1. toplam entry 514
  2. takipçi 2
  3. takip edilen 0
  4. puan 2908
  5. statü
  6. rütbe yazar
  7. kayıt tarihi 12 yıl önce

cami ve figür

takva ile bağı sorgulanmalı. aslında burada başlangıcından itibaren konuyu ele alabiliriz.

bir müslüman için yaşanabilecek dünya hayatının en ideal olanı asr-ı saadettir. o zamandan bu zamana insanlık bir tekamül değil, gerileme göstermiştir. yani zirve asr-ı saadettir ve günümüze doğru bir gerileme vardır. bizler rasulullah'tan 1400 yıl gerideyiz.

eğer tarih anlayışımız bu minvalde ise, o dönemdeki cami ve mescitlerin süsleri değil, ne işe yaradıkları ne için böyle şeyleri müslümanların inşa ettiklerine bakmamız gerekir.

burada hemen devreye mimar sinan'ın ne yaptığı devreye girer elbette. ve fakat bu estetikle alakalı bir durum. 17. yüzyılda batı estetiği karşısında müslüman estetiğinin ne olduğunun en güzel örneklerini vermiştir sinan. oysa günümüzde inşa edilen camiler eskilerin kopyası konumunda. çünkü müslümanların kendilerine ait bir estetikleri yok.

yani müzikte, tekke müziği yok. resimde hat sanatı kayboldu gibi bir şey; ki harf inkılabımız var. mimari desen barok tarzı camilerle bunu iddia düzeyinden çoktan indirdik. kendimize ait bilgi üretim mekanizmalarımız harf inkılabı ve ardından gelen medrese katliamları ile sıfırlandı.

hal bu. figürlerde şeytan vs görülmesinden daha enterasanı bazı camilerin kiliseye dönüştürülebilir nitelikte inşa edilmesi...

mutlu olmak için her şeyin mükemmel olmasını beklemek

iki zoka var bu başlıkta. anlayış olarak yetiştirilme tarzımız zokaları farketmemizi zorlaştırır. ve fakat ayık olmak gerek yine de.

1. zoka: mutluluk denilen şeyin ulaşılması gereken bir hedef olması. bir zamanlar "huzur islamda" kamyon yazısına benziyor. oysa sadece imtihan nedir? sorusunun cevabını bilmek bile mutluluk denilen şeyin ne derece de zararlı olduğunu gösterir. ki yetmez ise, "dünya müminin zindanı, kafirin cenneti" yaklaşık mealindeki hadis bir şeyler farkettirse gerek. bu da yeterli gelmez ise; rejoice ile kepek sorununuza kökten çözüm bularak mutlu olabilirisiniz.

2. zoka: mükemmellik: bu zoka aslında ademoğlunun yabancısı olmadığı ve fakat unutkanlığından mülhem tekrar tekrar yuttuğu bir şey. ilk imtihan olunduğun bahçeyi hatırla. şeytanın yaklaşıp "melek olmayasın ve ebedi yaşayanlardan olmayasın" diyerek seni saptırdığı, seninde saptığın anı. işte o melek senin zihin dünyanda "mükemmeilliğin" sembolü idi. kusurlardan ve eksiklerden münezzeh olmak idi...

işsizlik oranı

"bir ülkenin kalkınma ve gelişmişlik göstergesidir." tanımını benimsemişsek eğer dolma yutanlardanız demektir. hatta ekonomi litaratüründe bir de formül icad edilmiştir ve formül "işsizlik oranı(%) = (işsizlerin miktarı / toplam işgücü) x 100" şeklindedir dedik mi, iflah olmayız.

mesela fahişeleri, genel ev çalışanlarını -ki sigortalı bu ikinciler, yani ssk'lı- işsizlik oranında görememek geliştiğimizi gösterecek. işsizlikle mücadele edenler ne ile mücadele ediyor? sorusu bile bir tuzak. mücadele edilmesi gereken şey bu mu? yani insan sadece bir takım otları (yoo yanlış okumadınız) yiyerek üst düzey besin ve sıhhatli bir hayat sahibi olabilir. ki bu otların tarımını yapmaya da gerek yok. bırak tabiat kendi kendine onu yapsın.

ücret karşılığı emek

modern kapitalizmin köleleştirme tekniği. ingilizler hindistan'a gittiklerinde, mesela kahve fabrikalarının sahibi çalışacak adam bulamaz. yani "gel bilader sana şu kadar sterlin, çalış fabrikada" denildiğinde kimse çalışmaz. çünkü insanların para karşılığı çalışmak gibi bir bilgileri ve paraya ihtiyaçları yok. yani elbette bu adamlar çalışıyor ve bundan belli bir ücret elde ediyorlar. ve fakat düzenli bir gelir fikri yok kimsede. ki tüm arz üzerindeki her millet böyle. neyse, fabrika sahibi kraliçeye yakınır ve madam hemen kelle vergisi icad eder. neticede artık fabrika işçi bulmuştur.

allah hrıstiyanlık ve yahudilik diye bir din göndermedi

islam: hz. adem ile başlayan ve hz. muhammed(s.a.v.) ile sona eren dinin tek adıdır. ve bu ikisinin arasındaki tüm peygamberler layıkı ve hakkıyla islamı tebliğ etmişlerdir.

allah'ın kulu ve nebisi olan hz. davud(a.s.)'a gönderdiği zebur'da ve hz. musa(a.s.)a gönderdiği tevrat'ta bir kısım insanların yaptığı tahrifata din denilmesi gerçekliği yansıtmaz. o itikat sahipleri dinden sapkınlıklarına yahudilik demişlerdir. ve fakat elbetteki bu peygamberlere tabi olan müslümanlar cennettedir.

yine allah'ın kulu ve elçisi olan hz. isa(a.s.)'da kendisine vahyolunanı tebliğ etmiştir. kendi döneminin ilk müslümanıdır. ve yine dikkat edin gerek kur'an-ı kerim'de ve gerekse hadis-i şeriflerde hrıstiyan kelimesi kullanılmaz. nasrani denir. hrıstiyanlık rasulullah'ın risaletinden çok sonra ortaya çıkmış bir başka sapkınlıktır.

şimdi tüm bu çerçevede hrıstiyan ve yahudiler peygamberlerinin kendilerine tebliğ ettiği islam dininden çıktıkları için hrıstiyan ve yahudidirler. bu kişilerin cehennemlik olması kendilerine bildirilen dinde yapılan tahrifata ses çıkartmamaları veya bizzat kendilerinin bu işi üstlenmeleri iledir. yoksa haşa allahu teala peygamberlerine islam'dan başka bir din emretmemiştir.

her gün fatiha suresinde bu insanların gazaba uğrayanlar ve dalalete düşenler olduklarını söylüyoruz. hiç bir şey bilyor isek bile okuduklarımız üzerine tefekkür etsek yeter bize.

tokat atmadan önce çocuğunu duvara dayayan anne

öyle annedir, böyle annedir, şöyle annedir. neyden bahsediyorsunuz kuzum siz?! ana bu ana? boru mu? ne olmuş çocuğuna iki hatta beş on tokat vurduysa. yok merhametsizmişde, yok ne kalp varmışta.

bu çocuk her gün dayak yese bile anasına asla karşı gelemez. nerde okudum hatırlamıyorum. bir çocuk anasını yalın ayak sırtında hacca götürse, yine de anasının kendisini karnında taşıdığı bir günün hakkını ödeyemez. diyordu. analık böyle bir şey.

kimse çocuğun ne yaptığını konuşmuyor. ha ben ana mıyım? değil elbet. mahlasa baksana. çocuğumu da döven biri hiç değilim. ve fakat anaya babaya karşı olumsuz konuşulur mu? bunu aklım almıyor. biz gavur değiliz. öyle 18'ni geçtim kimse bana karışamaz triplerine girmeyin boş yere. ana bu boru mu?

demokrasi ve laikliğin siyam ikizi olması

yanlıştır. laiklik katolik olmayan ve fakat bir cesim sahibi grubun hakkının korunmasıdır. adam katolik değil ama hrıstiyan. yani öyle başka din falan değil. yedirirler mi u.k.'ı sana. demokrasi ise, dünya sisteminin merkezinin londra'dan usa'ya nakli ile alakalı. usa kendi sistemini hali ile dayatıyor. tıpkı 2. dünya savaşı öncesi u.k.'ın diktatörlüğü ve ulus devlet ve kapalı rejimleri teşvik ve emr etmesi gibi, şimdi de usa bunları kendi sistemi doğrultusunda, blokların yıkılması, turuncu devrimler arap baharı gibi bahanelerle ortadan kaldırılıyor.

türkiye söz konusu olduğunda chf'nin tüm izlerinin silinmesi gibi bir görev erdoğan'a tevdi edilmiş gözüküyor. bu hali başbakan atatürk'ün tamamlayamadan öldüğü inkılapların devam ettiricisi. zaten mustafa kemal yaşasaydı akp'li olurdu.

abdullah öcalan ın asrın lideri olması

"asrın idrakine söyletmeliyiz kur'anı" diyor akif. bahsedilen asr ile aynı olsa gerek. ve fakat yine de bırak kürdü-ki apo kürt bile değil- bir ermeninin bile dünya siyasetinde adı yok. bunlar figüratif öğe olmaktan öte bir şey değiller.

bak yunanlı dersen, tamam adamlar ab'ye kök söktürüyor görmüyor musun? adamlar ab'den aldıkları kredileri geri ödemedikleri gibi yenisini alamadıkları için bir de veryansın ediyorlar. en çok ceremeyide kredileri veren garibim almanlar çekiyor. merkelin efelenmeleri boşuna mı sandın?
1 /