1. toplam entry 386
  2. takipçi 1
  3. takip edilen 0
  4. puan 1484
  5. statü
  6. rütbe yazar
  7. kayıt tarihi 3 yıl önce

kişinin kendisinden borç para isteneceğini anladığı o an

Birkaç kez başıma gelen durumdur ve arkadaşlarımın içinde bulunduğu bu nahoş durumun sürmesini engellemek adına kendim teklif ettim ve sağ olsunlar onlar da başka arkadaşlarına bu şekilde yardımcı oluyorlar. Kimin maddi anlamda sizi sömürmeye çalışıp çalışmadığını hal ve hareketlerinde ya da benzer olaylarından anlamak çok da zor değil. Gerçekten yardıma ihtiyacı olduğunu görüp yardım etmemek de bir tercih ama ne kadar insani o ayrı.

dost

“Üç çeşit dost vardır: bir dost vardır ki gıda gibidir, sen onu her gün ararsın. Biri de vardır Ki ilaç gibidir, gerektiğinde ararsın. Ama öyle dostlar da vardır ki hastalık gibidir, o seni arar bulur.”*

menfaat bitince muhabbetin de bitmesi

Sonuç odaklı insanın kurduğu muhabbet menfaat amaçlıdır. Bundan daha doğal ne olabilir ki? Sonuçta belirli bir gayemiz var her muhabbet için. Evlilik amacıyla başlattığınız bir muhabbet de sadece adres sormak amacıyla başlattığınız bir muhabbet de menfaatleriniz sonucunda son bulur. Menfaat sadece çıkar demek de değildir.

bu benim başıma niye geldi sorunsalı

Çoğunlukla yaşanılan ya da karşılaşılan kötü olaylardan sonra dile getirdiğimiz bir düşünce. “Neden ben ve ben bunu mu hak ettim?” vb. serzenişlerle yaşadığımız olumsuzluğu kabul edememe durumudur. Halbuki yaşadığımız iyi şeylerde nadiren kullanırız bu cümleyi. Hayatımızda bizim eylemlerimizle ya da eylemlerimizden bağımsız güzel şeyler de olmuyor değil ama ben bu güzel şeyi “hak ettim mi?” sorusunu göz ardı ediyoruz çünkü muhakkak iyi ise biz hak etmişizdir. Kötü ise...

bunca gerçeği nasıl göremediğine şaşırmak

Günlük hayatta olduğu kadar sosyal medyada da karşılaştığımız şaşırma eylemi. En bilgilisinden en bilgisizine, en trollünden en kinayecisine binlerce kişi kendi düşüncesinden ya da siyasi görüşünden farklı bir argüman öne sürüldüğünde savunma girişimi olarak “Bunca gerçeği nasıl göremiyorsunuz?” şaşkınlığını sergilemekte. Her yere ve her şeye uygulanabilir bir hal aldı. Halbuki hakikati bir kenara bırakırsak bunca kurgulanmış gerçeği -her gerçek kurgu içerir- görmeyenin biz mi olduğunu yoksa karşı taraf mı olduğunu anlamanın açık bir yolu yok. Gerçeğin farklılık gösterdiğini ve zamanla da değiştiği anlamak mı zor, hayata aktarmak mı?

abdal ata binince bey oldum sanır şalgam aşa girince yağ oldum sanır

geçmişten beri vicdanlarımızı sızlatan durumu özetleyen atasözümüz. Liyakat sahibi olmayan kişilerin adam yokluğunda ya da başka koşullarda makam, mevki sahibi olmayaları. İşin en kötü tarafı bu makamlara, mevkilere kendilerini layık görmeleri Ve kendi hakkıyla bu pozisyonlara gelmekten dem vurmalarıdır. İşin ehli insanlar da kendi köşelerinde hayata küskün küskün otururlar.

kendine yabancılaşma

İnsanın Bazen aynada gördüğüne bazen düşüncelerine ya da ismine yabancılaşmasıdır. Böylece kendinizi aidiyetsiz bir hissin içinde bulursunuz tıpkı Edip Cansever’in mısralarında geçtiği gibi
“Ben, yani Yakup, her türlü çağrılmanın olağan şekli
Daha hiç çağrılmadım
Biri olsun ‘Yakup!’ Diye seslenmedi hiç
Yakup!
Diye seslenmedi ki, dönüp arkama bakayım.”
...
“Ben, yani Yusuf, Yusuf mu dedim? Hayır, Yakup
Bazen karıştırıyorum.”
1 /