@tahammülfersa

“i’m going back to the start...”

  1. toplam entry 56
  2. takipçi 18
  3. takip edilen 12
  4. puan 8303
  5. statü
  6. rütbe yazar
  7. kayıt tarihi 7 ay önce

smalltalk with halis[dünya sözlük radyo programı]

Bütün işlerimi ayarlamaya çalışıp (hatta yayında uyumayayım diye önceden uyuyup) geldiğim kapanıştı.

Oraya yazdığımı buraya da eklemem lazım,
her şeyin dengede olduğu bir evrende yaşıyoruz. hislerimiz bu düzene bazen olumlu bazen olumsuz tarafları ile boyun eğiyor ve iyi ki de eğiyor; insanı insan yapan içinde yaşadığı sonsuz devinimdir en nihayetinde. Sen de bu devinimin içinde bir ândasın.

Birbirimizin hayatlarına değdik, kaderlerimizden paylar aldık. Bize çok güzellikler kattın yayınlarınla. Güzel güzele yanaşır ya hani, güzel hissettirdin hep. İyi ki vardın.

İnsan bazen kendini koparmalı. Altında fazlaca kaldığını hissettiği ve üzerine fazla gelen şeylerden kendini sıyırıp da bi bakmalı. Güzel bir duraktasın. Benim canım diceyim, kardeşim, dostum.

Bize o güzel elini uzattın. Yine tekrar ediyorum ki uzattığın ellerin yanlış değildi hiçbir zaman. En fazla uzattıkların tutamamıştır belki, o kadar.

hecelerimizin altındaki soğuyan dillere, içimizde kaybolan o seslere gelsin. * (bi mezdeke değil ama) *

işini severek yapmak

Büyük bir nimet.

Pandemi süreciyle birlikte dahil olduğumu iyice anladığım aynı zamanda. İçim neşeyle doluyor artık işimi yaparken. Sıkılmıyorum, bunalmıyorum. Daha sıkı yapışıyorum ve beni ayakta tutuyor. kurumumda sona yaklaşıyorum zira tayine çok kalmadı, ondan mı bilmiyorum ama rahatsız etmiyor artık hiçbir şey. Belki de ben değiştim, sadece pandemiyle gelen bir farkındalık olduğunu sanmıyorum.


6 aylık birikmiş evrak işi yaptım iki gündür. Herkes beni işini çok düzgün yapan titiz biri olarak bilir ama ben Sallamışım da sallamışım, çok ayıp. Üzüldüm bu duruma biraz ama telafi ettim.

Sağ elimin işaret parmağı hissiyatını kaybetmiş durumda yazı yazmaktan. Bu sene türlü şeylerle uğraştığımdan ve işle alakalı bazı şeyleri son dakikaya bıraktığımdan yetiştirmek için gece o tatlı uykumdan uyandım hatta ki. Özlemişim bu telaşları.. Ellerim hep mürekkep iZi olsa bile.

meşguliyetin gözünü seveyim. Ne dert kalıyor ne tasa. Allah herkese nasip etsin. Bu pandemi tamamen bitmeli artık. Normallerimizi çok özledik.

halis

“Kalbini kırarsa hayat,
Derin bir nefes al; geçer..
Ah.. bu yanar döner hayat,
küsme..
Gün olur rüyalarından geçer..”


Kendisine şarkı armağan etmeye geldim ama o çoktan o derin nefesi aldı bile. *

moderatörlüğü devretmesinden ve radyo programını bırakmasından/ara vermesinden üzgün olsam da kendisi için oldukça memnunum. Ben sesini istediğim zaman duyuyorum zaten, duyamayacaklar düşünsün ehehe. *


Bir nefes de benim için Çek ciğerlerine tamam mı? Çünkü hak ediyoruz biz bunu. *

“Korkacak bir şey yok nefes al gitsin..
Hayat güzel şey neticede.
Biri aşk derse önce kalbine sor,
Kim ne derse yalan.. o ne derse öyle..”


düğün

Sezonunun iyiden iyiye açıldığı hissedilen etkinlik.

Her yerden müzik ve havai fişek sesleri yükseliyor göğe doğru.

Hafızamda ailenin zorla sürüklediği ve mekanda yokmuşçasına kıyılara köşelere pusulan/can çekiştiren eziyet olarak kalsa da akşama doğru isteyerek gittim. Kulaklarımın ırzına geçilmeye başlar başlamaz da kaçtım. Bu kadar giyindik ettik boşa gitmesin diye de yemek ısmarladım çıkışta kendime. Şu an da mekanda Çay içerken can sıkıntısından bu tanımı yazıyorum.

“Dinlendim, güzelleştim bugün için. Arkadaşım evlendi, onun yanındaki yerimi aldım bugün. yüzümde en sahici gülümsememle onların mutluluğunu alkışladım.. anne ben nasıl dayandımahsgdhdjdkfkvlc.. “

Her neyse, topuklu ayakkabı giymeyi özlemişiz.

Araba sahibini kızdırmak için yapılacaklar

Dinlemekten hoşlanmadığım müziklerin açılması.

Asla katlanamıyorum. Çünkü Direksiyon başındayken o kadar farklı alemlere gidiyor ki zihnim, sanki o anı beklemiş gibi gözlerimin önünden binbir hayal ve hayal kırıklığı geçiyor. Düşünce dünyamın Start tuşuna basılıyor adeta. bazen endişelendirmiyor değil. Bu yüzden müzikler önemli. Hatta kafam Cem adrian delisi arkadaşım yüzünden ambale oldu en son. Sizin de olsun banane diye eklemek isterdim buraya bi tane ama yapmayacağım.

Kendinden kaçmak istemek

Bir kendinden kaçmak değildir. Kaçamamayla vuku bulur genelde.

Yine de Kaçmak istersin işte. Sağır olmayı arzu edersin duygularına. Gözlerinin önünden geçen o prangalı hayallere kör olmak istersin. Onları Duymanın ve görmenin Canını yakmasından korka korka koşarsın. Nihayetinde Çıkmaz sokaklar karşılar her seferinde ve Çıkışı olmayan bir labirentte döner durursun. Yalın ayak, dikenlere Taşlara basa basa.. yürürsün. Yorulursun.

En sonunda kalbinin cezbedici duygularının çıkmazına yakalanırsın. kaçmak istedikçe adeta o bataklığa daha da çok saplanır kalırsın. Kabullenme evresi başlar. Kaçamayacağının gerçeğiyle yüzleşmek biraz zaman alır. Devamında yorulmadan ve durmadan en dibe yürüdüğün o dibin kendin olduğunu fark edersin sonra. Bu gerçek çarpar yüzüne. Acıyla irkilirsin. O derin kuyunun en dibinde kendinden gizlemeye çAlıştığın her ne varsa hepsiyle birer birer kuşatılırsın.

Bedenine saplanan Hançeri çekip çıkarır gibi
Sıyrılırsın korkularından
. Vehimlerini parantez içine alırsın. Olduramayacağını bildiğin her şeyi oldurmak istersin. Aynı senaryoyu yaşamayacağın ihtimallerine tutunursun.. Binbir güzel ihtimalin kuvveden fiile çıkabileceğine inanmak istersin. Hayatın mağlubu olmayacağın o ihtimaller denizini izlercesine Ümit edersin. En derinlerine dalıp kaybolmak, hayatın seni kendinden çekip aldığı tüm o gerçekleri unutmak.. uyuşmak adeta, uyuşturmak varlığını. yenilmiş ordular kadar ezik ve sahipsiz Olmayacağını tasvir edersin zihninde. Kaderin vereceği fetvaları, edeceği adaletleri ümitlerine yontarsın. Avutursun kendini ve Avunursun da.

Bu sefer yol ayrımları çıkar karşına. O kaçamadığın Kendi içinin dehlizleriyle hayatın hakikatlerinin ters düştüğü yol ayrımı bulur seni.

Neyi seçeceksin? Ve Seçebilecek misin? Kıpırdayamadan Beklersin o ayrımda uzun süre. En sonunda ise hangisi baskın gelirse.. mantığın mı yoksa o kaçmaya çalıştığın ve seni oluşturan gürültülü hissiyatların mı kazanır bu savaşı, meçhul.


Bir şeyi seviyorsan onun kaderini de sevmelisin

Gülün dikenini, bulutun yağmurunu, güneşin yakıcılığını..

bir kelebeğin ömrünün kısalığını kabullenmek bazen. Bir çiçeğin ellerinde soluverecek nazeninliğini, bir kuşun titrek kalbini, bir kedinin ürkekliğini..

Bir yoldaki taşları ve çukurları. Tümsekleri. Bazen tuzakları.

bazense birinin çocukluğunu.. yaşadıklarını, yaşayamadıklarını.

Bir insanın Kaoslarını, girdaplarını, labirentlerini ve nice nice dertlerini.
Hatalarını, noksanlarını ve yaptıklarıyla birlikte yapamayacaklarını.

İddialı mı? Evet. Gücün var mı? Belki.
Yoksa da bulaşma ve değiştirme gafletine düşme.

Zira,

“Bir kişiliği mahvetmek istiyorsan tek yapacağın iş, onu düzeltmeye çalışmaktır.”

- dorian gray'in portresi, Oscar Wilde

hilal

Ayın en güzel hâli.

Ve Bu akşam ayrı bir güzel olan.

Çocukluğumdan bir alışkanlık, ne zaman görsem salavat getirip dua ediyorum. *

Böyle anlarda insanın sıkıştırılmış bir kainattan ibaret olduğu hakikati tasdikleniyor sanki. Kainatla bir şekilde irtibat kurmak ruha iyi geliyor o yüzden.
İnsan bazen bir zerrede yüzer hatta boğulur ya hani, Takıldığımız her ne varsa bu irtibatla nazarımda küçülüveriyor.
İçle dış bütünleniyor adeta. Bu yüzden Gökyüzüne bakınız ve genişleyiniz.

mutlu eden basit şeyler

Ağaçların dört mevsimine de şahit olmak.

Bir yürüyüş parkı vardı sonbahardan beri bizimkilere geldiğim zaman yürüyüş yaptığım.
Hikayemiz sonbaharda başladı. Sonra kara kış geldi geçti üzerinden. En son buluştuğumuzdaysa bahardı.

Bugün yazına da şahit oldum, yeşile bürünmüş her yeri ve Acayip etkilendim. Yavaşlatılmış bir film sahnesi gibiydi adeta içerisine adımlarımı atışım. Neler geldi geçti ve Ne izler bıraktık birbirimizde. Bugün onun O değişimine bakarken kendimle bağlantı kurdum ister istemez. Dedim, bak sen de böyle değiştin işte. Değişmeyecek gibiydi oysa. Geldi geçti tüm fırtınalar.


Önce doğarsın, sonra bir gün sırtını verip bir ağaca;
Ona olmadık sorular sorarsın.
Bir ömürdü.. ama sanki öğlen ortası bir gündü,
Sondu sandıkların nüksedecek oldu..
Sen onu da kesip atacak oldun, nedir?
En fazla bir koldu..

kızların birbirine iltifat etmesi

Ya yok çoğu edemiyor he. Dışarıdan kızların Öyle gibi göründüklerine bakmayın. Kendinden emin, kendini seven, kendisiyle barışık ve olduğu haliyle yani hatasıyla kusuruyla kabullenen ve sizinle tuhaf tuhaf şekillerde itişmeyen komplekssiz insan eylemi bu. Arkadaşlarınız size iltifat etmiyorlarsa orada bırakın zaten onları. ciddiyim.

Edit: edemeyenler ve iltifat alAmayanlar rahatsız jsjsjsj. Her eksiyi bir iltifat olarak aldım tişikkürler. *

Samimiyetsizlikmiş hahah, öyle SAN sen olur mu? Kişi kendinden bilir işi hesabı kalbinden birine bile iltifat edemeyen seni gidi seni. *

hayat devam ediyor

Farsçası, Zendegî edâme dâre.

Yerini asla tam bulmayan bir teselli cümlesi.

Ediyor gibi görünüyor ancak eskisi gibi olmuyor. Kurşun kadar olmasa da Çivi izleri gibi kalıyor insanın ruhunda bazı şeyler. Bunu kabullenmek lazım ama zor mu zor, kelimelerde durduğu kadar basit değil.

Aşağıdaki kısa metraj iran sineması tadındaki klip ve şarkıda aile birliğinin bozulması sonucu bu cümle odaklı açığa çıkan hissiyatlar bütünü işlenmiş az biraz, malum günümüzün en büyük problemlerinden olması sebeple ilgimi çekti.

İnsan içten içe hayata karşı nasıl kırıldığını belli edemiyor bazı durumlarda İşte. mu’temil olunSa da, Ağaç misali dışarıdan yemyeşil görünülse de, hatta ki mutlu bile olunSa yine de buna rağmen hayatın cebri karşısında içten içe kurumak epey müşkilatlı.

Kaderler bir avuç sebep ve pişmanlıklarla bağlandığı zaman, sonrasında bir şeyler hiç var olmamış gibi yaşayamıyor insan sanırım. Yaşanıyor yaşanmasına da, yaşamak adeta bir suûbeTe dönüşüveriyor.
Hep bir arkaya dönüp de bakma Hali hasıl oluyor hayatın geri kalanına miras olarak.

Ve en zoru da şarkıda bahsi geçen o Yalnız insanlar.. onlar kalplerinde peyda olan hassasiyet yüzünden daha çabuk kırılırlar, kırılırlar, kırılırlar... alınırlar.
Çünkü İyiliklere daha çabuk bağlanırlar, bağlanırlar, bağlanırlar... inanırlar.

ve neticede hayat, suratta acı bir gülümsemeyle sükut-u hayallerle teşrik-i mesaiye dönüşüverir.

Belki zaman. Belki o takvim deverânı. belki.

Gerçi Bu gibi meseleleri fazla dramatize etmeye gerek yok ya yine de. Mantık çerçevesinde bakmak gerek her şeye. Bakamıyorsan da olduğu gibi gitsin bırak. Hayat güzel ve devam ediyor. Evet.

Dünya sözlük yazarlarının aksesuarları

Ya şu başlıklara yazmayacağım dedim aksesuar deyince duramıyorum, höf.

Bir şeyi devamlı veyahut uzun süre takabilmem için manevi değerinin olması gerekiyor. Küpe hariç. Küpe olmaz ise kendimi çıplak hissederim o derece.

Annemden yadigar gerçek inciden olan kolyem veya yine ablamın hediyesi olan altın/gümüş kolyeler değiştirip değiştirip taktıklarımdan.

Yine babamın mezuniyet hediyesi bilekliği var ama uzun süredir çıkarttım kendisini.

Yine babamın zamanında anneme aldığı saati var bana kalan.

Numaralı bir gözlüğüm var kırk yılda bir sadece süs odaklı taktığım.
Yazın hal hal da güzel oluyor ama uzun süredir kullanmıyorum.

Saç aksesuarlarım buradan oraya yol olur zaten herhalde. Hobi gibi bir şey.

Her şeyi de takamıyorum zira cildim alerjik reaksiyon veriyor. Yüzük de takmam, hijyenik gelmiyor.

Genel olarak Aksesuar kullanımı abartılmadığı müddetçe güzeldir. takabiliyorsanız takınız.

yağmur

Işıl Işıl güneşle başlayan bir günde sürpriziyle çamura bulayabilen.

Krem keten pantolonla gömleği ve ceketi çektim bugün. Alta da saten ve hasır karışımı sivri burun sayılan arkası bantlı haki ayakkabılarımı giydim. Aheste aheste yürüyordum ki birden bastırdı. normalde ıslanmaya bayılırım ama agresifleşmem kötü şeylerin habercisiymiş işte.. Devamında Malum Kaldırım taşlarından birine bastım lap diye.. altındaki bütün çamur üzerime. Güzelim ayakkabılar gitti. paçaları söylemiyorum bile.

Sen yağma yağmur..
“Herkes de mutluyken sen bize yağma.
Yağma, bizi temizlemez senin suyun.
Sakla gülüşünü..”
Üzerimiz hep çamur.

nazar

Kim ne derse desin var olduğunu benim de kabul ettiğim mezara koyasıca şey.

Kaç gündür kurşun gibi yaptı. Son zaman biraz keyfi biraz mecburiyetten onca zaman sonra fazla insanla münasebet kurdum, kurumumda yeni gelen kadroların bakışlarına ve sorularına maruz kaldım bu hafta. Sarsıldım, Ciddi Enerji çarpması oldu. hiçkimsenin gözlerinin içine bakmayacağım bundan sonra.

Önüme gelen okuyor sanki daha fena oluyor. yarın akşam işten sonra yola çıkıp anneciğimin şefkatli kollarına koşarak saatlerce okutacağım kendimi.

Kenafir diye tabir ettiğiniz gözlülerin adı çıkmış dönün de aynaya bakın.
1 /