1. toplam entry 113
  2. takipçi 3
  3. takip edilen 4
  4. puan 1074
  5. statü
  6. rütbe yazar
  7. kayıt tarihi 4 ay önce

dünyaitiraf.com

Kaç zamandır sözlüğü açmamışım. Farketmedim bile. Az evvel aklıma geldi, bir bakayım dedim. Baktım. Sadece baktım. Boş boş baktım. Benden olmuyor demiştim. Sorun sende değil bende sözlük...

Son dönemlerimi önüne gelene atar yapan, aksi ve lanet dişi ricky gervais olarak geçirdiğim için bunları sırf boş yapmak adına itiraf başlığına yazıp öyle gitmek istedim. İtiraf başlığında kendini sağaltanlara, hiç derdi kalmamışçasına bilenen herkes bana da bilensin diye. Arkamdan bi kaç kinayeli entry filan girip, günlük stresini boşaltsın rahatlasın diye. Yine de yazarken beni güldüren bir kaç yazara nacizane teşekkür etmek isterim. Ayrıca bilgilerinden nasiplendiğim yazarlara sonsuz saygı ve şükran. İtiraf etmek gerekirse, bir kaç yazarı gerçekten tanıyıp, oturup kahve içmek isterdim. Ve bazılarını tokatlamak keyifli olabilirdi. Ya sen neden her şeye muhalefetsin canım, bu neyin nefreti, şlak...
bunları söylemek anlamsız bir şekilde rahatlattı. Çünkü yazarken hiçbir zaman tam anlamıyla rahat hissedememiştim. Burada sorun bende değil...
Kendim olmaktan çekindiğim başka sınırlara ve ortamlara ihtiyacım yok. Başaranlara bolca saygı duyuyorum. Hoşça yazın efendim. Bilgilenin ve bilgilendirin. Ve kendiniz olun, yazın ve rahatlayın. Okuyun. Acıdan kaçmayın. Kırılmaktan korkmayın. Sevgiye emek verin. Gülmekten vazgeçmeyin. Hareket edin. Bağ kurun. Dokunun. Taşa, toprağa, insana. Ve...
Asalak bir sarmaşık olmayın sakın. Varsın boyunuz olmasın bir söğütünki kadar. Yapraklarınız bulutlara erişmezse bir zararınız mı var?

Son olarak, bir saksı değilsiniz siz. Şahsiyetiniz var. Öte yandan bir saksı olamasanız bile, en azından bir sebze olun. Malum enginarın bile bir kalbi vardır. Sevgiler | Regina.

kripto para zengini

hala bildiği tek coin süper mario'da kafa atıp kazandıkları olan şahsımın, böyle giderse "önemli olan gönül zenginliği" tiridine, pardon tiradına başlamasına sebep olacak küçük halk zenginleri.

ya bu işlerin bir online eğitimi filan yok mu? je m'appele Regina, et je ne vous comprends pas. (süper mario coin sesi)

poşetin üstüne sağlam meyveleri poşetin altına da çürük meyveleri koyup satış yapan pazarcı

oooo einstein'cım sen de mi buradaydın?
noldu, zengin oldun mu spotla ışıl ışıl parlattığın pörsük mandalina satışlarından. çözüm olarak bucak bucak tezgahın yerini mi değiştiriyorsun yoksa bir anda beliren " geçen hafta arkadan kötü meyve vermişsin, yazıklar olsun pü sana" teyzesine
"abla o başka tezgahtı. bizde yamuk olmaz" ayarı mı vermeye kalkıyorsun? bak o kenarda şüpheli gözlerle sizi izleyen domates hüpürdetici biri var. o denemeden almayan bir garantici. yavaşça uzaklaşıyor...

"yav abla" diye cümleye başlayıp ayar vermeye kalktığın o teyzelerden biri annem olur sevgili einstein. kafaya seni kazıdı. ayrıca yaklaşık 18 sene patatesi aynı tezgahtan aldı. al şimdi bu ayvaları. afiyet olsun.

ikarus sendromu

Kabullenişin değil arayışın, keşfin, tutkunun sembolikleşmiş hali ikarus. Atalarımızın “ bir musibet bin nasihatten yeğdir “ sözünün sureti ikarus. Tanrısallaşmaya muktedir olmayan insanoğluna bir tanrı modeli ile düşüşü ve dibi boylamayı hatırlatan ikarus.
Bu konudan biraz bahsetmiştim.
#7011660

Günümüzde ifade ettiği sendrom, hikayedeki ilk anlamıyla kullanılmış. Hızın hazzına kapılan tutkunların, düşüşüne ithafen. Genellikle motorcular, pilotlar, yarışçılar, ekstrem sporcular için kullanılıyor.

Babam da daidalos gibi “hız afettir evlat” derdi fakat ikarusuz dediysek boşuna demedik. Dinledik mi? Dinlemedik.

(bkz: Snowboard yaparken çömleği kırmak)

Komiktir. Düşerken kemiğin sesini duyunca film şeridinin arasında ikarusu da gördüm. O esnada Kafamın içinde kibariye’den “annem” çalıyordu. Kulaklıkta led zeppelin.


40. İstanbul Film Festivali

Başta Festival filmi sevenlere, sonra izleyecek film mi kaldıcılara, bu yasaklarda hep birbirimizi yer olduk bunaldım artıkçılara hatırlatma!
Nisan - mayıs ayı boyunca devam edecek etkinlik. Bu sene malum sebeplerle, filmler online hizmete sunuldu. Tabi sevdiğimiz kült salonlarda izlemenin, çıktıktan sonra film hakkında düşünüp konuşarak, çay kahve içmenin tadı bir başkaydı. Öte yandan geçmiş senelerde salon salon gezmek, zaman ayırmak ve lale kart sahipleri yüzünden bilet bulmak meseleleri yüzünden birkaç filmi ancak yakalayabiliyorken, şimdi sıcacık yatakta ayakları uzatıp istenilen vakitte izleyebilmek bir güzel gelmedi değil. Hımbıllaştık..
İlgililerin filmlere bakmasını öneririm, beni heyecanlandıran birkaç afiş var, başladım izlemeye. Filmleri bitirince bir edit yapmak niyetindeyim.

en iyi laptop markası

Aslında kullanım amacına göre cevap değişebilir bence. Fiyat / beklenti değerlendirilmesi yapılabilir. Nasıl bir performans bekleniyor? Ne sıklıkla kullanılıyor? Daha düşük performanslarla işinizi görebilecekseniz, sizin için “en iyi” Nispeten cep yakmayan olmaz mı? Adım adım seçilmeli bence teknolojik ürünler.
Yılların msi kullanıcısı olarak memnunum. Öte yandan monster’ı da epeydir merak ediyorum. İkisini de kullanmadan en iyi iddiasında bulunamamakla birlikte, konuya hakim yazarlar var ise bir versus başlığı açılabilir sanki. Nasipleniriz.

İlişkilerde kısmet açan turnusol kağıdı olmak

Geçenlerde muhtelif arkadaşlarla görüntülü konferans yapıyoruz, konu bir yerde tabi ki “ o da mı nişanlanmış” başlığına geldi.
(bkz: İnsanların çılgınca nişanlanması)
Biri dedi ki “ kimle görüşsem benden sonra evleniyor, bende mi ya sıkıntı demeye başladım.” Ho ho ho yok canım nasip değilmiş diye gülüşürken suratıma bir anda kim jong-un ciddiyeti geliyor. Filmi geriye bir sarıyorum, asıl benim tüm ilişkilerim benden hemen sonra evlenmiş. E senelerce milletin evlilik haberlerini alınca
“o biriyle görüşüyordu onunla mı evlendi?”
“Yok başkasıyla” daki biri benmişim.
(bkz: kimmiş bu kısmet açan? Aa benmişim.)
Oturdum (yanıma doğru tabi, malum kemik kırık) aldım külahı önüme, düşünmeye başladım. Milletin canını mı çıkarıyorum da benden sonraki ihtimaller daha makul görünüyor özeleştirisi ve demek ki yeterli etkiyi bırakamamışım egosu ve iyi de evlilik düşünemeyen bendim, güzelce ayrıldık aydınlanması ile kapanışı before sunrise dan pinball sahnesi ile yapıyorum.

You know what the worst thing about
someone breaking up with you is? Remembering how little you really thought about the people you broke up with and realizing that’s how little they’re thinking about you. You like to think you are both in so much pain, but really they’re just relieved you’re gone




Velhasıl. Nasip. Şimdi şey düşünüyorum. Mahlasımı kısmet açan turnusol diye değiştirebiliyor muyum?

Tencerenin deviremeyeceği hükümet yoktur

Bir süleyman demirel sözü. Öte yandan başlığı görünce, zihnimde oluşan imgenin, Demirel’den önce 1789 da versailles’a yürüyen kadınlar oluşu düşündürdü. Devrimin fitilini ateşleyenin, horlanan, açlıkla ve yurttaş söylemlerinin aksine kimliksizliğiyle mücadele eden kadınların ellerinde boş tencerelerle çoğalarak saraya yürüyüşü olduğu yazılır.
“Tenceresi boş olan kadının deviremeyeceği hükümet yoktur” diye kendi önermemi yazıp, başlığı iyice bulandırsam mı?
Hayır hayır. Şimdi yazacaklar feminikti bilmem ne.

1 /