1. toplam entry 92
  2. takipçi 0
  3. takip edilen 1
  4. puan 307
  5. statü
  6. rütbe yazar
  7. kayıt tarihi 9 yıl önce

dünyaitiraf.com

itiraf sadece Allah'a azze ve celle yapılırmış, burada uygunsuz bir itiraf vardı öfkemle baş edemediğim zamanlarla ilgili... girdiyi tamamen silmek istedim... gereği yok, cidden bahsi geçen girdide bahsedildiği kadar kötü idi ve bu bir ders idi... Allah boyaci cocuktan razı olsun... kendime getirdi beni... bu güzel itiraf olsun...

yunus emre

(bkz: #1865499" class="bkz">#1865499)

nedenini bilmiyorum ibn teymiyye kokusu var burada da olsun görüşe saygı duyup nifaktan uzak durmalı...

ilmi bir kenara bırakarak tek soru;

"cennet cennet dedikleri
birkaç köşkle birkaç huri
isteyene ver sen anı
bana seni gerek seni"

bu dizelerde dediğim gibi ehl-i sünneti hatta islamı bir kenera bırakalım da bu mısralar bir ateistin ki akl-ı meaş ile soracağı bazı sorulara cevap... hurufi falan değiliz ki batıniliği onlar zahirde arıyorlar da bu hal işidir... söz konusu bilin ki şeriat olmadan tarikata adım atılmaz da... illa şeriat ki biz de sünnet bundan ayrılamaz... bunu da biliriz... imdi bu mısraları zahirin gözleri ile açıklayamasam da başka şekilde açıklardım ki sadece en yüzeysel akıl olan keferenin aklını gereken meşrebe sundum... bu bir hal işidir ki bana yunus' a ki bizim yunus' a muhalefet eden bir kişi gösterin iki rekat namazı allah'tan gayrı kılmasın... arkasında namaz kılarım da alnım secdeye vardığında bile gafletten kurtulamıyorsam diyecek sözüm yoktur...

edit:hayatımın bir zamanında agnostiktim... şu bir gerçektir ki Abdülkadir Geylani(ks)'ye kalbim hiç soğumadı... aklım sersemdi de bu kalp yeriden kımıldamadı... vecd ile sürüklenmek ki bilmeyen bilmez... ya burada tasavvuf ile atıp tutanlar bazı avamın namazını gördüklerinde korkarlar... can sıkar vecd hali... şimdi el çekin bizim yunus'tan(ks) el çekin...

c programlama dili

(bkz: data structure)

ya aslında teknik anlamda bilgileri boş verirsek bu dil birlikte çalışılan bir çok kişinin belli bir projeyi oluşturması için ideal bir yapıdadır...pointer, array ve string gibi basic yapıları kullanmaya adım atıldığında bunun farkına varmak mümkündür... yoksa python gibi object oriented olayının bir taraflarına koymuş bir dili bundan çok daha kısa süre öğrenseniz de assemble sözkonusu ise c hoş bir dildir...

ulubey

uşak'ta güzel bir memlekettir ki riyavet odur ki bu feto izmir bornova'daki kestane pazarında çıkıp vaaz vermek için yollara düştüğünde, 80'li yıllarda, yolu buraya da düşer... işin güzel tarafı milleti kendi gibi ağlatan feto' nun buradaki vaazında kimse ağlamamış ve belki de "eh be hoca" deyip çıkacak durumda olmuşlardır... * genel itibariyle nakşibendiliğe meyilleri olmakla beraber menzil' deki halidiiye koluna bağlıdırlar... hatta gavs-ı sani(ks) korumaları uşak'tandır... ya bundan yaklaşık 22 yıl önce adı avni bozdağ olan bir din kültürü hocası bir büyüğün kelamına binaen uşak'ın üzerinde balın damladığını söylemişti... garipti... o zaman çocuktum da şimdi ki durum çok değişik... ancak bir kaç yıl önce anladım durumu... gerçi ne anlatıyor bu diyebilirsiniz de canınız sağ olsun...

yunus emre

açıkça söylemek gerekirse; bu büyük alim ve arife halk ozanı yakıştırması yapanlara ve dahi yapmaya kalkanlara dergaha girmmemesi gereken düz odunla cevap vermeli... celalllidir, günümüzde mevlana ki adı celaleddin rumi(ks) gibi... sır vardır şiirlerinde ki bu konuda şerh üzerine çalışmayapanlar ömürlerini verirler... meşrebi olan azıcık da olsa anlar bizim yunusu' u da zordur... bir örnek;

"çıktım erik dalına
anda yedim üzümü
bostan ıssı kakıyıp
der ne yersin kozumu"

mısralarından şeriat, tarikat ve hakikati anlayan kaç kişi var? ki bu sadece benim gibi avamın şerhi... niyazi-i mısrî hazretlerinden okumalı...* bu şiirin sonu der ki;

"yunus bir söz söyledi
hiçbir söze benzemez
erenler meclisinde
bürür mana yüzünü "

cidden öyle hepimiz kabımızca alıyoruz böylesi güzel kelamlardan nasibimizi...

bu şiirin şerhinde sevdiğim bölüm;

"imdi, dervişin ne acaib bir “sinek” olduğunu gör ki, devler ve periler ile kahraman ve süleyman gibi savaşır. nefs ve şeytan ne yaramaz düşmanlardır ki, bu ikisinin elinden enbiya ve evliya –kendiliğinden tümüyle fani olmadıkça– ağlayıp inlemekten kurtulamamışlardır. "

ne güldük bu satırları okurken bizim biraderle... niyazi-i mısrî gerçekten bize inmeyi biliyor...

turgut uyar

farklıdır ki rakı masasında oturan belki yahya kemal kadar rind bir şairin öyle hoş bir naat yazması vezni ve ahengi bırakın bir kenara onu zannımca yahya kemal kadar değerli kılar... hem beşeri anlamda sevmeyi insana öğreten kaç şair var ki tamam cemal süreya ki çoğunluğa göre beşeri aşkın şairi olsa yoktur, bu üstadın derinliği ki insan bazen boğarcasına... açıkça şiir okumam fazla da osman konuk'un ironi dolu bıçak gibi satırları ne ise bu adamın mısraları söz konusu insanın insana aşkı ise o derece pamuk gibi keskinliğe sahiptir...

edit: penye ve hakikat ile şiir savaşlarından nasıl osman konuk yerine orhan pamuk gibi vasatı yazdım bilmiyorum... affola... isim hazıfamı sevmiyorum üzerine bir de disleksi... zor abiler ve ablalar...

ben bundan eksi alırım diye gerçek fikrini yazamayan yazar

(bkz: #1865401 " class="bkz">#1865401 )

bizim gibi bu yolda ye'se düşenler için yazılsa da bu satırlar;

pisherif der ki;

yaprak rüzgarda yolunu bulur
iki kutup arasında gider gelir
üşümesin kalbin bu zahiri fırtınada
batın umut zehrini içmeye vesiledir...

şimdi sözleri bir kenara değil de meşrebi olana bırakalım, şahsen bazı konularda insan aldığı eksiye bir şahit gibi bakabiliyor... şahit olsun ki bu eksiyi verenin ellerii gözleri ve kalbi yolum ve duruşum bu diyebiliyor... yolunda yürümesi gereken yazardır, haddime düşmeyen fikrimi sunarsam...

su kasidesi

fâilâtün / fâilâtün / fâilâtün / fâilün * kalıbıyla yazılmış ve naatlar arasında ilk üçte kendine ilk iki sıranın içinde kendine yer bulur ki bana göre süleyman çelebi'nin mevlid'inden daha hoştur... bana lisede iken han duvarları ile bir seçenek olarak konmuştu ki ezberlemem için bu güzel şiiri seçmiştim... tamam 33 beyit ki kasideler en az 33 beyitten oluşup 100 beyiti bulur da ahengi çok başka...

(bkz: #1696674 " class="bkz">#1696674 ) nolu giri de bunu çok güzel açıklamış yazar...

bunun yanı sıra nurullah genç'in yağmur adlı naatı bildiğniz gibi günümüz şiiri için muhteşem eserdir ki benim için 3. sırada bu şiir gelir...

blog yazarlığının yerini sözlük yazarlığının alması

aslında günümüzde tam tersi bir ğilime sahip bir savdır ki kaliteli yazıları kendine saklar işi bilen bir çok kişi... sözlükleri bazen reklam alanı olarak bile kullanırlar ki genel okuyucuya kısa sürede ulaşmayı sağlayan sosyal medya platformlarından biri işte sözlükler... bu işin basitçe pazarlama anlaşıyışı ki bunu zaten herkes biliyor, sonuçta işletme konusunda gereğinden fazla yeteneğe sahip bir mühendis olmamıza gerek yok...* tamam benim gibiler için başka anlamlara vakıf olsa da şahsen benim gibi cinsler sadece tek kişi yazar en güzel yazılarını ki sadece "o" na yazarım hoş gördüğüm satırları da bu da benim zayıflığım mesela, belki de güçlü bir yönüm... ne diyebilirim ki?

erkekleri filozof yapan kadının filozof olamaması

imtihandır, bazılarının başına gelen bir imtihan... şimdi eskilerden rivayet aktaracağım da hoş karşılanmayak... en azından şunu söyleyebilirim kadınlar ve çocuklar zor bir imtihandır ki bekar olanın ibadetinden çoğunlukla yeğdir ibadetleri... kalbine saldırı çok be azizim evli olanların... bakmayın dünya öyle bir yer ki çocuklar dünyanın peşinde koşabiliyor, kadınlar dünya ve çocukların; erkekler ise bunlara olan düşkünlüğü ile sınanıyor, çoğu zaman... neyse feministleri kızdırmamak gerek de günümünüzdeki feministlerin büyük kısmı daha fenimizm 3 ana akımını bile bilmezler ki bu gerçeği buraya atalım... *

fransız manikürü

sorun şu ki yıkanmamak için pudra kullanan, sokağa atılmış idrar ve dışkıların giysilere bulaşmaması için topuklu ayakkabı kullanan, versay sarayında kokuyu bastırmak için parfüm üzerine uzmanlaşan ki eau de toilette tabiri ki içindeki esans oranı 5% i aşmayan bir karışımdır aslen, ve tüy dikmek deyimi ki kuruyan dışkıları toplamak için kullanılan yöntemdir ve kraliyette bu def-i haceti giderdikten farklı renklerde tüyler vardır, klozetin ki aslında önceleri kovadır, onu kullanmaki için rahatlık sağlayan korse kısmı bir yana alt kımsı metal iskelete sahip tuvalet adı verilen elbiselere hiç girmek istemesem de bu yöntemin aslen tırnak arasındaki kirleri gizleme metodu olduğunu belirtmek gerek...*

yoksa siz hala hayvan mı yiyorsunuz

et tüketmek ki imkanım olduğu kadar tüketmekten geri durmam ve de tek oturuşta bir kaç kilo eti yiyebilen bir insan olsam da* hz ali(ra) sözü üzerine içini hayvan mezarlığına çevirmek istemeyen ve bu göre davranan biri olsam da ve dahi bir zamanlar vegan beslenme için manyakça çaba harcasam da insanı güzel davranışlardan soğutan bir cümledir... evet, et yiyen insanlar olarak bizimle karşılaştığınız lütfen edepli olun çünkü bedenimizde hayvan mezarlığını taşıyoruz... bu açıklama yeterli mi?
1 /