1. toplam entry 29936
  2. takipçi 24
  3. takip edilen 24
  4. puan 160607
  5. statü
  6. rütbe yazar
  7. kayıt tarihi 11 yıl önce

acıgöl

bir diğer acıgöl'ümüz de, konya'nın karapınar ilçesindedir. denizli'deki tektonik/karstik iken, konya'daki volkanik maar gölüdür. denizli'deki acıgöl'den böyle bir farklılığı olmakla birlikte, kaderleri benzerdir. gölde ciddi kuraklık sorunu söz konusudur. gölün su seviyesi günden güne azalıp, yüzeyi daralırken, gölün etrafında derin çatlaklar oluşmaktadır. sularını kaybetmeden önce, türkiye'nin en derin gölü olan bu cennet köşesi, dünyada da üçüncüymüş bu özelliği ile... kontrolsüz tarım dolayısıyla, yer altı sularının çekiliyor olması, hemen yanı başındaki meke gölü'nün tamamen kurumasına neden olmuştu. bakalım, aynı dertten muzdarip, acıgöl'ün akıbeti ne olacak?

bu arada gölün adı, içindeki magnezyum sülfattan ötürü acı olmasından, daha doğrusu tuzlu olmasından geliyor.

acıgöl

vascodagama'nın bahsetmiş olduğu, "hem burdur ili sınırları içinde hem de afyon-denizli illeri sınırında" olan acıgöl, kuraklık tehlikesi ile karşı karşıyadır. hem tutmakta olduğu sular, hem de yüzey alanı olarak çok ciddi kayıplar vermiş ve vermektedir. gerekli önlemler alınmazsa, meke gölü'nün akıbetiyle yüzleşmesi sadece bir zaman meselesidir.

thomas tuchel

bir önce yazdığımızı silmeyek de, haddimizi bilek. şu an oynanmakta olan yarı final maçında, real madrid'e kaleyi göstermeden maç tamamlıyor takımı. fena rezil ettiler real'i. takımını finale taşıdı. demek ki sorun kendisinde değil, eline gösterişli değil karakterli takım verilmemesindeymiş. helal.

yılmaz vural

hakkında iki üç satır olumlu, güzel haber, yazı çıktığı anda, cıvıtmaktadır maalesef. bu cıvıtmayı da, güzel yazılar akabinde gelen ilk olumsuz sonuçta yapmaktadır.

hep avrupa'dan lisans almakla övünür, ama davranış ve söylemleri, avrupalı profesyonelliğinden çok uzaktır. oyuncularla ilişkisini bir türlü, olması gerektiği şekilde, profesyonel sınırlar içinde sürdürememektedir. tokat atar, oyundan çıkarken kıçına tekme atar, idmanda kavga eder, maç sonu açıklamasında, taraftarın, medyanın önüne atar. bir hoca oyuncuları ile, istediği kadar baba-oğul ilişkisi kursun, bu sınırsız bir ilişki seviyesi anlamına gelmez. kaldı ki, geçmişinizde bir ferguson yatmıyorsa, oyuncuların çok da üzerinde konumlayamazsanız kendinizi...

mustafa sapmaz

trtspor sayesinde tanıdığım, en iyi havanda su döven yorumcu. yorumları, yorar. fenerbahçelidir, ama fatih terim'e atar yapmaz.

az önce, bir soruya sergen yalçın'ın avrupada hocalık yapma amacı yok demiştir mesela. oysa bundan bir kaç ay önce, bir röportajda sergen yalçın bizatihi kendisi, futbolculuğundaki hatalarından dem vurarak, avrupa'da takım çalıştırma amacı olduğunu söylemişti. ama başarılı olur da avrupa'ya gider, ama gitmez. adam böyle bir amacı olduğunu söylemiş. şimdi, sen yorumculuk yapıyorsun, ama sergen'in bu beyanından haberin yok. o zaman yapma bu işi. bilgi sahibi değilseniz, bu işi yapmayın. dünyanın en boş, en beleş işini yapıyorsunuz, bir zahmet, spor medyasını takip edin.

cem dizdar

az önce, maç sonu röportajında başarısının gerekçesi olan hocasının kendine öz güven aşıladığını, özgürlük tanıdığını söyleyen futbolcu için, "ne öz güveni, ne özgürlüğü, seni hiç mi sevmediler?" gibi saçma sapan bir yorum yaptı.

peki cem abi, sen neden böyle sürekli gerginsin, yeni doğmuş bebek sevecek olsan boğacakmışsın gibi tavırlar içindesin? neden sürekli herkese bağırıyorsun? neden öfkeli bir dil olmadan kendini anlatamıyorsun? senin ifadenle, "çocukken hiç mi sevilmedin, hiç mi sevmediler seni?"

izleyen de, kafa beyin koymaz.

son günlerin popüler akımı ile bitireyim: negatif insanları hayatınızdan çıkarın.

4 mayıs 2021 anadolu efes real madrid maçı

anadolu efes'in, eze eze kazandığı 2 maçla, madrid'e gidip, 2-2 ile rezil olarak döndüğü serinin son maçı. anadolu efes, kaybettiği 3. ve 4. maçlardan daha da kötü oynamasına rağmen, bu sefer o maçlardakinin aksine, maçın sonunu iyi oynayarak 88-83 kazanmıştır. 3. ve 4. maçlarda, dört numaradan alınamayan hücum katkısı, bu sefer maçın da adamı olan chris singleton'dan gelmiştir. singleton, efes'i büyük bir utançtan kurtarmıştır diyebiliriz. 26 sayı, 8 ribaunt, 1 blok gibi hücumda, savunmada domine edici bir performans göstermiştir.

singleton dışında akılda kalanlar ise, "aha maç gitti" dediğimiz, efes'in hücumda sıkıştığı anda, bitime 1 dakika kala, simon'un çok uzun mesafeden el üzeri attığı üçlük, beabouis'in seri boyunca iyi olan oyununun bu maça da yansıması... larkin ise 3. ve 4. maçlardakinden daha da kötü oynamayı başarırken, yine de maçın kaderinin belirlendiği anlarda iki üçlük sokmayı başardı. micic, 5. maç psikolojisi ve 3. ve 4. maçlardaki gibi efes'in tepe oyunlarına yardıma gelen garuba karşısındaki etkisizliği ile vasatın altında kaldı. serinin kötü ismi moerman süre bile almazken, sahada olduğu sürede dunston ve sertaç savunmada iyi işler çıkardı.

efes, bu maçtaki gibi ribauntlarda ezilirse(bir ara efes'in 8 ribauntu varken, madrid'in 6 hücum ribauntu vardı), f4'te pek varlık gösteremez, cska karşısında.

2 mayıs 2021 gençlerbirliği galatasaray maçı

candellas'a yapılan, tartışmalı kırmızı kartlık bir faul ve oyuncunun maçı terk etmek durumunda kalması ile, seyirci açısından nihayete ermiş maç. iyi de olmuştur, çünkü daha ilk dakikasından neticesi belli olmuştu. izleyip de boşa zaman harcamadık.

yanlış anlaşılmasın. gençlerbirliği maçı hakkıyla kaybetti. şu maç sabaha kadar oynansa, galatasaray 8 kişi kalıp, gençlerbirliği 12 kişiyle de oynasa, gençlerbirliği gol pozisyonuna giremezdi. kazanamazdı demiyorum, pozisyona giremezdi. çünkü bu maça yönelik olarak, hiçbir çalışma yapmamışlar gibi çıktılar sahaya. bakmayın hocalarının maç sonundaki boş konuşmalarına. sezon başından bu yana, kaç hoca değiştirdiler bilmiyorum. ama izlediğim her maçta yaptıkları şey aynı. bir şekilde savunmadayken topu kapıp, candellas'ı topun peşinden koşturmak. candellas da, kaleye yaklaşabilirse abuk sabuk bir şut çeker ya da yüzdesi düşük bir orta yapar, arka direkte bekleyen stancu'ya. candellas yorulunca, aynı şeyi sio ile yapar... sezon boyu bunu denediler. bugün de... o yüzden iyi oldu diyorum. keşke galatasaray 6-7 atsaydı da, kalan üç haftaya iyice moralsiz girselerdi. kimse gençlerbirliği'nin gs'yi yenmesini beklemiyor. ama mücadelenizi koymalısınız, çünkü seyirci denen bir şey var. koymuyorsan, daha ne işin var bu ligde. küme hattındasın, heyyyy. mesela diğer tarafta denizlispor var. adamlar son 10 haftada kaçırdıkları akıl almaz gollerin bir kısmını atmış ve yenmeyecek aptal gollerin yarısını yememiş olsalar, küme hattının üzerinde olacaklardı. yani o tarafta en azından bir çaba var. spora ve izleyiciye saygı var.(bugünkü rize maçına kadar. onlar da kabullenmiş belli)

son olarak, yavaş tempoda olsa da, güvenli bir oyunla, rahat bir şekilde kazandı galatasaray. seyir zevki düşük olsa da, şu futbolu bile, terim'in cezalı olduğu süreçte, sahaya yansıtmış olsalardı, bugün 6 puan geri olmazlardı.

her şerde hayır var. belki o süreç neticesinde, halil ve kerem gibi iki iyi oyuncu kendini gösterdi. gelecekte takımın nüvesini oluşturan parçalardan olma ihtimalleri yüksek.

anadolu efes

thy avrolig çeyrek finalinde, real madrid'i rezil ederek, 2-0 öne geçmiş; akabinde misliyle rezil olarak 14 ve 16 sayı farkla önde götürdüğü iki maçı kaybetmiştir. seri 2-2 ve sezon başındaki rezil oyundan, aklımda oluşan acaba, artık normalleşti. efes'in bu seride elenmesi artık beni şaşırtmaz. hatta 2-0'dan tur veren ilk takım olarak tarihe bile geçebilir. kaldı ki, turu 3-2 geçse bile artık, o son 15 maçında yarattığı korkutucu imaj yok oldu. "efes gelmesin de, kim gelsin" diyen rakipler, artık efes'ten korkmuyor. bir adamı dövmenin ilk şartı, kavganın başında o adamda, "bu adam beni döver" imajı yaratmanızdan geçer. efes artık bunu kaybetti.

real karşısında turu geçebilecekse bile, 25-30 sayı bandında bir fark atmalı ki, yeniden rakipleri üzerinde az da olsa bir tedirginlik yaratsın.

bunun dışında, ergin ataman larkin'i kızdırmayayım diye, adam berbatken bile son dakikaları onunla oynuyor. real serisinin kaybedilen son iki maçında, maçı sürükleyen isimler olan beaubois ve simon, larkin sevdasından ötürü kenarda unutuldu ve maçlar gitti. 3. maçın kahramanı micic, sırtında taşıdığı takımın, larkin'in aptallığı yüzünden maçı kaybetmesinin psikolojisini 4. maçta gösterdi. oynamak bile istemedi.

bakalım seri ne olacak. efes nasıl bir ilke imza atacak?
1 /