldıran nokta nokta noktalar nerdesiniz bu milletten çıkın özür dileyin diyenle, onların doları varsa bizim de allah'ımız var diyenle bol bol döviz alıp 6 liradan 7 liradan niye? dolar 10 lira olacak ya 15 lira olacak ya 6 liradan 7 liradan toplayalım dolarları hee 10 15'e satarız. Sonra nooldu? Dolar düştü 5 liraya. şimdi bunnar gara gara düşünüyo, eyvah eyvah. nabıcaz? şöyle bi kriz çıksa da füze yağsa daşu olsa da bu olsa da dolar bi yükselse de satsak da bi kar etsek. çokk beklersiniz. diyen kişiler farklı kişiler olsalar da aynı yapı içindeler ve dolar şu anda 9,60 civarında.

tügva yemini

siyasal islam'a bir ideolojik temel ve bir duruş aparma girişimi olarak tamamen ülkücülük özentiliği barındıran yemin. başbuğ erdoğan nedir ya. bu kadar mı özentisiniz? buram buram faşizm, buram buram ötekileştirme, buram buram sivil militarizm kokuyor. ama eksik. bir yere muhakkak üç hilal sancaklıyız, biz ülkü ocaklıyız söylevini dönüştürüp sokuşturmaları gerekirdi. misalen, dört parmak rabialıyız, biz tam tügvalıyız.
işin hiciv kısmı bir tarafa bu gençlik hareketi diye ortaya çıkan oluşum muhtemelen yeminlerle tekbirlerle gitgide paramiliter bir oluşum halini alacak. bir yandan sadat benzeri oluşumlar, bir yandan radikal cemaatler, bir yandan tügva, memleketi içinden çıkılmaz bir sarmalın ve tehlikein içine sokacaklar. çok yazık, muhafazakar demokrat, incanca ve insan haklarına saygılı bir partinin yirmi yıl içinde geldiği noktaya bak.

kuran sayfaları ve türk bayrağından konfeti yapmak

ordu'nun yeni açılan stadında trabzonspor özentisi olarak 52. dakikada tribün şovu gerçekleşitiriken ortaya çıkan skandal. Bir adamın türk bayrağı ve kuran-ı kerim'e bu denli saygısızlık yapması için ancak terörist olması gerekir. başka hiç bir grup böyle bir adilik yapmaz çünkü.
ordu'da yaşıyorum ve bu stad evimin tam karşısında. şehrin en güzel yerlerinden birine başka yer yokmuş gibi koskoca stadı dikmiş vizyonsuzlar. Bu şehirde öyle uğursuz ya da madde bağımlısı tipe fazla rastlanmaz. varsa da çok azdır, sokakları nisbeten güvelidir. Dolayısıyla ben yapılanın maksatlı bir şey olduğunu düşünüyorum.
ayrıca inşallah bu skandal neticesinde bir şey olur da evimin önündeki bu gereksiz stadı kapatırlar. amin.

iki yeni gelinin anıları

honore de balzac'ın karşılıklı mektuplaşmalar şeklinde kaleme aldığı romanı. rahibe okulunda uzun süre kaldıktan sonra evlerine giden iki genç kızın yıllar süren mektuplaşmalarını içerir. Yazarın iki ayrı kadın karakterine bürünüp de bunları yazdığına insan gerçekten şaşırıyor. Sürükleyici mi? sürükleyici. Kitap bir çırpıda okunuyor. Ancak kitap ne katıyor insana diye düşünürsek bence çok bir şey katmıyor. İlla balzac okunacaksa bence Goriot baba okunabilir.

36 saatlik nöbet sonrası trafik kazasında vefat eden doktor

gencecik, pırıl pırıl bir meslektaşımız elim bir kazada vefat etmiş. Allah rahmet eylesin. Söylenecek çok şey var, şu ara asistan hekim arkadaşlarımzın çalışma düzeni ile alakalı sosyal medyada her şey yazılıp çiziliyor zaten. o yüzden ben susmak, arkasından rahmet dilemek ve alesine sabır dilemekle yetineceğim.
lütfen yazar ve okur arkadaşlar da 36 saat nöbet tutan bir isan da taksiye gitsin canım diye düşünmesinler ya da söylemesinler. 40 yılın başı bir olay değil ki bu. Her ayın yarısı asistanlıkta böyle geçer.

Doktor göçü

oldukça yoğun iş yükü, artan hatta teröre dönüşen sağlıkta şiddet olayları ve bu olayların yeterli adli yaptırımının olmaması*, adaletsiz gelir dağılımı, oldukça gereksiz performans sistemi, devletin kötü sağlık politikaları, yöneticilerin iş bilmezliği, kadirşinaslığı meşhur halkımızın gitgide şımarıklaşması ve en ufak bir pürüzde "senin maaşını ben veriyorum" ya da "bu doktorlar da dayağı hakediyor" gibi iğrenç cümleler sarfedilmesi ve tüm bunlara hiç bir çözümün bulunmak istenmiyor olması sebepleriyle meydana gelen üzücü göç dalgası. bu yukarıda saydıklarımın hemen hemen hepsine biz hekimler olarak kamu hastanelerinde, bir kısmına da özel sağlık kurulularında maruz bırakılmaktayız. biz uyardıkça sosyal mecralardan "beğenmiyorsanız defolur gidersiniz." gibi söylemler sıkça söylenmekte idi. ttb ifadelerine göre son 18 ay içinde kamu kurumlarından istifa eden hekim sayısı 8000ler ile ifade edilmekte ve bu korkunç bir rakam. özellikle tıp fakültelerinden yeni mezun ya da uzmanlıklarını yeni almış genç hekimlerimiz yurt dışına göç etme isteği daha fazla.
ister kabul edelim, ister belli bir zümreyi karşımızda düşman olarak görelim ve bu hekimler amma da şımarık canım, hiç bir şeyi de beğenmiyorlar diye düşünelim malesef böyle dağ gibi bir gerçeğimiz var; yetiştirdiğimiz hekimler bu ülkede mesleklerini icra etmek istemiyorlar. biz zamanında çokça uyardık, doktorsuz kalacaksınız dedik. malesef sonun buraya gideceği belli idi.
dikkat çekmek istediğim bir nokta daha var, tek problem doktor göçü olarak ifade edilen durum da değil. yurt dışına çıkma imkanı olmayan ve kamu hastanelerinde kendine gelecek görmeyen bir çok hekim de istifa edip özel sağlık kuruluşlarında hizmet vermeye başlıyorlar. kamu hastanelerinde hiç bir hekime randevu bulunamıyor bu durumu bu ara özellikle test ediyorum. kendi bölümüme ilimde sıra almaya çalışıyorum. ben dahil tüm hekimlerin önümüzdeki 15 gün boyunca randevuları dolu. sonuçta olan yine vatandaşa oluyor.
ben bugüne kadar ülkemden ayrılıp yurt dışında yaşamayı hiç düşünmedim. çünkü benim bir tane vatanım var. vatanımdaki bayrağı görmeliyim, ezan sesini duymalıyım, aşina olduğum lisanı etrafımda duymalı ve pişen yemekleri görmeliyim. benim gibi gemileri bir şekilde yakamamış ve ülkesinde kalmaya devam etmek isteyen bir çok hekim de yukarıda bahsettiğim üzere özellere kayıyor.
sözü ibn-i sina'nın sözü ile bitirmek isterim: bilim ve sanat takdir edilmediği yerden göç eder.

kurutulmuş mango

bir takım manüplasyon severler tarafından halka emine erdoğan kurutulmuş mango yiyin demiş gibi yutturulmaya çalışılan ama işin aslının cüneyt özdemir tarafından anlatıldığı çarpıtma. ben de #7088070 numaralı tanımımda sitemimi belirtmiştim. ancak tabi işin aslı böyle değil. sosyal medyanın nasıl bir çöplük, nasıl bir bilgi foseptiği olduğunu gözler önüne seriyor bu gerçek. peki nedir işin aslı? emine erdoğan mali'ye ziyaret gerçekleştiriyor. orada o ülkenin first lady'si ile bir sohbet şerçekleştiriyor. mali first lady'si diyor ki " bizim ülkemiz mango cenneti ancak mango çok çabul bozulan bir yiyecek olduğu için ihracatını yapamıyoruz." emin erdoğan da bunun üzerine diyor ki " biz ülkemizde elma kayısı gibi yiyecekleri kurutuyoruz siz de kurutup yurt dışına satmayı deneyebilirsiniz." üstelik bu sohbet tam 6 yıl önce geçiyor ancak olay yeni olmuş ve bu şekilde olmuş gibi servs ediliyor. linç edilene de yazık, biz inanlara da yazık. ben ilk girdiğim tanımı da özellikle silmiyorum ibretle dursun burada diye.
1 /