1. toplam entry 810
  2. takipçi 3
  3. takip edilen 7
  4. puan 3714
  5. statü
  6. rütbe yazar
  7. kayıt tarihi 4 yıl önce

sır

2013 den 2016 ya kadar zaman zaman aktif olarak , zaman zaman da ara sıra uğrayarak yazan , 2016' dan 2018' e kadar hiç uğramadığı dünya sözlüğe bir sabah aniden yeniden geri dönen ve ne yazık ki yeniden veda etmek zorunda kalan yazar.

2018 haziranda yeniden sözlüğe girmeye çalıştığımda balık hafızam o tan tik mahlasını otantik diye hatırlayınca sayfamı bulamadım. yeni isim daha iyi olur hem kimseyle konuşmadan daha özgürce yazarım diye düşünüp sır olarak aranıza katıldım. ama tabii burası dünya sözlük sizi bulurlar. öyle de oldu.

bazılarınızın malumu geçtiğimiz hafta moderatör ilan edildim. aynı hafta kötü bir tesadüf özel yaşamımda bir takım değişiklikler oldu ve değil moderatörlük gibi zorlu bir görevi layığıyla yerine getirmeyi yazarlığa bile vakit ayıramayacağımı fark ettim. üzülerek sözlüğe veda ediyorum. artı alıp eksi verdiğim, eksi verip artı aldığım, ''seni ben eksiledim'' diye mesaj attığım, ''eksilemeden emin olmak istedim burada ne demek istedin ? '' diye sorduğum, ''okurken gülmekten elimdeki çayı döktüm'' dediğim, niye bu kadar sert siziniz diyerek haddimi aştığım, sen onları boş ver yazmaya devam et dediğim, hep yaz daha çok yaz dediğim, kalbinin yorgunluğuna şiir yolladığım, bak buna artı yetmez diye alkışladığım, hasılı bir şekilde mesaj kutusunu aşındırdığım yada mesaj yazmayıp artı gönderdiğim , favoriye aldığım kimi zaman gülerek kimi zaman söylenerek eksilediğim bu sözlüğün varlık sebebi tüm yazarlara en içten duygularımla selam ederim. hep yazın daha çok yazın

elbette erol kaf' dan bir dize bırakmadan gitmeyeceğim.

dökülecek yaprağı kalmayınca
kendini kurutup döktü bir ağaç
orman dirilsin toprağa can gelsin diye.

içine atmak

dışına atamamaktır. iletişimden umut kesilen , anlatsam da ne olacak ki denilen zamanlarda görülebileceği gibi herkese iyi davranmak, kimseyi kırmamak gibi bir vazifemiz olduğunu zannettiğimizde de ortaya çıkar.

ruh sağlığı normal olan insan

hepimizin bir parça patoloji barındırdığına inananlardanım. düşününce travmalar ülkesinde yaşayan bizler için ruh sağlığı bütünlüğümüzü korumak gerçekten büyük çaba istiyor. şehir merkezlerinde patlayan bombalar, hergün gelen şehit haberleri, mülteci sorunu , sınır çizgisindeki savaş sıçradı sıçrayacak kaygısıyla geçen günler. ve son olarak ekonomik belirsizlikler. bütün bunlar hepimizin kaygılı, saldırgan ve güvensiz kimlikler oluşturmamız için yeterli aslında. ama bir de bunlara aile sisteminin bozulması, sosyal ilişki ağlarının zayıflayıp sosyal medya tutkunluğumuzun artması, adalete duyduğumuz inancın azalıp herkesin kendi mahkemesini kurmasını ekleyince işler daha da zorlaşıyor. bu anlarda imdada yetişen sözlerden biri ise kemal sayar' a ait " her sabah bir çiçeği aklında tut. bir gülümsemeyi gezdir ruhunda . çünkü dünya hala kötülere bırakılmayacak kadar güzel "

alkol koması

aşırı alkol kullanımı sonucu bilinç yitimi ve solunum durmasıyla ölüme kadar gidebilecek tıbbi müdahale gerektirecek durum. düzenli olarak alkol tüketen kişilerin alkole karşı tolerans geliştirmesi sebebiyle diğer kişilere kıyasla daha hafif düzeyde belirtileri yaşayacağı komaya girdiğini fark etmediği içinde daha fazla risk altında olduğu kabul ediliyor. . alkole karşı toleransı olmayanlarda ise alkol alımının hemen başında neşelilik hali, hafif denge bozukluğu ardından alkol alımının artırılmasıyla solunum güçlüğü yaşayacağı söyleniyor.

--- alıntı ---

Alkolle adım adım ölüm yolculuğu

20 promil: Sıcaklık hissi, yüzde kızarma, algı yavaşlaması, düşüncede açıklık, kendine güven, atılganlık, konuşkanlık.
50 promil: Algılama yavaşlığı, dikkat bozulması, reflekslerde yavaşlama, kontrol güçlüğü, fazla konuşma, gülme, duygusallaşma.
100 promil: Hareketlere hâkim olamama, konuşma ve yürüme bozukluğu, çift görme.
150 promil: Ayakta duramama, kusma, sızma.
200 promil: Bilinç kaybı, idrar kaçırma, hipertansiyon, solunum yavaşlaması, terleme.
300 promil: Ölüm ihtimali

--- alıntı ---

(bkz: ben bu tanımı neden yazdım ) *

sesinde ne var biliyor musun söyleyemediğin sözcükler var

cemal süreyya şiirinde geçen dizedir. aşk özünde narsistik bir düşüncedir diyen jacgues lacan ' ın '' herşeyi anlatamazsın o kadar kelime yok '' sözünü hatırlatır.

--- alıntı ---

Sesinde ne var biliyor musun?
Ev dağınıklığı var
İkide bir elini başına götürüp
Rüzgarda dağılan yalnızlığını
Düzeltiyorsun..
Sesinde ne var biliyor musun?
Söyleyemediğin sözcükler var

Küçücük şeyler belki
Ama günün bu saatinde
Anıt gibi dururlar

--- alıntı ---

türk erkeği arkadaş seçmesini türk kadını koca seçmesini bilmez

türk insanının eş seçiminde başarısız olduğuna da yorumlanabilir. şöyle ki dünyaca ünlü çift terapisti john gottman, uzun süreli mutlu evliliği yedi temel kurala bağlamaktadır . bu kurallardan biri de eşinizin en yakın arkadaşınız olması olarak kabul ediliyor. buradaki arkadaş tanımı; insanın yanında olan, kendisini anlayan, destek veren kimse olarak açıklanmakta. birbirine karşı duyarlı, karşılıklı ihtiyaçların anlaşıldığı ve karşılandığı bu tarz bir arkadaşlık ilişkisi oluşturulduğu takdirde iki insanın arasında duygusal bağların güçleneceği ve evliliğin duygusal boyutunda birbirine karşı olumlu duyguların artacağına da vurgu yapılıyor.

homophily

homophily yani kendine benzeyeni sevme . kendimize benzeyeni tercih etmek ilk bakışta normal bir refleks gibi gözükse de farklılığı bastıran ve tek tipleştiren, farklı seslere imkan vermeyen bir seçim. adam kayırmada yada öncelik vermede aynı görüşten, aynı kökenden, aynı şehirden, aynı okuldan hatta bazen aynı takımdan olan kişileri tercih ettiğimiz durumlar için kullanılıyor; tabii ki kişi işin ehliyse birlikte çalışacağınız kişiyle benzer yaklaşımlarda olmayı istemek mantıklı kabul edilebilir. ama liyakatı tamamen ortadan kaldıran bu eğilim . doğal olarak fırsat eşitliğine de zarar veriyor. aslında en büyük zarar bu mantıkla işleyen kurumlarda görülüyor. bir kuruma sürekli kendimize benzeyen kişileri doldurduğumuzda kurumun etkinliğine de zarar vermiş oluyoruz.

(bkz: rizeli olamanın avantajları )

vanuatu cumhuriyeti

1980 yılında 74 yıl süren ingiliz ve fransız sömürge döneminin ardından bağımsızlığını ilan etmiş büyük okyanusta yer alan ve 83 adadan oluşan ülke. 2010 yılında dünyanın en mutlu insanlarının vanuatu da yaşadığı da uluslarası kuruluşlarca iddia edilmiş.

wadi rum

rum vadisi olarak bilinen ürdünde yer alan vadi. yüzeyi marsa benzetildiği için pek çok filme set olmuş. matt doman' ın başrollerinde oynadığı the martian / marslı filmi de bu vadide çekilmiştir.

git
1 /