1. toplam entry 4383
  2. takipçi 3
  3. takip edilen 8
  4. puan 12883
  5. statü
  6. rütbe yazar
  7. kayıt tarihi 10 yıl önce

kadir mısıroğlu

(bkz: #1333671" class="bkz">#1333671)____________ aslında tekrarları pek seven biri değilim. pek de kimsenin umurunda olduğunu da zannetmiyorum benim gitmemin. zaten de öyle olması gerekiyor. hayat çok hızlı akıyor. sürekli yenileniyor bir bakıma. biri gider biri gelir git manada siyasi konularda daha çok iddialara cevap verme gereği duydum. bu tabiki bazı kişileri de rahatsız edecek. edecek ki şimdiye kadar hiç bir yazarın mahlas altına yazmadığını söyleyen yazar dahi gelip bana selamet dileyebiliyor. bu tür eleştirileri sadece gülerim. davamın doğruluğundan şüphem yoktur. şeri manada doğru olanı düşünmeye çalışırım çünkü. kaidem budur.

diğer tarafta ise güncel teknolojik bilimsel gelişmeleri sözlüğe aktarmaya çalıştım. bildiğim kadarı ile. eğitim alanındaki online gelişmeleri özellikle gündeme getirmeye çalıştım. pek detaylı tanımlar yazamadım. türkçemi ise sonradan geliştirdiğim için belki anlaşılabilir tanımlar da girmemiş olabilirim. ama samimi oldum kanaatindeyim.

elveda diyerek selam ederim efem..


tanım: muazzez davamızın kılıçlaşan kalemi..

pipo

savinelli nin içine mac baren katıp ara sıra tüttürmesi lazım gelen alet. mac baren yerine bizim köyün özel harman tütünü de işe yarayabilir ki ben bizim köyünkünü tercih ederim. yalnız bizim ındiana kabilesinin senede bir geleneği gibi -tütün için de olsa- abartmamak şartı ile. ara sıra iyi gidiyor.

uvey

şahsım hakkındaki görüşlerine kesinlikle katılmadığım yazar ve yönetici kişisi. şahsım derken (bkz: yalnız kovboy) tabiki. öncelikle benim eleştirimi de saygı duyacağını umuyorum. kendisini yazar olarak tanımıyorum pek. aklımda hiç bir tanımı yok yani. o yüzden hiç bir fikrim yoktu benim hakkımdaki tanımına kadar. sadece tek tanımla da genel bir fikir yürütecek değilim. siz de benim siyaset dışı başlık ve tanımlarımdan bi haber olduğunuz anlaşılıyor. siyasette de asla bağnazlık ve fanatiklik boyutunda olduğumu düşünmüyorum. benim tepkim sürekli bıkmadan usanmadan cumhurbaşkanı ve bu ülkenin seçilmiş hükümetine atılan iftiralar ve yalanları sözlüğe taşıyan yazarlardır. yoksa elbette bir siyasi bir iktidarın özellikle de cumhuriyet türkiyesinde ne kadar temiz olabileceği kalabileceğinin idrakini taşıyan biriyim.

hele hele üstadın siyasi tenvirler kitabını defalarca tavsiye etmiş bir kişi olarak. benim bu karşı başlık ve tanımları anlayamamış iseniz bu benim problemim değildir. hükümetin yanlışlarını açıklama gereği duymanız da benim mahlasım altında enteresandır. sayfalarca yanlışından bahsetmişsiniz. ben de aynen katılıyorum. fakat doğrularını konuşmak sizi niye rahatsız etti? montaj olduklarını açıkladıkları kasedi niye gündeme getirdiniz?

benim o partinin doğrularını odaklandığımı söylemişsiniz. siz niye yanlışlıklarına odaklandınız? aynı minvalde bana bağnazlıkla suçladığınız bu konuda siz aynısı olmuyor musunuz?

bir gençlik bekliyorum

üstad necip fazıl ın genç adama seslenişi.



--- alıntı ---

Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik...

"Zaman bendedir ve mekân bana emanettir!" şuurunda bir gençlik...

Devlet ve milletinin 7 asırlık hayatında dört devre...

Birincisi iki buçuk asır... Aşk, vecd, fetih ve hakimiyet...

İkincisi üç asır... Kaba softa ve ham yobaz elinde sefalet ve hezimet...
Üçüncüsü bir asır... Allahın, Kur'an'ında "belhümadal - hayvandan aşağı" dediği cüce taklitçilere ve batı dünyasına esaret... Ya dördüncüsü ?...

Son yarım asır!.. İşgal ordularının bile yapamayacağı bir cinayetle, madde plânında kurtarıldıktan sonra ruh plânında ebedi helake mahkumiyet...

İşte tarihinde böyle dört devre bulunduğunu gören... Bunları, yükseltici aşk, süründürücü satıhçılık, çürütücü taklitçilik ve öldürücü küfür diye yaftalayan ve şimdi, evet şimdi...

Beşinci devrenin kapısı önünde nur infilakı yeni bir şafak fışkırışını gözleyen bir gençlik...

Gökleri çökertecek ve son moda kurbağa diliyle bütün "dikey"leri "yatay" hale getirecek bir çığlık kopararak "mukaddes emaneti ne yaptınız?" diye meydan yerine çıkacağı günü kollayan bir gençlik...

Dininin, dilinin beyninin, ilminin, ırzının,evinin, kininin, kalbinin dâvacısı bir gençlik...

Halka değil, Hakka inanan, meclisinin duvarında "Hakimiyet Hakkındır" düsturuna hasret çeken, gerçek adâleti bu inanışta bulan ve halis hürriyeti Hakka kölelikte bilen bir gençlik...

Emekçiye "Benim sana acıdığım ve seni koruduğum kadar sen kendine acıyamaz, kendini koruyamazsın.! Ama sen de, zulüm gördüğün iddiasıyla, kendi kendine hakkı ezmekte ve en zalim patronlardan daha zalim istismarcılara yakanı kaptırmakta başı boş bırakılamazsın!" diyecek...

Kapitaliste ise "Allah buyruğunu ve Resul emrini kalbinin ve kasanın kapısına kazımadıkça serbest nefes bile alamazsın!" ihtarını edecek...

Kökü ezelde ve dalı ebedde bir sistemin, aşkına,vecdine, diyalektiğine, estetiğine, irfanına, idrâkine sahip bir gençlik...

Bir buçuk asırdır türlü buhranlar içinde yanıp kavrulan ve bunca keşfine rağmen başını yarasalar gibi taştan taşa çalarak kurtuluşunu arayan batı adamının bulamadığı, Türk'ün de yine bir buçuk asırdır işte bu hasta batı adamında bulduğunu sandığı şeyi, o mübarek oluş sırrını, her sistem ve mezhebe ortada ne kadar illet varsa devasının ve ne kadar cennet hayâli varsa hakikatinin,İslâmda olduğunu gösterecek ve bu tavırla yurduna, İslâm âlemine ve bütüıı insanlığa model teşkil edecek bir gençlik...

"Kim var?" diye seslenilince, sağına ve soluna bakmadan fert fert "ben varım!" cevabını verici, her ferdi "benim olmadığım yerde kimse yoktur!" fikrini besleyici bir dâva ahlakına kaynak bir gençlik...

Can taşıma liyakatini, canların canı uğrunda can vermeyi cana minnetsayacak kadar gözü kara ve o nispette usule, stratejiye uygun bir gençlik...

Büyük bir tasavvuf adamının benzetişiyle zifiri karanlıkta, ak sütün içindeki ak kılı farkedecek kadar gözü keskin; ve gerçek kahramanlık mâdeniyle sahtesini ayırdetmekte kuyumcu ustası bir gençlik...

Bugün komik üniversitesi, hokkabaz profesörü, yalancı ders kitabı, demagog politikacısı,çıkartma kâğıdı şehri, muzahrafat kanalı sokağı, takma diş fabrikası, fuhuş albümü gazetesi,mümin zindanı mâbedi, temeli yıkık ailesi, hasılı kendisini yetiştirecek bütün cemiyet müesseselerinden aldağı zehirli tesiri üzerinden atabilecek, kendi öz talim ve terbiyesine memur vasıtalara kadar nefsini koruyabilecek, destanlık bir meydan savaşı içinde ve bu savaşı mutlaka kazanmakla vazifeli bir gençlik...

Annesi, babası, ninesi ve dedesi de içinde olsa, gelmiş ve geçmiş bütün eski mümin nesillerden hiçbirini beğenmeyecek, onlara "siz güneşi ceplerinizde kaybetmiş marka müslümanlarısınız !

Gerçek müslüman olsaydınız bu hallerden hiçbiri başımıza gelmezdi!" diyecek ve gerçek müslümanlığın "nasıl" ını ve "ne idüğü" nü her haliyle gösterecek bir gençlik...

Tek cümleyle, Allahın, kâinatı yüzü suyu ,hürmetine yarattığı Sevgilisinin fezâyı bütün yıldızlariyle manto gibi saran mukaddes eteğine tutunacak, ve O'ndan başka hiçbir tutamak,dayanak, sığınak tanımayacak ve O'nun düşman larını ancak kubur farelerine lâyık bir muameleye tâbi tutacak bir gençlik...

İşte bu gençliği, bu gençliğin ilk filizlerini karşımda görüyorum.Şekillenmesi,billurlaşması için 30 küsur yıldır, devrimbazlık kodamanların viski çektiği kamış borularla kalemime ciğerîmden kan çekerek yırtındığım, paralandığım ve zindanlarda süründüğüm bu gençlik karşısında, uykusuz, susuz, ekmeksiz, başımı secdeye mıhlayıp bir ömür Allaha hamd etme makamındayım.

Genç adam! Bundan böyle senden beklediğim şudur:

Tabutumu öz ellerinle musalla taşına koyarken, Anadolu kıtası büyüklüğündeki dâva taşını da gediğine koymayı unutma ve bunu tek vasiyetim bil!

Allahın selâmı üzerine oIsun...

Surda bir gedik açtık; mukaddes mi mukaddes!
Ey kahbe rüzgâr, artık ne yandan esersen es!..

--- alıntı ---


ümitvar olunuz

üstadın beynime kazanmış sözü. elhamdülillah maddi manevi benim kazancım olmuştur. allah a ne kadar şükretsem azdır risaleleri okuduğum için . eğer bunları okumadan batı saçmalıklarını okusaydım birileri gibi bunalımlarda olabilirdim. müslüman kişisi ümitvardır. gayrisi düşünülemez..
1 /