1. toplam entry 1083
  2. takipçi 2
  3. takip edilen 1
  4. puan 2525
  5. statü
  6. rütbe yazar
  7. kayıt tarihi 4 yıl önce

diego armando maradona

çocukluğumdan başlayarak hayatımda ve birkaç jenerasyonun hayatında ne kadar iz bıraktığını, o sıcak yaz akşamı ingiltere'ye attığı golü gördükten sonra odada olmayan babama seslenip '' baba, maradona acaip bir şey yaptı'' deyişimi, antipatik olmaya başladığı dönemde ona karşı oynayanları tuttuğumu ve daha birçok şeyi anlatabilirim. ancak az tıklanma alan bir sitenin, tarihte kalacak bir futbolcuya ait girilmiş çok sayıda entryisinin bir tanesi olmaktan öteye gitmeyecek. en iyisi kısa kesmek.

o, benim için sadece gelmiş geçmiş (gelecek) en iyi futbolcu değildi. bizatihi futbolun kendisinden daha büyüktü. düzenle, adaletsizlikle, ikiyüzlülükle, ikiyüzlü politikalarla kavgalıydı. bu manada eş tutulabileceği tek sporcu muhammed ali'dir. toprağı bol olsun.

şirinevler

millet mars'ta koloni kuracak. bizim kürtler kürdistan kurmaya çalışıyorlar. halbusem kürdistan var. hemi de suriye kürdistan'ı. başkenti de şirinevler. dükkan sahipleriyle anlaşmanız için türkçe bilmenize gerek yoktur. bir doksanlık yarma transeksüeller, suratından çamur akan tövbekar softalar, sidikli kıçına tayt geçirmiş on beşlik varoş kevaşeleri, elmacık kemikleri yeni ağdalanmış suratı kıllı esnaf, komşu ülkede iç savaş çıkarmaya çalışıp yüzüne gözüne bulaştırınca tekmeyi yemiş yardım kuruluşu gönüllüsü görünümlü islamcılar, bir araya toplanmış, geçen kızları süzen çakal ergenler ve daha neleri neleriyle şirinevler, kürdistan hatta afganistan'ı ayağınıza getiriyor.

said nursi

hakkında lehte aleyhte çok şey söyleniyor. ben mevcut bilgileri toparlayayım.

a) ajan değildir. ajan olsa tbmm'nin açılışına davet edilmezdi. savaş bitince 150'liklerle sürülür yahut asılırdı. kaldı ki 150'liklerin bile hepsi vatan haini değildir.kurtuluş savaşı'nı desteklemiştir, ingiliz, rus ve yunan karşıtıdır. hilafetçidir, saltanatçı değil cumhuriyet taraftarıdır.

b) abdülhamid'e karşı faaliyetleri olmuştur ancak ittihatçı veya masonlarla teşriki mesaisi olmamıştır. abdülhamid'i sevmezdi. bana kalırsa abdülhamid'i babası bile sevmezdi. ayrıca hükümdarların görevi sevilmek değil sürüyü gütmektir. rahmetli abdül de iyi bir davar güdücüydü. ittihatçılara muhalefet etmemiştir. çünkü o sırada artık dış gaile çok artmıştı. onlara muhalefet etmeyi ermeni ve ruslara yardım etmek gibi görüyordu.

c) medrese eğitimi toplamda 4 aydır. kendisi ilmi bizzat hz ali'den imam rabbani ve abdülkadir geylani'den aldığını söylemektedir. sonradan da onlar ders arkadaşım oldu der. seyyitliğimi bilmiyorum demesine rağmen yakın talebelerine hem hz hasan hem de hz hüseyin'in soyundan geldiğini söylemiştir. daha önce başka bir başlıkta yazmıştım. talebelerinin tamamı istisnasız tüm gruplar onu mehdi olarak görürler ama söylemezler.

d) mr gülen ile hiç görüşmemişlerdir. sadece latif erdoğan'ın yazdığı küçük dünyam adlı biyografide güya talebelerine yazdığı mektupta fethullah'a da selam ibaresini kullanmış. zamanını fetö'süydü demek saçmalığın da ötesinde bir yorum olmuş. hayatının her döneminde hatta militan düzeyde laiklik uygulanan zamanlarda bile yöntem olarak çatışmayı benimsememiştir. şeyh said'in hareketini de onaylamadığını kaynaklardan biliyoruz.

e) kürtçü değil ümmetçiydi. o zamanlardan nüvesi atılan fransa menşeili kürt hareketinin entelektüelleri said-i nursi'yi saflarına katmak istemişler ancak kendisi onlara nasihat edip göndermiştir. beau şerif olarak bilinen şerif bey, biz buna davamızı anlatmaya geldik bu bize vaaz veriyor diyerek kızgınlığını ifade etmiştir. kürtlükten o kadar vazgeçmişti ki kendisiyle dilini konuşarak anlaşmaya çalışan ziyarete gelmiş akraba veya doğulu hemşerilerine bile ben kürtçeyi unuttum diyordu. belki de kürtçülük propagandası yapıyor iddialarını bertaraf etmek istiyordu.

f) mustafa kemal'i deccal olarak görüyordu. onu zamanının vazifeli şahsı olarak görmüş, ancak mücadele yöntemini iman hakikatlerini anlatmak olarak belirlemişti. yazdığı (kendisine göre yazdırılan eseri risale-i nur'da) politik ya da anti kemalist bir yön yoktur.

g) anti komünist ve nato yanlısıydı. kore savaşı'nı desteklemiş ve en yakın iki talebesini askere kore'ye yollamıştır. eğer genç olsaydım kendim giderdim, kendi namıma onları yolluyorum demiştir.

h) risale-i nur'u bir şahsiyet kendini ifade eden allah'tan gelmiş bir kuran tefsiri olarak tanımlar. bunu ben yazmadım yazdırıldı der. bu eser klasik bir tefsir değil, sadece imani hakikatleri beyan eden bir çalışmadır. hiçbir esere benzememektedir. bir çok islam otoritesince vehbi ilim olarak nitelendirilmektedir. bu anlamda said nursi tasavvufta üveysi olarak bilinen gruba uymaktadır. yani bir şeyhe bağlanmadan manevi ikramla makam sahibi olan, tekamül eden bir şahsiyettir.

ı) tarikatçı değildir ancak tarikat ve tasavvuf kültürünün içinden gelmiştir. ailesi, akrabaları ve yetiştiği çevre nakşidir ama kendisinin kadiriliğe muhabbeti olduğunu söylemiştir. bütün tarikatlerden ders vermeye icazetim var ama öz kardeşime bile tarikat dersi vermedim demiştir.

i) darbe girişiminden önce de sair nurcu gruplar ,fethullah ve avanesini sevmezlerdi. sempati duyanlarının da kısmi ve görünen yaygın hizmetten ötürü bir olumlu bakışı vardı. şu an okuyucu grupların önemli bir kısmı birleşti. zannedersem, müşavere yahut istişare grubu adıyla anılıyorlar. öte yandan ilk ayrışmanın sebebini teşkil eden risale-i nur'un osmanlıca yazılması mevzusunda diğerlerinden kopan yazıcılar grubu, hayrat vakfı olarak varlığını sürdürüyor. kendileri dışındaki grupları nurcu olarak görmezler ve hükümetle araları çok iyi.

sadık albayrak

rte'nin 70 senelik arkadaşı, refah partisi'nin eski m. vekili, milli gazete denen kağıt israfında senelerce at koşturmuş, en son akça pakça oğlunu sümeyye'ye vermiş mr. sadık albayrak bugün itibariyle kutlu davayı bırakarak ak parti'den istifa etmiş. kendisi akrabası olmayan fakat aynı soyadına sahip abdürrahim albayrak'la beraber türkçe'yi lazca gibi konuşmak ve yeni bir dil oluşturma konusunda mahirdi. kabir kapısındayken yeniden fatih erbakan'a yanlarsa çok gülerim. zira süleyman partiyi harttadanak bölse bile, arı elvermez milli görüş kökenli olmayan birisinin yanında kapılanmaya.

hasan mezarcı

adam din kurmuş, müritler bulmuş, bir de üstüne doktor karıyı kapmış, kafasına göre takılıyor. bizim sözlüğün eleşkirtli kör seyithanları hala uğraşadursun yok imamoğlu'ydu, yok papazyan'dı. yalnız bu çerkeslerle lazları çiftleştirmeyeceksin. doberman gibi belli yaştan sonra deliriyorlar.

izmir'de simitçiye gevrekçi denmesi

izmir'den ayrılalı neredeyse 30 sene olacak, en son simite ne zaman gevrek dediğimi hatırlamıyorum. orada hala gevrek deniyor olabilir. simit dersen de herkes anlar. adana'da adana kebabına et denilmesi gibi. domatese domat, okey atmaya da okey dışarı derler. ortada izmir'e has bir durum yok. bu arada istanbul'a ilk geldiğimde ciddi ciddi klorak aradığımı biliyorum. yalnız bu bomba tatlısı ne zaman icat oldu benim zamanımda öyle bir şey vardıysa da bilmiyorum.

wushu

kekolara karşı etkili bir pataklama aracı olup bu stille karşınıza çıkanların yüzde 90'ını dövebilirsiniz. ancak eskaza bir boksör, güreşçi ya da judocuya denk gelirseniz o ip-man figürlerinizi alıp script halinde uygun yerinize monte ederler.

ali sami yen

adamın manda derisinden topu var diye sen başkan ol demişler. gavurların dükkanına gidip, topu domuz yağıyla yağlayıp, şişirtirmiş. bana öyle geliyor bir çok sportif hata milli kahraman diye bize yutturdukları kişi de böyle şişirme.

özay gönlüm

dün hayatı hakkında yapılan belgeseli izlerken küçük oğlum sordu ''özay gönlüm kimdir?''. onu anlatmak çok zor olsa da anlatmamış, anlatamamış olmak bir türk, bir egeli, ülkesini ve sanatı seven birisi olarak benim açımdan bir ayıp, bir eksiklik.

özay gönlüm, adeta bir rönesans adamıydı. sadece hanende ve sazende değildi. ancak sırf sazendeliğini ele alacak olsak herhalde şunu söylemek kafi gelir. ustası olmayan bir ustaydı. bağlamayı tamamen kendi çabalarıyla öğrenerek, tavrını ve tarzını oluşturmuş, ikarus gibi küllerinden kendisini varetmişti. bunun haricinde özay gönlüm bir ozan, bir şair, bir aktör, bir pandomimci, bir meddah, bir folklör araştırmacısı, bir söz ve tavır ustasıydı. kendisiyle özdeşleşmiş olan yaren fikren ona aitse de büyük bir saz yapımı ustası olan cafer açın tarafından üretilmiş, o vakitler burdur'da kaymakam olan sonradan gönlüm'ün dünya ahiret kardeşimdir dediği yüksel ayhan tarafından konulacaktır.

bugünlerde birçok kimsenin yaptığı gibi eskiyi yeni çıkmışlarla karşılaştırarak kültür iklimimizin dönüştüğü çöl vaziyetine ağıt yakmak istemiyorum. bu topraklar yeni bir özay gönlüm'ü çıkarabilir mi ? belki evet, belki hayır. en azından onun bıraktığı kültürel mirası takdir etmek, özümsemek, yaşatmak ve anlatmak da bir şeydir. kesin olan şey şu ki aşağıda numune olarak paylaşacağım performansının okulu yok. hikmet-i hüda'nın hazinesinden birkaç serpinti. onu yeni gelenlerden de bazılarına vermesi için dua edeceğiz.

">git
1 /