1. toplam entry 2736
  2. takipçi 6
  3. takip edilen 0
  4. puan 10847
  5. statü
  6. rütbe yazar
  7. kayıt tarihi 5 yıl önce

roman

edis şarkısı. son dönem pop şarkılar içinde güzel bir yerde benim için, tabi ediscimin de yeri başka bu durumda. bir insan nasıl böyle tatlı olabilir, anlayamıyorum bazen.* ayrıca çok çok klibindeki gibi güzel danslarını izleyemiyoruz ama olsun, şarkı güzel.

::klibi için buradan alalım">git

şarkı sözleri:

Gücümü sola verdim yorgunum
Her geceme seni koydu ne zor durum

Ah bebeğim tutamazsam elini zamansız
Her bir yaşta hevesim kalır derin yaram sır
İzlerini bulamazsam ölürüm inan bana
Sersefilim uzaktan sevilir mi bir asır?

Böyle bir vurgun olmaz
Ezber bozulsun artık
Buz dilinden dökülse
Sözden ucuz romandık

Dön böyle bir vurgun olmaz
Ezber bozulsun artık
Yaktığın da söner de
Kimseye tutuşmam artık

balat

balat güzeldir ama kalabalık misafirlerle doludur. vakit buldukça hafta sonu erken kalkıp kahvaltıdan sonra yürüyüşe gideriz. meşhur kırmızı binaya bakarız, gözlerimiz kamaşır güzelliğinden. ne bileyim fener rum patrikhanesi'ne gider, biraz bakınıp çıkarız. içindeki ürkütücü havayı soluruz, insanı tetikte tutar. sonra ara sokaklarında dolaşırız, gittiğimizde uğradığımız bir kafede çay içeriz. yukarıya doğru gidersek yavuz sultan selim camii'ne varırız, sessiz ve sakin kendi halinde takılır. içinde talebeler gezinir, havasını soluyup kendimize geliriz. bahçesinin bir köşesinden manzarayı izleriz, oldukça güzeldir. ya da sahile inerseniz demir kilise'ye varırsınız. fener rum patrikhanesi'ne göre ortamı daha dingindir, içinde ilahilerini çaldırıp durular ve her yerden altın rengi fışkırır, gözlerinizi yorar. oradan çıkıp sahilden sahilden yürüyerek taa eminönü'ne kadar varırsınız. he eğer sahilden değil de ara sokaklardan giderseniz yolda kafeler, antikacılar, hediyelik eşya dükkanları, müzik aleti dükkanları, vs görürsünüz. hatta bir yerde tarihi bir fırın vardır, oradan acıbadem kurabiyesi alıp tırtıklaya tırtıklaya yine eminönü'ne varırsınız. sokaklardan gitmenin iyi yanı, yolda yine eski osmanlı zamanlarından kalma küçük camiler veya yapılar görebilmeniz. o yüzden oralardan gitmenizi tavsiye ederim. tabi kalabalık gidin biraz, bazı sokakları çok tekin bir hava vermez.

velhasıl balat'a gidecekseniz sabah erken gidin, millet sokakları doldurmaya başlamadan siz dönüş yoluna koyulursunuz bile.

kadınların her zaman kendilerinden daha zengin erkeklerle evlenmek istemeleri

çünkü neden olmasın?

kadınlar genelde gücü sever ve para da bir güç çeşididir. bunda çok şaşılacak bir durum yok. bence erkekler düşünsün, eğer bu durum onu rahatsız etmiyorsa alan razı, veren razı durumu itibariyle bize laf söylemek düşmez. ama hoş değil, düşünsene birinin seninle neden evlenmek istediğini bilmiyorsun. paran için mi, sevgi için mi? sıkıntılı bir durum.

mehmed bir cihan fatihi

ufak kopukluklar ve yeni bir işin üstündeki hafif acemilik dışında sorun olmayan, severek izlediğim bir diziydi. abuk subuk dizilerdense bu tarz dizilerin sayısı arttırılacağına, beklenen izlenme oranını yakalayamadığı için yayından kaldırılıyor ya üzülüyorum. bir kere zaten dizilerin rayına oturması biraz zaman alır, bu ne aceleydi? neyse inşallah yine kaliteli bir mehmed dizisi yapılır da izleriz.

hasretinden prangalar eskittim

ahmed arif kitabı ve kitabından bir şiiri.

kitap neredeyse birbirinden güzel şiirlerle dolu. şiir seven biriyseniz hepsini ayrı ayrı seversiniz.

şiir içinse söylenecek kelimeler saçma ve gereksiz kalıyor. çünkü şiir çok güzel. tarif etmeye kelimeler yetmez, tarif etmeye kalksan sanki olmamış gibi gelir ve kendini kötü hissedersin.

çünkü "seni anlatabilmek seni.." bir anlatabilse zaten dünya bambaşka bir yer olacak, keşke anlatabilse.


"seni, anlatabilmek seni.
iyi çocuklara, kahramanlara.
seni anlatabilmek seni,
namussuza, halden bilmeze,
kahpe yalana."

hizmetçi

üzerinden sosyal çıkarımlar yapılabilecek bambaşka bir işçi kolu. yıllar yılı cinsel obje olarak görülmüş, porno sektöründe boy göstermiş, yetmemiş ülkemizde de algısı buraya kayacakken fakir halkta hizmetçi olmadığı için sadece zengin evlerinde kalmış işçi sınıfı. bunun bir benzeri de özel şoför gibi geliyor bana.*

yıllar yılı diziler, filmler, tv programları derken insanların algilariyla oynanmış ve bu kesim sanki her isteği yerine getirmesi gereken kişiler olarak kafalarimiza kazanmıştır. şimdi bile bazen denk geldiğim dizi ya da filmlerde evin erkeği hizmetçiye göz koymuş gibi bakıp durur ve sanki doğru olan buymuş gibi davranilir. ne bileyim bugün aklıma geldi de ekmeğinin peşinde koşan herkesi zan altında bırakma değil mi bu?

neden böyle bir konu aklıma geldi bunu da anlamadım. sanırım boş bir insanım.*
180 /