1. toplam entry 5971
  2. takipçi 22
  3. takip edilen 1
  4. puan 32570
  5. statü
  6. rütbe yazar
  7. kayıt tarihi 11 yıl önce

sevmediğin bir huyunu yaz

insan skorluyorum.
misal: covid-19 aşısına karşıt yahut aşısını olmuş olması fark etmeksizin; covid-19 aşısı, biontech, sinovac demek yerine deneysel zehirli sıvı diyen insanın,
doktor demek yerine, beyaz önlüklü katiller, suikastçiler tabirini kullanan, kullanılması için elinden geleni yapan insanın,
ana diliyle ilgili çok temel anlam bilgisine sahip olmayan insanın
maaşını dolarla mı alıyorsun diye soran insanın gezegen dünyadaki oksijeni israf ettiğine inanıyorum. elimde değil. skorluyorum. ve barajı geçemeyen için tiksinti duyuyorum.

diyanet'in sünnet olmak islam'ın ön şartı değildir açıklaması

diyanet işlerinden reform üstüne reform. sanıyorum ki fetva balına primle çalışıyorlar. fetvanın ambalajı hiç açılmamış ve sıfır olması halinde ise ekstra prim alıyor olmalılar.
çünkü islamın şartlarından sonra, islamın ön şartları diye bir şeyleri gündeme getirmişler. ön şartlar konusu önceki sürümde yoktu bildiğim kadarıyla, bu son güncelleme ile gelmiş. yazsın ekstra primler, ka-ching!

55 puanla belediyede muhasebeci olabilen kardeşimizin hikmeti

hiçbir puanla girdi benim bir tanıdık. tanıdık derken; benim departmanımda çalışan bir arkadaş istifa edip üsküdar belediye'sinde başladı. tam 1 ay oldu. sınav falan yok. ilan çıkmadan kendisine bilgi geldi. belediye kaidelerine göre ilanın belirli bir süre boyunca yayında kalması gerekiyor. arkadaş ilan daha yayınlanmadan işe girdiği ve o süre dolmadığı için ilan yalandan hala yayında. ama bir kişi bile düşünülmüyor pozisyon için, kendisi çoktan işe başladı. sınav falan yok. mesai ücretleri çok yüksek. yılda 2 maaş ikramiyeleri var ve bütün belediye teşekküllerinden P indirimli faydalanıyorlar.
tekrar ediyorum, sınava falan girmedi. henüz yayına çıkmamış ilan için telefon geldi bir "abisinden" o da gitti.

edit: hatta öyle ki, ilan hala yayında olduğu için arkadaşı "muhasebeci" kadrosuna alamamışlar. çünkü kurallar gereği daha o ilanın yayında kalması, yayın süresi sonunda aday değerlendirme sürecinin de tamamlanması ve sonra kadronun dolması gerekiyor. bu süreçler geçmediği için bu arkadaşı başka bir (gerekli süreleri dolmuş) pozisyonla işe sokmuşlar. o pozisyonun da maaşı düşükmüş. kendisine muhasebecilik görevi için vaad edilen ücretle şu anda işe alındığı pozisyonun arasındaki farkı da mesai tutturulmuş gibi göstererek kapatmışlar. birkaç ay daha öyle yapılacakmış. bankalardan maaş anlaşmasıyla alınan promosyon bedeli ile kredisini de kapatmış.

harika sistem değil mi.

Kara harp okulu'ndan mezun olan ilk başörtülü öğrenci

mesleği kendisi için sorun olmuyorsa kimse için sorun olmaması gereken bir insandır.
çelişkisi her insan gibi kendisine aittir. inandığını söylediği dinde mesleğine ters şeyler olabilir. ama işte nasıl bizim çelişkilerimiz bize aitse, onunkiler de kendisine ait. yorum yapamayız. soramayız. ( kendisi kalkıp din alimi gibi fetva vermeye kalkmazsa, konuyla ilgili diğer inanları bağlayıcı yorumlar getirmezse)
dağda tepede çadırda falan kalması gerektiğinde tesettürünü koruyabilecek mi falan diye endişe eden varsa etmesin, bu sorun bizim değil hanımefendinin sorunudur. başkalarının tesettüründen mes'ul değiliz. sınavda orası çıkmayacak, oraya gelene kadar ohooo.

ne zaman eleştirebiliriz? şu zaman: görevini layıkıyla yerine getirmediğinde kıyafeti ile ilgili bahaneler üretirse işte o zaman eleştirebiliriz. mesela ben nöbet tutamam çünkü başörtüm uçar nöbet yerinde derse, eleştirin. yahut teheccüt namazı var kusura bakmayın ben operasyona katılamam derse gene eleştirin. görüntüsü yahut inançları liyakatinin önüne geçen herkesi eleştirin.

Doktorların ülkeyi terk etmesi

çünkü bu ülkede var olamıyorlar.
kardeşim ve eşi hekimler. 2017 de mezun oldular. 2018 den beri acilde görevalıyorlardı. görece abtıda bir ilçede bile yaşadıkları sayısız şiddet vakası, beyaz kodlar, hasta yakınlarının tehditi, içerideki inanılmaz devrecilik ve mobbing, molasız uzun saatler çalışma derken, istanbul'da çok iyi bölümler okumak varken inatla bir sene daha hazırlanıp tıp okuyan canım kardeşimi yıldırdılar. şimdi onlar da 4 aylık bebekleriyle yurt dışına gitmek için neler gerekiyor hazırlığındalar.
istanbul'da atandıkları yerde hastaneye yakın 35 senelik binada 4000 TL ye evi zor buldular. doğumdan önce istifa eden kardeşimin henüz maaşı yok. tek maaşla doktor evini bile geçindiremiyor. niye kalsın?

Neden hep dişilerin seçmesi

bunun nasıl başlık olması.
milyon yıllık mevzuyu insanın çözememiş olması.

dişi seçer. doğanın kodları böyledir. erkek çok sayıda tohum üretir, ürettiği tohumu olabildiğince çok yaymak ister. neslin devamı için daha fazla alana kendi tohumlarını yaymak üzere güdülüdür. dişi ise, neslin sağlıklı devamına odaklıdır. en sağlıklı kaynaktan tohum edinmek ister. o yüzden tohum kaynağını dişi seçer. çünkü o yavru doğduğunda ona bakacak, onu sürünün sağlıklı, standart bireyi haline getirecek olan dişidir. doğacak yavrunun sağlıksız olmaması için inisiyatif alan dişidir. bu yüzden de tohumun kaynağını ince eler, sık dokur, seçer. erkeğin böyle bir seçimi yoktur. onun için her dişi bir yayılma sahasıdır.

gelelim insanlara; kadınların süsü püsünün gerçekten sadece erkek beğenisi için olduğunu sanıyorsanız pek yanılıyorsunuz.
insan türü artık tohumlarını olabildiğince fazla alana yaymak dürtüsünü biraz da olsa kontrol edebiliyor. (edebiliyor değil mi gençler) yasal yaptırımlar, insan erkeğine doğan yavrudan düşen sorumluluk vs gibi nedenlerle artık çoğalırken belli nizamlar izleniyor. yine de kadın evlat sahibi olmadan önce doğacak yavrunun refahına göre hareket ediyor.
şayet müreffeh bir hayat sürdürebileceğine inandığı bir erkek bulursa onu seçiyor. ve onu kendisine doğru çekiyor. erkek de sanıyor ki o gitti teklif etti. kadın istemezse gidip merhaba der dönersiniz çoğu kez. çünkü kadın için istemediği erkek, hiç var olmamış erkektir aslında. hey gidi.
kadının istediğine talip olma lüksü yokmuş. dünya tam bunun tersine dönüyor çocuklar. kadın istediği adama bir şekilde görünür oluyor ve onun kendisine gelmesini sağlıyor. kazan kazan. erkek kendi seçti duygusuyla güçlü hissediyor, kadın seçtiği adamla yanyana oluyor. daha ne.

didem arslan yılmaz

ellerinde hiçbir argüman olmayanların saldırdığı bir kadın.
burası türkiye cumhuriyeti dedi diye zorlarına gitmiş. konuşmasının başka hiçbir yerine kulp takamamışlar. tek sorun buranın türkiye cumhuriyeti olması. bakın başka hiçbir eleştiri getiremiyorlar. oraya gelen kızlar kürt diye kusura bakmayın sizin sorununuzla ilgilenmem deseydi faşist olurdu. ama ulusal kanalda türkçe bildiği halde aniden ve yayın ekibine hiçbir hazırlık şansı tanımadan küfürlerini kürtçe etmek isteyen kadına müsaade etmeyince yayın kurallarına uyan bir yayıncı oluyor sadece.
çıkacak orada kürtçe küfürler yağdıracak millet de buna müsaade edecek. neden??? çünkü kürtçeyle ilgili tartışma konusu açılamıyor. kürtçe dediğin an faşist ilan ediliyorsun.
yayın ekibi kürtçe bilmek zorunda mı?? asıl bu dayatma faşistlik işte.
illa kürtçe konuşmak istiyorsan yayıncıları önceden bilgilendirir tercüman istersin.
yok türkçe bildiğin halde sırf sövmek için birden kürtçeye geçersen o zaman da yayından alınırsın.

didem hanım çok da iyi niyetli yaklaşmış, bilsek anlayacağız da konuşacağız da ama dili bilmiyoruz demiş. şu halde bu kadına faşist demek herkesi kürtçe bilmeye zorlamak demek oluyor ki faşistliğin daniskasıdır bu.

yeter artık kürt sözcüğünü her kullanana topla tüfekle saldırıyorsunuz. kürtçe bilmek ve öğrenmek zorunda değiliz. dileyenler de kürtçe okumayı, yazmayı öğrenmekte hürler. türkçe bilmeyenler bu ihtiyaçlarını önden dile getirirse tercüman temin edilir. ortada olmayan bir mağduriyet için elinizde "faşist" sopasıyla koşmaktan usanmadınız. bu bedava ekmek tatlı tabi.

o kadının kızlara ettiği hakaretlerin suç teşkil ettiğini kimse konuşmaz. kürtçe küfür etme hakkı tanınmayan kadın hepinizişn kahramanı olmuş. rezalet.
çünkü rtük var, rtük bir türkiye cumhuriyeti kurumu.
1 /