protez kolların kurtuluşu yoktur

bir idris özyol güzellemesi...

--- alıntı ---
Kocamandı babamın elleri ve hep ekmek kokardı. BeşŸ çocuk kokardı babamın elleri, geçim derdi, ev sıkıntısı ve kiracılık kokardı. Biz kiracı olarak doğŸduk bebeğŸim ve dünya, kocaman kiralık bir ev olarak sunuldu bize. Duvarları boyasız, sade ve odaları kalabalık bir ev.

Kalabalık yaşŸamayı, hep birlikte düşŸünmeyi ve bir ağŸızdan konuşŸmayı öğŸrendik. Aynı anda konuşŸtuk ve hiç dinlemedik birbirimizi. Vaktimiz yoktu hiç ve koskocaman bir gürültüydük hep. Önce sesimiz girerdi kapılardan içeri ve sesimize bakarak bizi bekleyenler hiçbir şŸey göremezlerdi cümlelerimizin ardında. Bütün cümleler babamın elleri gibi kokardı çünkü ve hayat, elleri olmayan bir adam gibi dururdu önümüzde.

Beyaz kafanın elleri yoktu ve o yüzden camlarındaki kiri, komodinlerindeki tozu, yataklarındaki çamuru biz temizlerdik. Zengin evlerine temizliğŸe giderdi kadınlarımız. Bizim kadınlarımızın elleri vardı çünkü ve onlar da ekmek kokardı. Ve elleri olmayanlardan nefret ettik hep. Elleri olmayanlara zerrece güvenmedik. Bir tetiğŸe dokunamadıkları için ve boşŸaltamadıkları için üstümüze şŸarjörlerini şŸüphelendik onlardan. Onlar yüreksiz ve iğŸdişŸ edilmişŸ bir takım canlılardı bizim sözlüğŸümüzde. Ve kiraladılar ellerimizi ve bize protez muamelesi yapıp durdular hep. Biz protez değŸiliz bebeğŸim, takma kolları değŸiliz hayatın. Bizim ellerimiz var ve ellerimiz el gibi kokar, adam gibi kokar.

Adam gibi kokan ellerimizi avuçlarına alarak birileri, "işŸte bir emekçinin nasırlı parmakları" diye bağŸırdı bir gün. Kiralık parmaklarımıza ve zenginlerin pisliğŸini kaldıran avuçlarımıza yeni bir isim koydular: "Emekçi". Oysa bu bir emek değŸildi ve haysiyetli bir cümlenin arkasına gizleyerek gerçeğŸi kandırdılar bizi. KaldırdığŸımız çöplere ve gömdüğŸümüz leşŸlere teorik makyajlar yaptılar. Bizim burnumuzun direğŸi kırılıyordu ortalığŸı saran kokudan. "KurtuluşŸ" adını verdikleri şŸey, mezarcılar grev yaptığŸı için ortada kalmışŸ ve iyice çürümüşŸ bir leşŸten ibaretti. Bizi o leşŸi kaldırmak için ikna etmeye çalışŸtılar ve "iktidar halka" türünden palavralar savurdular körpe dünyalara. inandık ve ellerimizi bu kez de onlara kiraladık. Kahrolsun ki inandık onlara. Avuçlarımıza şŸiirler yazan ucuz şŸairlerine inandık. "Toplumcu gerçekçi" faşŸizmlerine inandık. Masamıza bıraktıkları romanlara, alfabelere, pankartlara inandık. Bunlar daha kötüydü ve kullandıktan sonra kırdılar kollarımızı.

Kırık kollarımızı reddiyeler düzdüğŸümüz, ''feodal'' diye suratlarına tükürdüğŸümüz amcaoğŸullarının evlerinde tedavi ettik. Analarımız, usul usul ve ağŸlayarak ve lanetler savurarak bin yıllık merhemler sürdü kırık hayatlarımıza, kırık aşŸklarımıza. Onardık sevdiğŸimiz şŸeyleri ve dedelerimizden kalan bulanık intikamlara, karmaşŸık ama bir o kadar da net bilgilere döndük tekrar. Ellerimiz acıyordu ve inadına ekmek kokuyordu kırılan her yerimiz. UğŸruna öldüğŸümüz herşŸey ekmek kokuyordu. Biz ekmek aşŸkına, zeytin aşŸkına, duvardaki Kabe resmi aşŸkına kırdık hayatı ve kırdığŸımız herşŸey merhem oldu üstümüze iki kat çöken gecelere. Geceler babamın elleri gibi kokardı ve usulca üstümüzü örterdi hayallerimiz. Hayallerimizde dev bir fırından ekmek akardı semtlerimize. Ve biz ekmeğŸe aşŸıktık bebeğŸim, ekmeğŸe aşŸıktık.
--- alıntı ---

devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar