@saidnaci

deliler ile veliler arasındaki ince çizginin deliler tarafındayım.

  1. toplam entry 9439
  2. takipçi 31
  3. takip edilen 17
  4. puan 38743
  5. statü
  6. rütbe yazar
  7. kayıt tarihi 11 yıl önce

mahmut ustaosmanoğlu

hakkında hem çok olumlu hem de çok olumsuz yazılarla karşılaştığımız zat... hem karşıtlarını hem de taraftarlarını uçlara sürüklemiş vefatı ile, gerçekten şaşırtıcı...

benim şahsi kanaatim her "kul" gibi günahsız olamayacağı, kendisi de dahil kimsenin putlaştırılmaması gerekeceği, peygamberin dahi fani olduğu dünyada Mumit olan Allah'ın emrine mazhar olmuş insan olduğu yönündedir.

bir yazıda kendisinin beyanı olan ve çokça tartışılan sözleri toparlamışlar, bazılarına şiddetle karşı çıkmış olsam da neticede birer fikir ve beyandırlar, konuşulmasında sakınca görmemekteyim.

Bu vesileyle, bu inancın karşıt fikirlerine de eşit derecede söz hakkı tanınması temennilerimi de iletmiş olayım.

inna lillahi ve inna ileyhi raciun

1- Ben kadınların dükkân açmasını asla helal görmüyorum.
2- Kadından memur olmaz. Kadınlar mektebe gitmez. Duymadık demeyin
3- Kadın sokakta gezecek bir şey değildir, erkeğe gözükecek bir şey değildir.
4-Kadın en dayanılmaz şeydir, onu görmeyeceksin.
5- Dana kadar kızları veriyorsunuz liseye, aklınız mı gitti, yoksa ruhunuz mu gitti. Diplomayı al gel de namusun ne olursa olsun.
6- Alışveriş, hemşirelik, subaylık karı işi değildir
7- Bu karıları kendi başına bırakırsan, uçurumdan aşağıya her gün uçarlar.
8- Ruhul furkan Tefsirini yazmayı bize Resulullah emretti.
9- Yarın ahirette kabirden çıkan bir adamı azap melekleri yakalasa, azaba götürülerken yakapaça, "Ben nakşibendi tarikatının halidi kolundanım" dese bırakırlar.
10- Sünnilik dininin hanefilik mezhebi cennetliktir.
11- İşlerinizde ne yapacağınızı şaşırdığınızda kabir ehlinden yardım isteyiniz.
12-Şeyhin şeklini hayal etmek, düşünmek, Hakkın zikrinden daha faziletlidir. (Şeyhini gozünün önüne getirmek için namaz kılarken resmini onüne koyanlar var)
13-Bir mürid mürşidi için "niye emrediyor, niçin yasaklıyor" derse mürid olamaz. Çünkü inat ediyor, inatla bu iş olmaz.
14-Eğer sen, bir şeyhe bağlanmadan bin sene kendi başına Allah’a kavuşmak için inleyip dursan, böylece O Mevla Tealayı bulman mümkün değildir.
15-Ashabı kehf'in köpeği Allah dostlarının yanından ayrılmadı biz de ayrılmayalım. (Kendisi Allah dostu müritleri de köpek!)
16-Bana emir verildi, kızını üniversiteye göndereni tarikattan at. Üniversite akrep yuvasıdır.
17-Eve televizyon girdiği vakit iman camdan çıkar. Bu sistemin okullarında kız talebe okutanların imanı tehlikeye girer.
18-Zina ve livatadan daha kötüsü sakalını traş etmektir.
19-Kadınların şerefi gizli kalmalarında ve erkeklerle görüşmemelerindedir. Kadın çalışacak diye tutturmuş, sonra aç kalırlarmış.
20-Çarşafı olmayan bir kadın, çatısı olmayan harap bir eve benzer.

üzerinde kürdistan yazan şapkaları yakmak

olaydan yola çıkarak ve olaydan bağımsız olarak, ülkece judge dredd dünyasına dönüştüğümüzü gösteren örneklerden sadece biri.

artık tek başına suçu tanımlayan, tahlil eden, suça karar veren, yargılayan ve cezasını verip, infaz eden insanlar dolanıyor ortalıkta. kamuda hangi görevlinin yetki ve sorumluluk alanının nerede başlayıp, nerede bittiği belli değil. elbette, mevzuat açısından belli, ama uygulamada öyle değil.

bu örnekte bir belediye başkanı, tamamen keyfi bir şekilde, bir imalathaneyi basıyor, üretimi durduruyor, üretilen malları da ""suç unsuru" olarak, yine kendi başına verdiği bir kararla yakarak imha ediyor. ha burada kendi başına olmasa, mesela bir üst mercinin onayı ile bunu yapsa bile, bu kanunlara göre suç. çünkü belediye başkanlarının böyle bir görevi yok. suçu -ki burada suç var mı, yok mu, kendisi karar vermiş, yani suç denemez- tespit edip, yerinde yargılayıp, yine yerinde infazını gerçekleştiriyor. demek ki, hukuk devleti olarak, demokratik hukuk devleti olmaktan çıkıp, judge dredd hukuk devletine geçildi. keşke haberimiz olsaydı.

yakın gelecekte, bu gibi işleri kamu gücü ardına sığınarak yapan yetkisizlerin yerini, ardında kamu gücü de olmayan, sokaktaki adamın da yapabileceği öngörülebilir. aslında biz zaten bu örnekleri görüyoruz. mesela, gece ses yaptığı bahanesiyle, sokağa inip, elindeki odunla insanlara saldırıp kafasını dağıtanlar buna örnek. adam, sıradan vatandaş olmakla birlikte, "gürültü yapılması suçu"nu kendi başına tespit ediyor. suçluyu yine bizzat kendisini tahlil ediyor. suçlu olduğuna hükmedip, bizzat cezasını veriyor. cezanın akabinde, infazı da gerçekleştiriyor.

bu iki örneğe baktığımızda, soruşturma-yargılama-ceza verme süreci bağlamında, belediye başkanı da, sıradan vatandaş da, yetkiyi kanundan almıyor. verdikleri cezalar da, "kitap"ta yazmıyor.

elin gavurunun, ancak çizgi romanlarda ve sinemada akıl ettiği şeyi, biz ülkece yaşıyoruz. ondan sonra, yok "türkiye'de bilimkurgu neden tutmuyor?" yahu yaşadığımız şeyi, okuyup, izlemeye gerek mi var?

ashab-ı kehf

2000'li yılların başında bizde vcd'si vardı. Keyifle izledik. Gerçekten son derece başarılı bir yapım. Ashabı kehf Kuran'da kısaca anlatılır ve o yüzden hakkında az şey bilinir. Film çekilirken bu duruma uygun olarak gereksiz ayrıntıya, uydurmalara yer verilmemiş. Yani Kuran'ın dışına pek çıkılmamış.

fetö

Anlaşılıyor ki fetöcülük mevzusundan sadece fetöcüler değil herkes mağdur.

Hadi fetöcülerin durumu belli, her halden mağduriyet devşirmek başlarındaki sümüklünün şiarında var. 45 yıllık menşei olan ve 12 Eylül, 28 şubat dahil türlü cenderelerden Müslümanlardan kimseye nasip olmayan bir kayırmayla sıyrılarak hücreleşen bir yapıya değnekçilik yapmak ithamını sadece bir partiye, bir teşkilata yüklemek de zalimlik olur, eyvallah.

Lakin sorulması gereken soru şudur:
yerli ve millilikten dem vuran hakkaniyetli kardeşlerimiz niye fetöcülerin mağduriyetlerine kananlardan dolayı savunma pozisyonu alıyorlar ?

Cemaat olarak zikredildikleri dönemde bunlardaki kibri, altın nesil zırvalıklarını, memleketi biz yönetiyoruz havalarını görüp "ikaz edenleri, soru soranları" susturanlar, görmezden gelenler bugün çıkıp aynı diyalektikle eleştirilerini bir siyasi iradeye ya da şahsa yònelten bu insanları nasıl fetöcülükle itham edebilme vebaline girebiliyorlar ? Nasıl bu kadar yüzsüzleşebiliyorlar ?

Düne kadar yol arkadaşlığı yaptığın, atamalarına göz yumduğun bir yapılanmanın adının anıldığı yerde utançtan konuşamamak, 15 temmuz denildiğinde -o gece ki şehitleri, gazileri tenzih ederek- asker kılığında ordumuza yerleşmiş yerleştirilmiş "göz yumulmuş" kansızların yaptıklarında, yaşananlarda acaba benim de vebalim var mı diye hicap duyup bu günü yeni nesillere ibret alınası bir gün olarak anlatmak daha ahlaki, vicdani, İslami bir duruş değil midir ?

Dersler çıkarmak yerine aksine fetöcülük öyle işlevsel bir hale getirilerek üzerinden rant alanı oluşturuldu ki sözlük köşelerinde memleket kurtaranlar, çocukları, kardeşleri, evine girip çıktıkları, yarın siyasi erk el değiştirdiğinde yeni rant alanları oluşturmak için müstakbel fetölerin hangi listelerine hangi kriterlerden girdiğini bilmeden seçilime maruz kalacaklar ?

Her şeyi herkesi fetöcülükle suçlayıp günü kurtaran aklı selim, İktidar olacağı anı intikam günü bekler gibi bekleyenlerin değirmenine taşıdığı suyun farkında olmadan neyin mağduriyetinden bahsediyor akıl alır gibi değil.

İçini boşaltıp ali menfaatleriniz için doldurduğunuz her kavram, her söylem ileride kendinize doğrultulmuş birer silaha dönüştüğünde de mağdur olma kabiliyetine sahip olacaksınız, zira kadere fetva vererek o kadar çok can yaktınız, o kadar kalbi kırdınız ki mağdur olmaktan başka bir meziyetiniz kalmadı.

Ne var ki toptancı zihniyetiniz yüzünden günün sonunda gerçekten mağdur olacak bu vatandan başka yurdu, istikameti olmayan sade vatandaş, sade Müslümanın vebali de sizlerin omuzlarında olacak.

tülay gökçimen

Yönetmen, yazar, belgesel yapımcısı. Kendini mültecilerin sorunlarına, ümmetin derdine adamış yüreği güzel kıymetli bir müslümandır. Birçok belgeseli var izlemenizi tavsiye ediyorum. Lakin şu videoda kendisinin derdindeki samimiyetini anlayabilirsiniz. ilham veren hikayeler adlı çalışmada kendisine de bir bölüm ayrılmış ve her dakikasında nefsimizi hesaba çekmemize vesile olmuştur.

İlgili videoda canımı yakan bir cümlesi vardır: “bir çocuğun hayali battaniye olmamalıydı..”

">git

hande yener'in michael jackson'a benzemesi

madem güzel bir kadın değilim bari marjinal olayım çabalarının sadece bir örneği. bir ara da madonna hayranlığı vardı, elektro müziğe merak salmıştı, kendini deli gibi yapmıştı, pop söylediği günlere lanet etti ama eşcinsellerden ve benden başka dinleyen çıkmayınca popa geri döndü. tutmuyor bacım bu topraklarda bu tipler. kabullen artık.

into the wild

Bir nesli dağ ova yollarında heba etmiş kitap ve aynı isimdeki film. Bir sürü genç bu kitabı okuyup decathlon'â koştu. Sanki bana hepsi dağcı gibi vurdular kendilerini yollara. Doğaya tapmaya başladılar falan. Sonra kaybolan mı dersin, kafasını, kolunu kıran mı dersin. Sonuç ne mi decathlon zengin oldu.

Dünyanın en sığ insanı gibi yorum yaptım da benim derdim kitapla ya da filmle değil bizim özenti gençlikle. Doğa muhteşem olduğu kadar da tehlikelidir. Çok iyi eğitim almadan, tedarigini yapmadan doğaya çıkamazsın. Öyle bir kitap okudum hayatım değişti havasında olmaz o iş.
1 /