1. toplam entry 2333
  2. takipçi 25
  3. takip edilen 27
  4. puan 12937
  5. statü
  6. rütbe yazar
  7. kayıt tarihi 8 yıl önce

grevio örgütü

istanbul sözleşmesi ile kurulan kadınlara yönelik şiddet ve ev içi şiddete karşı eylem uzman grubunun ingilizce adının kısaltması.. 2018 de yayınladığı raporda "grevıo kadına yönelik şiddetin önlenmesi ile ilgili yetkililerin çabalarını zayıflatan bazı faktörlerin altını çizdi. rapora göre, bu faktörlerden biri politikaların--kadınlarla erkekler arasındaki eşitlik ve kadına yönelik şiddet üzerindeki etkileri bağlamında--bütüncül ve sistematik olarak değerlendirmesinin yapılmayışıdır. bir diğer faktör ise kadın ve erkeğin aile içinde ve toplumdaki rol ve sorumluluklarına dair ayrımcı kalıpyargıları sorgulamamaya yol açacak şekilde kadınların anne olarak ve “bakım sağlayıcı” olarak geleneksel rollerine vurgu yapma eğilimidir. " demektedir. burada bakım sağlayıcı tabiri ile anneliği birlikte kullanarak esasen annelik tabirine saldırıyorlar. ne yani kadınlar ev işi memuru mu, kadın eve mi kapatılmalı diyerek lafı ağzınıza tıkacak bir kaldıraç formülle birlikte anne olmanın da gereksiz bir tanımlama olduğunu dayatıyorlar.. küfrünüzde geberin diyorum.. bir kadını anne olarak tanımlamak evet eşitliği bozup o kişiyi başımızın tacı yapar. kadının anne olarak tanımlanması ona karşı şiddeti körüklemez.. iğrenç sosyolojik değerlendirmenizi başınıza çalın..

istanbul sözleşmesi

İstanbul sözleşmesinden çekildik. Bu sözleşme ile amaçlanan cinsiyet kaynaklı ayrımcılığın özellikle şiddete dönüşen boyutu ile mücadele edilmesiydi. Taraf ülkeler sözleşmenin meclislerinde onaylanmasını takiben mevzuatlarını yeniden düzenlediler. Kadına karşı şiddetle mücadele için özel kanunlar hazırladılar. Bizim ülkemizde de 6284 sayılı kanunla bu yapıldı . Evet İstanbul sözleşmesinden çekildik ama 6284 sayılı yasa hala yürürlükte. Kamuoyunda İstanbul sözleşmesi kaldırıldı ve bu yüzden kadın cinayetleri artacak şeklinde çıkarılan yaygara tamamen yersiz. Eğer kadın cinayetlerinin önlenmesi için bir kanun gerekiyorsa bu hali hazırda var. İstanbul sözleşmesinden çekilmeyle birlikte de kendiliğinden ortadan da kalkmadı.

Peki bu kanun kadın cinayetlerine karşı etkili bir metin mi? Öncelikle şunu söylemek lazım dünyanın hiç bir yerinde hiç bir insan topluluğu mutlak şekilde korunamaz. Hiç bir kanun ve uygulama da esasında bir mutlaklığı amaçlamaz. Sosyal düzenin aynen devamı gerekiyorsa bunu yapmak mümkün değildir. Söz gelimi eşler arasında çıkan hangi tartışmanın şiddete dönüşeceğini, hangisinin sıradan bir tartışma olduğunu bilmek mümkün değildir. Bunu denetlemek bir çok etik sorunu beraberinde getirir. Sadece kolluk kuvvetlerine yansıyan olaylar konusunda idaremiz müdahelede bulunabilir. Kolluğa başvuran bir kadına eğer 6284 sayılı yasa ile korunan bir hakkı zedelenmişse başkaca şiddet olaylarında tanınmayan bazı koruma tedbirlerinden faydalanabileceği hatırlatılır. Ve bu tedbirler ‘kadının beyanı esastır’ düsturu üzerine hareket edilerek karşı tarafın beyanı alınmaksızın derhal yerine getirilir. Normal şartlarda savcı talebi ve hakim kararı ile tedbir kararları verilirken 6284 sayılı yasa ile kadınlara üstün bir hak verilmiştir. Hem delilsiz ve belgesiz korunmasını talep edebilmekte hem de aşırı prosedür gerektirmeyen bir usul ile bu tedbirler konmaktadır. Tabi bu ilk aşama için geçerli olan bir durum. Kanun verilen koruma kararının sonradan hakime sunulması gerektiğini de düzenliyor.

Aslında İstanbul Sözleşmesinin fesh edilmesi ülkemiz açısından hiç bir şeyi değiştirmedi diyebiliriz. Sözleşme içeriğinde sözleşmenin uygulanıp uygulanmadığının izlemekle görevlendirilmiş bir grubun (GREVİO) kurulmasına dair hükümler de var. Tabi bu hükümler fesihle birlikte devre dışı kaldı. Devrede olmasının işlevsel bir karşılığı var mıydı? Elbette ki yoktu.. Çünkü tamamen analiz çalışmaları yapabilen bu heyetin devletler üzerinde bir etkisi olması söz konusu değil. Olsa olsa kamuoyu oluşturmada etkili olabilir. Türkiye’de kadına karşı şiddeti veya başka bir hukuki süreci bu şekilde uluslararası kuruluşa denetletmek açıkça egemenlikten vazgeçmek demektir. Hele de içerisinde bulunan soyut kavramları sanki imzacı ülkelerin tamamı açısından ortak değer yargılarıymış gibi kabul eden bir sözleşme tarafından denetlenmek hiç bir ülkenin esasen kabul etmemesi gereken bir durumdur. İstanbul Sözleşmesinin ‘Sözde “namus” adına işlenen suçlar da dahil olmak üzere, işlenen suçlar için gerekçelerin kabul edilmemesi’ başlıklı 42. maddesinde” 1-Taraflar bu Sözleşme kapsamında kalan şiddet eylemlerinin gerçekleştirilmesinden sonra başlatılan ceza davalarında kültür, töre, din, gelenek veya sözde “namus”un gerekçe olarak öne sürülmesinin önlenmesini temin etmek üzere, gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır” denmektedir. Bu hüküm Türkiye’nin Sosyolojik gerçekliğini açıkça inkar eden bir yargı içermektedir. Hiç bir suçu ve hangi yargı ile işlenirse işlensin hiç bir şiddet eylemini mazur görmek elbette ki söz konusu olamaz. Ancak haksız tahrik şeklinde isimlendirdiğimiz bir hukuki kurum var. Namus kavramı Fransa’da anlamsız görülürken bizim ülkemizde daha fazla önemsenen bir olgu olabilir. Bir Alman karısının veya kocasının başka birinin eşi ile yalnız kalmasını buluşmasını veya kendisini açıkça aldatmasını daha kolay affederken ve bunu önemsemezken Türkiye de bu böyle olmayabilir. Her Ülkede farklılık gösteren bu değer yargıları o kadar soyut kavramlardır ki kişiden kişiye bile tamamen başka algılanabilir. Bu nedenle soyut kavramlar üzerinden ülkeleri bir sözleşme etrafında bağlamaya çalışmak ancak bazı yabancı kültürlerin değer yargılarına ülkemizin değer yargılarını yaklaştırmaya çalışmaktan başka bir amaca hizmet etmez.

Bir erkekle hayatını birleştirmeye hazır olmak

evliliğe hazır kadın anlamında..

bir önceki tanımda paylaşılan link ile somutlaştırılmaya çalışılan sözde ayarsız erkek hareketi halk arasında "canı çekmek" olarak özetlenen bir duygusal durumun epistomolojik karşılığıdır.. sözü edilen erkek kişi bir tarafının şişmesi gibi çok büyük bir vaka yerine gayet evrende küçük bir entropik değişime sebebiyet vermiş.. anlayışla karşılanmayan her erkek kurulacak bir cihan devletinin berhava edilmesi demektir.. azıcık özen ve dikkat ya hu.. mafettiniz galaksimizi..

tirşik çorbası

Tirşik çorbasının yapımı yaklaşık bir tam gün sürer.. akşamdan tirşiğin pişirileceği tencereye un , yoğurt, ince doğranmış yabani pancar, tarhana, nohut, tuz ve diğer malzemeler konur.. bir gece mayalanması için üstü minderlerle ve kumaşlarla kapatılır.. sonra tirşik güzel olsun iyice ekşisin diye evdeki biri ağlatılır.. bu kısım tamamen gerçek.. hatta geçen sefer bağda annemle babam baş başa tirşik yapıyorlar.. babam anneme ' ben mi seni döveyim yoksa sen mi beni' diye sormuş.. * sabah olunca yaklaşık 6-7 saat yüksek ateşte pişirilir .. dili ısırmayana kadar pişirilir.. pişmeye yakın ezilmiş sarımsak eklenir.. afiyet olsun..
1 /